4 Yorum

Kavga ederken sevmek

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Ayça Sobutay tarafından kaleme alındı.

***

Kavga ederken sevmek

Sıradan bir Pazar günü, saat sabahın sekizi… İki küçük çocuklu her evde olacağı üzere uyanma faslı çoktan bitmiş. Ben mutfakta tek gözüm kapalı çocukların ballı sütünü hazırlarken, Deniz atmaca gözleriyle on dört aylık kardeşi Can’ın legolarına yöneldiğini görüyor ve çığlıklar atarak ona koşuyor. Böyle bir tiz çığlık yok. Eminim apartmanda gizliden gizliye bizi evden çıkarma toplantıları düzenliyorlar. Yakında ev sahibinin Almanya’dan kardeşi gelirse hiç şaşırmam. Çığlığı duyar duymaz olay mahaline koşuyorum ama çok geç. Can tuş. Bu sefer o boru sesiyle çığlıklar atarak bana doğru koşuyor. Ağlaması acıdan değil sinirden. Siz hiç sinirden kaşlarının etrafı kızaran bebek gördünüz mü? Görmediyseniz herhangi bir günün herhangi bir saati bize beklerim.

Kötü günümdeysem, Deniz!! Bir şey yapmıyordu, sadece bakıyordu! diye bağırıyorum. Etti mi size pazar sabahı üç çığlık! İyi günümdeysem, Deniz’cim bitanem Can’ın legolarına dokunmasına istemiyorsan Can git de, Can elleme de, biraz beklersen kendi bırakıyor zaten diye açıklama yapıyorum. Bunlardan herhangi biri işe yarıyor mu, hayır. Kardeş kavgasıyla ilgili destek aldığımız çocuk psikoloğu büyük oğlunuz tahmin ettiğiniz kadar büyük değil, daha iki buçuk yaşında, sosyal yetenekleri henüz gelişmedi, paylaşma gibi bir duygusu yok, şu an tamamen egosu onu yönlendiriyor dememiş miydi? Demişti… O zaman neden hala sinirleniyorum? Çünkü benim de yorgunken ve uykusuzken sağduyulu düşünme yeteneğim henüz gelişmedi. Üzerinde çalışıyorum, oldukça ilerleme katettiğime inanıyorum. Muhtemelen ben bu becerimi geliştirdiğimde Deniz çoktan sosyal yeteneklerini geliştirmiş olacak… Ama olsun bazen amaç varış noktası değil, yolda edindiğimiz kazanımlar.

AycaSobutay

Kahvaltımızı ederken biraz önce sinirlendiğim Deniz’e yemeğini kendi yiyebildiği için derin minnet duyuyorum. Şu aralar Can’ı yedirmek bir mücadele çünkü. Yeni yeni öğrendiği kelimeleri kullanma hevesinden yemeğe olan ilgisi azaldı. Takılmış plak gibi dışarıyı gösterip karankkkk karankkk diyor. Karanlık değil aydınlık kuzucum derken, Deniz de ordan anneye destek veriyor. Ceeen gündüz oldu Ceeen, bak güneş var. Kahvaltı seansı bitip de tekrar oyun seansı başladığında demin Can’ın tepesine zebellah gibi oturan Deniz, bu sefer Ceen küçük lego senin, büyük lego Deniz’in, küçük lego oyna Ceeen diyor. Bu sefer içimde bir sevgi patlaması. N’ooldu işte bak nefret etmiyor kardeşinden. Onun canını acıtmak, ona kasten zarar vermek için şiddete başvurmuyor, kendi sahiplenme duygusunu bastıramadığından tepki veriyor. E psikolog dememiş miydi aynısını? Demişti, ama yaşayarak kavramak, hissetmek bambaşka.

Bu kavgalar hiç bitmeyecek biliyorum. Hele seneye Can iki buçuk yaşına geldiğinde ve aradaki fiziksel fark iyice azaldığında çok daha büyük patırtılar kopacak evde. Ama sonra ikisi kafa kafaya verip bizden saklandıklarında, kovalamaca oynarken kıkır kıkır güldüklerinde, beraber top oynadıklarında, birisi diğerine yemeğini uzattığında ya da yan yana uyuyakaldıklarında hep bileceğim. Hep bileceğim ki kardeşler en büyük kavgaları da etseler her zaman candırlar, karındaştırlar, sırdaştırlar. En güzel yıllarını birlikte geçirirler. Anne babaya karşı müttefik olmanın tadına birlikte varırlar. Yalnız birbirlerinin anlayacağı gizli dilleri vardır, gizli sığınakları, sırları, tuhaf oyunları. On dakika içinde kavgadan beraber oynamaya geçme kabiliyetine sahiptirler. En ateşli çiftler bile kardeşler kadar sık kavga edip kardeşler kadar birbirini sevemez.

İşte bu yüzden biliyorum ki bu kavgalara çok takmamalı. Bu kavgalar buzdağının görünen kısmı. Asıl altta yeşeren o derin sevgiyi asla ama asla akıldan çıkarmamalı.

Bunu psikolog değil, ben diyorum.

Ayça Sobutay
parmagiminucundakiler.com
Facebook.com/ParmagiminUcundakiler

***
Ayça Sobutay’ın diğer yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

4 yorum

  1. Bende de var bu ikiliden. …biz artık sakin döneme geçtik. …biri 4.5 diğeri 6.5 oldu…kavgalar azaldı sevgi ve birliktelik çoğaldı. ..binada ise bizim sesimizi duyan yok artık …az yani… okadar da olur 🙂 ve diyorum ki iyi ki 2 erkek ve iyiki 2 yaş ara var …Mutlu muyum ?? Evet mutluyum.

  2. Butun cocuklugum benden 3.5 yas kucuk erkek kardesimle kavga ederek gecti.Birbirimize avaz avaz bagirdigimiz bir anda, bir yabancı da ikimizden birine bagiriyorsa digeri “bagirma kardesime” diye geri bagirirdi:) Simdi ise dunya bir tarafa kardesim bir tarafa.Cocukken cok zor ama sonrasında kardes demek can yoldasi demek

  3. Yazınızı yüzümde Kocaman bir gülümsemeyle okudum. Henüz benim de yorgun ve uykusuzken sağduyulu davranma yeteneğim gelişmedi. İnsanın yalnız olmadığını bilmesi güzel :). Kolay gelsin, bol şans :))) !

  4. Abimle benim yaş farkımda 15 ay. Ne kavgalar olmuştur aramızda. Ama çabuk geçen, özlenilesi oldu, tatlı anılarımız olarak kaldı hafızalarımızda. Hala kalbimi kırdığı zamanlar olabiliyor. Ama üstünde durmuyorum. Kardeş sevgisi öyle birşey. Çocuklarımın arasında da dört yaş var. Size göre biraz daha şanslıyım. Zor dönemlerimizi atlattık biz. Zorluğuna rağmen gün sonunda, uykuda olduklarında onları izlemek, insana bütün yorgunluğunu unutturan harika zaman dilimleriydi. Çok yorucu, bir o kadar güzel tecrübeler. Sağlıkla, mutlulukla büyüsünler inşallah.