7 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Aşağıdaki yazıda bir gebelik kaybı hikayesinden bahsedilmektedir. Konuda hassas olanların okumamaları ya da bunu bilerek okumaları önerilir.

***

Bir hafta aradan sonra herkese merhaba!

Bildiğiniz gibi serklaj operasyonundan sonra raporlu olarak evdeyiz. İlk 10 günlük rapor sonu kontrolde, bir 10 gün daha istirahat etmemize karar verildi. Aslında bu operasyondan sonra bir hafta içinde normal hayata dönmek mümkün, hatta çalışmaya başlamak da ama bizde öyle olmadı. Vaktim bu aralar pek bol olduğu için internetten de çok araştırdım ama bilimsel yazılar dışında, bu işlemi geçirip sonrasını anlatan yazılara pek denk gelmedim. O yüzden benim durumumun ne kadar normal veya anormal olduğunu kestiremiyorum. Tüm bilgilerim şu da olabilir bu da olabilir diye her olasılığa yer veren bilimsel yazılardan ibaret. Birebir bu durumu yaşamış kişilerin neler yaşadığını, nelerle karşılaştığını, neler hissettiğini okumaya o kadar çok ihtiyacım var ki. Belki de doğru bir tarama yapamadığım için ulaşamadım bu kişilere ya da benim gibi yatar vaziyette işlem sonrasını geçirdikleri için yazmaya pek vakitleri olmadı. Aramaya devam ediyorum yine de…

Kontrolümüz 22. haftadaydı. Bu haftada yoğunlukla yatar vaziyette olduğum için yazımı yazamadım. Doğrudan yatmamı gerektirecek bir durum yoktu aslında kontrolde. Sadece yürüyüş yoktu ve mümkün olduğunca az hareket etmem tembihlendi. Ama zaman zaman yaşadığım yoğun ağrılarla yatmak daha iyi geldi. Faydası olmuş mudur bilmiyorum ama ben kendimi daha güvende hissettim ve ağrılar sanki yattığım sürelerde daha kısa sürdü. Kontrolümüzde dikişler iyi görünüyordu, bebeğimiz de sağlıklıydı. Bu durumu mümkün olduğunca sabit tutabilmek için hareket kısıtlılığı ve eve bağlı olmak beni pek zorlamayacak gibi gelse de, insanız sabit durmakta zorlanıyoruz. Sabit durmak bana düştü yoksa içimdeki pek de sabit değil, iyiden iyiye hareketlendi ve kendini hatırlatma sıklığı arttı. Bundan hiç şikayetçi değilim şahsen, her ben buradayım deyişinde ben biraz daha rahatlıyorum. Doktorumuz bir sonraki kontrol için önümüzdeki hafta çağırdı. O zaman hem son durumumuzu göreceğiz, hem de bu yatış sürecine tamam mı devam mı diyeceğimizi. Hangisi bizim için en iyisi ise o olsun, ille de aman kıpırdamayayım ya da bir an önce normal günlük hayatıma dönmeliyim diye bir derdim yok. İsteğim, sadece bu süreci sağlıkla tamamlayalım ve bu dikişler bebeğimi sonuna kadar sağlam taşısın, tüm gelişimlerini tamamlayacak kadar içimde büyümeye devam etsin.

Typic (1)
İlk yazımı okuyanlar belki hatırlayacaktır. 20.haftanın olduğu gibi 23.haftanın da bizim gözümüzde farklı bir yeri var. Bu hafta ilk bebeğimizi kaybettiğimiz hafta… O’nu anmadan yoluma devam edemeyeceğimi biliyorum. Zaman, bazı detayları siliyor ya insanın kafasından, ben bu hafta bende neleri sildiğine inanamadım. 4 yıl, katlanılabilir kılmak adına anıları bulanıklaştırmış sanki. O gece yaşadıklarımız hiç gözümün önünden gitmese de karnımın aslında ne kadar büyük olduğunu, bebeğimi aslında ne kadar çok hissettiğimi, hamileliğimin aslında ne kadar çok ilerlemiş olduğunu bu haftayı yaşarken hatırladım. Yatmalarımın, kalkmalarımın zorlaşmaya başladığı haftalardı böyle ve aklımıza hiç kötü bir şey gelmemişti.

Öğleden sonra işyerinde başlayan “hafif” ağrılarım akşamüstü annemlerde yemeğe gittiğimizde ve akşam eve geldiğimizde az az devam etmişti. Ağırlaşmaya başladığım için ve karnım çok hızlı büyümeye başladığı için o gerilmelerden kaynaklı olduğunu belki de son zamanlarda yaşadığım kabızlıktan dolayı olduğunu düşündüm ve geçer dedim. Gece boyunca da arada uykumdan uyandırarak ve şiddetini hafif hafif arttırarak devam etti. Çektiğimin doğum sancısı olduğu ne aklıma geldi ne de düşünebildim. Sabaha doğru dört gibi ağrım çok şiddetlendi. Eşimi kaldırdım. O saate kadar ona hiçbir şey belli etmemiştim, nedense. Ağrım o kadar şiddetliydi ki hastaneye gitmek için üstümü değiştirmekte zorlanıyordum. Çoraplarımı giyemedim ağrıdan, eşim giydirdi. Doktorumuzu aramıştık ve ona gidecektik. Ağrı dayanılmaz oldu ve… Bebeğimi doğurdum oracıkta. Ellerimize doğdu. Her şeyiyle tamdı, biraz küçüktü sadece kızımız… Ellerimizde kaldık öylece… Ne yapacağımızı bilemedik, ne diyeceğimizi, sonra ne olacağını…

