1 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Bu hafta gecikmeli olarak karşınızdayız. Aslında çok dinlendiğimiz ama oturur vaziyette pek vakit geçirmediğimiz bir hafta oldu. Bizim haftalardır üzerinde düşünüp durduğumuz, yapsak mı yapmasak mı düşünceleri arasında gidip geldiğimiz serklaj işlemi, acil olarak önümüze geldi.

Geçtiğimiz hafta yazımda bahsetmiştim detaylı ultrason kontrolümüz vardı bu hafta. Eşim şehir dışında olduğu için tek başıma büyük buluşmaya gittim. Detaylı ultrasonlar bebeğimizi en çok izleyebildiğimiz zaman dilimleri oluyor. Her yerine ama her yerine itinayla bakılıp, detaylı inceleme ve ölçümler yapıldığı için hem uzun sürüyor hem de her noktasına keşfe çıkma şansınız oluyor. Çok şükür ki her şey yolundaydı, sonuna kadar tadını çıkardım bu anın.

En son bizim malum konunun kontrolüne geldi iş. Rahim ağzı yetmezliği ihtimaline karşı düzenli olarak serviks uzunluk kontrolü yapılıyordu biliyorsunuz. Bu arada araştırdığım kadarıyla, rahim ağzı yetmezliğinin birçok nedeni varmış. Doğuştan olabileceği gibi, cerrahi müdahaleler, 10.haftadan sonra yapılan kürtajlar veya zorlu doğumlar yola açabiliyormuş bu yetmezliğe. Tam nedeni tespit etmek zor tabii ki. Tahminler yürütülüyor. Benim yetmezliği yaşama nedenim de büyük bir ihtimalle 7 sene önce geçirmiş olduğum Leep operasyonu. Bu bambaşka bir yazı konusu aslında ama kısaca şöyle özetleyebilirim; rahim ağzında tespit edilen hücre başkalaşımı nedeniyle kanser ve diğer hastalıkların taraması yapıldı. Çıkan sonuçlarda erken kanser evresinde olduğu tespit edilen kısım yakılarak uzaklaştırıldı. Düzenli kontrollerle hala takibi yapılmakta bu durumun. Ama operasyonun böyle bir iz bıraktığı tahmin ediliyor.

Typic
Serviks uzunluğunun 2 cm’nin altına düşmesi riskli olarak değerlendiriliyor. Benim de kontrolde yapılan ölçümüm bu değerin altında çıkınca daha fazla düşünmeye gerek kalmadan hemen serklaj kararı verildi. O gün eşim şehir dışında olduğu için bir sonraki güne hemen organizasyon yapıldı. Bu işlem gebeliğin başından beri konuşulmasına rağmen oldukça tedirgin etti beni. Aslında kendimi hazırladığımı sanmıştım ama yanılmışım. Her ne kadar riskler minimum oranlarda olsa da konu gebelik ve bebeğiniz olunca her türlü olasılık yüksek gibi geliyor, en azından benim için öyle. Diğer yandan, ikizlere hamileliğimde sürekli devam eden kanamanın bu işleme müsaade etmemesi canımızı sıkmıştı. Yapabilseydik belki sonuç farklı olacaktı… Bilemeyiz… Şimdi en azından bebeğimizin bu haftadan itibaren, olduğu yerde daha fazla zaman geçirebilmesi için yapabileceğimiz bir şey olması umut vericiydi.

Serklaj işlemi narkoz altında yapıldığı için, her operasyon gibi öncesinde belli bir süre yeme-içme işlerine ara veriyorsunuz. İşin zorlayıcı kısımlarından biri de bu aslında. Zira bu kadar çabuk acıktığım ve bu kadar doyamadığım bir dönem yaşamadım daha önce. İşlem öğlen 1de olacağı için sabah beşte tostumu yedim, suyumu içtim. Sonrasında tabii ki uyku tutmadı. Yatış işlemleri ve serklaj öncesi tahliller için erkenden hastanedeydik. Bekleme kısmı belki de işlemden daha stresliydi. İşlem kısa sürecekti, minimumda narkoz verilecekti. Sanırım öyle de oldu. Çünkü ameliyathaneye girişimden çok kısa süre sonra daldığım uykudan uyandığımda zaman kavramını kaybetmiştim. Odadan çıkıp tekrar geri dönmem yaklaşık 45 dk- 1 saat gibi sürmüş öğrendiğim kadarıyla. Ağlayarak uyandım, kim bilir neye ağladım kendi kendime… Sonrasında 4-5 saat hastanedeydik. Yaklaşık 4 saat sonrasında katı bir şeyler yiyebildim. Ardından da çıktık hastaneden. Öncesinde tabii ki ben görmek isteyince, bebeğimi de gösterdiler rahatlamam için.

O an ağrım sızım olmadı. Eve dönüş yolunda deli trafikte dur-kalk gidince mide bulantısı ve baş ağrısı başladı. Gerçi narkoz sonrası olması normalmiş, trafik tetikleyici etken oldu. O akşam ve ertesi gün ağrı ve bulantılar devam etti, hatta istifraya kadar vardı iş. Sanki işlemden çok narkoz sarstı bizi. Yoğun olmayan kanama ve akıntılar oluyor tabii ki. Önemli olan ağrı olmaması ve kanamanın artmaması. Artmadı, az az devam etti. Bir hafta böyle olması da normalmiş.

İşlemin bu haftaya kalmasını çok istememiştim aslında, daha erken haftalarda bir an önce olsun diye düşünüyordum. Ama bu hafta olması, benim için çok daha iyi oldu. Bebeğimin hareketlerini hissettiğim için, tedirginliğim azaldı. Onun hareketleriyle iyi olduğunu hissettikçe diğer sıkıntıları çekmek daha kolay geldi.

Haftanın geri kalan kısmı dinlenerek geçti. Mümkün olduğunca uzanarak. Ziyaretimize gelenler oldu, kitap okuduk, film izledik, yatarken ne yapabilirsen işte… Ama hiç şikâyetçi değilim, bebeğim benimle ya gerisi çok da önemli değil. Üzerime düşen buysa yaparım. Sıkılmadım, onunla konuştuk, dertleştik, daha sık iletişime geçmeye başladık, birbirimize daha bir bağlandık sanki bu hafta.

Önümüzdeki günlerde raporumuzun bittiği gün kontrolümüz var, sanırım bir süre daha raporlu olacağız. Ama iyiyiz ve iyi olacağız umarım…

 

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

Bir yorum

  1. Ayşenur’um ne zamandır yazmadın çok çok merak ediyorum iyi misin . umarım her şey yolundadır. seninle birlikte senin bebeğin i bende bekliyorum. tüm dualarım seninle. ins sağlıklı ve vaktinde kucağını alacaksın yavrunu