8 Yorum

Türkan ve Kerem’in Hikayesi

Gebe yazarım Türkan hamileliğinin ilk haftalarında bana yazıp ikinci bebeğini bekliyor olduğunu, SSVD (Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum) deneyeceğini ve gebelik günlüğünde bu yolculuğunu anlatmak istediğini söylemişti. Türkan gebeliğini SSVD’ye gereken zihinsel gerekse fiziksel olarak hazırlanarak geçirdi. Sonuç SSVD olmadı ancak bence bu hikayesi birçok kadına cesaret verecek nitelikte… Çünkü Türkan SSVD’de diretmedi, ancak pes de etmedi; sezaryen olması gerektiğinde onu en iyi hissettirecek bir ekibi aradı, buldu ve dilediği gibi bir sezaryenle doğumla oğluna kavuştu. Yazısının sonunda bana teşekkür etmiş, ama asıl ben ona teşekkür ederim bu süreci paylaşmama fırsat verdiği, ve bu hikayesiyle birçok sezaryenle doğum yapacak olan anneye ilham vereceği için… 

***

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

İkinci oğlum Kerem’le kavuşma hikayemizi yazmak için çok geciktim, önce Elif sonra sizlerden özür dilemeyi borç bilirim.. Doğumdan sonra tahmin edebileceğiniz üzere süt, kaka, gaz, uyku, sünnet, kardeş rekabeti gibi meselelerle uğraşırken gözümü açtığımda ilk 1 ayı çoktan devirmiştik bile… Hoş, vakit bulsaydım da annemlerin evdeki bilgisayar bozuk olduğundan zaten yazma imkanım da olamayacaktı, 34 günlükken Riyad’a geldikten sonra ise geçtiğimiz haftaya kadar Mete’nin -sebebini bile öğrenemediğimiz- şiddetli ishalli kusmalı hastalığı peşinden eve giren illet grip mikrobuyla bir de baktım 2. ay bitmiş…

unnamed

Son yazımın ertesi günü doktor randevumuz vardı, çatı muayenesi yapacaktı doktor. Şans bu ya, tam da o hafta Eğitim Araştırma Hastanesinin -sadece- kadın doğum bölümü eski SSK hastanesine taşındı… Bunun sorun olacağını düşünmedim ancak hastaneye gidip de binanın içler acısı halini görünce içimden bir eyvah demedim desem yalan olur. Yine de önemli olan doktorumdu tabii, NST çektirip doktorun yanına gittim. Doktor muayene etti, nefesle gevşeme egzersizini kullandığım için öyle bahsedildiği gibi acılı bir muayene olmadı… Doktor bir anda ‘ooo’ dedi ve yüzü asıldı, bebeğin başının gelip çatıya dayandığını benim anlayacağım şekilde, üst kemiğin açısının olması gerekenden çok basık olduğunu, bunun çatı darlığı denen şeyden farklı bir durum olduğunu, doğumlarda dar çatı teşhislerinde sonucun yüzde 75 normal doğum olabildiğini ancak kemiğin açısının doğum anında değişmeyeceğini söyledi ve ‘seninle SSVD denemeyi gerçekten çok isterdim ama çok büyük risk olur’ dedi. Başka bir doktordan da görüş alabileceğimi açıkça söyleyerek, ‘ilk doğumunun sezaryen olmasından dolayı değil, bu durum yüzünden hayır diyorum bunu bil’ diye ekledi. Sonra ultrasona geçtik, bizim oğlan kordonu da takmış mı boynuna, oh dedim haberler harika!..

Artık doğum şekli kesinleşmişti ancak sezaryen için doğumun başlamasını bekleyecektik, Kerem oğlan en azından kendi istediği zaman gelecekti. Doktorumun nöbetine denk gelmezse beni özel hastanedeki başka bir doktora yönlendirecekti.

Hayal kırıklığına uğramıştım, aklıma son yazıda yazdığım şu cümleler geldi;

….hazırlanıyorum ama sonucun yüzde yüz normal doğum olmayabileceğinin farkındayım. Bu konuda bir hırsım ya da ısrarım yok. Söz konusu hayatım ve bebeğim olduğu sürece de doktorumun sözünden çıkmam, neticede kendisinin mümkün olduğu sürece normal doğumu desteklediğinden eminim. Hayatım boyunca genel prensibim elimden geleni yapmak, gerisini düşünmemek oldu, bu doğumum için de geçerli. Şu anda kendi üzerime düşeni yapıyorum, bedenim ve bebeğim de görevlerini biliyorlar. Doktorumun da desteğiyle güzel bir kavuşmayla sonuçlanır tüm bu çabalar inşallah…

Sanki kendime teselliyi bizzat kendim vermiştim. Evet gerçekten çok çabalamıştım ancak maalesef normal doğumu yaşayamayacaktım.

