22 Yorum

Cinsel eğitim konusunda rahat olmalıyız

Bize henüz çok uzak ama bir o kadar da gerekli bir konu: Okullarda cinsel eğitim dersleri… İngiltere’nin The Guardian’da gazetesinde yer alan yazıyı Ebrar Güldemler Türkçeleştirdi.. 

***

Screen Shot 2015-12-13 at 10.47.01 AM

Cinsel eğitim konusundaki ilk deneyimim çok korkunçtu. Ve bir o kadar hızlı. İlk dersin sonunda, bir erkeğin penisine herhangi bir şekilde yaklaşırsam ya hamile kalacağımı, ya hastalık kapacağımı ya da öleceğimi düşünüyordum.

Bu durumu –Belçikalı bir seksolog olan- Goedele Liekens’le paylaştığımda onun ilk deneyiminin de pek farklı olmadığını öğrendim.

Korkunç ve anlaşılır. Sizin öğretmenlerinizin de amacı benimkilerinkiyle aynıydı: Gençleri henüz hazır olmadıkları bir şeyden uzak tutmak. Fakat uzak durmayı öğretmek işe yaramıyor, çünkü gençler riski seviyor. Bir şeyin tehlikeli olduğu için yapılmaması gerektiğini söylediğinizde, merak uyandırmış oluyorsunuz.

Liekens her zamanki gibi dümdüz konuşuyor. İngilitere’de cinsel eğitimi geliştirmek için yaptıkları hayranlarının sayısını arttırıyor. Şu anda Hollins Teknik Üniversitesinde de kendi sıra dışı tarzını sürdürüyor. Sınıfa vajina kuklaları getirerek, kadın öğrencilerine ayna vererek cinsel organlarını incelemelerini istiyor. Bu yaptıkları öğretmenlerin ve öğrencilerin takdirini topluyor.

“İngiltere rahatlamaya başladı” diyerek ekliyor Liekens; “Gösteriden sonra aldığım tweet’leri görseniz… Birçoğu okullarında buna ihtiyaç duyduklarını ve nasıl elde edeceklerini bilmediklerini söylüyor. Cinsel eğitime daha iyi bir yaklaşım geliştirmek için yardıma ihtiyaçları var. “

“İngiltere’de cinsellik hakkında açıklıkla konuşmak insanlar için zor olabiliyor” diyor Liekens. Hala eğer bu konudan bahsetmezseniz, hiç yaşanmayacağını düşünen insanlar var. Seks eğitiminden bahsedersek, çocuklarımızı uyandıracağımızı ve daha erken cinsellik deneyimi yaşayacaklarını zannediyoruz. Ama bu saçmalık. Cinsel eğitim ne kadar erken başlarsa, cinsel deneyim o kadar gecikiyor.

Liekens’in dersleri istenmeyen gebelik ve cinsel hastalıklardan başka konular da içeriyor. Liekens bu konuya ruhani açıdan da yaklaşmak gerektiğine inanıyor. Korunmasız seksin fiziksel olduğu kadar duygusal tehlikelerini de ele almak istiyor.

Bazı şeylere sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak zorlanmak da önemli… Arkadaş baskısı da cabası… Biz bu kısmı epeydir ihmal ettik

Bu nedenle Liekens’a göre; cinsel eğitim zevk almayı ve bedeni tanımayı da kapsıyor. “Kızları bir aynayla eve gönderdiğim doğrudur. Bedenlerini öğrenmeleri, kendilerine dokunma konusunda rahat olmaları ve neyden hoşlanmadıklarını bulmaları gerekiyor. Böylece hoşlanmadıklarına ‘dur’ diyebilirler.”

Bu konuda kendine güven çok önemli. Çünkü özellikler ergen erkeklerin çoğu cinsellik hakkında bildiklerini porno filmlerden öğreniyor.

Porno filmler iyi bir sevgili olma konusunda insanların kafasını karıştırıyor. Gençlere pornonun gerçek olmadığını anlatmalıyız. Çocuklar şiddet filmi izlerken, onlara kanın sahici olmadığını ve şiddetin gerçek olmadığını söylüyoruz. Ama söz konusu porno olduğunda bunu yapmıyoruz. Yetişkinler gerçek olmadıklarını biliyor ama çocuklar için aynısı geçerli değil.

