4 Yorum

Ezgi’nin Gebelik Günlüğü, 16. hafta

Herkese merhaba!

Bu hafta sizlere Düzce- İstanbul otobüsünden sesleniyorum! Doktor kontrolü için taa Akçakoca’ya gidince dönüş akşamı buluyor, yazılar da böyle otobüs yolculuğuna kalıyor! Üçlü testin sonucunu aldık, riskin en az olduğu gruptaymışım, şimdinin yeni moda deyimiyle “sıkıntı yok” yani. Kendime bir de hamilelik dosyası yaptım. Bugüne kadar yaptırdığım testler, ultrason görselleri (fotoğraf diyemedim), doktorların telefon numaraları, hatta vakti zamanında hastanelerden aldığım anne sütü broşürleri bile bu dosyanın içinde. Pek derli toplu oldu, kendimi takdir ettim.

Bu hafta babamla –yeniden- barıştık. Yine bir süredir konuşmuyordum da kendisiyle. Öyle bir dargın bir barışık iletişimimiz var bizim. Bebeği öğrenince ilk ne dese beğenirsiniz? “Kızım sakın eylemlere gideyim deme. Biz o zamanlar bilemedik, annen sana hamileyken eyleme gittik. Polis saldırdı. Zor kurtardık seni. O yüzden şimdi sakın gitme. Sonra gidersin.” Yani sayın seyirciler 27,5 yıldır memlekette değişen bir şey yok. Neyse, konumuz bu değil. Ebeveynlerden nasihat duymanın yaşı yok. Kendim de bir adet ebeveyn olma yolunda ilerliyorum ama bu benim birilerinin kız çocuğu olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Bol bol müzik dinle de bu tavsiyeler arasındaydı. Onu pek yapmadığımı fark ettim, bol bol çocuk şarkısı dinliyorum şimdilerde.

Typic
Bizim bebenin cinsiyetini öğrenince aslında aileden de alışık olmadığımdan –malum 3 kız kardeşiz- aklımda yavaş yavaş erkek çocukla ilgili düşünceler toplaşmaya başladı. Çok acayip, gerçekten de hamilelik bir hazırlık ve alışma süreci bence. Ortada bir mıknatıs var sanki ve mıknatısın cinsiyeti erkek olduğuna göre onunla ilgili soruları topluyor. Bunların en başında sünnet meselesi var. Ben çok netim: Sünnet ettirmeyeceğim. Bir kere kimliklerinden din hanesini sildirmiş ebeveynler olarak dini bir gereklilik –ki adı üzerinde sünnet yani gereklilik değil aslında- olarak görmüyoruz bunu. Barış benim kadar net değil, çünkü bu toplumda büyümüş bir erkek insanı. Yani ileride çocuklar birbirlerine pipilerini gösterir de bizimki sünnetsiz olursa onu dışlarlar ve ötekileşir bu durum da onu üzer diye istemiyor. Böyle söyleyince ya da dile getirince bana çok korkunç gelmiyor. Bu nedenle olmasa da başka nedenlerle ötekileşmeyecek mi zaten? Hem biz ötekileşmedik mi? Baş etmeyi öğreniyoruz, kendi doğrularımızın arkasında durmayı da. Arkadaşlardan gelen bir diğer sünnet sebebi de hijyen. Onu deneyimlemedim, fikrimi pek değiştireceğini sanmıyorum ama dikkat edeceğim.

Benim bu sünnet konusunda bu kadar net olmamın sebeplerinden biri de çocuk hakları konusuna uzun süredir kafa yoruyor, bu alanda çalışmalar yürütüyor olmam. Bir kere çocuk da bir birey, üstelik bizim zannettiğimiz gibi olmamış, yarım da değil halis mulis insan. Ve biz bu insanın kendi bedeni üzerinde söz söyleme hakkını elinden alarak onun bedenine müdahale ediyoruz. Bir bireyin bedenine müdahale etmek insan haklarına da çocuk haklarına da aykırı. Bunu söyleyince Barış diyor ki: “ohoo ona gelene kadar ne hak ihlalleri var?” Neler var acaba?

Velhasıl, bizim oğlan büyüdüğünde kendisi sünnet olmak isterse kendi bedeni kendi kararı biz yanında oluruz. İstemezse de kendi bedeni kendi kararı. Buna kendisi karar verecek. Benim görüşüm bu yönde ve içim de çok rahat. Ucundan accık aldırmayı düşünmüyorum, tastamam bırakma taraftarıyım!

