31 Yorum

Aşk yine, yeniden…

Kalbimin üçüncü odasının açılmasının üzerinden 10 gün geçti. Minik oğlum, süt kuzum Derya 17 Aralık’ta doğalıberi gündemim emzir-alt değiştir-uyut-uyu şeklinde güncellendi.

Screen Shot 2015-12-28 at 10.33.25 AM

Doğum hikayemizi yazamadım henüz. Hem başına oturamadığımdan, hem de kıyamadığımdan… Kıyamıyorum, çünkü sanki yazınca geride kalmış gibi olacak (sanki kalmadı da…). Doğumun başında da böyle bir kabullenmemezlik içindeydim (”Yok canım, yalancı kasılmadır bunlar; nişan değil o şey o başka bi şey”) ve akşamında Derya doğdu. Sanırım artık kabullenmemin zamanı geldi: bu gebelik bitti.

Hamile olmayı hep sevdim ben ama anne olmayı hele şimdi daha çok sevdim. Son haftalar giderek daha zor olmaya başlamıştı. Her ne kadar olması gerekenden yine yaklaşık 1 ay erken olsa da doğum (35+6), geldiğimiz noktada ikimiz de iyiyiz, hepimiz de mutluyuz çok şükür, binlerce şükür.

Şimdilik, şu ana kadar her şey yolunda gidiyor. Bebeğim sağlıklı doğdu, herhangi bir sıkıntısı olmadı. Eve geldiğimizden itibaren de bir düzen oturtmaya çalışıyoruz, hala her gece başka bir eğlence olsa da yavaş yavaş rutine binecek gibi işler. Uykusuzluk had safhada ama şikayet etmiyorum; gündüzleri uyumaya çalışıyorum bazen ve o bir saatlik uykuda bile özlüyorum bebeğimi… Yine lohusalığın o ‘ondan başka bir şeyi gözünün görmediği’ hallerindeyim… O, bir de diğer bebelerim.

Doğumdan bu yana geçen zamanla ilgili notlar paylaşacak olursam (Bir nevi Blogcu Anne – Yeni Anne Reloaded):

Hastaneden eve geldiğimiz günün akşamında banyo yaptım. Ve çok duygulandım. En son banyo yaptığımda Derya içimdeydi, ben kendimi kasılmalara teslim etmiştim ve birkaç saat sonra kucağıma gelmişti. Şimdi ise benden çıkmıştı, içeride uyuyordu. Biraz zaman verdim kendime bu ayrılıp yeniden kavuşma halini sindirebilmek için… Birkaç gözyaşı da dökmüş olabilirim.

Ten tene temas bence dünyanın en güzel şeyi… Doğumdan sonra birkaç saat kucağımdaydı bebeğim ve o birlikteliğin kazanımlarını görüyor gibiyim. Ama sadece GİBİYİM, Derin gibi bu da ‘Ay bu çok sakin bir bebe’ dedirtip sonradan koliğe bağlarsa diye büyük konuşmamaya kararlıyım.

Emzirme konusunda sıkıntı yaşamıyoruz çok şükür. Bu sefer saati neyi her şeyi bir kenara bıraktım. Öyle iki saatte bir emzirelimmiş, yok bi memeden şu kadar öbür memeden bu kadar verelimmiş, bir sonraki emzirmeye şu memeden başlayalımmış, teknik ayrıntıları rafa kaldırdım. Bebe meme isteyince tartıyorum memeleri: Bu daha ağır, tamam bunu vereyim, al bebecim!

Ziyaretçilerimiz oluyor, çok mutlu oluyorum. Ne güzel arkadaşlıklar biriktirmişim sosyal medyada, ne şanslıyım… Öyle anlamlı hediyeler aldım ki şu son günlerde… Zaten zırt desen ağlıyorum, her güzel sözde, en ufak bir jestte gözlerim doluyor (ve boşalıyor(.

Canım Seda bana en güzel bir doğum hediyesi verdi: Hastane tipi pompa kiraladı. Var ya, dünya varmış. Yani hangi akla hizmet üçüncü kez doğurmayı bekledim bunu yapmak için bilmem. Pompam bozulmuştu kullanmaya başladıktan iki gün sonra, ben her gece uğraşıp olmayınca oyuncağı kırılmış çocuk gibi ağlarken derdime derman oldu Seda’cım, elinde pompayla geldi ertesi gün. Bence her anne hastaneden çıkışta mutlaka bir hastane tipi pompa kiralamalı (ya da bunu yapacak kadar düşünceli insanlarla arkadaşlık etmeli), hiçbir el tipi pompa o ilk günlerdeki süt miktarını düzenleyemiyor. Ne çektiğimi bir ben bilirim, bir de memelerim.

