18 Yorum

Nazlı ve Uras Yaman’ın Hikayesi

16 Kasım 2015
Ankara

Gebelik günlüğümün son yazısını 40. haftamda yazmıştım. Doktorum iki parmak açıklığım olduğunu, artık her an doğumu bekleyebileceğimizi söylemişti. Gelmeleri için doğumla ilgili bir işaret bekleyen annemle babama durumu haber verdim ve o gece yola çıkmaya karar verdiler. Ertesi sabah yanımdalardı ve eşim de ben de kocaman bir oh çektik. Son kontroldeki pelvik muayeneden sonra az az kanamalarım vardı ve o cumartesi günü daha farklı bir şekilde kanama oldu. Nişanımın geldiğini düşündüm. Doktorum nişanın, suyun veya sancıların olursa beklemeden hastaneye gitmem gerektiğini söylemişti. Gün boyu karnım çok sık sertleşti ama düzensizdi. Belim de ise hafif hafif ağrılar vardı. Akşamına hastaneye gittik eşimle ve nöbetçi doktora muayene oldum. Evet nişanım gelmişti ama açıklığım iki gün önceki ile aynıydı. NST’de ise hafif ve düzensiz kasılmalarım vardı yine. Doktor ilk doğumum olacağı için doğumun ne zaman başlayacağının belli olmayacağını söyledi, bekleyecektik.

16 Kasım 2015 sabahı yine şiddetli bir sırt ağrısıyla uyandım. Yataktan yuvarlanarak kalkarken e hadi gel oğlum yeter artık beklediğin diye söylendim. Hamilelik iyiydi güzeldi ama yeterdi bu kadar. Annemleri uyandırmadan kahvaltımızı yaptık. Hep soğukkanlı ve sakin olan annem yanıma geldiğinden beri öyle telaşlı ve heyecanlıydı ki daha da telaş yapmasın diye uyandırmadım. Kahvaltımı tıka basa yaptım ve ne iyi yapmışım dedim sonrasında…

Sabah dokuza doğru hastanedeydik. Önce NST’ye girdim boş olunca. Kasılmalar her zamanki gibi hafif ve düzensizdi. Eşim telefonla konuşmak için yanımdan ayrılmıştı. Muayene sırası bana geldiğinde eşim olmadan içeri girdim. Doktorum kontrolleri yaptıktan sonra 4 cm açıklık olduğunu, eve gönderip risk almayacağını ve beni yatıracağını söyledi. Memur çocuğu ayın on beşinden sonra doğar, hazır mısın bugün oğluna kavuşmaya dedi. O sırada eşim içeri girmiş, fark etmemişim. Sonradan söylediğine göre doktor yatışını yapıyoruz deyince çok heyecanlanmış. Tam kapıdan çıkarken ailelerinizin gelmemesini rica ediyorum sizden dedi doktorum. Doğum sırasında ailelerin odaya girip çıkmaları konsantrasyonu bozabiliyormuş. Evet bu benim için de iyi olurdu. Yanımda eşim olsun yeterdi bana. Gelmeyin diye nasıl söyleriz ki diyerek çıktık odadan. Bir şekilde söyleyecektik.

Yatış işlemlerini yapıp, odamıza yerleştik. Saat 09:45’ti. Zaten bagajımızda olan hastane çantalarımızı almaya gitti eşim. Ben de doğumda bana koçluk yapacak olan ebemizi aradım. Nöbetten yeni çıkmıştı ve biraz dinlenip geleceğini söyledi. İlk doğum olduğu için işlerin hızlı ilerlemeyeceğini söyleyerek kapattık telefonu ama öyle olmayacaktı. Sırıtarak odamızda selfie’mizi de çekmeyi ihmal etmedik tabi. Evlerde heyecanla doktordan gelmemizi bekleyen ailelerimizi arayıp yatış yaptığımızı ama buraya gelmek için acele etmemelerini söyledik. Gelseler bile odaya çıkamayacaklarını dışarda beklemeleri gerektiğini anlattık uygun bir dille. Yanımızda olmayan ana kucağı ve bebek şekerlerini de getirirsiniz dedim anneme. Telefonu kapatırken anneciğimin sesi titredi. Gözünden bir kaç damla yaş süzüldüğünü tahmin etmek zor değil.