O gece sabaha kadar doğumla ilgili rüyalar gördüm durdum. Ve esasında yukardaki cümleleri bizzat-şahsen-ben-kendim yazmış olsam da, evet en çok bebeğime sağlıkla kavuşmayı istesem de, aslında sezaryene yüzde 50’nin çok daha altında ihtimal vermiş ve normal doğum hayaline kendimi fazla kaptırmış olduğum gerçeğiyle karşı karşıyaydım işte.

Yaşadığım hayal kırıklığının ilk etkisi 2 gün kadar sonra geçti, bu arada doktorumla tekrar konuştuk, koşullardan, hastaneden, yönetimden hiç memnun değildi, sezaryeni bu hastanede önermediğini söyleyerek beni diğer doktora yönlendirdi. Ertesi gün gittim ancak doktorumun tam tersi adeta bir buzdolabı olan sevgili doktor, göz teması dahi kurmadan yaptığı muayene sonrasında, bırak doğumun başlamasını eşimin gelmesini (12 eylül) bile bekleyemeyeceğini söyledi. ‘7-8-9 Eylül seç birini’ dedi.. ‘Ben astrologlarla bir görüşeyim, hangi gün hangi saatte yıldızlar etkileşecek, benim bebenin yükselen durumuna göre geleyim’ diyesim geldi ama kendimi tuttum, ‘ben düşüneyim de karar vereyim’ deyip çıktım.

İşte bundan sonra ne yapacağımı bilmiyordum. Donanımlı ancak gittiğim hatun dışında doktorları hakkında en ufak bilgim olmayan bir hastane ve doktorumun olduğu ancak koşullarını kendisinin bile önermediği bir devlet hastanesi vardı önümde… Bir yandan hayal kırıklığı, bir yandan hormonların etkisiyle tavan yapmış endişe hali ve gebeliğin başından beri sürekli arada kalma halleri ve doğumuma sahip çıkmak adına verdiğim mücadele beni çok yormuştu…

Bu benim hayatımda büyük ihtimalle son doğumumdu, madem normal olamayacaktı bari sezaryenimi güzel hatırlamalıydım. Annem ‘acaba bir de benim doktoruma mı gitsek’ dedi, benim de çok sevdiğim tanıdığım bir doktordu ancak doğum için SSVD’yi desteklemediği için kendisiyle hiç görüşmemiştim.

Bu süreçte 1 hafta daha geçmişti ve bebeğin hareketlerini artık biraz daha sert hissediyordum, iyiden iyiye aşağı inen baş yürümemi ve rahat uyumamı engellemeye başlamıştı.

Doktor detaylı bir şekilde muayene etti, kordon hala boynundaydı ancak damarda kan akımında sorun yoktu, NST de iyiydi. ‘Bebeğin hareketleri nasıl’ dedi, son günlerde biraz azalmıştı ama sayı olarak endişe edecek kadar değildi. Sonra ‘ben pek su göremiyorum’ dedi, ölçtü biçti, olması gerekenin altında görünüyordu su miktarı. Risklerini anlattı, ben ilk tepki olarak ‘ama eşim daha gelmedi’ dedim, riski benim almam kaydıyla günde 2 NST ve sürekli yatarak geçirirsem 3-4 gün daha bekleyebileceğini o arada doğum başlarsa da acil sezaryen olabileceğini söyledi. Elbette risk almadım. O gün ve gece bol bol su içmek ve yatmak kaydıyla ertesi gün sezaryen olacaktım.