Henüz halk içine çok karışmadığımızdan, ‘sütün yetiyor mu?’cular başlamadı. ‘Gece uyuyor mu?’ diyenler oluyor -ki çoğunlukla yakın çevrem, çünkü merak ediyorlar benim uyuyup uyumadığımı, iyi olup olmadığımı… Ben iyiyim, uykusuz ama iyi… Ne mutlu bana ki etrafımda birçok insan var üzerimden yük alacak, kendimi sadece bebeğime verebiliyorum böylece… Diğer türlüsü zor, çok zor olurdu. Geceleri iki üç saatte bir uyanmak, en az bir saat uyanık kalmak, bunlar çok zor şeyler tabii… Ancak artık nasıl otomatiğe bağladıysam, her şeyi hızla yapabiliyorum. Ben var ya, bebeyi gözüm kapalı emzirip, altını değiştirip, kundaklayıp yatırabilirim ve bunu çok hızlı bi şekilde yapabilirim!

Derya fena bir uykucu değil gibi, ama diyorum ya, yalnızca GİBİ… Bunlar henüz cicim günleri, bakalım şu yenidoğan uykuculuğu bitince ne olacak. Geceleri belli bir düzende uyanıyor GİBİ (2-3 saatte bir), kalkınca da meme emip geri yatıyor. Kundak bu ara yine baştacımız, her ne kadar yüzüstü çok güzel ve deliksiz uyusa da gece yatırmaya cesaret edemiyorum henüz. Bu başka bir yazının konusu, o kadar dertliyim diyeyim, kapatayım şimdilik…

Gündemden soyutladım kendimi… Biliyorum çok kötü şeyler oluyor ülkede (hem de dünyada, çocuklarını kaybeden anneler…) ama kendime tüm bunlara sırtımı dönme hakkı tanıdım şu sıralar. Bana iyi gelmeyecek şeylerden uzak durmaya çalışıyorum, ve bunu yapacak iradeyi bulmuş olmam çok ilginç. Herhalde doğanın, bebeği korumasının bir yolu bu… ‘Sen kendi bebeğine bak, onu besle büyüt’ diyor bana adeta…

Lohusa kafasını sonuna kadar yaşıyor gibiyim. Kafamda bir perde var sanki, aklım başka bir şey düşünmüyor, gözüm başka bir şey görmüyor. Varsa yoksa Derya, ve sonra Deniz ve Derin. Bir de Doğan vardı değil mi tüm onların oluşumuna yardım eden? O olmasa olmazdık, seni seviyorum Doğan Doğan, bikaç ay sonra görüşürüz…

Çok ilginç bir şey sil baştan başlamak… Evde birden bebe eşyaları belirdi (yataklar, ağız bezleri, popo bezleri) bi de meme eşyaları (pompalar, süt poşetleri, emzirme sutyenleri, vs.) Hayat onun etrafında dönüyor, ama bu evde iki çocuk daha var. Herkes birbirine uyum sağlamak zorunda, ki fena bir iş çıkardığımız söylenemez şu son 10 günde…

Hastaneden döndüğümüz ilk hafta evden hiç çıkmadım. HİÇ. Çıkasım gelmedi. Bedenimi dinledim, ‘dinlen’ diyordu bana. Normal de olsa doğum yorucu bir şey, bazen organlarım boşluktaymış gibi geliyor, yerlerine yerleşmeye çalışıyorlar belki de… Ama Cuma günü bana bi geldiler, Derya’yı üzerime asıp bi 10 dakika mahalle turuna çıktım. Cumartesi iyice dellendim, güneşi de görünce kendimi dışarı atmak istedim ama biz evden çıkabilinceye kadar (emzir-kaka temizle-bi daha emzir-aaa yine kaka yaptı- arada ‘dışarı çıkamıyorum’ diye otur ağla falan derken…) güneş gitti. Neyse sonunda dün dışarı attık kendimizi doyasıya yürüdük, güneşe de doyduk, döndük evimize. Bence ben her gün çıkarım artık, umarım. Halam ‘grip salgını var, zorunda olmadıkça kapalı ortama zinhar girmeyesin’ dedi, ki benim gibi her sene gripten hastanelik olan biri için çok ama çok önemli bir uyarı. Biz de hava alır evimize döneriz n’apalım.

