2 Yorum

Kendimi Yeniden Büyütmek İsterdim

Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu seferki konuğu İstanbul’dan bir Bade annesi Selen Topal. Ablasıyla birlikte kurduğu Sosyal Anneler portalını da yürüten Selen’le sadece anne olmayı değil, sosyal medyada anne olmayı da konuştuk.

***

Screen Shot 2015-11-17 at 10.08.43 AM

Bize kendini anlatır mısın?
1989 doğumluyum. Kendimi bildim bileli İstanbulluyum. Burçlara inanır mısınız bilmem ama beni tanımak için burcumun özelliklerini okumanız yeterlidir çünkü baştan aşağı yengeç kadınıyım: Çok duygusal, çocuksu, kırılgan, eğlenceli ve aşk doluyum. Şimdilerde de anneyim!

Anne olmadan önceki Selen kimdi? Ne iş yapar, nelerden hoşlanırdı?
Selen, evlenene kadar deli dolu biriydi. Anlık yaşamayı o kadar benimsemiştim ki, evlilik kararım bile anlık oldu! Evlendikten sonra iş değişikliği yapıp bir inşaat firmasında sekreter olarak çalıştım ama bana göre olmadığını anladım. Bunun öncesinde çağrı merkezinde takım liderliği yapmıştım, sekreterlik işi bana iyi gelmemişti. İşte o dönemde bir de blog açmaya karar verdim.

Ya anne olduktan sonraki Selen?
Anne olmadan önce sevdiğim, yapmaktan hoşlandığım her şey, hala sevdiklerim ve hoşlandıklarımdır. Hayatımda değil belki ama kişiliğimde birçok değişme oldu… Mesela anlık yaşamalar yerini uzun vadeli gelecek planlamalarına bıraktı. Sabırsız, her şey bir an önce olup bitsin isteyen Selen, durup düşünmeye, beklemeye ve sakinlemeye başladı.

Ne yapıyor anne Selen?
Tam zamanlı annelik ve blog yazarlığı yapıyorum.

Anne olduktan sonra gündelik hayatın nasıl etkilendi?
Eskiden sabahları 2’ye, 3’e kadar film izlerdim ve öğlen 12’ye kadar uyurdum. Şimdilerde, hatta 12 aydır, akşam 10’da gözlerim kayıyor ve sabah 6’da güne başlıyorum. Bundan daha büyük bir değişim olabilir mi!

Siyahla beyaz desene…
Günümü tamamen Bade’ye yönelik yaşamaya başladım ki bu da benim için çok büyük bir değişim. Yemek yeme alışkanlığım, seçimlerim, önceliklerim… Bu soruyu daha fazla yanıtlayamayacağım. Hayatımın baştan aşağı değiştiğini fark ettim, oysa bana her şey aynı gibi geliyordu hahahah!

Screen Shot 2015-11-17 at 10.41.19 AM

Eh boşuna demiyoruz anne olan bir kadının hayatı Çocuktan Önce ve Çocuktan Sonra olarak ikiye ayrılır diye! Eşinle ilişkiniz nasıl etkilendi peki?
Hiç etkilenmedi demek isterdim… Her yeni anne/baba gibi biz de bu sürece alışmaya çalışırken birbirimizi zaman zaman hırpalamış olabiliriz. Ama yine de eşimin büyük desteğini alıyorum. Bundan öncesinde yaptığımız her şeyi şu anda da yapmaya çalışıyor, kısıtlı olsa da keyif almaya bakıyoruz. En önemlisi kendimize zaman ayırıyoruz, bunun etkisi büyük olmalı ki, annelik depresyonu denen o bunalım bana uğramadı, şükür…

Hamilelik ve doğum süreçlerinden bahsetmek ister misin?
Hamileliğim hem çok zor hem de çok rahattı. İlk dönemlerimde hiç bulantı yaşamadım ama iştahım tamamen kesilmişti. Bu sebeple de hiç kilo almadım, aksine verdim. Kilo verince göbek fıtığı sorunu karşıladı beni. Son zamanlarım da yazın ortalarına denk gelmişti. O son aylar bitmek bilmedi.

Doğumda spinal anesteziyi tercih ettim. O anı yaşamak, ilk teması kurmak benim için çok önemliydi. Her saniyeyi hafızama kazıyarak yaşadım. Yalnız öyle ilginçtir ki, meğer doğum bir haftadır başlamış, suyum sızıyormuş benim haberim yok. Kontrole gidince öğrendim ve çok hazırlıksız yakalandığım bir doğum oldu!

