6 Yorum

Blogcu Gebe – 35. hafta

35+3’ü devireceğimiz bu günün benim için anlam ve önemi var, şöyle ki: aceleci Derin oğlum hamileliğimin tam bu haftasının bu gününde doğmuştu. Kendisini 23 Nisan civarında beklerken 23 Mart’ta havayı da güzel görüp bahar geldi sandığından olacak, aramıza katılıvermişti. Dolayısıyla bu 35. hafta ve özellikle de bugünü biraz endişe, biraz merakla bekliyordum ben ‘Acaba ne olacak?’ diye…

Bir şey olmadı. Cuma-Cumartesi-Pazar günleri İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı’ndaydım -onu ayrıca anlatacağım. Hepi topu üç-dört saat de kalsam git gelle birlikte çok yoruldum. Ama çok güzeldi. Sağ salim atlattığımız için de tüm yorgunluğuma değdiğini söyleyebilirim.

Cumartesi gecesi bir heyecan yaşadık. Fuara Ferhan’la gitmiştim o gün, dönüşte arabada birkaç kez üst üste kasıldım. Şimdi bu kasılmalarda altın kural şu: -diyor doktorlar- bir saat içinde dörtten fazla kez kasılırsan, ve pozisyon değiştirdiğinde, ne bileyim oturuyorsan hareket ettiğinde, hareket ediyorsan oturduğunda, bol su içtiğinde falan geçmiyorsa doktorunu arayacaksın. Şansımıza trafik da yoktu o gün, Taksim’den Kadıköy’e yarım saatte falan geçtik; eh ben bu yarım saat içinde bi üç-dört kere kasıldım. Haydaaa…

Eve geldim, yine devam… Hoppalaaa… Neyse su iç, kalk yürü falan derken dedim ki ‘Ben bu işi ciddiye alacağım.Yetişin, daha çocuğun hiçbir şeysi hazır değil!’ Oturdum anakucağını çıkardım yıkansın diye, Spotify’dan dinlendirici doğum müzikleri indirdim, dedim ‘Neyse halim, çıksın falim!’ Çocukları yatırdık falan, sonra oturduk Behzat Ç izlemeye başladık, biraz azaldı ama rahatsızım hala… Bu arada demir hapından mütevellit bir de kabızlık sorunu var ki…aaaa, ben kaç gündür tuvalete çıkamıyorum yahu! Neyse gelsin kayısılar, gitsin sular falan derken af edersin tuvalet ihtiyacımı karşıladıktan sonra kasılmalarım da azaldı.

Zaten ben okumuştum bir yerde, bağırsakların doluysa, işte idrar keseni boşaltmazsan vs. onlar da kasılmaya sebep olur diye… Neyse, bu vesileyle çocuğun anakucağını hazırlamış olduk, bugün de çamaşırlarını yıkamaya ve hastane çantasını hazırlamaya başlıyoruz.

BlogcuGebe35

Bu küçük maceradan da şöyle bir ders çıkardım: Uzun zamandır kendi kendime güya telkin yapıyorum: ‘Aralık’tan önce gelmeyecek, Aralık’tan önce gelmeyecek…’ ‘Doğum ne zaman?’ diye soranlara ‘Aralık’tan önce olmamasını umuyoruz’ diyordum. Derdim, Ocak doğumlu olsun, okulda zorlanmasın, hayatı zorlaşmasındı. E bu çocuk bundan sonra ne zaman doğarsa doğsun biz zaten onu 2016’lılarla okula göndereceğiz ki? Belki de ben ‘Erken gelme erken gelme’ diyerek başka karmalar yaratıyorum farkında olmadan? En nihayetinde şu noktaya vardım: ‘İstediğin zaman gel kuzum, başımızın üstünde yerin var’

Geçtiğimiz hafta hastaneyi görmeye gittik. Bu sefer doktorumun her zaman doğum yaptırdığı hastanede değil, bizim eve daha yakın olan, her sene grip sebebiyle mutlaka kalmaya (!) gittiğimiz Academic Hospital’da olacağız, doktorum da sağ olsun kabul etti gelmeyi… Doğumların çoğu ameliyathanede oluyormuş, oysa ne de güzel bir doğumhanesi var… Gayet güzel, özel, kapalı bir alan. Bir ‘sancı odası’ var istediğin gibi takılabileceğin, hemen yanında da doğum odası. İkisini birbirine bağlayan bir de koridor var ve kendine ait bir kapısı olduğu için çok özel bir alan burası. Beğendim ben, kendimi orada gördüm ve rahat ettim. Listemizde bir maddenin daha üzerine çizmiş olduk böylece…

