12 Yorum

Blogcu Gebe – 31. hafta

Sonbahar/kış aylarında gebe olmanın en zor tarafı kıyafet konusu… Aslında belki de tek zor tarafı bu; çünkü bu serin havalara rağmen ayaklarım böyle şişiyorsa örneğin bir Ağustos ortasında doğuracak olsam (annemin beni doğurduğu gibi, hem de Mersin sıcağında!) ne yapardım bilemiyorum.

BlogcuGebe31

Havaların böyle serin olması iyi de işte, bir yaz gebesi gibi üzerine elbise tak çık yapamıyorsun. Etek/elbise giyersen altına çorap giymek zorundasın ki zaten hatır hutur kaşınmakta olan göbeğin daha da kaşınıyor, hamile çoraplarının tekdüzeliği de cabası. Ayakkabı giyme sorununa girmiyorum bile…

Bu havalarda beni en rahat ettiren kıyafetlerin başında iki adet gebe taytım geliyor; bir siyah var kız kardeşimden gelen, bir de gri var Kanada’ya gittiğimde Old Navy’den aldıydım, onları döndüre döndüre giyiyorum. Siyah olanı daha da rahat, gri olan biraz dar; bir süre sonra çorabın sıktığı gibi sıkabiliyor o da… Ben de siyah taytımı özellikle gündelik olarak çok kullanıyorum.

Ama sanırım biraz fazla kullanmışım. Babam dün dedi ki ‘Yavrucum bu senin üstündeki çorap mı?’

‘Ne çorabı ayol?’ dedim, ‘tayt bu, hamile taytı.’

‘E için olduğu gibi görünüyor?’ dedi.

Bir de baktım ki babam haklı, benim tayt giymekten eprimiş eprimiş, olmuş sana mus çorap. Tenimin görünmesi ne ki, resmen donumun üzerindeki puantiyeler görünüyor! E ben bu taytı her yere giyiyorum, iki gündür oğlanların yüzme dersine bununla gittiydim, tamam üzerimde uzunca bir şey var ama merdivenlerden falan çıktıydım, diye diye son zamanlardaki hayatım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti.

Velhasıl kendime yeni bir siyah tayt almam lazım.

Screen Shot 2015-11-16 at 9.47.52 AM

Bahsi geçen hain siyah tayt

Oldukça yoğun bir haftaydı geçen hafta. Hafta başında gün içinde görüşmelerim vardı, Perşembe tüm gün Kitap Fuarı, Cuma da IBS Fuarı’nın etkinliği derken yerimde durmadım resmen. Ve bütün bunların bedelini şiş ayaklarla ödedim. Sanırım Perşembe gecesiydi, salondaki kanepeden aldığım yastıkları üst üste dizip ayaklarımı diktim üstüne, bir üç-dört saat öyle uyumuşum. Şunu demeye çalışıyorum: Hani ‘gebeler sol tarafına yatsın’ falan diyorlar ya doktorlar, canım sen onu ilk gebeliğini yaşayanlara söyle… Üçüncüsünde artık nasıl rahat edersen öyle yatıyorsun, gerekirse amuda bile kalkabilirim, yeter ki ayaklarım sızlamasın.

Huzursuz Bacak Sendromu’ymuş bunun adı (Restless Leg Syndrome), öyle diyor Baby Center. Gebelerin %16’sında görünürmüş, ve sebebi bilinmiyormuş. Demir eksikliği (bende var), magnezyum eksikliği (takviye alıyorum) sebep oluyor olabilirmiş. Ve sıkı durun: azıcık bir kafein bile bunu tetikleyebilirmiş; bu dertten muzdaripsek hiç kafein almayalımmış. Hay size de kafeininize de, resmen bütün dünya birleşmiş benim gündeki tek bir kahveme göz dikiyor. Bu büyük oyunu bozun!

FullSizeRender

Bu, var ya, haftalardır Baby Center’a ilk bakışımdı herhalde. Fark ettim ki bebeğin rutin gelişimini pek aklıma getirmiyorum bu gebeliğimde; Baby Center’ın gönderdiği haftalık bültenler okunmadan duruyor posta kutumda… Bebek hangi meyve kadarmış, kaç santimmiş, bu hafta hangi organları daha çok gelişmiş, bunlar doktorumun konusu. Bebeğim iyi mi? İyi. Her şey yolunda mı? Yolunda. Gerisi sizin olsun.

