5 Yorum

İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım

Sevgili Blogcu Anne okurları;

Ne zaman ki bloğu açıp sağ alt tarafta önce Elif Y’nin sonra benim yazımı görünce ve ikisinin de başlığı gözyaşlarıyla dolu olunca artık yeni yazı yazma zamanı gelmiş diyordum, sonunda başardım.

İlk lohusa günlüğümü yazdığında okuyuculardan biri yorum yapmıştı, bir arkadaşı bebeğini 5 aydan sonra sevdiğini söylemişti. O zaman bu yorumu okuyunca ne demek istediğini tam anlayamamış olsam da bizde şükür 5-6 aylara gelince anladım. Tüm bebekler gibi Masal da 6 aylara ulaştığında artık bir birey olarak kendini ifade etmeye, bilinçli tepki vermeye, annesini kusursuz şekilde tanımaya başladı. Tabii ki bu tanıma sebebiyle işe gidişler zorlaştıkça zorlaşıyor. Bir de evin kedisi Karamık için. Karamık’ı gördüğü an eller kollar bacaklar hepsi ayrı telden çalışıyor. Emeklemeye başladığı an kediciğin vay haline. (Daha önceki yazıları okuyanlar iki kedimiz olduğunu düşünecek ve sevgili Müco’yu soracaklardır Müco’yu veterinerimizinde önerisiyle terfi mi ettirdik nedir artık kendisi bahçeli bir evde yaşıyor. Tekir ve genç olması evin gittikçe kalabalıklaşması onu mutsuz etti. Bahçedeyse ilk günleri tam bir kabustu, zamanla alıştı huyunda tavrında hiçbir değişiklik yok başı evdeki gibi sürekli belada)

image1

Biliyorsunuz benim işimle evim yan binalarda, dolayısıyla bu, Masal’ı daha uzun süre görebilmek için fırsat. Öğlen eve gidiyorum ve mesaim biter bitmez de kızımın yanına koşarak gidiyorum. Gün içinde hiç süt sağmıyorum. Sabah son dakikaya kadar emziriyorum, sonra öğlen birkaç kez ve en son saat 6’da. Şimdi ek gıdalara başlamayla da aralara ufak tefek öğünler giriyor.

Genel duruma bakarsak Masal hiçbir zaman çok iştahlı bir bebek olmadı, e haliyle ek gıdalarda da hayat öyle gidiyor. 5-6 ay arasında sadece 20 gr aldı ama doktorumuz konuyu çok büyütmedi ve ekstra bir önleme gerek duymadı. Ek gıda deyince o da bizim için ayrı bir macera oldu. Doktorumuz pirinçli tahıl bazlı bir ek gıda ve anne sütü ile ilk başlangıcı yapmayı önerdi. Fakat bu anlamadığımız şekilde bir alerjiye sebep oldu önce öksürük, sonra kusma ile kendini gösterdi. Bizde pirinç unu maceramıza son verdik. Doktor ilk ek gıda serüvenini anlattığında “Öğlen patates-havuç 1 bardak suda haşla sonra en inceee tel süzgeçten geçir” filan dediğinde de benim için pek mümkün olmadığını anlamış ve kahkahayı basmıştım zaten.

image2Ona özel yemekler yapılması değil. Tabii anne sütünü iştahla içerken, bir üzüm tanesine benden fazla iştah göstermesine bazen içerliyorum ama annelik işte, yese bir türlü yemese bir türlü. Son randevumuzda doktorumuz sabah kahvaltısında bebe bisküvisi (organik özel üretilen) dediğinde, kendisiyle ilişkimizde bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Bu konuda listelere bakıp bir şeyler okuyorum, genel bir doktor yorumu bu tahıl alması için ama çok mu gerekli; yok mu bunun başka yolu? Gerçi doktorumuz benim vermesek olmaz mı yorumuma karşılık tam buğday ekmek vermek ya da kendi bisküvimizi yapmak seçeneğini sundu. Bana da en mantıklısı ekmek geldi. Çeşitli yöntemlerle bunu da çözüyorum. En güzeli bir şeyleri karıştırıp pankek yapmak. Yumuşak ve eğer öyle yaparsanız tatlı olduğu için bebeklerin gayet hoşuna gidiyor. Ama Masal zayıf tabi, her klasik yaşlı teyzelerle bir araya geldiğinde kilo aldırın bu bebeğe biraz, çok zayıf nutuklarını dinliyorum.

