3 Yorum

Gül’ün Gebelik Günlüğü, 36. hafta

Merhaba herkese,

Merdivenleri hızla tırmanıyorum, hoşgeldin 36. Hafta! Zamanın böylesine hızlı geçmesi, yakında kucağımda bir bebekle ömür boyu bana ait olacak yeni sıfat kazanacak olmam, ‘anne’ olacak olmam ne garip ne heyecanlı bir duyguymuş. Evet anneliği gebelik boyunca hissediyoruz, bebeğimizin içimizdeki hareketleri varlığını hep hatırlatıyor ama dünyaya geldikten sonra, kollarımıza aldıktan kokusunu duyduktan sonra eminim bambaşka olacak. Ve annelik bazı duyguları yaşamadan nasıl olduğunu çok yoğun bir şekilde hissetmek demekmiş.

Typic
Oğlum neredeyse 3 kilo oldu, henüz bir doğum belirtisi görünmüyor. Baş geliş pozisyonunda ama henüz aşağıya inmemiş. Artık her kontrolde doğumdan bahsettiğimiz için iyice heyecanlanmaya başladım. Doktorum olabilecek opsiyonları anlattı; suyun gelmesi, nişan gelmesi ya da sancıların başlaması gibi. Tam yılbaşına denk gelebileceği için kendisinin burada olmama ihtimalinden dolayı endişeleniyordum ama burada olacağını söyledi. Doktorum miyadını dolduracağını tahmin ediyor. Elif’in de istediği gibi, ben de oğlanın yeni senede gelmesini daha çok istiyorum, ama kısmet tabii. Eskiden beri Aralık ayında doğan çocuklar için ‘ah yazık, boşuna 1 yaş kaybetmiş, benim çocuğum öyle olmasın’ derdim, büyük lokma ye büyük konuşma diye boşuna dememişler; başıma geldi. Neyse ne yapalım, öyle doğmak istiyorsa doğacak. Genelde 30-31 aralık’ta doğan çocukları nüfusa Ocak tarihli yazdırıyorlar. Ben doğum tarihini de farklı yazdırmak istemiyorum.

Artık her kontrolde NST’ye bağlanıyorum. Oğlum akşamları evde çok hareketli oluyor, özellikle ben ayaklarımı uzatıp yatınca, ama ne zaman doktora gitsek bir uyku hali sormayın gitsin. Geçen sefer babasıyla birlikte bayağı dil döktük hareket etsin diye. Biz konuşup şarkı söyledikçe hareketlenmeye başladı. Bu seferkinde de uyuyordu, doktor çikolata yedirince hemen hareketlendi. Annesi gibi tatlıyı sevecek oğlum da.

Geçen hafta yapmak istediğimi söylediğim hazırlıkları tamamladım. Yatağını karyolasına yerleştirdik. Uyku setini yıkayıp yatağına yerleştirdim. Yaptırdığım penguenli takımı çok beğendim, tam kışa uygun bir takım oldu. Bizim penguen de doğup içine yerleşince tam olacak. Dolabını ve kıyafetlerini geçen haftalarda düzenlemiştim zaten. Ev tipi ana kucağını paketinden çıkarıp kurduk. Beşiğini bizim yatak odasına taşıdık, içini de hazırladım. Hatta dönenecesini bile kurduk. Ev baya baya bebek eşyaları ile dolmaya başladı. Yatağın yanındaki komidini karşı duvara taşıdık beşiği yanıma koymak için. Genelde komidinin üstüne kitap telefon gibi şeyler koyduğum için, şimdi elimi uzattığımda beşiğe dokunmak çok garip geliyor. Yakında ağlamaları ve gülücükleriyle beni uyandıracak, beni çağıracak yavrum orada yatıyor olacak!

