1 Yorum

Eda ve Erdem’in Hikayesi

4 Kasım 2015
İstanbul

unnamed (2)

Öncelikle pozitif doğum hikayelerini paylaşan tüm annelere ışık oldukları için teşekkürlerimi, 9 aylık yolculuğumuza güven ve sakinlik duygusu ile destek olan doktoruma şükranlarımı, her konuda yanımda olan canım eşime ve aileme sevgilerimi sunarım.

Canım oğlum bugün tam 23 günlüksün. Seninle birlikte ben de büyüyorum…

Hamileliğimin 36. haftası kurban bayramı haftasıydı. Ben 37. haftada izine ayrılmam gerekirken şansım sayesinde 1 hafta erken izne ayrılmış oldum. Çok da iyi oldu artık yorulmaya başlamıştım, keza 3 vasıta ile işe gidip gelmekteydim baban olmadığı zamanlarda… Bayram sonrası anneanenin evinde Küçükçekmece’de kalmaya başladım. Hem doktorum oraya yakındı, hem de artık evde yalnız kalmam pek uygun değildi. Aradan 2 hafta geçti, bu arada babaanen ve deden geldi Adana’dan.

10 Ekim Cumartesi günü kuzenimin düğünü vardı, bugün hem de benim doğum günümdü, ayrıca halanın taşındığı gündü… Hepsini bir telaş ile atlattık neyse ki… Son kontrolde 10 Ekim’den hemen sonra bekleriz bebeğimizi dedi doktorumuz. Bu arada ben babaannen ve dedeni hala göremedim, malum, Küçükçekmece ile Ataşehir pek yakın yerler değiller. 11 Ekim Pazar günü anneanenden yola çıktık, hava epey kapalı ve yağmurluydu, tabii ki her zamanki gibi İstanbul trafiği dehşet verici şekilde tıkalıydı…

Mecidiyeköy’e vardığımızda 1.5 saat geçmişti evden çıkalı. Bu arada saat 15:00 civarıydı karnım ağrımaya başladı acaba stres ve yol heyecanı mı dedim, saate baktım 15 dakikada bir düzenli geliyor gidiyor… Acaba yola devam etsek mi geri dönsek mi emin olamadım… Sonra hiç riske gerek yok dedik ve geri döndük. Doktorumuzu aradım, “şiddetlenirse ve sıklığı artarsa tekrar haberleşelim” dedi, “nasılsa yakınız” diye ekledi. Eve döndük, Esra teyzen geldi, anneanen ayaklarıma sıcak su torbası yaptı biraz dinlendim. Bu arada ağrılarım 10 dakikada bir geliyor ve gidiyor. Ben çay servisi yapıyorum, ayakta geziyorum, sıradan bir günmüş gibi… Baban doğum olacağına pek inanmıyor. Yalancı kasılmalar olduğunu düşünüyor. Akşam 22.00 sırası ben yatıyorum bir şey olursa uyandır diyor ve uyuyor her zamanki rahatlığı ile…

Artık dalgalar 7-8 dakikaya düştü. Zaman geçmek bilmiyor. Teyzen 01.00 sıralarında gidiyor. Tarih 12 Ekim’i gösteriyordu artık. Anneannenle başbaşa kaldık. Televizyon izliyoruz. Doğum olacak mı acaba diye bekliyoruz, çünkü kimse konduramıyor ben o kadar iyi ve normalim ki. Biraz dinlensem iyi olacak diyorum ve uyumaya çalışıyorum. Tam dalıyorum bir bakıyorum 5 dakika geçmiş yeni bir dalga vuruyor beni. Artık sabah 05.00 suları. Babanı uyandırıyorum, şiddetlendi diyorum. Doktoru arasak mı diye düşünüyoruz, çok da erken saat aslında. Hastaneye gitmeye karar veriyoruz,  (4-5 bina ötede hastane) giyiniyoruz, yürüyerek çıkıyoruz, anneaneni bile uyandırmıyoruz. Hastanede nöbetçi bir ebe var, sıcacık yatağından ve uykusundan kaldırıyoruz beni nst ye bağlıyor. Aradan neredeyse 40 dakika geçiyor. Bu arada tekrar uyukluyor ebe, baban uyandırıyor. Bakıyor kağıda, sancın yok diyor.

unnamed (3)Ben biraz paniğe kapılıyorum. 3-4 dakikada bir öyle dalgalar geliyor ki hangi pozisyonda durmam gerek bocalıyorum, çalıştığım nefes tekniklerini uygulamaya çalışıyorum, rahatlar gibi oluyorum… Bu böyle devam ederken bir de muayene etmeye karar veriyor, bakıyor ve açılma olmadığını söylüyor. “Allahım sabır” diyorum. Eve geri dönüyoruz. Uyumaya çalışıyorum tekrar ne mümkün, baban yine sıcak su torbası yapıyor bana, uzanıyorum kafam düşüyor ama uyuyamıyorum. Duş almak aklıma gelmiyor. Gözüm hep saatte, bu arada doktoru arıyorum, ne açılma ne sancı var ama ben iyi değilim diyorum. Ağrı kesici veriyor, magnezyumu arttır diyor. Muhtemelen doğumun başladığını anlıyor ama söylemiyor. Baban bir koşu eczaneye gidip geliyor, ağrı kesici işe yaramıyor elbette, tuvalete gidiyorum, kanama var, tekrar arıyoruz doktorumuzu muayene olduğun için olabilir diyor. Hep o uyuklayan ebe yüzünden… Bir şey olursa yine haberleşiriz diyip kapatıyoruz telefonu.

