12 Yorum

Susuz okullarda değerler eğitimi

Dün Deniz’le okuldan dönerken ‘Anne çok susadım!’ dedi, yolumuzun üzerindeki bakkaldan bir şişe su aldık. Yanına matarasını koyuyoruz her sabah ancak gün içinde bitiyor suyu. Fazladan 1 TL vermeyi unutunca da susuz kalıyor çocuk.

Susuz kalıyor, evet. Çünkü okulda su yok. Su yok su, hani şu hayati sıvı…

O an aklıma geldi, bizim zamanımızda çeşmeler vardı okulda… Lisedekine ‘yalak’ derdik hatta, böyle sıra sıraydı… İlkokulda da çeşmelerimiz vardı kana kana su içtiğimiz… Yanımızda şu katlanan plastik bardaklardan götürür de onlarla içerdik. Hani şu kat kat, her katı farklı renk bardaklardan… Onlarla içerdik işte suyumuzu… Şimdiki çocuklar çeşmeden su içmeyi bilmiyorlar, en azından büyük şehirlerdekiler… Ne yazık…

Okul başında Deniz dedi ki ‘Anne bu sene okula su götürmemize gerek yok, okulda su olacakmış!’ Nasıl ya falan derken sandım ki böyle sebil olacak her katta falan, çocuklar oradan gidip alacaklar sularını… Ah dedim, ne güzel, ne hoş! Yanlış anlamış meğer çocuk… Okulun zaten bütçesi mi var doğru dürüst, temizlik malzemelerini bile okul aile birliği alıyor, bir de 300 kişilik okulda her öğrenciye yetecek kadar su mu verecekler Allasen? İlahi sürahi ben…

KatlanabilirBardak

Görsel Alkışlarla Yaşıyorum sitesinden alıntıdır

 

Ben de her sene başında düşüyorum bu tongaya… ‘Bu sene her şey çok güzel olacak!!!!’ İyimserlik mi dersin, saftiriklik mi dersin? Okul personelinin ve okul aile birliğinin emekleri ortada… Gerçekten çocuklar için canını dişine takan bir kadro var okulda… Buna kanıyorum herhalde, oysa süper gücü yok ki onların…

Daha önce söylemiş miydim -söylemişsem de bi daha söyleyeyim- devlet, okullarının sadece elektrik, telefon ve doğalgaz giderlerini ödüyor. Bunun dışındaki her şey ama her şey (öğretmenler dışındaki tüm personel: temizlik, güvenlik, yemek, vs.), her türlü masraf (tuvalet kağıdından faks, e-mail gibi iletişim giderlerine kadar) okul aile birliğinin cebinden çıkıyor. Bizim okul aile birliğinin senelik aidatı ne kadar biliyor musun? 300 TL (yazıyla ÜÇ YÜZ). Ve bunu bile vermeyen (bak veremeyen demiyorum) bir sürü insan var. Neden? Çünkü devlet okulu, devlet yapsın. Yav yapsın eyvallah da sen de ucundan azıcık tutuver be gülüm…

Hafta sonu Birgün’de bir haber vardı: ‘Eğitimde yağmur duası‘. Habere göre, ortaokulda verilecek olan Değerler Eğitimi derslerinin içeriği ortaya çıkmış, ‘yağmur yağması için yağmur duasına çıkın, yağmazsa da takdir-i ilahi’ deniliyormuş. Şimdi bunun bilimsellikle ne kadar çeliştiği ortada… Devletin okulunda sen tut yağmur duası öğret. Ama bir dakika… Devlet kim ki? Bugün yağmur duasını öğretir, yarın andımızı… Sonuçta okul dediğin yer hakim olan ideolojiyi yaymak, o ideolojiye hizmet edecek piyonlar yetiştirmek için yaratılan ”eğitim kurumları” değil mi?

Okul denilen ortama güvenmiyorum ben. Hele de içinde bulunduğumuz ülkede, bu şartlarda hiç… Devlet okullarından bahsediyorum evet ama özel okullar da kendi nezih, elitist ya da dini ideolojilerini pompalıyorlar çocuklara… Her neyse…

Dedim ya, bu sene din dersi alıyor çocuklar okulda… Çok bunaldım ilk başta, nasıl olur da benim çocuğuma benim evde vermediğim değerleri okulda vermeye kalkarlar?! (Bakınız bilgi demiyorum, o yüzden ‘evde matematik de öğretmiyorsun’ demeyiniz; değer diyorum, inanç diyorum). Hala da prensip olarak karşısındayım bunun. Ama geldiğim noktada fark ettim -daha doğrusu hatırladım ki- benim evde vermediğim değerleri okulda zaten veremezler. Denerler, ama güdük kalır…

