1 Yorum

Bizim gözümüzle TÜYAP Kitap Fuarı

Geçen sene ilk kez çocuklu katılım göstermiştim TÜYAP Kitap Fuarı’na… ‘Bunun daha başlangıç’ olduğunu biliyordum, ve bu sene Deniz fuarın yaklaştığını duyunca sayıklamaya başladı ‘Ne zaman gideceğiz?’ diye…

Bir kitap listesi tutmasını istemiştim ondan son aylarda… Almak istediği kitapların listesi… Hem fuarda almak fiyat olarak çok avantajlı diye, ama daha da çok orada görerek, dokunarak, inceleyerek almanın zevkini tatsın diye…

Ve Perşembe günü sabah erkenden attık kendimizi yola…

Bugün günlerden #kitapfuarı! Bekle bizi TÜYAP!

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on Nov 11, 2015 at 11:10pm PST

Bu sefer tercihimiz metrobüs değil, deniz otobüsüydü. İyi ki de öyleydi, dünya varmıştı. Kadıköy-Bakırköy 20 dakika sürdü. Ardından ücretsiz servisle yaklaşık 40 dakika sonra Beylikdüzü’ndeydik. Bu kez daha hazırlıklıydık. Daha erken gidip, daha yavaş gezecek ve daha erken saatte dönerek trafiği bir nebze olsun geride bırakacaktık. Kendimize birer çıkın hazırlamıştık giderken. Doğan sandviçler yapmıştı bize (bizim evde sandviççi başı odur), meyve suyu ve elmalar almıştık yanımıza… Bir de çek çek çantam vardı bu sene, ne de olsa o kadar ağırlığı taşıyacak halim yoktu.

Bu sene de rotamız geçen senekine benzerdi: Günışığı, Tudem, Penguen (çünkü Süper Penguen), Mavibulut, Redhouse Kidz… Doğan Kitap’a uğradık çünkü Deniz’in listesinde Harry Potter’ın üçüncüsü vardı. Altın Kitaplar’a mutlaka (!) gitmemiz gerekiyordu çünkü Koca Kafa Nate’in sonuncusunu alacakmıştı. Desen’de illa ki durmamız gerekiyormuştu çünkü bir çizgi roman varmıştı oradan almak istediği… Ve daha bir sürü şey…

 

Arada durup soluklandığımız yerler oldu. Kırçiçeği Yayınları’nın sahibi Aslı Motchane ile her sene yaptığımız gibi sohbet ettik, Derya bebesi de ilk Elmer kitabını almış oldu böylece… Altın Kitaplar’ın bünyesine yeni kattığı bir marka olan Akademi Çocuk’ta Funmat’leri inceledik, hani şu çocuklar masada ders çalışırken masa kirlenmesin diye konulan, boyanabilen plastik matlar. Deniz ilkokula başladığında almıştık bir tane, şimdi çok güzelleri çıkmış, İstanbulluları falan…

Tanıdıklarımızla selamlaştık, tanımadıklarımızla tanıştık. Redhouse Kidz standı artık her sene geleneksel hale gelen buluşmaların yaşandığı, bu sırada sandviçlerimizi yiyebildiğimiz harika bir duraktı bizim için… Hazır standa uğramışken, bu sene Türkçe derslerinde sıkça karşısına çıkan deyimler ve atasözleri merakını da Redhouse’un atasözleri ve deyimler kartlarıyla gidermeye karar verdi Deniz.