Ya lohusalık?
Lohusalık ne ilginç bir şeydir öyle… Ne hissettiğimi bilmeden, bir sinirli bir ağlak, dengesiz bir ruh hali ile gezdim ortada. Her şey benim istediğim gibi olsun hırsına girdim bir ara. Tam o geçti derken, bu sefer de başka şeyler çıkardım. Geceleri uyumakta zorlanıyordum. Bunların hepsi, anlatılan kötü hikayeleri dinlememden kaynaklandı!

Kulağını tıkamak lazım bazen… Bebeğine sen mi bakıyorsun, destek alıyor musun?
Hep hayalimdi bebeğimi kendim büyütmek… Şu anda da çok şükür ki o hayalimi gerçekleştiriyorum. İlk 40 gün annemden destek almıştım. Daha sonrasında tamamen ben yüklendim bu işi. Ama hala zaman zaman destek alıyorum.

Screen Shot 2015-11-17 at 10.50.09 AM

Bir günün nasıl geçiyor?
Ahhh…. Öyle monoton ve yorucu ki…

Sabah 6’da kalkıyoruz, Bade ile… Biraz oyun ve hemen ardından kahvaltı yapıyoruz. Bir iki saat daha oyun oynadıktan sonra, Bade uyuyor ve hoş geldin anne saati…

Uyandığında öğlen oluyor; çorbasını yediriyorum ve müzik dinlemeye başlıyoruz. Kendi kendine bırakıyorum Bade’yi ve ben de bloguma zaman ayırıyorum. Saat 4 gibi uyuyor Bade ve ben de dinlenmeye ya da yemek yapmaya geçiyorum. Sonrası eşime kalıyor ve ben de – beni de çekiştirmedikleri süre boyunca – kendime zaman ayırıyorum.

Böyle anlatınca olmuyor tabii, yaşamak hatta evimize bir kamera takmak lazım! Bu aralar kendimi şaşmış durumdayım. Nasıl oldu da üçüncü çocuğa cesaret ettin vallahi aklım almıyor. Ben daha bir tane ile baş edemiyorum!

Ahahahaa o konuyu hiç karıştırmayalım, Ocak’ta sinemalarda! Baş edemiyorum diyorsun ya (ki çok normal, çünkü bu ‘baş edilecek’ bir şey değil) bu geçen 11 aylık süreçte seni en çok zorlayan şey ne oldu?
Bu 11 aylık süreçte o kadar çok şey yaşadım ki.. Ama bunlar yaşayacaklarımın fragmanı ise, yandım.

Yok valla ben öyle bi şey demedim. Herkes yeni annelere ‘Sen daha dur, hele bir ayaklansın/yürüsün/…’ demeye bayılır ama her dönemin ayrı zorlukları ve eğlenceleri var, yine de bana sorsan ilk bir sene en zoru derim. Yani ha gayret az kaldı!
Diş çıkarma dönemine bundan 4 ay önce girdik ama hala bir adet diş yok! Ve bu süreç beni benden aldı diyebilirim. Bade çok sessiz, huzurlu, neşeli ve kendi kendine uyuyup uyanan bir bebekti. Son 4 aydır ne uykusunu uyuyabiliyor ne oyunundan keyif alabiliyor…

Anneannem derdi, ‘Annem bir bilse neler çektiğimi’ dermiş diş çıkaran bebek… Çok zor bir dönem o, hem bebek için, hem anne için biliyorum. Ve o dişler sonra pek zahmetsiz bir şekilde, pıtır pıtır dökülüyor!
Peki, anneliğin en sevdiğin tarafı ne?
Öyle bir gülüyor ki…. Bunu nasıl anlatsam… Hele o sarılmasını! İçim eriyor, kelebekler uçuşuyor, her yer karanlık ama bizim olduğumuz yer apaydınlık oluyor… Bu yazıyı anneler okuduğuna göre anlamışlardı demek istediğimi. Çünkü, kelime bulamıyorum.

Kısacası anneliğin her şeyini çok sevdim. Hele bir de konuşmaya başlasa.. Nasıl güzel olacak kim bilir??