Bu hafta sonu Yedigöller’e gitmek üzere, arabaya doluştuk arkadaşlarımızla. Daha yolda giderken rengârenk ağaçların her yanı sarmış olması öyle güzeldi ki… Daha yolda giderken diyorum çünkü Yedigöller’e varamadık, giriş kapısında tadilat varmış! Sen o kadar virajlı yolu git, sis bulutlarının arasından dağı tırman sonra da “kapalıyız kardeşim!” Oldu, çok teşekkür ederim! Neyse dedik, dümeni Abant’a kırdık. Abant da çok güzeldi. Gölün etrafında sararmış yapraklar,gölün üzerinde nilüferler. Piknik alanları, mis gibi hava… Poğaçalar, börekler… Harika bir gün geçirdik.

Ezgi162

Aynı günün akşamında da minicik giysilerin rafları süslediği bir bebek mağazasına gidip bakın ne aldık! Üzerinde 4-6 ay arası yazıyor. Şimdiden bebenin üzerindeki halini çok merak ediyorum. Ben biraz aceleciyim sanırım, bizim bebenin daha cinsiyeti belli olmadan wrap slingini almıştım. Hep ikinci el eşya topladığım için rengini belirleme şansım olmadı ve sling de mavi oldu. Bu sırada bir de dokuma sling buldum ikinci el ve çok uygun bir fiyata. O da mavi. Şöyle rengârenk ikinci el giysiler bulabilecek miyim acaba? Ama kararlıyım, kendimi tutup alışveriş hakkımı İBS Anne Bebek Çocuk fuarında kullacağım!

Gelelim slinglere. Bir süredir Facebook’taki Babywearing Türkiye sayfasını takip ediyorum. Bağlama teknikleri, hangi ergonomik kanguru daha iyi gibi konularda epey örnek gördüm. Benim niyetim hastaneden wrap slingle çıkmak, bakalım olabilecek mi? Hastaneden çıkmak deyince birden telaşlandım.

Neyse ki; daha çoook var o zamanlara!

Di mi?

Ezgi

Yazar Hakkında

EZGİ BERK– Severek aldığı tarih eğitimi sonrası kendini eski çağlara ait kitaplar arasında çalışırken buldu. Hâlâ tarih kitapları arasında çalışmakta, satır aralarında insanların duygu ve davranışlarını aramaktadır. Aynı zamanda eğitim hayatının hangi evresinde kaybettiğini hatırlamadığı zengin hayalgücünü tekrar keşfetmek için çocuklarla çalışıyor. Bazen de çocuklar olmadan, çocuklar için çalışıyor. Çocuk edebiyatı tutkunu. 27 yaşında ve ejderhalara inanıyor.

Ezgi’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

4 yorum

  1. Aynı fikirdeyim. Ben de mesela kızımın kulağını deldirmedim. He isterse kendi seçimiyle “anne ben küpe takmak istiyorum” derse gider deldiririz.

    Ben asıl çevremden gelen tepkilere şaşıyorum; aman canım olur muymuş, kız çocukmuş bu küpesiz olmazmış, falanmış filanmış…

  2. Kız çocuğun böyle bir derdi yok diye düşünmüştüm. Ama her çocuğa müdahale etmek isteyen bir kesim var demek. Oturup düşünmek yerine illa ki baskı yapacaklar… Ne güzel düşünmüşsünüz. Sevgiler

  3. Merhaba Ezgi,
    Bu sünnet konusunu hiç düşünmemiştim ben. Aslında düşünmemiş değil de senin baktığın şekilde bakmamıştım diyelim. Ne kadar haklısın! Benim eşim de seninkiyle benzer düşüncelerde. Oğlumuzu sünnet ettirsek bile en azından davullu zurnalı bunu kimseye teşhir etmeyeceğimizden eminim 🙂

    • Merhaba Nazlı,

      Erkekler çocukken bizzat yaşadıkları için (bkz. göster amcalara, birbirlerine göstermece) mahalle baskısına karşı sünnet ettirmeye daha meyilliler. Böyle olmayan babalar olduğunu bilmek çok güzel 🙂 Güzel yorumların için çok teşekkür ederim 🙂