IMG_3986

Redhouse Kidz Satış ve Pazarlama Müdürü Pelin Yılmaz ve Burcu ve Berk serisinin yazarı Defne Ongun Müminoğlu ile birlikte…

Redhouse Kidz deyince bu aralar akla en çok gelen isimlerden biri Tülin Kozikoğlu… Ne mutluyum ki sanal olarak başlayan tanışıklığımız keyifli bir dostluğa dönüştü. Müthiş saygı duyduğum, bir o kadar da gurur duyduğum bir insan Tülin. Sedat Girgin’in resimlediği Leyla Fonten serisi geçtiğimiz fuarda çıkmıştı. Her biri birbirinden güzel bu dokuz kitap, bence Türk çocuk edebiyatının klasikleri arasında yer alacak olmakla birlikte, geçtiğimiz günlerde uluslararası bir başarıya da imza attı: Serinin “Tembel Balık Sefa” adlı kitabı her yıl dünyanın en önemli çocuk ve gençlik kitaplarını seçen Uluslararası Gençlik Kütüphanecileri Birliği’nin The White Ravens listesine girerek önemli bir başarı kazandı.

TulinKozikoglu

Tülin Kozikoğlu’nun ‘selfie’si…

Yine kendime birkaç kitap dışında hiçbir yatırım yapmadığım yaklaşık 6 saatin sonunda, ayaklarımıza kara sular inmiş olarak, yorgun ama mutlu bir şekilde ayrıldık fuardan… Ettiğimiz sohbetler yanımıza kar kalmıştı da, ne yalan söyleyeyim, beni en çok mutlu eden şu Cimcime kitabıydı…

Cimcime

Çocukluğumun en önemli anılarından biriydi Milliyet Çocuk’taki Cimcime çizgi romanı… Onun yerini hiçbir şey dolduramadı. Şimdi Marsık Yayınları’ndan Burcu Ural Kopan’ın çevirisiyle yeniden -ve kitap olarak- basılması benim için bu fuarın en önemli kazanımıydı.

Her zamanki gibi ‘keşke daha fazla gezebilseydik’ diyerek ayrılıyorduk fuardan. Daha fazla kitap alacak yerimiz de, paramız da kalmamıştı ama aklımız hala gezemediğimiz standlardaydı. Çok da yorulmuştuk.