Screen Shot 2015-11-17 at 10.46.15 AM

Sence anne olarak neyi iyi yapıyorsun?
Elbette yanlışlarım vardır ama benim en iyi yaptığım şey, özgür bırakmak bence…

Neyi daha iyi yapmak isterdin?
Her şeyi tabi kii… Neyle avunabilirim ki? Yaptığımın daha iyi olması için çabalıyorum. Çünkü korkuyorum, yanlış yapmaktan! Son zamanlarda öyle büyük yarış var ki, anneler arasında. Sık sık kendimi sorguluyorum…

O sorgulama sarmalına bir girince çok zor çıkıyor insan, hiç bulaşmamanı tavsiye ederim… Çocuktan önceki hayatına dair en çok neyi özledin?
Uyumayı!

İleride Bade ne yapar, ne olur ya da ne derse “Tamam, ben bu işin altından kalkabilmişim” dersin?
Şu anki hayata bakış açımla konuşursam, ne olursa olsun ve ne yaparsa yapsın… Ben her zaman onu seviyor ve destekliyor olacağım.

“Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler var mı?
Şu an o kadar küçük ki… Henüz yok ama ileride olacağından eminim.

Hiç öyle deme, şu ana kadar demiyor olman bile büyük bir başarı!
Aslında, hamileyken diyordum ki ‘Her şeyini pembe almayacağım. Cinsiyet ayrımını daha doğar doğmaz beynine aşılayan ben olmak istemiyorum’ Ama ne oldu biliyor musun? Odasında her yer pembe!

‘Asla asla deme’ diye boşuna dememişler…
En son ne zaman vakit ayırdın kendine? Nasıl?
Her gün en az yarım saat kendime vakit ayırıyorum. Ya kitap okurum, ya kuaföre giderim, ya arkadaşımla buluşurum… vs. yapacak o kadar çok şey buluyorum ki…

Aynı zamanda ‘Sosyal Anne’sin, değil mi?
Evet, Sosyal Anneler adında bir anne/çocuk portalını yürütüyoruz, ablam ile.

Anne olmanın sosyal medyayı kullanmana nasıl etkisi olduğundan (ya da tam tersi) bahsedebilir misin?
Bu soruya cevap verirken nereden başlayacağımı bilemiyorum. O kadar çok söyleyeceğim şey var ki aslında…

Kısaca özetlemek gerekirse, bir soru sorduğunda birçok destek bulurken, paylaştığın bir fotoğrafa da bir o kadar kötü sözcükler yazıldığını görebiliyorsun.

Gerçekten yardımcı olmak isteyen ve samimiyetle dostluklar kurmaya çalışan birçok anne var. Bir yandan da o kadar incitici insanlar var ki… Sizin de bir insan olduğunuzu unutuyorlar…

Maalesef, bazen insanlar karşılarında kanlı canlı gördükleri bir insana söylemeyecekleri sözleri klavyeden çıkarmaktan çekinmiyorlar. Bir süre sonra boşvermeyi öğreniyor insan…
Peki, cümleyi tamamlar mısın: Şimdiki aklım olsa…
Şimdiki aklım olsa, Selen’i, yani kendimi yeniden büyütmek ve yetiştirmek isterdim….

Anne olmak sana o fırsatı veriyor, göreceksin bak! 
Boşluğu doldurur musun: Anne olmadan önce … derdim/zannederdim/düşünürdüm.
Anne olmadan önce, yapılan hataların, sadece yanlış arkadaş seçimlerinden kaynaklandığını zannederdim. Meğer ailenin rolü çok büyükmüş!

Screen Shot 2015-11-17 at 10.55.06 AM

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Çocuğu kendi malı gibi görmeyip, insan olarak kabullenmiş ve bakımını, yetiştirmesini onun birey olduğunu göz önünde bulundurarak yapana ANNE denir. Doğurmak ve altını temizlemek annelik değildir.

Eklemek istediğin başka bir şey var mı?
Evet… Bade ismini çok sevdiğini söylemiştin. Hamileyken isim arayışına girdiğimiz dönemde, anlamı olan biraz tasavvufi bir isim arayışındaydık ve tam da aradığımız isimdi Bade. Çok severek ve isteyerek seçtik. Bakış açısına göre değişse de biz, tasavvufi anlamını önemsedik. Bunu da eklemek isterim…

İsmiyle büyüsün Bade… 

Prima

Bu söyleşi, Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

2 yorum

  1. Selen hanımı sitesinden devamlı takip ederim. Çok başarılı etkinlikleri vardır.