Gençler internetten yanlış bilgiler ediniyorsa, yetişkinler bunu düzeltmekle görevli. Bu yanılgılardan bazıları gülmeye sebep olabiliyor. Liekens bir grup öğrencinin, ilk defa cinsel deneyim yaşandığında, bedenimizin içindeki vişneye benzer topun çıkıp patladığını ve böylece kan aktığına inandığını anlatıyor.

Ayrıca öğretmenlerin işe biraz espri katması gerektiğine inanıyor Liekens. Fakat kikirdeme olmamalı. Konuyu ilginç hale getirmeliler. Kendisi bu yüzden bir vajina yastığı ve top getiriyor.

Cinselliği konuşulabilir hale getirmek her zaman işleri kolaylaştırmıyor. “Bir defasında on altı yaşındaki bir öğrenci kocama oral seks yapıp yapmadığımı sordu. Bu tür sorulara hazırlıklı olmalısınız. Ben de ona yapan ve yapmayan kadınlar hakkındaki düşüncesini sordum. Böylece konu yeniden tartışma zeminine çekildi ve onlara sorular yönelttim.”

Öğrenciler öğretmeni dener ve zorlarlar, özellikle kişisel sorular kullanarak… En iyi cevap soruyu bir tartışma konusuna dönüştürmektir. Kaç kişiyle birlikte olduğunuzu sorduklarında, kaç kişiye kadarın onlara normal geldiğini sorabilirsiniz. Sayının kızlar ve erkekler için aynı olup olmadığını düşünmelerini sağlayabilirsiniz.

Liekens’in başka bir tavsiyesi var mı? “Penis ve klitoris kelimeleri kullanıldığında sesinizin titrememesine dikkat edin. Gençler sizin utancınızı hisseder. Eğer mahcup hissediyorsanız, söyleyin. Sizin için de bunu konuşmanın tuhaf olduğunu paylaşın.”

***

Yazının orjinalini buradan okuyabilirsiniz.

Yazar Hakkında

 EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

22 yorum

  1. Ne kadar saçma sapan bir konu varsa ebrar hanım onu yazıyorsunuz resmen çocukları ahlaksızlığı teşvik ediyorsunuz. Ben evliyim ve bir çocuk annesiyim. Evlenmeden önce ne porno film izledim nede evli bayanlardan bu konuda bilgi aldım. Oturup da çocuklarımıza sesk denmi bahsedecez. Bu konuyu çocuklarımıza anlatmadigimiz vakit çocuklar geri kafalimi olacak yanı.o kadar gundemimizde önemli konular varken bu tur konulara takilmayin lütfen

    • Bu konuyu çocuklarınıza anlatmazsanız ergenlik sonrasında bu konuya merakı artan çocuklarınız porno film izleyecekler, çünkü sizin gençliğinizden farklı olarak internetle büyüdükleri için her türlü “bilgi”ye ulaşabiliyorlar. Porno film izlemeleri seksi gerçek dışı görmelerine sebep olacak, partnerlerinin vücutlarındaki normal şeyleri (pübik kıllar, çatlaklar, yaralar vb.) deformasyon olarak görecekler, partnerlerinden filmlerdeki profesyonel aktörlerin performansını bekleyecekler ve mutsuz olacaklar. Sizin gibi porno film bile izlemeyen dev “ahlaklı” insanlar oldukları zaman ise karşı cinse uzaydan gelmiş gibi yaklaşacak, seksi ayıp ve kirli bir şey olarak görecek ancak açlıklarını da gizliden gizliye gidermek zorunda kalacakları için parkların kuytu alanlarında birbirlerini keşfedecekler, bu sırada amiyane tabirle neyi nereye koyacaklarını bilmedikleri için yaralanma riski de var, ayrıca cinsel eğitim almayan çocuklar yetişkin olduklarında doğum kontrol ve cinsel hastalıklardan korunma yöntemlerini de bilmeyecekler, bu arada cinsel hastalıklara sadece “ahlaksız, pis, iğrenç” kişiler yakalanmaz, hayatınızdaki ilk ve tek partnerinizden bile cinsel hastalık kapabilirsiniz (kocasından AIDS kaparak ölen Ofra Haza gibi), bunları azaltma yollarını bilmek önemlidir. Cinsel eğitim ergen hamileliğini arttıracak, tecavüzleri arttıracak, çocukları ahlaksızlığa teşvik edecek bir şey değildir, zaten bu ülkede çocuk gelinleri azalttığımız zaman geriye pek ergen hamileliği kalmıyor, ne olursa olsun seks doğal bir şey ve belli bir yaştan sonra öğretilmesi gerekli olan bir şey.