FullSizeRender

Sonra hemşire damar yolunu açtı ve suni sancı serumunu bağladı. Seyrek aralıklarla damlıyordu pıt pıt. Doktorum eşimden doğumda kullanılmak üzere lavanta ve vanilya yağı ile bir miktar lavanta almasını istemiş, yanımdan ayrıldı o sırada. Ebemiz de çok geçmeden gelmişti. Minik bir teyp geldi, açılır açılmaz insanı sakinleştiren ve huzur veren bir müzik doldu odaya. Perdeler çekildi, oda loş oldu. Buhurdanlıktan mis gibi vanilya kokuları gelmeye başladı. Çok sürmedi belimde ağrı hissetmem. Biz her ne kadar acele etmeyin desek de bizimkiler hastaneye gelmişti bile. Annem ve kayınvalidem görmeye geldiler beni. Doktorumla konuşmak onları rahatlatmıştı. Sonrasında benim için bir, onlar için dokuz doğurma saatleri başlamış oldu.

Doktorum muayene etti ve açıklık 5 cm olmuştu. O arada doğumum için benden haber bekleyenlere mesajla bilgi veriyordum. İyiydim, pek bir şey hissetmiyordum. Odadaki saate bakıp ne zaman ne olduğunu aklımda tutacaktım sözde ama bir yatış yaptığım saati bir de doğum saatini hatırlıyorum şu an.

Her şey iyi gidiyordu ama serumla birlikte NST’ye de bağlanmıştım. Kasılmaların şiddetinin arttığını ama düzensiz olduğunu hissediyordum. Ebem kendimi nasıl hissettiğimi sorduğunda belimde hafif bir ağrı hissediyorum dedim. Sen bu kasılmaları bu kadar hafif hissediyorsan işimiz kolay olacak diyordu. Yan odada bir doğum daha vardı ve pek sakin geçmiyordu anlaşılan. Ebem kulaklarımı bu seslere tıkamamı da söylemeyi ihmal etmedi. Ama beni korkutmuyordu bu sesler. Kendimden beklenmeyecek kadar sakindim o an.

Doktorum gelip duşa girmemi söyledi. Aksilik bu ya suyu açtım bekledim ama su bir türlü ısınmıyordu. O arada birkaç kasılma atlattım. Şiddeti artmaya başlamıştı ve ben dayanacak bir yer bulup kalçamı geriye itip sallayarak, derin nefesler alarak atlatıyordum. Şu tam olarak ısınmasa da beni rahatlatmıştı. Duştan çıkıp NST’ye bağlandım tekrar. Yatakta olmak artık rahatsızlık vermeye başlamıştı ki doktorum hipnoz yapalım mı diyerek hızır gibi yetişti. Yumuşacık sesi ve telkinlerle parmak uçlarımdan her bir saç telime kadar gevşedim. O arada kaç tane ve hangi şiddette kasılma atlattım bilmiyorum. Hadi yarım saat uyu bakalım diye çıktı odadan doktorum. Biraz kestirdim sanıyorum ama bir anda gelen kasılmayla birlikte midem bulanmaya başladı. Ebe midemin bulanmasının açılma olduğunu gösterdiğini ve bunun iyi olduğunu söyledi. Serumdan ve cihazdan ayrılıp odada hareketli hale geldim. Böylece kasılmaları atlatmak çok daha kolaydı. Kah yatağa dayanıyordum kah duvara. Bazen ahh demekten nefes almayı unuttuğum oluyordu ama Ebe her zaman hatırlatıyordu bunu bana. Bir yandan da kasılma geldikçe belime bastırıyordu ve bu çok iyi geliyordu. Açılma 7 cm olmuştu bile. Kasılmalarla gelen mide bulantısı olmasa hala çok rahattım. Doktorum, Ebeye ‘Nazlı duşa girsin hala suyu gelmemiş olursa müdahale etmemiz gerekecek’ demiş. Suyu açtım, bu sefer su sıcaktı. Kasılmaların sıklığı artmıştı. Kasılma geldikçe bulduğum yere dayanıyor ve sallanıyordum. Hafifletmiyordu gerçi ama yatakta olmaktan çok daha iyiydi. Tam duşa girecekken şiddetli bir kasılma ile birlikte mide bulantısı geldi. Lavaboya dayandım ve yanındaki klozete kusarken bacaklarımdan bir sıvı akmaya başladı. İdrarımı kaçırıyorum sandım meğer suyum gelmiş.

