11 Yorum

Türkiye’de Çalışan Anne Olmaya Çalışmak

Aşağıdaki yazı ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Türkiye’de kadın olmanın onlarca zorlu yanı var. Bugün, benim yaşadığım yüzünü paylaşmak istiyorum. Halen içinde bulunduğum süreç devam ettiği için ismimi paylaşmak istemiyorum.

Yabancı bir kolejden sonra özel bir üniversitede burslu okumuş, yetmemiş yurtdışında yüksek lisans yapmış biriyim. Maalesef üç aydır işsizim ve hep son iki adaydan birisiniz denen ben, yüzüme karşı söylenmese de iki küçük çocuğu olduğu için iş görüşmelerinde elenen bir anneyim. Otuz yaşındayım. Evet, kimilerine göre erken evlendim ama evlilik benim eğitimime engel olmadı. Eşimle birlikte bir hayat kurduk. Ülkeye geri döndük ve çocuklarımızı tüm anne babalar gibi iyi şartlarda yetiştirmek istiyoruz ama gelin görün ki, firma ne kadar kurumsal ve uluslararası olursa olsun, işe alım kararı veren kişi bir anne dahi olsa, çocukları var, kendini işe veremez gerekçesiyle kariyer yapabileceğim bir yaşta evde tutuluyorum. Niteliklerimin altında bir firmaya ve pozisyona da girmemekte direniyorum ama nereye kadar direneceğim bilmiyorum.
Türkiye’de ister eğitimli ister eğitimsiz, fark etmez, toplumun tabakalarına hâkim olan görüş, kadının evde çocuklarıyla birlikte kalması. “Stay-at-home-mom” yani “evde kalan anne” olmayı seçenlere ya da mecburen evde kalanlara söyleyecek hiçbir şeyim yok. Bazen bu bir tercih meselesi ya da mecburiyet olabilir.

Fakat benim gibi çalışmak için önünde hiçbir engel olmayan, tam tersi ailesi tarafından desteklenen bir kadının işe girme çabası da oldukça yorucu. İşe alınmama sebebi her zaman anne olmak olamaz tabii ki ama görüşme süreçlerinde takınılan yapmacık poz, “ne kadar güzel genç yaşta iki çocuk annesi, harika” gibi samimiyetsiz cümleler ile işin gerekliliklerini konuşurken konunun mutlaka çocuklara gelmesi- çalışmamla bir alakası olmadıklarını defalarca söylememe rağmen- şüpheye yer bırakmıyor. İK personelinin anne olduğumu öğrendiğinde sergilediği abartılı şaşkınlığı ilk zamanlarda iltifat olarak algılasam da artık yalnızca can sıkıyor.

Bir annenin çocuklarını tamamen aklından çıkararak çalışmasının mümkün olmadığını kabul ediyorum ama bu durum herkes için geçerli. Hiçbirimiz robot değiliz, ebeveyn olsak da olmasak da iş dışında bir yaşamımız var. Mutlaka yaşadıklarımızdan etkileniriz. İşveren gözüyle baktığımda bir annenin çocukları nedeniyle daha fazla izin alması, geç kalması vs. mümkün olabilir ama kişinin sahip olduğu tüm özellikleri bir kenara atmak için yeterli bir sebep değildir. Hem çocuklarını büyütmüş hem de başarılı bir kariyer grafiğine sahip olmuş anneler yok mu, tabii ki var. Çalışma hayatında hedeflere varmak için yapılması gereken fedakârlıklar ile iş- ev dengesi kurmanın zorluğundan çalışmak isteyen her anne haberdardır diye düşünüyorum. Ne yazıktır ki Hollanda gibi anneleri iş hayatında tutmak için çabalayan ve daha da iyileştirmek için neler yapabiliriz diye gerektiğinde kanunlarını düzenleyen bir ülkede yaşamıyoruz. Ne de olsa burada anneliğin kendisi bir kariyer olarak görülüyor.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

11 yorum

  1. Sizi çok iyi anlıyorum, bütün sistem bizim evde oturmamız üstüne kurulmuş sanki ve o sistemi yıkmak bişeyler başarmak hakkaten çok zor. 31 yaşındayım 2 çocuğum var çalışıyorum ama pekte hayal etmediğim bir işte ama neden devam ediyorum bu işe derseniz çocuklarla ilgili arıza çıkarmadıkları için.
    Benim 2 seçeneğim vardı ya çocukları ihmal ederek iyi bir iş ya da çocuklarla daha çok ilgilenerek daha ortalama bir iş, 2.sini tercih ettim çünkü aileden destek yok ve malesef kendi ailemin mantığı: çalışma yok illada çalışacaksan bunlara katlan ne halin varsa gör.
    Ben daha kendi ailemin kadının çalışmasına bakışını kıramamışken işverenlere ne desem boş, Allah onlardan razı olsun yine de maaşı iyi bir işim var hayalleriyse boşver sus otur diyorum kendime.