Muayeneden sonra hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve çocuk doktorları hakkında bilgi aldım. Doktorum kendinden ekibinden ve hastane koşullarından emindi, son olarak ‘size belki çok komik hatta aptalca gelebilir ancak ben ilk oğlumun doğumunda yanına gidene kadarki ağlamalarını videolarda seyredince çok üzüldüm, bebeğim yanımda kalabilir mi’ diye cümlemi dahi bitirmeden ‘tamam bebiş de ameliyat sonuna kadar yanında kalır, sen onu öpüp koklarken biz de işimizi bitiririz hep birlikte çıkarız ameliyathaneden’ demez mi, atlayıp boynuna sarılmak istedim o an…

Minik Kerem’im ertesi gün sabah kollarımda olacaktı, işte kavuşacağımız gün gelip çatmıştı. Minik oğlum anasının ‘Eylülde gel’ arzusunu emir telakki etmiş olacak ki babasını bile beklemeden geliyordu işte..

unnamed (1)

Ertesi gün doktorum dosyama not düşmesine rağmen tüm personele tek tek bebeğin benimle birlikte ameliyathaneden çıkacağını tekrar hatırlattı. 9 Eylül günü, saat 12.50’de pembe beyaz oğlum Kerem beklediğimizin üzerinde 3.800 gr olarak dünyaya geldi, ilk muayenesi yan masada yapıldı, hemşireler giydirdikten sonra yanıma yatırdılar, tek elimi serbest bıraktılar, tansiyon ölçümleri hariç bebeğimi okşadım konuştum, ben konuştuğum süre boyunca hiç ağlamadı. Beyaz teni, gül kadife ve sıcacık yanaklarıyla abisi Mete’ye öyle benziyordu ki adeta 4 yıl öncesine gittim ve Mete’yi yeniden doğurdum. Bir müddet sonra göğsüme tuttular ve bebeğimi emzirdim. O ameliyathanede, o hastanede ve belki de o şehirde biz bir ilk yaşadık. Ameliyathaneden beraber çıktık, annem ve babam karşıladı beni. Mutluydum, bebeğim de ben de sağlıklıydık. Doktor ‘iyi ki almışız hakikaten hiç suyu kalmamıştı’ deyince bir kere daha doğru karar verdim diye rahatladım…

Birkaç saat sonra babam Mete’yi getirdi, oğlum ilk anda kardeşinden çok benimle, hatta benden de çok elimdeki damar yoluyla ilgilendi. Ne yapmışlarmış bana, bu da neymiş, üzerindeki kapak ne işe yarıyormuş, karnım artık boş muymuş, bu bebek çok doğmuş! ( o ne demekse!) E ama ne zaman büyüyecekmiş daha çok küçükmüş, artık eve gidelimmiş… ilk tepkisi bunlar oldu. Kardeşinin getirdiği inşaat setini çok beğendi, teşekkür ederim kardeşim! dedi, onun bu şenşakrak karşılaması beni mutlu etti, gece annemle hastanede kaldık babam Mete’yi alıp eve gitti. Eşimle doğumdan 3 gün sonra kavuşabildik, ailem destekleriyle onun yokluğunu hissettirmediler.

Doğum sonrasında 1 ay annemin yanında olmak harikaydı, korktuğum doğum sonrası hüznü 1 gün uğradı ve uçtu gitti çok şükür.. Onu da ilk duşta yara yerini görünce yaşadım, istemsiz şekilde ağlamaya başladım, ağladım ağladım ağladım… Hala bir kabullenemeyiş vardı içimde. SSVD destekçisi doktorumu dönmeden önce ziyaret ettim ve boşuna sezaryen olmadın gönlün rahat olsun dedi, evet ben elimden geleni yaptım, hatta hiç ummadığım bir nedenle sezaryen oldum, demek ki buydu hayırlısı olan… Dilerim tüm gebelikler en hayırlı ve sağlıklı yolla sona ersin…

unnamed (2)

Kerem 2 ayını birkaç hafta önce tamamladı. Mis sabun kokulu kıyafetleri ve agularıyla evimizi kalbimizi doldurdu… Zaman nasıl geçiyor ne zaman sabah oluyor ne zaman gün batıyor bazen anlamıyorum, gün sonunda aynaya hiç bakmamış olduğumu far kettiğim zamanlar olsa da genel olarak hissettiğim şey mutluluk çok şükür… İki oğluma bakınca Allah’a nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. İkinci kez anne olmak iki çocuklu bir aile olmak harika bir şey… Zorlukları az çok ilk bebeğinde tatmış, tecrübesizliklerden arınmış biri olarak dingin bir sevgiyle anneliğin tadını çıkarabilmek çok güzelmiş. Acemisi olduğum şey ise iki çocuklu anne olmak. Büyük oğlumun abiliğe terfisinde ona yardımcı olmak. Ara ara bocalasak da, eşimin de desteğiyle bu süreci de sağsalim atlatacağımıza eminim…

Gebeliğimi anlatmak yaşadıklarımı paylaşmak bana çok iyi geldi, öyle ki geçmiş haftalara bakınca özlem duyuyor insan. Elif’e bana (kalbinden temiz bu) blogda yazma imkanı verdiği ve oğluma harika bir anı bırakmamı sağladığı için çok teşekkür ediyorum.