uyku seti

Bu arada karmakarışık rüyalarım devam ediyor, hatta bazen uyanıp tekrar uykuya daldıktan sonra kaldığım yerden devam edebiliyorum. Gebeliğimdeki en tuhaf değişimlerden biri sanırım bu rüyalar. Özleyecek miyim? Hayır! Çünkü beni yoruyor, zihnim sürekli meşgul ve gece de bu kadar çok çalışınca dinlenmiş hissedemiyorum. Ama bebeğimin bedenimdeki hareketlerini özleyeceğim sanırım. Şu an her an benimle, hep hissediyorum onu. Ama doğunca onu birdenbire herkesle paylaşacağım ve sanki büyük bir boşluğa düşecekmişim gibi hissediyorum. Benimle birlikte onu çok seven ve gelmesini dört gözle bekleyen çok kişi var. Bazen sanki hiç paylaşamayacakmışım gibi hissediyorum, umarım lohusalıkla kıskançlık duygularım tavan yapmaz. Bunu geçen gün eşime de söyledim, hemen ‘nasıl yani, benimle de mi?!’ dedi. Zaten ben onu her an hissediyorum diye özenirken, bir de bu geldi sevgili kocamın başına! Ama olsa bile geçici olur değil mi? Öyle olur deyin n’olur!

Sevgiler, Gül.

Yazar Hakkında

GÜL GÜRDAL – İstanbul’dan bildiren taze gebe. 31 yaşında, 10 yıldır hayatının aşkı ile birlikte. Oksijenden yoksun plaza çalışanı. Gün gelir hayeller gerçek olur, benim de bir pastanem olur, hem yapar hem yediririm diyor. Gezmeyi,üretmeyi,okumayı, yemek yapmayı çok seviyor. Heyecanla, ilk gebeliğini anlatıyor.

Gül’ün tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

3 yorum

  1. Merhaba Gül,
    Ne güzel anlatmışsın: “Ama doğunca onu birdenbire herkesle paylaşacağım ve sanki büyük bir boşluğa düşecekmişim gibi hissediyorum. ” Bence her kadın bu hissi yaşıyordur; ama unutuyorlar. Keşke özellikle anne ve daha da çok kayınvalideler de bu duygularını hatırlasalar da zaten çocuğuna dokunana karşı aslan kesilmeye meyilli olan lohusa kişisine destek olabilseler. Herkes farklı tabii, bazısı bebek bakımında etraftan destek bekler, yeterince gelmediğini düşününce bozulur, bazısı da tam tersi bebeğe kimse dokunmasın ister. Bence bebek doğunca hele de ilk torunsa bu anne kısmısında da yeniden annelik duyguları hortluyor; ama yeni doğmuş bebeğe karşı, anneanne annenin annesi olarak önceliği kendi çocuğuna da verebilse de, çocuğun annesiyle hiçbir akrabalık bağı olmayan ama o yenidoğmuş minnoşun babaannesi olan annenin dikkatini daha çok bebeğe vermesi atmaca kılıklı taze anneyi zorlayabiliyor. Bunları zamanla fark edip anlıyor insan, ve bence büyükanneler de özellikle ilk torunda bir de çocuğa düşkün bir yapıları varsa lohusa depresyonuna benzer tatta (gerçekten taze anne için çekilmez) olabiliyorlar. Bir oğlan annesi olarak bu hislerimi unutmamalıyım diyorum içimden.
    Ama baba başka. Taze annenin bebeğini en rahat “paylaştığı” kişi baba, aslında en çok destek almak istediği kişi de bence; bir de kızkardeş… Merak etme hepsi geçiyor.

  2. Merhaba gül, dediğin gibi kimseyle paylaşmak gelmiyor içimden 🙂 tekmeleri bile bitek ben bileyim gibi geliyor bazen; bencillik sanırım kışkanclık ya da başka birşey bilemedim :)) ama o kadarlık hakkımız olsun bence 9ay biz taşıyoruz biz yoruluyoruz 🙂 34. Hafta gebesi olarak senin önden deneyimlerini okumak cok zevkli inşallah sırayla kucaklarımıza bebişlerimiz gelir pengeuenlere bayıldım ben hala yatağı için takım alamadım ya cok pahalı ya cok dandik 🙁 yaptırdığın yerin adresini benimle paylaşırsan çok memnun olurum 🙂