Ben yere çöküp kedi pozisyonunu alıyorum, baban masaj yapıyor belime biraz olsun rahatlıyorum. Aniden bir ıkınma hissi geliyor bana içimden ağlamak geliyor hatta ama ona bile takatim yok. Dalgalar 2-3 dakikaya düşmüştü sanırım. Doğum başlamadıysa bu ne diyorum. Bu sancı değilse sancı nasıl diyorum. ediyorum, doğumdan gebeliğimin hiçbir aşamasında korkmadım ama sadece güce ihtiyacım vardı o an, arkasından baban; beni her zaman gözlerimden anlayan tavrı ile pozitif cümleler kuruyor, ne kadar güçlü olduğumu söylüyor. Tuvaletim geldi diyorum, tuvalete gidiyorum, bir fışkırma gibi suyum ve nişan aynı anda geliyor. Hastaneye gidelim diyorum ama klozetin üzerinden kalkamıyorum. Bu arada anneanen uyanıyor. Sonra bir hışımla kalkıyorum, bu defa yürüyemem diyorum ki yürüsem yolda doğacaktın belki de… 30 metre mesefe için baban arabayı getiriyor. Acil kapısında iniyoruz, babanı zorla kayıt işlemleri için tutuyorlar, bu çok saçmaydı ama o an yapacak bir şey yoktu.

Ben doğumhane katına çıkıyorum tek başıma, o arada yanıma bir hasta bakıcı geliyor. Beni ayakta gören başebe öylesine muayene olmaya geldiğimi sanıyor, bu arada diğer ebenin mesaisi bitmiş ve gitmiş, sonra yatıyorum, başebe bir bakıyor gözleri fal taşı gibi açılıyor ve bebek gelmiş nerdeyse diyor, açılmam tamamlanmıştı muhtemelen, hemen doktorumuzu arıyorlar. Neyse ki evi yakın sayılır ve doktorumuz motorsiklet kullanıyor. Sanırım 10 dakika içinde geldi. Bu arada telefonum çalıyor, baban arıyor tahmin ediyorum, yattığım yerden telefonu istiyorum “doğurmak üzeresin unut telefonu diyorlar” gülerek. Eşim merak ediyor, doğuma girecekti diyorum, doktor alır gelince diyorlar, öyle de oluyor. Bu arada heyecandan başka bir şey hissetmiyorum, korku hiç hissetmiyorum, senin yaklaştığını anlayınca bütün acılarımı unutuyorum. Doğum dalgaları vız geliyor tırıs gidiyor artık. Bu arada bana ne lavman yapılıyor ne hijyenik ameliyat önlükleri giydiriliyor, hiçbir şey için vakit yok çünkü. Herkes ayaklarında çorapları ile mi doğuma giriyor acaba diye geçiriyorum içimden. Güya fotoğrafçı gelecekti bir de kavuşma anımız için… Saate bakıyorum 10a 10 var. Birkaç doğum dalgası daha yaşıyorum, sonra ebe hanım bana “ıkın” diyor, “çeneni göğsüne yasla, derin bir nefes al, nefesini tut, it…. “

unnamed

Ebenin dediklerini yapıyorum, minik bir nefes daha alıp ittiğimde, senin bir balık gibi kıvrılarak dünyaya geldiğini farkediyorum. Saat 10.00. Önce göbeğime koyuyorlar seni, baban heyecanla ayağa kalkıyor, doktorumuz oturun lütfen diyor, göbek bağının kesilmesi için kan akışının durmasını bekliyorlar, tam da hayal ettiğim gibi bir doğum oluyor. Doğumumuza dair pek plan yapmamıştık ama sadece ara ara hayal etmiştim… Sonra göğsüme, ardından boynuma doğru çıkarıyorlar seni, kokluyorum…. Babana bakıyorum. Konuşamıyorum, şükür ediyorum içimden, bu güzel varlık bizim diyorum, benim diyorum…. Sonra seni babanla götürüyorlar, yarım saat sonra ben de çıkıyorum, dışarıdan 4 dikişim var çünkü, beni doğumhane kapısında baban ve teyzen karşılıyor, odamıza gidiyoruz, ben çokça üşüyorum, biraz titriyorum sonra sen geliyorsun, ısınıyorum… Karnımda olduğun gibi çok huzurlu bir çocuksun bu dünyada da…

unnamed (1)

Bütün ömrün huzurla geçsin birtanem. Ve ben bütün ömrümce bunun için dua edeceğim. Huzurlu olman, sağlıklı olman, vicdanlı olman, iyi bir insan olman için hep dua edeceğim. Ve bütün ömrüm boyunca seni hep ilk günkü, hatta katlanan bir aşkla seveceğim. İyi ki geldin çipil çipil bakan oğlum, baban ve benim gülen yüzüme daha da sevinç kattın.

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.

Bir yorum

  1. Tebrik ederim, sağlıkla, analı babalı büyüsün bebeğiniz! Ben de ayağımda çorapla doğum yaptım, yalnız değilsiniz :).