O ana kadar hep sakindim ama tam o anda ‘eh be Nazlı normal doğuracağım diye tutturdun al sana normal doğum, şu haline bak’ diye geçirdim içimden. Duştan çıktım, Ebe hadi koridorda yürüyelim biraz deyip koluma girdi. Tam odanın kapısından çıkarken bir kasılma daha geldi ve bacaklarımdan yine su aktı gitti. Ebe ‘hocam haberler güzel, suyu geldi’ dedi. Doktorumun ne dediğini duymadım, duyduysam da hatırlamıyorum. O andan sonra her şey kopuk kopuk. Bundan sonra Doğumistan’daydım artık. Çok net olmasa da hatırladığım Ebenin belime yağla yaptığı masajlar, sakinleştirici ve cesaret verici konuşmaları, her şeyin yolunda gittiğine dair sözleri. ‘ Artık bu kadar Nazlı, bundan daha şiddetli hissetmeyeceksin kasılmaları’ deyince bir oh çekmedim değil. Koridorda iki tur attık ve odaya geldiğimizde yerde bir minder ve büyükçe bir pilates topu vardı. ‘Topa yaslan ve kasılmaları rahat ettiğin şekilde karşıla’ dedi Hilal Ebe ve biraz sonrasında muayene etti. ‘Açıklık tam, bitiyor artık Nazlı birazdan ıkınma hissin gelecek. Bu kadar hızlı olduğuna inanamıyorum, çok güzel bir doğum oluyor bu’ diyerek beni heyecanlandırdı. Eşim tüm bu süre içinde hep yanımdaydı. Sözleri ve varlığıyla bana güven veriyordu. Şimdi en büyük görevi başlıyordu. Ben topun bir tarafında, o karşımda topun diğer tarafında ellerimi tutuyor ve sakinlikle konuşuyordu.

Çok geçmeden ıkınma hissim geldi ve benim için acemilik işte o an başladı. İtiyordum ama yeterince kuvvetli değildi. Ama kasılmalar bitmişti, ne güzel bir duyguydu bu, acayip bir rahatlama. Göğsüm ve karnım topa dayalı, dizlerimin üstünde, ellerim eşimin ellerini sıkıca tutmuş ıkınmaya başlamıştım. Bir kaç kez ıkındım ama ebemin dediğine göre yarım bırakıyordum. ‘Biraz daha kuvvetli itmelisin. Bir adım ileri ama iki adım geri gidiyoruz.’ diyordu ebem ama ben sonraki bir kaç ıkınmada da başarılı olamamıştım. Nefesim yetmiyordu, zorlanıyordum, yarım kalması bundandı sanırım. ‘Uzat ellerini, bak bebeğinin başı burada, ha gayret, çok iyi gidiyorsun. Bunun ilk doğumun olduğuna ve eğitimsiz olduğuna inanamıyorum.’ diyordu ebem ama ben artık yorulmaya başlamıştım. Ben her olmuyor, yapamıyorum dediğimde eşimle birlikte beni cesaretlendiriyorlardı. Doktorum o sırada doğumhanede başka bir doğumdaymış. O doğum bitip odaya geldiğinde ‘ne durumdayz?’ diye sorarken arkama geçti. Ebem  ‘bir kuvvetli itmeyle bu iş bitecek hocam’ deyince tamam artık bitmeli bu iş mızıldanmayı bırak dedim kendime ve ıkınma hissi son kez geldiğinde koca bir çığlıkla birlikte ıkındım ve oğlumun içimden aktığını hissettim. Bir avazda doğurmak bu mu oluyordu yani?

Doğar doğmaz çığlığı bastı oğlum. Ben eşimin ellerini bırakarak dizlerimin üstünde doğruldum ve bebeğim kucağımdaydı. Saat 15:45’ti. Gözlerime bakıyordu kocaman kocaman ve ağlıyordu. Soluma döndüm, doktorumla gözgöze geldik. Ben ona minnetle o bana sevgi dolu gözlerle bakıyordu. Ağzımdan çıkan tek cümle ‘ama çok küçük bu bebek’ oldu. Ne bekliyorduysam? 40 hafta boyunca heyecanla beklediğim bebeğime bir hoş geldin demek yerine küçük dedim ya! Kordonu, atımın bitmesini bekleyerek kestiler ve doktorum karşıdan bizi izleyen eşime ‘ tişörtünüzü çıkarın’ dedi ve onun çıplak göğsüne yatırdı oğlumuzu. Oğlum başını babasının göğsüne yasladı, ayaklarını kendine çekti ve sustu. O arada eşimin omzunu emiyormuş canım oğlum.