Vücudumun hafifliğini özlemişim, ayakkabılarımı bağlayabilmek, yere düşen bir şeyi eğilip almak, bunlar güzel şeylermiş. Hala yüzüstü yatamıyorum -bu sefer göğüslerim yüzünden- o da olacak inşallah.

Öte yandan vücudumla da içinde bulunduğum durumla da daha bir barışığım sanki bu sefer… Her şey çok doğal ve olması gereken ritmde ilerliyor gibi geliyor… Evet karnım löp löp, evet, göğüslerim kafam kadar ve hiçbir çekiciliğim yok belki, ancak şu dünyada en azından bir kişinin hiç umurumda değil nasıl göründüğüm. Ben de o bir kişiye verebildiğim kadar veriyorum kendimi: Meme mi istiyorsun? Al. Kucakta mı tutulmak istiyorsun? Emrin olur. Göğsümde mi uyuyacaksın? Eyvallah. Ne kadar sürecek ki bu? Bir ay? Üç ay? Gittiği yere kadar…

Çocuklar da evdeki bu süt verme/süt sağma olayına çok alıştılar. Memeler yine kamu malına döndü, kimse garipseyerek bakmıyor artık. Ancak bunu eve özgü sanmış olmalılar ki dün gittiğimiz pizzacıda ben Derya’yı emzirmeye kalkınca ‘Anne burada mı emzireceksin? Herkesin içinde??’ dedi Deniz. Babası ‘Evet oğlum, çok doğal bir şey bu’ deyince ‘Haa öyle mi, tamam’ dedi, bilmiyor ki çocuk… Daha da ortalıkta (!) emzirene yan gözle bakmaz.

İşte böyle de değişti gündemim, bir günde… Beş dakkada değişir bütün işler… 17 Aralık’tan beri zaman durdu sanki, ben başka bir boyuta geçtim, zamansız bir boyut. Hiçbir şeyin acelesi yok, hiçbir şeyin zamanı yok, Türkiye saatinin ilerisinde ya da geriside ya da bambaşka bir boyutunda yaşıyorum ve hiç önemi yok… Çok hızlı yaşadığım bir dönemden zamanın olmadığı bir döneme geçmiş oldum ve bunun huzurunu ve teslimiyetini yaşıyorum şu an. Bu huzuru, bu yavaşlamanın gerekliliğini ancak bir bebek öğretebilir insana… Ne çok şey var onlardan öğrenmemiz gereken…

IMG_0001

Velhasıl yine bir delirmeler, bir aşktan, sevgiden, bebek kokusundan kafayı yemeler… Seneler önce Derin için hissettiklerimi ‘Aşk yeniden’ olarak tanımlamışım; şimdi de Aşk yine yeniden demek uygun geldi. Ve hatta biraz da Kara Sevda gibi. Öyle delicesine, aniden…

Nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor
…….
Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var, benim içim yanıyor.
Eksi kırk derece soğuk suda bile yüzerim inan ki…

31 yorum

  1. Sadece “maşallah” denir ki bu yazıya :)

  2. O duygular bana gecti..oyle bir yazi olmus

  3. Bir oğlum var.. İkinci de oğlan mı olur acaba diye hafif kaygılı sorardım kendime.. Şimdi iki değil üç oğlum olsun diyebiliyorum.. Ne mutlu size, bebeklerinize, eşinize.. Çok güzelsiniz siz böyle..

  4. Eliiff,
    Ne iyi ettin de yaptin Deryayi :)
    Gundem mi? O ne? Ben nerdeyse 5 aydir haberleri izlemiyorum. Biraz vakitsizlikten biraz da bilmek istemedigimden.
    Gule gule buyut evlatlarini. Demistim ben, sen havada karada buyutursun ucuncuyu. Ben bile su kicikirik 4,5 aylik deneyimden sonra bile ikinciyi yapsam soyle boyle yaparim derken sen iki taneyi buyutmussun zaten.
    Masallah hepinize, operim cok

  5. Ben dogurdukca dahada hizlaniyor hayat sanki tabi bunda 4 senede 4 dogumun etkisi coktur ama keske sizin gibi daha yavas daha huzurlu olabilseydim bende hep bi telas hep bi kosturmaca

  6. Elif hanım benim de sizinkiler yaşlarında (büyük9, küçük 5 ) 2 kızım var.3. yü hiç düşünmüyorum ama sizin yazdıklarınızı okudukça bi geliyorlar bana da :) Kız kardeşimin bebeği olacak mayısta inşallah onunla hevesimi alırım da bir çılgınlık yapmam :) Sevgiler…