Karnım çok büyüdü, bayağı büyüdü. Artık ‘ben buradayım’ demenin de ötesinde her girdiğimiz ortamda benden önce kendisini takdim ediyor. Bu aralar aldığım en sık soru da ‘cinsiyeti ne?’den ‘doğum ne zaman’a evrildi. ‘İşte bir sekiz-dokuz hafta var’ deyince aldığım yanıtlar ‘Hiii çok az kalmış’ ile ‘Aa neyse daha varmış’ eksenlerinde gidip geliyor.

Bunlar normal tepkiler tabii, ancak şu gebeliğim boyunca aldığım hadsiz yorumlar öyle çok ki, ikinci kitabımı sırf bunun üzerine yazabilirim. Geçenlerde birisi bana ‘Her çocuğun insanın hayatını 10 sene boyunca ablukaya aldığını, benim de tam rahat etmişken  **aynen böyle** yenisini yaptığımı, şu an kaç  **neredeyse 40**  yaşında olduğuma göre yeniden özgür olana kadar 50 yaşıma geleceğimi’ söyledi. Teşekkür ederim, ben bunu hiç düşünmemiştim. Hayır yani diyelim ki öyle -ki burada üçüncü çocuk faktörünü devreye sokmuyorsun hiç güzel kardeşim- bunu bana niye söylüyorsun, ve bu bilgiyle ne yapmamı bekliyorsun aceba? Hem n’olmuş 50 yaşında olacaksak, sanki de bi şey!

Bir kere bu bebe kendi kendine büyüyecek, taam mı?! Yani aslında öyle olmayacak tabii ama bundan öncekiler kadar -hele de ilki kadar- düşmeyeceğim üzerine ben… Çünkü üçüncü bebe, ve ben çok deneyimliyim ve bu halimle ona yeteceğimi biliyorum ve buldumcuk olmayacağım ve daha bi sürü şey! Anlaştık?!

Bir arkadaşım (kimdi hatırlamıyorum, bunu okursa n’olur affetsin) annesinin iki çocuktan sonra ‘keşke bir tane de kendim için doğursaymışım’ dediğini söyledi geçenlerde… Bu hamileliği biraz öyle yaşıyorum, yaşamaya çalışıyorum diyeyim. Tadını çıkarmaya çalışıyorum gerçekten, her ne kadar ilgilenmem gereken iki çocuk olsa da evde, gebeliğimi Derya bebeğimle aramda tutmaya uğraşıyorum. O kadar hızlı geçiyor ki zaman, ama bir yandan da öyle geçmiyor ki, anda kalmaya çalışıyorum çoğunlukla… Gece beni uykumdan uyandıran tekmelerinin tadına varmak istiyorum, sabahları -eğer bir dış güç tarafından uyandırılmaz da kendi kendime uyanabilirsem- yatakta sırt üstü uzanıp hareketlerini hissediyorum, biliyorum ki çok yakında bitecek, bu da doğacak ve büyüyecek.

Niye bu kadar duygulandım? Bi kere hamileyim. İkincisi, Derin’in ilk dişi düştü dün. Benim küçük oğlumun, şimdi ortanca oğlum olacak minik oğlumun da dişi düştü. O her birini çıkarmak için uğruna geceler boyu uykusuz kaldığımız dişlerden biri üstelik ben yanında değilken, yüzme dersinde havuzdan çıkmışken pıt demiş düşüvermiş. Yüzme hocası yardım etmiş ona… Buna da içlendim, neden ilk dişinde ben yanında olamadım diye… Aldık kutuya koyduk hemen, birikecek orada abisininkiler gibi… Sonrasında ne yaparım bilmem, ipe dizer boynuma takarım, ya da bunlar büyüyüp gittikten sonra tespih yapar ya sabır çekerim beni gelip görecekleri günleri saymak için… Ühü…

‘İyi ki bir tane daha geliyor’ diyorum böyle zamanlarda… Ne kadar zor olacak olsa da, ne kadar sil baştan başlayacak olsa da, neyse ki bir tane daha diş kutusu doldurmaya başlayacağım bundan birkaç sene sonra…