Sağlıcakla kalın…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu, 3 aylık ikinci oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

8 yorum

  1. Yine çok güzel bir doğum hikayesi, pozitif 🙂 Hoşgeldin Keremcim 🙂 İki çocukla kolaylıklar Türkan 🙂

  2. Türkancığım,

    Ne güzel anlatmışsın! En önemlisi Kerem’i sağlıkla kucağına almandı, öyle de oldu.

    Ben de kendimi normal doğuma öyle odakladım ki, sanki sezeryenle doğsa ona kötü bir şey yapmışım gibi hissedeceğim diye düşünüyorum, sonra diyorum saçmalama Gül, nasıl gelmek istiyorsa öyle gelecek..

    Güle güle büyüt oğlunu, abi kardeş çok güzel görünüyorlar, hiç ayrılmasınlar inşallah.

    Çok sevgiler..

    • Gül çok teşekkür ederim hakikaten sağlıkla gelmesi en önemli şey.. Umarım herşey gönlünce olsun, sona yaklaşıyorsun heyecanla takipteyim:)

  3. Merhaba:)İki kuzu da harika sağlıkla büyüsünler:)2 yaşında bi oğlum var 5 aylık da hamileyim.İlki sezeryandı ve birdaha yaşamak istemiyorum aynı şeyi.Ancak ssvd fiyatları İstanbul’da gerçekten çok pahalı.Bana önerebileceğiniz biryer varmı?

    • Ssvd grubu var oradan İstanbul’daki doktor listesine ulaşabilir doktorlarla görüşebilirsiniz, kendi doktorunuzla da görüşüp ikna edebilirsiniz. Ssvd hakkında riskler hakkında ne kadar bilgili olursanız ve fiziken ruhen ne kadar çok hazırlanırsanız o kadar sağlam olursunuz. Sevgiler:)

  4. Cok tebrik ederim Turkan Hanim. Allah anali babali buyutsun. Ben de sizi bir hafta geriden takip ediyordum. Bizim bebek de 14 eylul’de geldi :).
    Ilk bebegimiz. Yurtdisinda normal dogum yaptim. Ama dogum yapmadan once “kordon da neymis, bi kerem gelismis ulkelerde ucuncu trimester ultrasonu yapilmiyor” diye gek gek konusan, buraya da oyle gek gek yorumlar yazan ben, dogum sirasinda bebegin kalp atislari dusmeye baslamasi ve doktorun “muhtemelen kordondandir” demesiyle “noooolursunuz beni sezaryene alin” diye yusuf yusuf ottum. Bu arada onceden, “yasadigim sehrin doulalarin ennnn favori hastanesinde dogum yapacam, odada kuvet, ebe sistemine benzer bir sistem aile hekimi doguma girecek, anca komplikasyon olursa kadin dogum uzmani girecek” diye gerim gerim geriniyodum. Sonunda uzman sezaryendeymis, baska uzmani cagirmak yerine doktor beni “acelesi yookkk” diye 45 dakika bekletti. Uzman geldiginde “simdi sezaryen de normal dogum kadar uzun surer, uc sanci icinde cikti cikti, yoksa sezaryen” dedi. Bebegimizin ilk UPGAR’i birdi. BIR. Kendi basina nefes almiyordu, oksijen vermek zorunda kaldilar. Sonra uc saat gozlem altinda tuttular ve emzirmedim, hala da dogru duzgun emziremiyorum. Allah’a cok sukur kizimiz cok saglikli. Bu negatif dogum hikayemi paylastigim icin cok ozur dilerim. Ama evet vajinal dogurdum ve basim goge ermedi. Keske Ikinci uzmani cagirsalardi ve sezaryen olsaydim.

  5. Merhaba Türkan

    Aynı haftada ve 2.çocuğuma hamile olduğum için gebelik günlüğünu hiç kacirmamistim.Doğumunu da merakla bekliyordum.Okurken gozlerim doldu.Sonucu çok güzel olmuş.Önemli olan da o değil mi zaten.Evlatlarinla sevgi ve huzur dolu bir hayatınız olsun.Sevgiler