      • Cok guzel yazmissiniz. O edepsiz (!) batililardan bahsederken, anne babasi tarafindan imam nikahiyla gayet Islam’a uygun bir sekilde evlendirilen COCUKlari ne cabuk unutuyoruz.

    • Ebrar Güldemler

      Merhaba,

      Öncelikle yazı bana ait değil, epeyce okunan bir makalenin çevirisi. Haliyle katılmıyor dahi olabilirim, çeviri başka bir çalışma alanıdır. Bu bilgiyi cebimize koyalım…

      Haklı olabilirsiniz, düşüncenize, hayata bakışınıza ve çocuğunuza cinsellik eğitimi konusundaki yaklaşımınıza saygı duyuyorum. Kendi çocuğunuz için en doğrusunu yaptığınıza eminim, üstelik beni ilgilendirmiyor.

      Önemli konularsa göreceli, yer verilmesi uygun görüldüğü için yer verildi. Sizin önemli konular listenizde yer almayabilir, bizce hayatın temelini oluşturan bu alanda okumalar yaparak çocuklarımıza doğru yaklaşımı geliştirmek epeyce mühim. Çeviri içerikleri seçerken bu tür şeyleri göz önünde bulundurarak değerlendiriyoruz. Haliyle saçma sapan demenizi eleştiri yerine saldırgan bir yaklaşım olarak görüyorum, keşke daha sakince ifade etseydiniz düşüncenizi.

      Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

      Ebrar

    • narin hanim genclerin cinsellik hakkinda bilgilendirilmesi gerekliligi uzerine bir yazi bu, ahlaksizliga sevki nerden cikardiniz? ayrica kimse geri kafali da demedi size bunu nerden cikardiniz? ayrica yazi da tam olarak konuyla ilgili bilgili genclerin cinsellikle daha genc tanistiklarindan bahsediyor, okumanizi tavsiye ederim. yasak arzu dogurur, bilinmeyenler icin de genclerin risk almaktan cekinmediginden de bahsedilmis. bilginin hic bir cesidi kotu degildir fikrimce.

  2. Çok önemli bir konu! Yalnızca ilkokul 5. sınıfta özel okula gitmiştim ve tam da ergenliğimin başlarıydı, cinselliği anlamaya çalışıyordum. Okulun psikoloğu bize gelip bir ders cinsellik eğitimi vermişti. Penis ve vajinayı kadın ve erkek çizimlerini tahtaya yansıtarak anlatmış, birer kâğıda soru yazıp kendisine vermemizi söylemişti. Bu konuda saçmasapan hurafelere inanmayıp gerçekleri öğrenmiş olmayı o derse borçluyum. Bence de seks çocuklar hakkında soru sorduğunda ve bilmek istedikleri kadarıyla anlatılması gereken bir konu olmalı, tabu olmaktan çıkmalı.

  3. Bize kimse cinsellik eğitimi vermedi, kötü yola düşmedik vallahi 🙂 Bu evlilik öncesi cinselliği onaylayan insanlara yönelik bir yazı olmuş. Bir genç cinsellik yaşamak istiyorsa ona engel olacak bir şey yok. Çocuklara cinsellik eğitimi vermek yerine o enerjiyi boşaltacak spora, kültürel faaliyetlere yöneltmek bana daha manalı geliyor. Kızımı karşıma oturtup klitoris mi tanıtayım yani. Hatta anne de kendininkini göstersin. Çeviri yazılar yerine Ebrar Hanım’ın kendi düşüncelerini okumak isterim şahsen. Konuk yazarların yazıları, beş yıldızlı söyleşiler ve Elif Hanım sizin beni çok güldüren yazılarınızın sıklığı azaldı sanki. Çeviri yazıların tamamını hiç okuyamadım sanırım. Çok umrunuzda mı bilmem tabi :))

    • Bu blogu evlilik öncesi cinselliği onaylayan insanlar da okuduğu gibi evlenmeden önce cinsel ilişkiye girmeyi doğru bulmayan okurların da olduğunun farkındayım. Bu yazıyı paylaşmak ve düşündürmek istedim, herkese beğendirmek ve içeriğini onaylatmak gibi bir kaygım yoktu.