Bir yandan kendime yeni yeni endişeler yaratmaya çalışsam da (Doktorum karşıdan gelecek, ya yetişemezse? Bu hastanede ilk kez doğum yaptıracak, ya karşılıklı anlaşamazlarsa?..) bu küçük akıl oyunlarını da bir kenara bırakmaya karar verdim. Bunda, fuar boyunca sohbet etme şansı bulduğum ebelerin büyük etkisi var. Ebe Arzu Çulha ve DoulaAnne Esra ile dertleştim bir gün, Gebbe Pınar karnımı sevdi, bana güzel sözler söyledi bir diğer gün ve kardeşimin doğumunda tanıdığım, doğuma bambaşka gözlerle bakmama sebep olan isimlerden ebe Gözde Çavuş’la sohbet ettim son gün ve deriiin bir nefes aldım… Hepsi içimi rahatlattılar, özetle dediler ki: bu senin üçüncü doğumun, sen bu işi biliyorsun kendine güven… Ben de öyle yapmaya karar verdim.

Fuar çok güzel ve özeldi, gerek bir sürü tanıdık yüz görmek ve dahası okurlarımla tanışmak çok özel hissettirdi beni… Herkes ‘Baby Shower yapmayacak mısın?’ diye soruyor, valla Baby Shower’ın alasını yapmış oldum, bir sürü insan gördüm, çok güzel sözler duydum, harika enerjiler biriktirdim, daha ne isteyeyim… Şimdi biraz rölantiye alma zamanı, zaten vücüdum da bana ‘Dinlen’ diyor.

Gören herkes ‘Nasılsın?’ diye soruyor, ‘Çok iyiyim’ diyorum. Öyleyim de hakikaten; yani evet yüzüklerim ellerime, ayakkabılarım ayağıma girmiyor, geceleri uyuyamıyorum, yediklerim ağzıma geliyor, oturmak kalkmak zor, ama bunlar da dert mi Allasen? ‘Bir sıkıntım yok’ diyorum, ‘bildiğiniz şeyler işte, dert diyemem bunlara…’ E öyle…

Yarın tekrar doktor randevum var, NST’ye de gireceğim, bakalım ne durumda bizim serviks şeysi… Baby Center’a göre bebek kavun kadar olmuş, düşünsene, karnımda bir kavun taşıyorum, ben rahatsız olmayayım da kim olsun?! Hareketleri sıkıştığını anlatmakla birlikte tam gaz devam ediyor. Doktor doğumu tetiklemekten kaçınmak adına ‘ilişki yasağı’ getirmişti geçen görüşmemizde, aman yasak olmasa n’olacak sanki yapacak halimiz mi var? Gebeliğin şu safhalarında seks yapmaya çalışmak grekoromen güreş müsabakasından farksız, ki zaten ben güreş hiç sevmem.

Çocukların heyecanı da giderek artıyor, sanırım aynı şekilde tedirginlikleri de… Özellikle bu işi ilk kez yaşayacak olanımız geçenlerde öğretmenine ‘Derya geç gelirse annem patlar mı?’ diye sormuş. Bunu ‘Ay ne kadar naif oluyor şu çocuklar’ şeklinde yorumlamak istedim ben, ‘Annem de öküz gibi oldu’ şeklinde değil… O niyetle söylemiştir, değil mi? Öyledir, öyledir…

6 yorum

  1. Derin’e çok güldüm ya :) İstediği zaman gelsin değil mi artık Elif hanım Derya kuzusu :)

  2. Sen ortam olsa evde bile dogurursun :)
    Ben de hamileligim boyunca hamilelik kaynakli hic bir seyi sikayet olarak gormemistim, bu isin doģasinda var diye. Ama normal zamanda nezle olsa otonazi istetecek kivama geliyorum oysa ki. Insan psikolojisi iste, artik sende de Turk egitim sistemi nasil bir travma yaratmissa Derya kuzusunun erken gelip gelmesindeki terk dert okula kayit zamani 😀
    Sevgilerimle

  3. “Gebeliğin şu safhalarında seks yapmaya çalışmak grekoromen güreş müsabakasından farksız, ki zaten ben güreş hiç sevmem.”
    Puhahahahaha blogcu anne :)). Her ucuncu trimesterden gecen kadinin sozcusu :)) Seviyorum seni.

  4. Elif Hanim,
    Derya’niza kavusmussunuz, tebrik ederim, mutlu bir hayat dilerim kalabalik ailenizle

  5. İçime doğmuş gibi , Hoşgelmiş Derya bebek :) Hayırlı olsun Elif .

  6. Elif hanim hayırlı olsun Derya bebek.Bende çok cocuklu bir anneyim.Sizin gibi duyarli ve sevgi dolu annelerin basaramiyacagı hiç bir şey yok.sevgiler