  2. Çok güzel özetlemişsiniz durumumuzu,çalışan bir anne olarak söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum…Doğum yapar yapmaz arayıp ne zaman dönüyorsun demeler,herkes saat başı sigara molasına çıktığında sorun yaratmıyorken senin zar zor kıyıda köşede süt sağmana tepki göstermeler…cidden işimiz çok zor!

  3. Ben anne degilim ama pek cok anneyle beraber calisiyorum.
    Sirketlerin bu akil almaz tutumuna karsilik bana sanki anneler zamani daha verimli kullaniyorlarmis gibi geliyor cogu zaman. Cunku 1 saat fazladan mesaiye kalma sanslari yok dolayisiyla cok daha yogun calisiyorlar gun icinde.
    Sonucta hersey sirketlerin sinegin yagini cikarma isteginden kaynaklaniyor ne yazik ki. Kriter verilen isleri zamaninda bitirmek olmadigindan basimiza geliyor butun bunlar.
    Bizim sirketlerde kriter her bir calisani en fazla nasil calistirabiliriz ne yazik ki.
    Yoksa bir anne de verilen isi kesinlikle zamaninda ve iyi kaliteyle bitirebiliyor. Buna kendim her gun yasayarak sahidim. Tum anne aerkadaslarim sirkette gayet guzel calisiyor.
    Ama sirket cocugu olmayan kadini daha fazla zorlayabilecegini dusunuyor. O verilen isi bitiri ama ustune 5 saat de mesai yaptiririm diye planliyor. Malesef zihniyet bu.
    O yuzden anne olan olmayan tum kadinlarin bence buna birlikte karsi durmasi lazim. Ve hatta erkeklerin de. Babalara ayni baskinin yapilmamasini saymiyorum bile tabi.
    Lutfen kendinize olan inancinizi kaybetmeyin. Sorun sirketlerin zihniyeti. Dilerim bir gun anne ya da anne degil tum kadinlar bir seyleri degistirebiliriz. Ve dilerim icinize sinen mantikli bir isverenle karsilasirsiniz.

    • Ne kadar yerinde bi tespit ! Ben de 31 yaşında ve 2 çocuk annesiyim ve mesaiye kalmamak için nefes almadan çalışıyorum ama yine de bekar ya da çocuksuz bi insandan daha farklı bi yerdeyim 🙁 Teşekkürler gözleminiz ve yorumunuz için ☺️ Sevgiler..

  4. Net olayım …iki evladım var …nisan ayından beri issizim sayısız iş gorusmesine gittim ancak aynen burada olduğu gibi konu çocuk olunca biz sizi arariz! Kizim 3 de geliyor eve oğlum 5de ! İki ucu kötü değnek hali !

  5. Hamilelik süresinde kullandırılmayan 1,5 saatlik izinler sonrasında yasal bile olsa 4 ayı lohusa anneye zehir etmeler 6 ay izin alacaksan maas ve ssk odemenin kesilmesi, süt iznini kullanmaman için yapılan baskılar zaten bu ülkenin yeterince çalışan annelerin yanında olmadığının en büyük göstergesidir.

  6. Sistem direk kadının çalışmaması üstüne kurulu. Hayatımdaki iş görüşmelerini özetlersem;
    Bekarken:”evlenir gidersin proje yarım kalır”
    Evli çocuk yok:”şimdi yeni evlisiniz çocuk yaparsınız proje yarım kalır”
    1 çocuklu:”2. Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz!!”
    2 çocuklu :”iki çocuğun biri hasta olmasa biri olur çok izin alırsınız”
    Hepsini birebir yaşadım, yaşıyorum ve içimden hep aynı küfür geçiyor!!!!
    Yazan; İş bulamayan 2 çocuklu mühendis!

  7. Bütün görüşmelerimde en çok üzerinde durulan konu çocuğum bakacak biri olup olmadigi. Çalışacağım diye çocuğumu açıkta bırakacak değilim.

  8. IK departmanı tecrübem olduğu için aslında onların açısından bakınca, onlar da haklılar çünkü iyi bir şirkette iyi bir pozisyonda işe almayı düşündükleri kişiden kendi verdikleri ölçüde hizmet beklemeleri doğal. Tabii ki küçük çocukların hastalığı, okulu vs düşünülünce eleniyor olabilirsiniz (adil değil ama iş dünyası için mantıklı bir karar). Bunu engellemek için siz onlara destek kaynaklarınızı sunar (sohbet arasında mesela ufak bir anane ya da bakıcı desteğinin sizin işe dönme kararınızı nasıl olumlu etkilediğini, çocuklar için aciliyet anında ne önlemler aldığınızı anlatmak gibi) ve onları işgücünüzün kesintiye uğramayacağına ikna edebilirseniz, çocuklu ya da çocuksuz olmanız fark etmeyecektir.. Tabii bunun için önce kaynaklarınıza güvenmeli, kendiniz “güvenli” bir duruş sergilemelisiniz. Umarım yakında sevdiğiniz bir işe girersiniz, kolay gelsin!