      Blogun işleyişine gelince, ben normalde Pazar günleri içerik çıkamıyordum, zamansızlıktan… Şimdi, özellikle de Türkçede ve Türkçe içerikli bloglarda paylaşılmaya cesaret edilmeyen bu gibi konuların olduğu yazıların çevirilerine yer vermeye çalışıyoruz. Gerek ilerleyen hamileliğim, gerekse yeni girişimim sebebiyle zaman zaman yavaşlasa da blogumun diğer içerikleri de devam ediyor; yakında başka yenilikler de olacak…

    • Ebrar Güldemler

      Merhaba,

      Elbette düşmemişsinizdir, yazıda hiç öyle bir ima yoktu. Aksine deneyimi geciktirmeye yönelik tavsiyeler vardı.
      Aslında kime yönelik olduğunu düşünecek olursak; değişen ve giderek yozlaşan dünyada çocuklarını korumak isteyen ebeveynlere yönelik olduğu görülüyor. Size manalı gelen daha doğru olabilir, elbette. Klitoris sohbetini hiç düşünmedim, neyse ki kızım yok.

      Zaman içinde benim düşüncelerimin olduğu yazılar da olur, o zaman da düşüncelerinizi öğrenmekten mutlu olurum.

      Elbette umurumuzda, hiç değilse bunu biraz okumuşsunuz, zamanınız için teşekkür ederim.

      Ebrar

  4. Umarım biz de bir gün okullarda verilecek seks eğitiminin içeriğini tartışıyor oluruz bir gün. Ama kişisel bir blogda paylaşılan bir yazıya bile tahammül edemeyen kadınları okudukça, düşüncelerimi saldırgan olmayacak biçimde nasıl ifade edebileceğimi bile şaşırıyorum. İstemeyen çocuğuyla cinsellik konuşmaz elbette ama bu çocuğunun bir gün cinsellik yaşamayacağı anlamına gelmiyor. Neyse…

  5. Verilmesi gereken eğitim cinsellik eğitimi değil mahremiyet eğitimidir. O da öyle okulda sınıfta, kalabalık bir şekilde olmaz. Aileden başlar. Çocukları karşı cinsten korkutmakla yada organların detaylarını anlatmakla, kendinizi koruyun demekle olmaz. Çocuk vücudunun kendine ait olduğunu, kimsenin onun izni olmadan ona dokunamayacağını, kimin ona kötü gözle baktığını daha okula gitmeden bilebilir. Bunlar evde aile tarafından çocuğa kazandırılır. Cinsel eğitim ise çekingen çocukları utandırır, girişken çocuklar için ise bir dalga geçme konusudur.
    Ben bu eğitimi aldığımda 6. sınıftaydım ve okulda paket paket ped dağıtmışlardı kızlara. Erkeklerden biri benim elimdeki paketi alıp açtı ve içinden çıkan ped ile top oynamaya başladı dalga geçerek. Çok utanmıştım, ağlamıştım. Ben kız olmak istemiyorum diye düşünmüştüm. Oysa daha regl dönemime 3 yıl vardı. Daha çocuktum. Her çocuğun gelişim düzeyi farklı, hepsine aynı anda aynı eğitim veriliyor! Hatırladığım kadarıyla erkek çocuklar da bu eğitimden sonra kızlarla çok daha fazla ilgilenmeye ve bel altı şakalar yapmaya başlamışlardı. Belki de yaşları gereğiydi bilemiyorum ama sanki açıklanan şeyler utanma duygusunu azaltmıştı. Normalleştirmişti. Bence o yaşta bu konunun bu kadar normalleştirilmesi çocukların sınırlarını aşmalarına sebep oluyor.
    Adem Güneş’in Mahremiyet Eğitimi adlı kitabı bu konuyu çok güzel açıklıyor. Tavsiye ederim.

  6. Yazı harika. Bu sitedeki yazılar genel olarak üzerini örttüğümüz, unuttuğumuz, koşturmacalar içerisindeyken aklımıza gelmeyen ama mutlaka hayata dahil olan, çocuklarımızın okula gitmeden önce derse hazırlandıkları gibi biz ebeveynleride hayata hazırlayan konuları içeriyor. Aslında hiçbir şey yapmadan hazıra konduğumu düşünüyorum. Başta Elif Hanım olmak üzere Ebrar Hanım’a da sonsuz teşekkürlerimi borç biliyorum. Yalnız site çok hızlandı, yazılarınızın her birini kaçırmadan okumak istiyorum, zor zaman buluyorum. Cinsellik üzerine çocuğuna eğitim vermek istemeyende vermesin, kim zorluyor ki? Gündemini çok önemli bulduğu konularla doldurmak isteyende kendine bir blog açsın onuda okuruz. Bu konu benim gündemim için çok önemliydi. Çeviri ve farkındalık için bir kez daha teşekkürler Ebrar Hanım.
    Selam ve Sevgilerimle