Okul, ailenin vermediği terbiyenin, ailenin öğretmediği değerlerin çocukların kemiklerine işleyebileceği bir yer değil. Bu her türlü değer (ister milli, ister dini, ister ahlaki) için böyle… Tabii bu, ailenin okula ve öğretmene ne gözle baktığıyla da çok alakalı… ‘Öğretmen her şeyin doğrusunu bilir’ diyerek ‘eti senin kemiği benim’ anlayışıyla teslim edersen okula, ve hiç dönüp bakmazsan bu çocuğa neler öğretiliyor diye, evet saçma sapan şeylerin de kafasına sokulması mümkün elbette…

Ama size bir sır vereyim mi: Çocuklar okulda asıl öğretmenlerinden değil, arkadaşlarından öğreniyorlar. Tabii bu öğrenmeyi nasıl tanımladığınıza bağlı… Öğrenmek sadece sosyal bilimler dersinde anlatılanları ezberlemekten ibaret değil, okulda yaşadıklarını hayata nasıl uyarladığınla alakalı aslında… Bizimki geçenlerde bir arkadaşına 2 TL borç vermiş, arkadaşı ‘geri getireceğim’ demiş, getirmemiş, bizimki parayı istediğinde de ‘Vermicem, vermek istemiyorum!’ demiş. Al sana en kral hayat bilgisi dersinde öğretilemeyecek bir hayat dersi…

O yüzden ortaokul ve sonrası çok önemli işte… Çocukların ergenlik dönemlerinde kontrollü bir ortamda olmaları, okuldaki öğretmenlerle iletişim kurabiliyor olmaları, akademik başarılarının da ötesinde kişisel gelişimlerinin izleniyor olması çok çok önemli… Ortaokulda biraz daha ‘denetimli’ bir ortam gerekiyor sanki, ve gittikçe ötelenen, MEB’in önceliğinin çocukların sağlıklı gelişimi değil de değerler eğitimi alması olduğu devlet okulları bu konuda yetersiz kalacak gibi görünüyor. En azından benim şahsi çıkarımım, şimdilik, bu… Ortaokul ve sonrasında bize özel okul yolu görünecek gibi…

Seçimlerden sonra bana bir şey oldu, biraz bi kabuğuma çekilmek istedim. Barış Atay’ın Diktatör diye bir oyunu varmış, ona gidelim dedi arkadaşım, Tamam dedim önce ama sonra fark ettim ki istemiyorum gitmek. Şu an gerçekleri daha fazla görmeye ya da daha da karamsar olmaya değil, biraz dokunulmamaya ihtiyacım var sanki… Buna yılgınlık de, pes etmek de, ne dersen de…

Benim gücüm, kendi küçük dünyamı etkilemeye yetiyor sadece. Kçını da yırtsan, oyları da saysan, bazı şeyleri değiştiremiyorsun bu memlekette… En azından kısa vadede…

Dolayısıyla back to basics: Herkes kendi kapısının önünü süpürsün. Ben kendi çocuklarıma bakayım. Onları ‘Okulda öğretilen her şey doğru değildir, sorgulayın’ diye yetiştireyim. Başka birilerinin değil, kendi değerlerimi öğreteyim. Değiştiremeyeceğim sözde güçlerle savaşmak yerine değiştirebileceğim önümdeki yanlışlarla uğraşayım: Yere çöp atılmaz. Günah olduğu için değil, yerler kirleneceği ve senin pisliğini başkasının temizleme zorunluluğu olmadığı için… Yalan söylemek doğru değildir, cehennemde yanacağın için değil, dürüstlük önemli bir erdem olduğu için…

O yüzden benim çocuğuma yağmur duasını öğretemezsiniz siz, isteseniz de kafası almaz.

Ama okulda su verseydiniz iyiydi…

12 yorum

  1. Yazınızı sonuna kadar okudum ve tamamen aynı düşüncelerdeyim. Eğitim anlayışından bahsettiğiniz diretmelere kadar. Bir hayal kırıklığı da var yazıda ama dediğiniz gibi kimse sizin vermediğinizi zorla veremez. Umarım çocuklarımızın daha güzel günleri olur. Sevgiler ve yazı için teşekkürler

  2. harika bir yazi olmus Elif…aynen benimde artik yeni modum cocugum , ailem onemli gerisi bos…onlara gerekli degeri zamani kiymeti vereyim iyi bir sekilde yetistirmeye calisayim kendi dgrusunu bulsunlar…e dogruyu bulmak istemeyeninde kafasina zorla vurulmaz ki..