Hemşirenin ‘aç doğdu bu çocuk’ dediğini duydum beni oluşan yırtığı dikmek için doğumhaneye götürme hazırlıkları yapılırken. Evet, epizyotomi yapılmamıştı. Çok yorulmuştum, hala dizlerimin üzerinde duruyordum. Tekerlekli sandalye geldi ama kalkıp oraya oturacak takatim bile kalmamıştı. Yardımla oturabildim ve doğumhaneye geçtik. Eşim doğum katının dışında bekleyen annem ve kayınvalideme doğumun olduğunu müjdelemek için çıkmış ve haberi verir vermez sarılıp ağlamışlar. O heyecan ve duygusallıkla hastanenin dışında bekleyen babalarımıza haber vermeyi unutmuşlar. Sonradan çok güldük bu hallerine.

FullSizeRender_1
Doğumhaneye geldikten sonra oğlumu tekrar kucağıma getirdiler. Çıplaktı, üzerini bir bezle sardılar ve kokladım oğlumu doya doya. O sırada hastanenin fotoğrafçısı fotoğraflarımızı çekti. Fotoğraf işi bitince oğlumu aldılar göğsümden. Doktorum dikişlerimi yaparken Ebe yanımdaydı ve üçümüz sohbet ederken bitiverdi dikiş işlemi. Bu işlem yapılırken bebeğim yıkanmadan ilk bakımı yapılmış, babasının kucağına verilmiş ve anneanne, babaanne ve dedeleriyle tanışmış oğlum.

Ebem beni temizleyip giydirirken aşırı bir üşüme ve titreme geldi bana, durduramıyordum. Süslü terliklerimi giyip saçımı düzeltmek ve lohusa tacımı takmak için aynaya doğru giderken gözlerim karardı, bayılıyorum sandım. Ebeye tutundum bir süre. Yürüyerek çıkmayı planladığım doğumhaneden tekerlekli sandalyeyle çıktım. Dışarıda bizimkiler bebeğimle birlikte beni bekliyordu ve şu an bile onların bana bakan yüzleri aklıma geldikçe gözlerim doluyor.

Odamıza geçtikten sonra hemen bebeğimi kucağıma aldım ve emzirmeye başladım. Şiş gözleriyle bana bakan oğlumu nasıl tutacağımı bilemeden ve korkuyla emzirdim. Neyse ki o sürekli aranan ağzıyla ne yapması gerektiğini gayet iyi biliyordu. Doktorumla birlikte fotoğraflar çekildik ve hatta doktorumun isteğiyle doğumun nasıl geçtiğine dair bir de video çektik. Korkmayın doğumdan dedim, çok güzel bir duygu bu! Videonun çekimi bitip karşımızda oturan doktoruma baktığında göz yaşlarını siliyordu. İşine aşk ile bağlı bu kadın, anne ve doktora benim doktorum olduğu için, bana böyle bir doğum yaşattığı için ne kadar teşekkür etsem az.

Hastanede bir gece kaldık ve tüm gece boyunca oğlum çok sakindi. Tam annesinin dilediği gibi sürekli emdi. Bir ara Ebeme ‘sütüm var mı yahu boşuna mı çekiyor bu çocuk cork cork.’ Dedim. Emzirirken diğer göğsümü sıktı ve o bir damlası bile çok kıymetli kolostrumu gördük. O kadar yorgun olmama rağmen bütün gece uyuyamadım heyecandan. Sabah hastaneden çıkarak iki kişi yaşadığımız evimize üç kişi olarak döndük. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Biz artık anne ve babaydık.

Rüya gibi bir doğum oldu benim için. Nasılsın diye soranlara yorgun ama mutlu dedim hep. Normal doğum yaptığımı öğrenen herkes ‘nasıl cesaret ettin?’ sorusunu sordu bana. Doğum  zaten çok normal  bir olay olduğundan buna nasıl cevap vereceğimi bilemedim ben. Varoluşumdan dolayı yapabildiğim bu şeyi yapmak neden cesaret olsundu ki? Normal doğumu çok istedim ve hatta savaş verdim bunun için. En büyük şansım doğru doktordu. Eğer ki sezaryen olmak zorunda kalsaydım dahi bunun anne ve bebeğe saygılı bir şekilde gerçekleşeceğini biliyordum.