En son yazımda işe dönmeliyim demiştim, evet döndüm. Döndüğüm hafta birincisi olmak üzere 3 kere istifa ettim. Her seferinde patronum 1 hafta düşün 2 hafta düşün derken beni oyaladı. En son 1 ay sonra konuşalım dedi, 1 ay geçti hala konuşmadı demek ki artık sormayacak. Zaten sorsa ben hemen bırakıyorum diyeceğim yine, kafamda değişen hiçbir şey yok. Aslında tüm bu serüvende olmadığınız zamanda anlatılanlar hikaye gibi geliyor ama oraya ulaştığınızda hep aynısını, benzerlerini yaşadığımızı görüyoruz. Mesela şimdi diğer gebelik günlüklerini okurken, o anla ilgili hatıralarımı hatırlıyorum ve o halime büyük bir özlem duyuyorum. Ama o dönemdeyken sanırsın tek hamile bendim. Gerçi çok şükür ki benim hamileliğim sorunsuzdu o yüzden benim için tekrar tekrar dönülebilecek ve her zaman yeniden yapabileceğim kısmı içimde bir bebekle büyümek. Doğduktan sonrasına karışmam.

Neyse işe dönme kısmına geri dönersek hayat öyle bir koşuşturma ki hani bir reklam şarkısı vardı, “işte geldim burdayım ben bu işte ustayım” hah işte kendimi o şarkıda olduğu gibi sürekli güçlüyüm, harikayım, koşturuyorum modunda buluyorum. Bütün bunların üstüne tabi aman su içeyim sütüme bir şey olmasın aman spor yapayım kilo almayayım filan öyle fazla düşünce var ki. İşi bırakmak tatlı bir rüya şu aşamada, o yüzden soran olursa bırakıyorum ama uygulamada çalışmaya devam ediyorum. Bu arada deli gibi küçük bir şehirde yaşama özlemi duyuyorum. Çünkü büyük şehir baskısı bir bebekle daha fazla gelmeye ve durdukça “Ya ben deli miyim niye bunu çekiyorum” demeye başladım. Artık maazallah Masal okula filan başlasa ben kaçacak delik ararım herhalde.

Annelik içinde birini büyütmek sonra onunla beraber büyümek demek sanırım. Çünkü birkaç sene önce yaptıklarım, hayatım şu ankinden çok farklı. Hepsi kendi içinde güzel ve gerekliydi. Elbette çok yoruluyorum. Sizi bilmem ama Masal geceleri 2-3 saatte bir uyanıp beni kollamadan, orada olup olmadığımı kontrol etmeden uyumuyor. Bazen o kadar çok yatıp kalkıyorum ki lütfen sabah olsun diye dua ediyorum.

image3_1
Göz kanalı maceramızda tıkanık olarak devam ediyor. Her zaman gittiğimiz hastanede yer alan ultra süper profesör göz doktorumuz artık ameliyat edelim deyince, en iyisi biz farklı bir fikir alalım olduk. Onun %5 olarak verdiği açılma ihtimalini diğer doktor bu kadar düşük görmedi. 1 yaşına kadar bekleme kararı aldık. Bu sırada belki bir hapşırık, öksürük bize acır da kanallar açılır diye umuyoruz. Tabii ki masaja da devam. Bu olumsuzluğun gözlerini bozma ihtimaliyse en can sıkıcı olan. Umarız operasyona gerek kalmadan süreci atlatabiliriz.