  3. Suyun bitmesi tuhaf olmuş tabi)) aynı okuldayız ayrıyetten su alındı bizim hoca dolduruyor şaka gibi dimi adam 2 senedir iyi niyetinden su dolduruyor (sebili dökerlermiş falan karşı çıkıldı..evet bizim çocuklarımız eğitilemez tabi dimi ((nefret ediyorum sınıf toplantılarından (

    • Neden bu kadar İslam dinine karsisiniz. Musluman değilim İslami kabul etmiyorum deseniz anliyacagim. Ama ben muslumanim deyipte böyle İslami kötüleyici soylemlerde bulunmanız çok yanlis, sonuçta sitenizi her ırktan ,her dinden olan takip ediyor. Dinle ilgili yazılarınızı çok üzülerek okuyorum

  4. Elif yılgınlığını anlıyorum. Yazının çoğuna katılmakla birlikte, geriye çekilmende müdafaa hattını biraz daha ileriye koymanı tavsiye edebilirim ancak naçizane. Çünkü yazıdaki örnek olan, oyları sayma işini alırsak ele mesela, oyları saymasaydık ve başında durmasaydık iktidar partisi çok daha yüksek oyla gelebilirdi başa, ya da %10’u zor geçen parti geçemeyebilirdi. Sonuç; anayasada değişiklikleri kimseye sormadan tek başına yapabilecek bir iktidar. Çünkü beterin beteri var. İnşallah gördüklerimizin en beteri bugündür ve bundan sonrası aydınlık olur ümidini hep taşıyorum ama müdafaa hattına da dikkat etmekte fayda var:)

  5. İnşallah güzel aydınlık günlerimiz olacak ..çocuklarımız kendi doğrularımızla büyüteceğiz..
    Birde şu bir liraları koymayı unutmasak:)

  6. Yazınıza bende destekçiyim, bir çok konuya katılıyorum. Zorunlu din dersi almasını istememek de en doğal hakkınız amenna. Tek bir şey canımı sıktı. O da sondaki “Yere çöp atılmaz. Günah olduğu için değil, yerler kirleneceği ve senin pisliğini başkasının temizleme zorunluluğu olmadığı için… Yalan söylemek doğru değildir, cehennemde yanacağın için değil, dürüstlük önemli bir erdem olduğu için… ” kısmı. Çünkü dindar bir insanda aslında tam böyle eğitim veriyor çocuğuna. Misal ben 🙂 Çocuklarıma yere çöp atılmaz günah demiyorum. Ya da öğrencilerime yalan söylemeyin cehennemde yanarsınız hiç demedim. Tüm mantıksal detaylarıyla açıklarım konuyu. Son kısım (kastınız o olmasa da) sanki din eğitimi verenler bunu böyle anlatıyor der gibi olmuş. Naçizane belirtmek istedim.

    • Keske her kendini dinibutun diye tanitan sizin kadar uygar olsa. Sizin gibi gercek dinibutunler o yalancilarin golgesinde kaldi ne yazik ki.

    • Anladım söylemek istediğinizi… Oğlumun din kitabında ‘sınıf eşyalarına zarar vermek günahtır’ gibi bir ifade var. Ordan yola çıkarak yazmıştım bunları, MEB’in sunduğu din bu çünkü… Her dindar insan çocuklarına bu şekilde öğretiyor diye bir düşüncem yok, öyle anlaşılmasını istemezdim.

  7. Çocuğunu devlet okuluna gönderip para ödemek istemeyen velilere kesinlikle hak veriyorum. Hiç de ucundan tutmak falan zorunda değiller. Ben niye vergi veriyorum? Devletin vermesi gereken hizmetler var, bir zahmet topladığı vergilerden bunları düzgün bir şekilde yerine getirsin. Özel okula gönderenlere yapılan parasal katkıyı devlet, okullarına harcasa ya…Özel okul katkısı tam bir saçmalık. Aslında şu an milli eğitim tam olarak şunu yapıyor: az biraz parası olanlar (ve çoklukla bunlar eğitimden farklı beklentileri olanlar) sistemden çekilsin, geriye kalan halk çocuklarını onlar kimse karışmadan-görüşmeden istedikleri gibi yoğursunlar. Herkese parasız eğitim diyorum son olarak 🙂

  8. Çok güzel bir yazı olmuş, içimdeki düşüncelerin dışa vuruşu olmuş Teşekkürler.

  9. Ben ilkokuldayken (yani 2002 sonundan 2009 yazına kadar) çeşmelerimiz vardı bahçede, suyumuz bittiğinde kana kana içerdik, gerçi Bursa’da çoğunlukla sular hala çeşmeden içilir, ama İstanbul için durum farklı diye biliyorum 😀
    Yazıdaki derin mevzulara gelince… Çok eğitimli bir toplum olmamamıza rağmen, bir Müslüman olarak dinin ve değerlerin okulda diretilmesine karşıyım. Öğretmenler gayet donanımlı olsalar ve çocuk ruhuna hitap etseler bile bazı şeyler ailede öğretilmeli, ki toplum olarak eğitimde düşük seviyede olmamızın sebebi ailenin ilk öğretmen olduğunu kavrayamamamız, çocuk aileden ne gördüyse onu yapıyor sonuçta, ailesinde kitap okunursa çocuk da kitap okur ama eve geldiğiniz gibi dizilere gömülüp “çocuğum kitap oku” derseniz o çocuk ne kadar kitap okuyabilir ki?