  7. Doğumdan sonra her gün blogunuza bakar oldumdu, Derya’yla ilgili birşeyler var mı diye(sizi okumayı seviyorum):), baktım yazı olmuyor, haklı dedim içimden, yorgundur, dinlenirler bir süre. instagramdan takip ediyorum da sürekli, yazılardan umudumu kestimdi. Bugün de öylesine bi girdim, yoktur yeni yazı da olsun diye. Mutlu oldum. Tadını çıkarın ❤️

  8. Sanki Derya kucağında bir köşede oturuyorsunuz ı, sen anlatıyorsun da ben de aynı odada dinliyormuşuz gibi okudum. hani sen böyle gözlerinin içi parlayarak bakıyorsun ona sonra bana dönüyorsun da gözlerinin neminde anlatıyorsun. Maşallah size Elif! Milyon kere maşallah. Güle güle Büyü Deryacım sen :)

  9. Mutluluk dolu huzur dolu bir yazı.Hamileyim bende 8 seneden sonra 8.ayımdayım ilki deneyimsizlikten sezaryen oldu.Bu doğumumu SSVD gerçekleştirmek istedim ancak geçen günkü kontrolümde oğluşumun baş büyüklüğünün 3 hafta önde gittiğini öğrendim ve maalesef doktorum SSVD şansımın çok düşük olduğunu söyledi. Yıkıldım ağladım çünkü ilk doğumum çok travmatik diçok acı çekmiş. Çocuğum ile istediğim gibi ilgilenememiştim.Şimdi tekrar sezaryen nasıl olabilirdiki ben hamileliğim de bile yapayalnızken (yanlış seçilen arkadaşlar kocamın çok çalışması ve ilgisizliği annemin kendine hayrı olmaması gibi) sezaryen sonrası hem bebişe hem güzel kızıma nasıl bakabilirim diye hergün ağlamak için ve sinirli olmak için yer arıyorum. O yüzden yukarda yazmış olduğunuz o güzel içimi ısıttı mutlu oldum…Nazar değmesin azıcık da imrendim..Çok güzel çok mutlu çok tatlı bir annesinin herşey güzel gönlünüzd göre olsun güzel anne sevgiler…

    • Macide Hanim, ben de drun gereksiz yonlendirmesi sonucu maalesef sezaryen oldum. Ikinci olursa SSVD yapicam derken 22 ay arayla ikinci cocugum dogdugu icin yapamadim. 2 senede 2 CS yapmis biri olarak ikincisinin korktugum gibi olmadigini soyleyebilirim. Her sey gecip gidiyor

  10. Offf yazdıklarınız aldı götürdü beni. Siz harika, fotoğraflar harika,hissettikleriniz harika…
    bu duygularla kaplansa dünya hiçbir sorun kalmazdı keşke de kaplansa :)
    Hep mutlu olun diliyorum.Sevgiler.

  11. Maşallahhhhhhhh nasıl güzel güzleriniz oluyor.Özlemişim anlattıklarınızı okuyunca :)

  12. Elif’cim, çok çok çok tebrik ederim. Allah analı babalı kardeşli büyütsün inşallah! Allah gönlüne göre versin, sakin huzurlu seni hiiiiç yormayan, uykusu bol, yemesi rahat iştahlı ‘oh bee iyi ki doğurmuşum ben bunu’ bir bebek olsun. Amin :)

  13. Maşallah… mutluluğunuz daim olsun, üçüncüye heveslendim okudukça

  14. SiZinle aynı haftada (37+4) ancak hala gebe biri olarak ağlayarak okudum yazdıklarınızı. Hamileliğim bitmesin istiyorum bir yandan da deli gibi bitmesin artık kucağımda olsun istiyorum. İyi ki varsınız ve ben iyi ki bekarlık günlerimden beri takip ediyorum sizi. Aileden biri gibi seviyorum 😉 hiç gitmeyin benim gibi tecrübesiz annelere ışık olun 😉

  15. Merhaba Elif,

    Muazzam bir yazı olmuş. İyiki varsın. Eline yüreğine sağlık. Şimdiye kadar doğum sonrası yaşadıklarımızı hiç bu kadar güzel, samimi ve etkileyici anlatan bir anne ile karşılaşmamıştım.
    sevgiler.