Elif, 30.hafta yazısında ayak tırnaklarını kesmenin zorluğundan bahsetmişti. Okuyunca halime çok güldüm, ben doğum sancım başladığında bunlar beni doğumhane de sinir eder deyip kendim kestim, öyle zor olmadı doğrusu, sonra doğumhanede soğuk geldiği için çoraplarımı çıkarttırmadılar boşu boşuna oldu bütün çaba. Ah bu kadın kafası ahhh…

Herkese sevgiler, bol gülücükler…

Ayşe Nur

Yazar Hakkında

AYŞE NUR TURAN – 35 yaşında. İstanbul’da yaşıyor. 7 yıldır evli, 12 yıldır keyifle aynı ilişkiyi sürdürüyor. Bir şirkette departman müdürü olarak çalışıyor. Evi ve işi bir birine yan binalarda, sabah trafiği nedir, mesai yapılınca gece yarısı eve gelinir bilmiyor. Eşi finans sektöründe çalışıyor. Okumayı, yazmayı, yemek yapmayı, denizi, hayvanları, İstanbul’u seviyor. El becerisi gelişmiş; tesisattan, matkap kullanmaya kadar her türlü işi yapabiliyor. Son bir yıldır hamileyken evinde aldığı siyah bir kedi ve onun kalan bir yavrusu ile aynı evi paylaşıyor. Müzmin ikizler burcu, asla uslanmıyor. İlk bebeğine 2015 yılı baharında kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Ayşe Nur’un geçmiş Gebelik Günlüğü yazılarını buradan, Anne Günlüğü’nü buradan okuyabilirsiniz.

5 yorum

  1. Bence anne Günlükleri gebelik günlüklerinden daha fazla olmalı dedim yazıyı okurken gebelik 9 ay annelik ömür boyu…ise başlama sürecini uzattıkca uzatmaya çalışırken bu yazı kapak oldu bana.Acaba hiç bakıcılarla yıpranmadan işe başlamadan istifa mı etsem

    • Sevgili Tuba,
      Bana kalsa hemen bırak derdim. Ama bırakan ve bebeğine bakan annelerden, sakın bırakma bırakırsan işe dönmek çok daha zor, bu şekilde anne için daha iyi olduğunu belirten notları iletmek isterim. Bakıcı konusuna gelince o en zor kısmı, ayrıca uzun bir yazı konusu. Ama hayatta her şey bir seçim, doğru olup olmadığını bilmeden yapıyoruz ve yaşıyoruz. İşte yaşadığın bütün sıkıntılara rağmen eve dönünce sana kollarını uzatan bir bebeğin keyfi ise paha biçilemez 🙂 İşe dön olmadı bırakırsın 🙂 Sevgiler

  2. Masal gayet iyi gorunuyor fotograflarda cocuk ne kadar yemek isterse zorlayamiyoruz ki o kucucuk agizlarini bir buzduler mi acipta bir kasik daha veremiyorsun benim minik tospaamda beni kolacan etmeden uyumuyor en az 3 4 kere kalkmak zorundayim bi zamangelcek ondan da vazgececekler nasil olsa..
    Sevgilerle masalcik a kocaman opucukler..

  3. Sevgili Ayşenur,
    Bebişlerimizin arasının 1 ay olmasından dolayı yazılarını merakla beklemekteyim. Acaba 1 ay sonra neler yaşayacağız masalcık neler yapıyor diye düşünürken yazınla karşılaştım. Oldukça da mutlu oldum. Bebeğimin kilosundan dolayı bende seninle aynı yorumlara hatta yorum bombardımanına maruz kalıyorum. O muhteşem sorumu hemencik sorayım masalcık kaç kilo? boyu kaç cm? benim resimlerden gördüğüm gayet sağlıklı iyi ve mutlu bir bebek. Maşallah ona:)

  4. Benim kızım 5 aylık ve aynı göz problemi vardı eşimin teyzesi çaylı pamukla biraz bekletip silmemizi önerdi iki gün sonra gözde hiç birşey kalmadı gözlerimize inanamadık.Doktor ısrarla anne sütü dahil hiçbir şey sıkmamamı söylemişti ve açılmasa küçük bir ameliyatla açarız demişti.Bu çok can sıkıcı bir şey eşimin teyzesi kanalla ilgisi yok bu mikrobik bir sorun dedi.yan etkisi olmadığından gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.