  7. Yorumları okuduğumda, bazı yorum sahiplerinin yazıyı ya hiç okumadıklarını, ya da okuduklarını anlamadıklarını düşündüm. İkisi de olası çünkü henüz Türkçe’yi düzgün yazamayan birinin, okuduğunu anlamamasını ya da okumaktan imtina etmesini tuhaf karşılamam.
    Seks eğitiminin neden çocukları ahlaksızlığa teşvik edeceğini yorum sahibi anlatabilir mi acaba? Bunu diyen kişi ancak kendi asla seks yapmıyorsa ve seksin ahlaksızlık olduğunu düşünüyorsa mantık olarak taşlar yerine oturur. Ama yorumu yapan kadın aynı zamanda anne, demek ki seks yapıyor.
    Diğer bir yorumda da bu yazının evlilik öncesi cinsel hayatı onaylayan kişilere hitap ettiğini yazıyordu. Bu sonuca nasıl varıldığını hiç anlamadım. Seks eğitimi, adı üzerinde seks eğitimi. Evlilik öncesi sonrası eğitimi farklı olmaz. Sanıyorum seks eğitimi denince bazı insanların kafasında illa da birçok partnerli ilişkiler uyanıyor, tabi ki hatalı bir önyargı. Seks eğitimi ister evlilik öncesi, ister sonrası, ister tek eşli, ister çok eşli, ister erken yaşta cinsel hayatı aktif olan, isterse de ömrü boyunca cinsel aktivitede bulunmayacak insanlar için gereklidir bence. Çünkü adı üzerinde eğitim. İnsanın kendini tanıması, koruması ve anlaması için gereklidir. Eğitimden (ki içeriği doğru ve yaşa uygun eğitimden bahsediyorum) neden bu kadar korkulur, öcü gibi yaklaşılır, anlamak mümkün değil.

    • Ceren Hanım evlilik öncesi seksi onaylayanlara yönelik dedim çünkü benim de fikrim bu tıpkı sizin farklı düşünmeniz gibi. Bir kız çocuğuna klitorisin yerini erken yaşta öğretmek başka hangi amaca hitap ediyor Allah aşkına. Farkındaysanız aşağılayıcı bir üslupla yazmadım hiç şimdiye kadar. Ben kimseyi yargılamadım. İsteyen istediği eğitimi verebilir. Ama ben kendi çocuğuma böyle bir eğitim verilmesine razı olmam. Nasıl ki Elif Hanım din eğitimi istemiyorsa ben de seks eğitimi istemiyorum bu kadar basit. Bu onun hakkı olduğu kadar benim de hakkım. Seksten korktuğu filan yok kimsenin iki evlat sahibiyim ama bana göre her şeyin bir sınırı vardır. Evet ben kızımın ya da oğlumun merağını tatmin ederim anlatırım ama bırakın bunu annesi olarak ben belirleyeyim.Öğrencilerime cinsel taciz hakkında bilgi verdim bugün örneğin ama belli sınırlar içinde yaptım bunu illa bir penis ve vajinaya ihtiyaç duymadık. Bu konular karşılıklı saygı gerektirir. Sizin gibi düşünmediği için bir kesimi dışlayamaz ya da küçümseyemezsiniz. Aksi takdirde aynı muameleye siz maruz kalırsınız çünkü.