IMAG1024_1

Yorgunluktan Tüyap’ın kaldırımlarına çökmüşken, Blogcu Anne’nin yeni kalemi Ebrar Güldemler imdadımıza yetişti.  Tüyap’a 10 dakika mesafede oturuyor olmanın verdiği rahatlıkla, hafta boyunca fuarı birkaç kez ziyaret edebilme fırsatı bulmuştu ve bunlardan birini de bize elleriyle yaptığı kekleri getirmek için kullanmıştı. Meğer eve dönmek için muhtaç olduğumuz enerji, Ebrar’ın çikolata damlalı, taptaze, sıcacık keklerindeydi…

~~~~~~~~~~~

Sırt çantamda kek var bu kez, ayaklarım yere basmadan yürüyorum. Hem kitaplara gidiyorum, hem pek sevdiğim birini göreceğim. Elif’le kitap yorgunluğunda sohbet etmek bu yılın en güzel armağanlarındandı.

Tüyap bu sene için adeta kutlu kitap haftasıydı. Çocuklu çocuksuz defaten, neredeyse her gün gidip, arkadaşlarımla buluşmayı başardığım harika günler geçirdim. Pastırma yazı da hediye gibi üzerine eklendi ve dünyanın en güzel ikindi ışıklarından akşamlara dönerken sırt elim kolum kitaplarla dolu yürüdüğüm zamanlar geçti.

IMAG1051_1

Hafta sonu çocuklarla giderek başladık. İlk gündü ve yoğunluğa rağmen alanda dengeli bir kalabalık vardı. Büyük oğlumun doğum gününe denk geldi hem ve bu sene fuarla taçlandırdık. Daha sakin bir kalabalık vardı fakat yine de “büyükler” pek özenli değildi galiba. Çünkü bir noktada oğlum durup “büyükler bizi görmüyor, dikkat et!” uyarısında bulundu kardeşine. Sevgili büyükler, lütfen sizin çantanız boyuna ancak erişen minik insanlara dikkat edin. Onların didaktik bir şekilde kitap sevmesini değil de, anılarında hoş fotoğraflar yaratabilmeyi isteyen anneler için üzücü oluyor.

Mavibulut Yayınları fuar boyunca mabedim gibiydi, bizim kitaplığımız için olanlar bittikten sonra, daha büyük yaşlardan da edinmeye başladık. –Bizim yaş grubu demişken; Aç Tırtıl’a aşkımızı eklemeliyim- Fatih Erdoğan ve imzaladığı her kitaba yazdığı naif notlar hatıralarımızın en değerlileri arasına yerleşti. Fuar haftasında 35. yıllarını kutladılar, kutlu olsun, sonsuz olsunlar. Kırmızı Fare dergisi benim çocukluğumdu, Tepebaşıydı, gözlüklü kız çocuğu günlerdi, babamla paylaştığımız en özel şeydi.

IMAG0995_1

Redhouse’a uğradıysanız LeyLA Fonten serisini set olarak muhakkak alın. Yanında hediye ettikleri fuları da boynunuza sarın.

Çocukların zaman içinde oluşturduğum kitaplığı epeyce doyurucu. Birkaç arkadaşıma eşlik ve naçizane rehberlik ederek çocuk kitabı alışverişimi yapmış kadar oldum. Bu sene benim senemdi hem!

Hafta içi yetişkin günü olarak en iyi seçim Pazartesi. Çünkü hafta başı itibariyle gidecek artan bir kalabalık var ve en sakin gün. Denize kimse girmemişken girme hissi. Sakince geziyorsunuz, sohbetler ediyorsunuz. O sohbetlerin sonunda haliyle elinizdeki listenin dışına çıkıp sayfalarca kelimeler yükleniyorsunuz. En azından bana öyle oldu ve şimdi bir okuma listem var. Yoğun annelikle geçen beş yılın nihayetinde, açığımı kapamaya da gerçekten ihtiyacım var.

Metis Yayınları’nın setleri harika. Normal zamanda aynı yazarın bir, ya da en fazla iki kitabını alabileceğiniz fiyata seti alıyorsunuz. Zihni yorgun annelere bir doz Daniel Pennac verelim. Murathan Mungan’ın son kitabı da kaçırılmasın.

Çok şahane indirimlere denk geldim. Evet, bazı yayınevlerinde indirim dedikleri internet fiyatlarından ucuz sayılmazdı. Ama fuardan alışveriş yapmanın keyfi çok farklı.

IMAG1062_1

Bazı almam gereken kitapları bu sayede alabildim. Mesela; Doğan Kitap’a JK Rowling indirimi için minnettarım. Ebeveyn kitaplarında ciddi indirimler vardı. Ayrıca Maeve Binchy’ler de çok uygundu ve bana lohusa günlerimi hatırlatır. İrlanda’da bir yerde, benden uzakta, sakince akan yaşamları okumak deva gibi gelirdi.

IMAG1071_1

Sahaflar harikaydı. Ben bu sene çocukluğumdaki bir sürü kitabın eski basımlarını topladım. Ciltli Doğan Kardeş’leri sevdim, dokundum, seneye almaya niyet ettim.

IMAG1066_1

Benim için tek sorun, yol ve yön bulmaktı. Haritalar aslında epeyce verimli. Ben pek beceremedim. Ama mutlaka edinin çünkü yayınevlerine sorduğunuzda yanıt almak imkansız, çünkü oldukları yerden ayrılamıyorlar.

Dün son gidişimdi ve kitapların, kitaplarla meşgul insanların, gezenlerin, konuşanların, yayıncıların ve en çok da kitapların hepsine bakıp uzunca gülümsedim… İşte gerçekten tam da olmak istediğim yerdeyim.

Bir yorum

  1. Ankara’da biraz daha sönük geçiyor doğrusu. Sahaflar da olmasa… Yayınevlerinin çoğu taksit yapmıyor ve internette daha ucuz oluyor benim gördüğüm. Gene de açlıkla bekliyoruz her sene çocuklarla…