    • Kusura bakmayin, hakli falan degiller. Gelismis ulkelerde is gorusmelerinde “evli misin, cocugun var mi, kac yasindasin” gibi sorular sormak yasaktir. Siz is ilaninda fazla mesaili bir isse belirtirsiniz, isteyen basvurur. Ayrica o cocuklarin bir de babalari yok mu, neden kadina sorun da babalarina sorun degil? Ayrica sirketler toplumun bir parcasidir ve topluma karsi sorumluluklari vardir. “Onlarin tarafindan bakarsak” diye ilkel bir kafa yapisini desteklemeyelim.

  9. Yazıyı ve yorumları büyük bir ilgiyle okudum. Ben İsviçre’de bir firmada insan kaynakları müdürü olarak çalışıyorum. Yaklaşık 8 sene önce transfer oldum. Su an 35 yasındayım ve hamileliğimin 38. Haftasındayım! bu Zaman’larda kendime oldukça sık sorduğum soru, ne zaman ise döneceğim. Hayat boyu çalısmaya alışık olan ben, 16 haftalık dogum iznini az mı cok mu bulucam. Anne olmadan bu soruya cevap veremeyeceğim kesin. Sayisiz mülakat yaptım, hem Türkiye’de hem İsviçre’de onlarca çocuk sahibi bayanı ise almışımdır. Bu konuda benim naçizane gözlemim erkeklerin kadinlara gore daha az bu konuya takık olduklarını gördüm ne yazık ki. Bir de yorumlardan birine cok katılıyorum, çocuğu olan bir kişi o kadar organize çalışıyor ki. Su an Ekibimde 32 yasında 3 çocuğu olan cok akıllı bir kız var, gün içerisindeki verimliliği tartışılmaz. Şimdi emin adımlarla ilerliyor. İçine dokunuyor farkındayım elbette, onun yaşındakiler başka noktalar gelmiş durumdalar, ama 65 yasına kadar emekli olmayacağımız düşünüldüğünde ne önemi var. Diğer yandan 35lerinde (benim gibiler diyeyim) kariyerinde ilerlemiş, geç evlenmiş ya da evlenmiş ama çocuk yapmak istememis, şimdilerde toplum baskısıyla canlarin çaldığı ama Nasıl bunu yapacagını düşünenler var. İsviçre’deki düzenden size örnek verip yorumu size bırakacağım. Burda dogum izni 4 ay, sonrasında elbette ücretsiz izin alınabilir ama is garantisi yok, yine de şirketler bu konuda esnekler. Daha sonra anneler genelde yarı zamanlı ise donuyorlar. Tabi yarı zamanlı islerde çalışanların kariyer aşamalarında sekte oluyor. Yükseldikçe isler yaptığınıza gore değil kimle nerde hangi toplantıda is bağladığıniza bağlı oluyor. O da maalesef ben Çarşamba cuma yokum o toplantı su güne olsun diyebilecek noktada olamadığınız surece olmuyor, kimse sizi beklemiyor. Kreşler kazanılan paraya gore artıyor. Eğer ortalama üstünde kazaniyorsaniz, en yüksek mertebeden ödemek durumundasınız. Öncelik yalnız çocuk sahibi olanlara ya da ailede sadece biri çalışanlara veriliyor. Yanı parasını ödeseniz de yer olmayabilir size. Alternatifiniz dadı tutmak o da sizin isiniz yönetici mudur değilse sizin aldığınız maasi ona vermek demek. İki çocuk varsa geçmis olsun. Sonuç İsviçre’de çalışan kadın az, erkek egemen bir is kültürü var. Bu konuda ben şahsen Türkiye’de çalışan bayanları görüyorum da, çok canavar cok değerli çalışan annelerimiz var bizim. Buralarda öylesini bulmak zor. İşverenlerin bu konuda alacağı yol cok daha, ben kendime bunu görev biliyorum. Hem isim gereği hem de bir bayan olarak çocuk sahibi olup çalışmak isteyen bayana desteğim sonsuz. Bir iki gol yedim elbette – ise girip deneme devresinden sonra ben hamileyim diyenler konusunda, varsin olsun yapacak bir sey yok. Hiç bir şeyin garantisi yok, hasta da olabiliriz, isten uzun sure uzak kalmak zorunda da kalabiliriz. Bir yerden sonra bir şirketi seçerken sosyal sorumluluğuna bakmak lazım. İsi bu hafta bıraktım, doğruya doğru hala e-postaları okuyup yazmaya devam ediyorum. Kimsenin de zoru ile değil ama bildiğim şeyi yapmaya devam ediyorum sanırım. Hayatıma yeni bir sayfa açılacağı icin cok heyecanlım. Hala sonrasında Nasıl yapacağımı düşünmekteyim, anneannelere vizeler vs… Özette bir kadının tercihi olmalı ise dönmek ya da calismak istemek! Madalyonun obur yüzündeki baskıyı kesinlikle reddediyorim. Çocuğunu başka birine mi bıraktın, bu yasta kreşe mi gider vs… Herkesin kendi seçimi, bir kadın çalışmak istiyorsa çalışabilmeli, istemiyorsa da calismayabilmeli. Bu seçim hiç bir işverenin tekelinde değildir.