      • Sevgili zamane, düşüncelerini tekrarlamış ve bu da benim fikrim, saygı istiyorum deyip kestirip atmışsın. Halbuki keşke ben böyle düşünüyorum, çünkü sebeplerim şunlar deseydin. Böylece birbirimizden bir şeyler öğrenebileceğimiz faydalı bir sohbet olurdu. Yoksa tabi ki kimsenin senin çocuğuna zorla seks eğitimi vereceği falan yok (çok şükür din eğitimi gibi zorunlu bir ders değil seks eğitimi, değil mi?).
        “Bir çocuğa klitorisin yerini erken yaşta öğretmek başka hangi amaca hizmet ediyor allah aşkına?” yazmışsınız, seks eğitiminin evlilik öncesi ilişkiyi onaylayanlara göre olduğunu vurgulayarak. Ben size anlatayım ne işe yaradığını. Örneğin kızınızın kendine dokunduğunda niçin haz aldığını, bunun kötü/anormal/hastalıklı bir durum olmadığını, mastürbasyonun sağlıklı bir kendini tatmin hareketi olduğunu, özel ve yalnız yaşaması gereken bir an olduğunu öğrenmesine yardımcı olur. Bunlar çoğu toplumda tabu olduğu için, senin de duymaktan hoşlanmayabileceğini tahmin ediyorum. Ama evlilik öncesi ilişkisi olmasa dair bir kızın kendini, cinselliğini, neden hoşlanıp neden hoşlanmadığını bilmesi ve tanıması, tüm hayatı boyunca cinsel hayatının mutluluğu ve sağlığı için son derece önemlidir.
        Bence seks eğitimi konusunda önyargı yaratan ve kafa karıştıran kısım şu; seks eğitimi hassas bir eğitim olduğu için mutlak ki doğru bilgilerle, doğru yaşlarda verilmelidir. Yoksa ilkokul çocuğuna klitorisi tanıtmaktan bahsetmiyor kimse. Eminim birçok kişi okurken dikkat etmedi ama yazıda üniversitede verilen bir cinsel eğitimden örneklemeler yapılmış. Yani gayet yaşa uygun.

  8. Ben de Ebrar’a bu ceviri icin tesekkur ederim. Kizim daha coook kucuk olsa da benim de kafami kurcalayan konulardan biriydi. Bu konuda daha cok ceviri yazisini da ilgiyle okurum. Cinsellik ne kadar tabu olursa o kadar cocuk gelin, o kadar yanlis iliskiler ve o kadar mutsuz evlilikler olur. Bana zamaninda anlatan olmadi her ne kadar modern bir ailede yetismis olsam da bizdeki modernlik anlayisi yine gelip cinsellikte tikanmisti. Simdi bulundugum noktadan bakinca beni uzen bazi iliskileri belki de hic yasamayabilirdim diyorum. Bundan oturu benim gundemimde yer alan bir konu, hele de bir kiz cocugu annesi olarak. Ceviri icin tekrar tesekkurler.
    Sevgiler

  9. Ebrar hanım, Blogcu Anne, çeviri ve paylaşım için çok teşekkürler.

    Nedense cinselliğin C’sini duyduğumuz anda bir haller oluyor çoğumuza. Belki de bu algılama probleminden toplumumuz cinsellik konusunda genel olarak hastalıklı bir bakış açısına sahip, gördüğüm kadarıyla. Cinsellik kirli ve ayıp, cinselliği yaşayanlar ise günahkar ve ahlaksız, cinsellik çağrıştıran her şey iğrenç olarak algılanıyor. Oysa bu kadar doğal, hatta biyolojik bir olay neden tabu haline gelir bir toplumda?

    Bu konuda aileleri ve çocuklarını cinsellik konusunda nasıl yönlendirdiklerini sorumlu tutuyorum kendimce. Kendimdem örnek vereyim. Gayet modern bir ailede büyüdüm, asla hiçbir alanda kısıtlanmadım. Fakat hiçbir cinsel eğitim almadım ailemden. Hatta o kadar ki, ilk adet kanamamda kendime ne olduğunu anlayamamış ve büyük bir panik yaşamıştım, öleceğimi bile düşündüm. Anneme koşup yardım istediğimde adet olduğumu, artık genç kızlığa adım attığımı söyledi ve bu beni bir nebze bile rahatlatmadı. Genç kızlığa böyle acılı ve kanlı mı adım atılıyordu? Beni bundan sonra daha neler bekliyordu?

    Neyse ki internet benim çocukluğumda az da olsa yaygındı ve ihtiyacım olan tüm bilgileri bir şekilde buldum. Ve bana öğretilmeyen, vücudumla alakalı tonla ayrıntı olduğunu gördüm. Bütün bunlar küçük yaşta bir çocuk için o kadar büyük bir sürpriz ki. İsterdim ki annem beni bir iki yıl öncesinden geçireceğim değişimlere, hissedeceğim duygulara ve cinselliğin ne olduğuna hazırlamış olsun.

    En azından aramızda çok yaş farkı olan kardeşimi bu konularda mümkün olduğunca bilgilendirmeye karar verdim. Çocuklarla bu konular hakkında nasıl konuşulur, hangi bilgi nasıl verilir az çok öğrendikten sonra zamanı geldikçe onunla konuşmaya başladım. Şimdi 19 yaşında genç bir adam oldu, ve fark ediyorum ki yaşıtlarıyla çok farklı olarak kadınlara ve kendi bedenine saygılı, rızanın ne olduğunu bilen, sevgi dolu ve bilgili bir genç olmuş. Henüz cinsellik yaşadı mı bilemiyorum (ki beni de ilgilendirmez), ama yaşadığı zaman neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini bildiği için içim rahat.