12 yorum

  1. Elif’cigim,
    H&M hamile coraplari pamuklu ve tayt kadar rahat. Yakin olsam alip getirebilseydim keske.

  2. Merhabalar,

    Sadece huzursuz bacak sendromuna değinmek istiyorum. Annem de 4. den sonra ciddi kansızlık çekmiş ve şimdi ciddi zorlanıyor huzursuz bacak sendromundan dolayı. Her gece sabah kadar debelenip ancak oturarak uyuyakalmak en büyük derdi. Ne yapsak çare olmadı. Lütfen dikkat edin kendinize ve tüm önlemlerinizi alın. Alın ki o beden sizi yaşlanınca da sağlıkla taşıyabilsin

  3. Ahh ne kadar kiymetli ve duygulu ve bi o kadar özel bir şey şu hamilelik… yazdığın her kelimeden anlaşılıyor bu sevgili Elif 🙂 umarım sağlıkla kucağına alırsın bu yavruyu da, büyür gider o da abileri gibi carcabuk 🙂

  4. 2 oğlumla peşinizdeyim… 3.ye hevesleniyorum haberiniz olsun 😉

    Sağlıkla kucaginiza almanızı, bir omur doya doya ogullariniza sarilmanizi dilerim…

  5. Ağlamayaydım sonunda eyiydi ❤️

  6. Yazinin basinda cok guldum babanizla dialogunuza ama sonu huzunlu bitti..yazilarinizi okumak terapi gibi..hep yazin.cok seviyorum sizi☺

  7. Yazının başını gülerek,sonunu ağlayarak okudum.Ne güzel yazıyorsunuz,ne güzel bir enerjiniz var bana da çok iyi gelen.Iyiki yaziyosunuz iyiki,sevgiler

  8. “keşke bir tane de kendim için doğursaymışım” ne güzel siz böyle söylemeyeceksiniz 🙂 biz üç kız kardeşiz, en küçüğümüz sürpriz yumurta! aramızdaki yaş farkı ise hatrı sayılır: 12 yaş!
    Eğer bizim sürpriz yumurta kardeşimiz olmasaydı Annem, ablam ve ben evlendikten sonra toplumdaki yaşlı sınıfına girerdi ki mental olarakda bir süre sonra etkilenir kendini iyice yaşlı sayardı. Ama sevgili sürpriz yumurta kardeş annemin böyle hissetmesine engel oldu 🙂 annemin evlenmemiş bir çocuğu daha olduğu için sevgili çok bilmiş altın günü teyzeleri annemi yaşlı sınıfına koymadı henüz! en önemlisi annem de kendine henüz yaşlı sıfatını eklemedi 😉 Sürpriz yumurta kardeş henüz 20 sinde annem de 60 ında olduğuna göre bu iyi bi şey :))
    Ben mi henüz bir bebem var üç olsunlar isterim ama güç olacağından (benim şartlarımda) tek çocuğu büyütüp evlendirdikten sonra yaşlı sıfatım mutlu mesut yaşayacağım 🙂
    Ömürleriniz bir ve huzurlu olsun…
    Sağlıkla kavuşun derya kuzunuza

  9. Hadi sen hamilesin, duygusalsin, bole yaziyorsun da benim neden gozlerim doluyor elif?
    Bir sey soyleyecegim ben senin bu hamilelik yazilarina bayiliyorum.
    Sanki boyle bambaska bir Elif geldi deryayla. Duygular oyle guzel ki.
    Boyle saglikli, keyifli devam etsin Elif.
    Ikinize de masallah 🙂

  10. Sevgili Blogcuanne,
    aynı benim yaşadıklarımı yazmışsın. Benim 30. hafta bitti dün. 3. çocuğumuzu bekliyoruz. (İlki kız ikinci oğlan) Ve etraftan hep aynı yorumlar. Ama biz aldırmıyoruz, mutluyuz ve mümkün olduğunca normal doğumu hedefliyoruz. Seni okumaya devam edeceğim. Sağlıkla kal.
    Sedef

  11. Benden birilerini görünce mutlu oluyorum ☺ 1 oğlum 1 kızım varken 3.bebemi de (merak edenler için kız) doğurdum. Çevremdeki herkes deli olduğuma kanaat getirdi! Ama biz çooookkk mutluyuz. Sağlıkla kucağınıza alın.

  12. Iyiki varsin Elif, hamile degilim, 7 aylik bebegim var, yeni ilk dislerimiz patladi, yazinin sonunda beni benden aldin 🙂 herset cok guzel olacak!!!