  16. Ayyy ne güzel duygular ve ne güzel anlatmişsınız.Güle güle sağlıkla büyütün inşallah.Hastane tipi pompa candır.Ama her yerde yok ve kiralamak bazı yerlerde imkansız benim de kayınvalidem karşı çıkınca aparatları alıp eve getirdik ve ben ağzımla çektim.Çekilen sütü bebeğe vermediğimiz için sağlık problemi olmadı.ilk günler annelerin dikkat etmesi gereken şey sütü ayarlamak yoksa can alıcı acılar kaçınılmaz oluyor.sevgiler

  17. 8 sene aradan sonra 2.bebegimi 5 ay önce kollarıma aldim.sizin yazılarınızı okudukça bir de arada az yaş farkı olan bir kardes daha yapsam 40 olmadan önce gibi delice düşüncelere dalarken yakalıyorum kendimi.Cunku 5 ay önceki haline bile yeniden donus olmayacağını bilmek insanın içini burkuyor bazen.ama tabiki öyle birşeye cesaret edemiyecegim.

  18. Keşke seninle aynı zamanlarda doğum yapsaydım Nasıl motive ederdi bu yazı beni!! Hep böyle mutlu kal Elif❤️❤️❤️

  19. Bir çırpıda okuyuverdim. Allah Derya kuzusunu anneli, babalı, kardeşli ve sevdikleriyle büyütsün.. Sizin de anneliğiniz tekrar kutlu olsun..

  20. :) Güle güle büyütün Bebeğinizi

  21. Emine Esra Eren

    Merhaba,Elif hanım ben de Cumartesi günü kavuşuyorum ikinci bebeğime inşallah.Yazdıklarınızı okumak o kadar iyi geldi ki anlatamam,her sıkılıp bunaldığımda geri dönüp okuyacağım.

  22. Sevgili Elif o kadar güzel yazmışsın ki,benim gibi üçüncü bebeğimiz olsa mı diye kafasında minicik de olsa bir soru işareti olanlara ilham veriyorsun :))) Kucak dolusu sevgiler…

  23. Sağlıkla büyüsün hepsi inşallah ☺️

  24. Önce binlerce kez maşallah.Oğluma hamileydim sizi takibe başladığımda.Baya oldu çünkü Deniz’le ay var aralarında yani biz hala Deniz’deyiz.Sizi okudukça yaklaşık 9 yıldır çok şey kattınız bana.Şimdi bu yazıyı okuyunca benim gibi 2. Çocuk olayını kafasında kördüğüm etmiş biri olarak ferahladım desem inanır mısınız?Çok iyi geldi.Yazdığınız yani yaşadığınız herşeyi ben de yaşadım ve rahatladım.Bilmiyorum yeni bir miniğim olur mu ama cesaret verdiniz bana.Derya beyi çooook kokluyorum miiiiis bebişi.Sizlere de hayatta sağlıklı uzuuun ve mutlu bir ömür diliyorum.

  25. Maşallah. Zamanı durdurmak istiyorsunuz. Ben de istiyorum. Öyle çabuk büyüyorlar ki. En güzel zaman dilimleri. Bebek kokusu… Ah nasıl özledim. Her an, ayrı güzel. Doyasıya yaşayın bebeğinizi. Sağlıkla mutlulukla.

  26. Elifcim çok tebrik ederim. Gülümseyerek okudum yazını. Ne güzel duygular bunlar. Tadını çıkar doya doya.

  27. Sizinle dogum tarihimiz ayni oldugu icin cok sevinmistim. Bizim bebek agirdan aliyor ama yine de ortak duygularimiz, endiselerimiz olmasi, bebeklerimizin birlikte buyuyecek olmasi cok guzel.

    Umarim ben de ikinci oglum gelince sizin gibi doya doya tadini cikariririm:)

    Cok mutlu olsun Derya bebek…Bu arada bence Derin’e benziyor..

    Sevgiler

  28. Ne yaaa adama 5.yimi yaptıracaksinız sevgili Elif hanim.mutluluklar bebisiniz ve artik kocaman adam olmuş abileriyle….

  29. 2. yi doğursam mı diye 5 yıl düşünüp korka korka doğurdum; annelik neymiş anladım.ilkinde hiç bilememişim; acemilikten kaygıdan geçmiş gitmiş günler.şimdi 3 ü de doğururum, bakarım çok şükür modundayım.resimlerinize yazınıza bayıldım.mutlu sağlıklı günler, yıllar diliyorum

  30. Tebrik ederim!!! Cok sevindim. Hos gelmis bebeginiz!!