    Çocuklarına cinsel bilgiler aktarmayan aileleri de anlıyorum. Benim ailem beni sevmediği için bana cinsel eğitim vermemeyi tercih etmedi, sadece bu konu da onlar için utanç verici ve konuşması zor olabiliyor, bunu anlıyorum. Fakat bu demek değil ki çocuklar cinselliğe merak duymuyor veya vücutlarını tanımaya çalışmıyor. Siz anlatmazsanız, başka kaynaklardan öğreniyorlar. İşte bu noktada çocuğunuzun başına her şey gelebilir. Benim gibi doğru kaynaklardan tıbbi bilgiler de edinebilir, ya da mahalledeki Ahmet abisinden acaip şeyler duyar, ya da sınıf arkadaşlarından yalan yanlış şeyler öğrenir, ya da daha kötüsü, pornografik yayınlardan izledikleriyle saçma beklentilere sahip olur. Yapmaz demeyin, yapar.

    O yüzden bu konuda ne kadar sağlıklı ve doğru bilgi edinirse, çocuk o kadar normal bir bakış kazanacaktır diye düşünüyorum cinselliğe. Çocuk evlenmeden önce cinselliği yaşamasa da, bu büyüdükten sonra evlenip mükemmel ve gayet normal bir cinsel hayatı olacağını da göstermez. Evlendikleri halde erken boşanan veya iktidarsız erkekler, vajinismus yaşayan kadınlar eminim öyle doğmadılar bu dünyaya. Ve bu konularda rahatça konuşamıyor olmamız hala bir şeyleri baskıladığımızı, hasır altı edip kendi kendine düzelmesini umduğumuzu gösteriyor.

    Henüz çocuğum olmasa da, bir gün olduğunda ona cinsellikle ilgili bilmesi gereken önemli şeyleri kendim anlatıp, ebeveyn olarak sorumluluğumu yerine getirmeyi umuyorum. Okullarda cinsel eğitimin Türkiye ortamında ne kadar sağlıklı olacağını bilemesem de, bu konuda atılacak her adımı tüm kalbimle desteklerim.

    • Asli Hn, teşekkür ederim.Yorumları okudukça gerginleştim. Neyseki tüm hissettiklerimi, geçmiş tecrübeler dahil…birebir içeren cümlelerle neredeyse hislerimi yazmışsınız.
      Ebrar Hn. ayrıca teşekkürler.Çeviri yazılarınızı merakla istekle severek okuyorum. en çok da paylaştığım bu yazılar oluyor…Elinize sağlık.
      Blogcu anne, site bence tam da simdi çoookk güzel oldu…

  10. Oğlumun okulunda anasınıfından itibaren, her yıl, yaş seviyesine uygun olarak, bir saat cinsel eğitim dersi veriliyor. Dersin yapıldığı gün bize de içerik konusunda bilgilendirme yapılıyor. Ben bunun çok faydalı olduğunu gördüğümü söyleyebilirim. Dersten sonra oğlum bana bir soru bile sormadı, çünkü tüm merak ettikleri, bilimsel bir çerçevede, yaş düzeyine uygun şekilde yanıtlanmıştı. Cinsel eğitimi, çocukların cinselliğe teşvik edilmeleri gibi algılamak bu konudaki bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor.