Etrafımda son zamanlarda normal doğum yapmış bir iki arkadaşım vardı sadece. Benim de normal doğum yapmayı talep etme hakkımın olduğunu bile bilmiyordum. Eğer ki Elif’in doğumla ilgili yazıları ve bu blogda okuduğum pozitif doğum hikayeleri olmasaydı bu hakkımın sonuna kadar arayıcısı olmayacaktım. Doktorumu sorgulayıp değiştirmeyecek, bu kadar çok okumayacak ve kendimi normal doğuma hazırlamayacaktım. Ve büyük ihtimalle 38. haftamda gözümü korkutacak bir nedenle kendimi ameliyat masasında bulacaktım. O yüzden önce Elif’e ardından burada doğum hikayelerini paylaşmış tüm güzel annelere çok çok teşekkür ederim.

Bir teşekkür de doğumunun her anında yanımda olan canım eşime. En küçük canım acısa panik olan adam soğukkanlı ve sevecen haliyle, ellerimi tutarak, sarılarak, dokunarak ve güzel sözleriyle yanımda olarak beni çok şaşırttı. Doğumum onu da öylesine etkiledi ki herkese oğlumuzun kucağına verilme anını anlatıyor şimdi. Bu doğum sadece anne için de değil baba için de oldukça pozitif bir doğum oldu.

Eğer o olmasaydı yapamazdım; Ebem. Bir kez daha doğuracak olsam kesinlikle yanımda isterim. İşini seven ve işinde profesyonel olan insanlarla karşılaştığım için çok şanslıyım.

Ve teşekkürlerin en büyüğü ise oğluma. Zor ve uzun bir yoldan sağlıkla gelip kucağımıza konduğu için. Seni seviyoruz oğlum. İyi ki geldin!

uras dogum 11

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

18 yorum

  1. Cok guzel bir dogum olmus..gozyaslari ile okudum..ne mutlu size..bebeginize saglikli uzun mutlu bir omur dilerim..sevgiler..

  2. Nazlıcım yazını okurken göz yaşlarıma hakim olamadım…?normal doğum büyük cesaret işi, gerçi adı gibi normal bir olay ama… Öyle güzel anlatmışsın ki sanki yanınızdaymış gibi duygularınızı hissettim.. Doktorun ve ebenin işini bilen kişiler ve olmaları ve en önemlisi eşinin yanında olmaları senin en büyük şansın olmuş.. Baba’yı ayrıca kutluyorum:) küçük Uras Yaman’a Hoşgeldin diyorum, öyle güzel anne ve babası var ki bunu Büyüdükçe çok iyi anlayacak 🙂 canım minik oğluşunla sevgili harika eşinle hep elele, sağlıkla, mutlulukla, huzurla güzel bir Ömür diliyorum. Çok öpüyorum, sevgilerimi gönderiyorum . ❤️

    • Filiz’cim canım çok teşekkür ederim. Çok Mutlu etti beni güzel sözlerin.
      Doğum kolay diyemem ama yapılamayacak bir şey değil. Hepimizde var o kuvvet, anneyiz biz 🙂
      Kocaman sevgilerimi gönderiyorum sana.

  3. Ağlattın beni nazlım☺️Ne güzel anlatmışsın yaşadıklarını.sağlıklı,mutlu uzun yıllarınız olsun.Aras’ımı da seni de öpüyorum…

  4. Nazlı hanım doktorunuz kimdi acaba ?

  5. Harika bir yazi olmus. Etrafimdaki herkese okuttum 🙂 umarim bundan sonrasinda da dilediginiz gibi yolunda gider her şey. Rica etsem doktorunuzun kim oldugunu hangi hastanede dogum yaptiginizi yazar misiniz? Buna cok ihtiyacim var suan 🙂 tesekkur ederim simdidien.

    • Merhaba Seyda,
      Doğumdan korkan bir kişiye bile cesaret verebilirsem çok mutlu olurum.
      Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.
      Doktorum Etlik Lokman Hekim Hastanesinden Sebahat Turan.

  6. Çok güzel bir doğum olmuş, hoşgelmiş Uras Yaman bey . İşyerindeyim ve ağlamamak için zor durdum sevinçten. Sağlıklı ve mutlu uzun ömürler dilerim.

  7. Tebrik ederim. Bebeğinize, uzun ve mutlu bir yaşam dilerim. Cesaret verici ve gerçekten pozitif doğumunuzun bir çok kadına güç vereceğinden eminim.

  8. Canimm…Nazlicanim..sindire sindire okudum ve her anında gözlerimin dolmasına engel olamadım..ne kadar içten ve güzel yürekli sözcüklerle ifade etmişsin doğumunu..Allah analı babalı büyütmeyi nasip eder inşallah..Hoşgeldin Uras Yaman❤️Tekrardan tebrikler Nazlıcığım…