Ambulans gelene kadar bence saatler geçti. Sadece birkaç dakikada gelmişler oysa ki… Ambulans hastaneye götürdü bizi. Yaşadığım o şokla aklımda kalanlar sadece plasentayı doğurmama yardım eden doktorun iyiliği, doğumhanede diğer kadınların sesleri ve sonra doğumhane katında yalnızlık… Yanıma kimseyi almadıkları için sabah beşten on bire kadar yalnızlık. Hiç kendimi o kadar boş ve yalnız hissetmemiştim. Bence hastanelerde değişmesi gereken çok şey var. Öyle bir şok yaşayan bir kadının o kadar saat bir başına bırakılması sizce ne kadar doğru? Sabah 11’de servise çıkaracağız sizi dediklerinde, 8 yataklı bir koğuşa götüreceklerini ve diğer 7 yatağın bebekli annelerle dolu olduğunu da tahmin edemezdim. Fizyolojik olarak bir hastayı tedavi etmenin yeterli olmadığını hele de böyle hassas bir konuda psikolojik olarak neler gerekebileceğini benden çok daha iyi bildiklerine eminim. Neydi ilk kural, “önce zarar verme”. Önce zarar verdiler işte… Bedensel olarak uyguladıkları tedavi o an anlamını yitirmişti benim için. Çünkü iyi olmak istemedim o annelerin ve bebeklerinin arasında, iyi olmak istemedim o yalnızlıkla. Beni uyutun diye ağladığımı hatırlıyorum hayal meyal. Kötüleştiğimi görünce iki yataklı bir odaya aldılar beni. Diğer yatakta benimle aynı haftada bebeğini kaybetmiş başka bir “anne!” yatıyordu. Doğrudan oraya neden alınmadığımı hiç anlayamadım. Sonrası… Sonrası yok işte… Hızlıca anlatmaya çalıştığım bu yaşadıklarımızdan hayata dönüş pek kolay olmadı.

Aslında burada yazmam ne kadar doğru tüm bunları bilmiyorum. Belki de yanlış yapıyorum. Yarım kalan hikayelerimize burada yer vererek bizim için ne kadar önemli olduklarını ve onları asla unutmayacağımızı anlatmak istedim belki…

Bu haftamızı tamamladık. Korkulu haftamız kalmadı önümüzde, umarım korkulu anlarımız da olmasın bundan böyle…

Sevgiler,

Ayşenur

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

7 yorum

  1. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Sabırlar ihsan etsin. Dualarım sizinle..

  2. Sevgili Aysenur,
    Oncelikle gecmis olsun. Insallah bebeginizi saglikla kucaginiza aldiginiz yaziyi da okuruz.
    Bu hamileligimden once ben de bir dusuk yasadim ne yazik ki. Yazinizdan cok etkilendim ve sizi birazcik da olsa rahatlatmak istedim.
    Kuzenimin esi ne yazik ki iki kez 21 ve 23. haftalarda bebegini kaybetti. Ne yazik ki sorunu ikincide anladilar.
    Cok sukur tekrar hamile kaldi ve 3. ayini doldurunca rahim agzina dikis atildi. Doguma kadar surekli yatmak zorunda kalsa da sonunda cok guzel ve saglikli bir kizimiz oldu 🙂
    Sizin de iciniz rahat olsun lutfen. Insallah siz de saglikla bebeginizi kucaginiza alirsiniz.
    Sevgiler

  3. Aysenur,
    Konusmaya cekindigimiz, bazen sevdiklerimizle dahi paylasamadigimiz bir konu bu. Iyi ki yaziyorsun. O yalnizligin tarifi zor, dilerim anne olmak isteyen hic bir kadin yasamaz bunu.

    Guzel haberlerin bol olsun. Saglicakla kal 🙂

  4. Herşeyi paylaşacağız Ayşenur, tabi ki bunu da. Bundan sonrasında bize çok güzel haberler ve yazılar yazman dileğiyle 🙂

  5. Ülkü Şimşek

    Canımın içi sağlıkla kucağına alacaksın inşaAllah seviyorum sizi ♡

  6. Ayşenur’un yeni yazısı gelmediği için merakla bekliyorum! Her şey son derece yolundadır umarım.

  7. Mrb Ayşenur yazılarını takip ediyorum, benimde rahim ağzı yetmezliği Yüzünden geçen yıl 22 haftalık bebeğimi kaybetmiştim. Şimdi 12 haftalık olduk, Allah a şükür 2 hafta sonra Dikiş atılacak , senin durumun nasıl ? Arayı çok uzatma:)) inşaallah Allah bebeklerimizi sağ salim elimize alabilmeyi nasip eder 🙂