  11. Yine harika bir tercume, emeginiz icin cok tesekkurler.
    Kendimi tutamayip, yazacagim. Bazi yorumlara bakilirsa, halkimiz cinsel iliski manyagi olmus, seks egitimi deyince akil hemen evlilik oncesi iliskiye gitmis. Halbuki ureme sagligi ve sagligini/vucudunu korumaktir asil mesele.
    Bu arada en zengin, modern ulkelerde bile kadinlara dogru duzgun bu egitim verilmiyor. Olmayan, “fantastik” bir 28 gunluk bir ay ve sozde bunun yarisinda yumurtlama. Anlatilan bu. Bayanlar cogu zaman ates olcme ve cervical mucus hakkinda bilgilerle (Turkcesi?) anca hamile kalmak istedikleri zaman karsilasiyor. O da belki… Ona da “aman kim ugrasir” diye yaklasiyoruz. Halbuki ne zaman yumurtladigini bilen kadin, ister yeni regl olmus bir genc kiz olsun, ister asla cocuk istemeyen yetiskin bir bayan olsun, kendi ureme sagligi hakkinda cok buyuk bir bilgiye sahip oluyor. Ne zaman yumurtladigini bilen kadin, ne zaman, neredeyse gunu gunune regl olacagini bilir. Ne zaman hamile kalmasinin az olasi, cok olasi, ne zaman da imkansiz oldugunu bilir. Yumurtlamayla regl arasi donem, yani luteal phase (Turkcesi??) ‘in suresini bilir. Bu sure kisaysa gebelige engel teskil edebilecegini bilir. Ne dogum kontrol haplarina, ne de gereksiz fertilite testlerine ihtiyaci kalir.
    Ingilizce okuyan herkesin Toni Weschler’in Taking Charge of Your Fertility adli kitabini siddetle tavsiye ederim. Umarim Turkce tercumesi de vardir.

  12. Çocuğunun, cinsel deneyimi için evliliği beklemesi gerektiği görüşündeki bir anne adayı ve eğitimci olarak bu yazıyı büyük bir ilgiyle okudum. Yazının cinsellik eğitiminin nasıl ve ne zaman verilmesi gerektiğiyle ilgili genel bir “cinsellik eğitimine giriş” konusunda olacağını düşünmüştüm. Bu kolaycı beklentimi karşılamaması dışında rahatsız edici bir yanı olmadı benim için. “Seks eğitimi” denince ergenlere seksin nasıl yapılacağını öğretmekten bahsedildiği zannediliyor galiba. Yani neden rahatsız olunabilir başka?

    Bir ortaokul öğretmeniyim ve 10-14 yaşındaki çocukların bu konudaki bilgi ve deneyim açlığıyla en alakasız durumlarda bile karşılaşıyoruz. Âşık olmak, sevgili edinmek hatta bazen öpüşmek ve belki bilmediğim daha fazlası için ne kadar aceleci davrandıklarını görünce ve bunun için niye erken olduğunu anlatmaya çalışırken anlıyorum ki evli ya da egitimli olmak cinselliği bilmeye ve öğretmeye yetmiyor. Çünkü o kadar pedagojik dersin arasında bir çocuğun cinsel eğitimiyle ilgili bir cümle dahi öğrenmedik. Evet, fen ve teknoloji dersinde döllenmenin nasıl olduğunu öğretiyoruz ama cinselliğin sosyolojik ve psikolojik yönüyle asla formal bir ortamda karşılaşmıyorlar. Tabii devlet okullarından bahsediyorum.

    “Bizi eğittiler mi sanki, bak ne güzel yetişkin olduk. Hiç de hata yapmadık.” yaklaşımını hiç anlamıyorum. Eğitilmediniz ve buna rağmen mükemmel bir cinsel hayatınız mı oldu? Diyelim ki oldu, aynı tesadüfün kendi çocuklarınız için geçerli olacağından nasıl emin olabilirsiniz? Öğrencilerimin ve çocuklarımın cinsel deneyim için bırakın evlenmeyi, en azından yetişkin olmayı neden ve nasıl beklemeleri gerektiğini bilmek ve öğretmek adına böyle daha çok yazı yazılmalı ve okunmalı. Tabii “beklemek” konunun sadece bir yönü.

  13. en cok cinsel sorunlarin goruldugu ulkelerden biri Turkiye, biliyor muydunuz? hem muhafazakar cevrelerde hem de gorece modern cevrelerde evlilik sonrasi vajinismus yasayip tup bebekle hamile kalan, evli olup yillarca cinsel iliski kuramayan, bu yuzden bosanan, terapistlere bir dolu para doken, bir dolusu da bu konuyu asla dillendiremeyen, doktora bile gitmekten korkan ailelerin oldugu bir ulke turkiye. hem erkegi hem kadini yalan yanlis bilgilerle, korku ile, kulaktan dolma hikayeler ile kendini tanimadan buyuyor.

    Cinsel egitim konusunda daha cok yol almaliyiz. “Cinsel” lafini duydugu anda kasi gozu seyiren, yuzu kizaran, aman da cocuklarimizi kotu yola dusuruyoruz diyen bir toplumda yasiyoruz, yorumlar da toplumumuzun aynasi, sasirtici degil aslinda.

    Iste tam da bu yuzden, bu konuyu gundeme getirmeye devam, tesekkurler Blogcu Anne.