4 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 27. hafta

Bir haftayı daha ve ikinci trimesteri geride bırakmanın haklı mutluluğunu, sizinle paylaşmak ayrıca çok güzel. Ben her hafta bittiğinde aynı hisleri yaşıyorum ama içimden bir his de “böyle diye diye 40’ı tamamlayacağız” diyor. Neden olmasın? Umut dünyası bu dünya…

Geçen hafta bahsettiğim, eve bağımlı olmanın verdiği karamsarlığı bu hafta bir nebze attık sayılır. Doktor kontrolümüzde her gün yürüyüş izni çıktı çünkü. O ne güzel bir şeymiş. Dışarıda olmak, yürüyor olmak, doya doya hava alıyor olmak… Biz gerçekten elimizdeki güzellikleri fark edemiyoruz. İlk hamileliğimde ağırlaşmaya başladığımda mırın kırın etmiştim hatırlıyorum da, ne kadar da rahatmışım oysa ki. Hemen hemen her gün öğle arası yürüyüşe çıkıyordum, işe gidip geliyordum, sosyal hayatımda hiçbir değişiklik yoktu, meğer ne güzel günlermiş. Sizsiz olun söylenmeden anın tadını çıkarın. Hele de sorunsuz bir gebelik dönemi geçiriyorsanız… Gebelik günlüklerini okurken fark ettim Şimal çok güzel anlatmış evde bebeklerini beklemenin nasıl birşey olduğunu. Birebir yaşıyorum ve hissediyorum yazdıklarını.

Bu hafta kontrolümüzde bebeğimizin sağlıkla büyümeye devam ettiğini gördük. Kalp atışlarını gördük, duyduk. Canlı bir tekmeleme anı izledik. Bebeğimizle ilgili kısmı oldukça keyifliydi. Kıpırtılarını hissetmeye başladığımdan beri daha az kaygılanır oldum onunla ilgili, yine de görmek ve iyi olduğunu doktordan duyma ayrı bir rahatlama hissi veriyor. Dikişleri tam zamanında atılmış olduğunu tekrar doktorumuzdan duymak da iyi geldi. Bebeğimize baktığımız gibi, dikişlerimize de bakıyoruz artık her seferinde sağlam mı, sıkıntı var mı diye. Çok şükür, iyi durumdalar.

Kontrolün benimle ilgili kısmı pek keyifli değildi. Şeker yüksek çıktığı için bir diyet uygulamam gerektiğinden bahsetmiştim. Ben şekerli gıdaları hayatımdan çıkarırsam yeterli olacağını düşünmüştüm. Ama işin aslı öyle değilmiş. Listeye harfi harfine uymak, öğün atlamamak, ne daha az ne de daha çok yememek gerekiyormuş. Bu konuda iyi bir fırça yedim doktorumdan. Kontrol gününden beri çok özenli bir şekilde uyguluyorum listeyi. İki hafta sonra tekrar kontrol edilecek şeker durumu, umarım yaptığımız diyet yeterli olur ve ilaca ihtiyaç duymadan atlatırız bundan sonraki günlerimizi. Doğru yaptığım tek önemli şey bol bol su içmekmiş. Gebelik bulantılarımı atlattığımdan beri en rahat yaptığım bu oldu. Bol su içiyorum, su beni hafifletiyormuş gibi geliyor. Cildin elastikiyetine de faydası olduğundan oluşabilecek çatlakları önlemede de yardımcıymış ayrıca. Düzenli beslenme, bol su ve yürüyüşle şekeri kontrol altında tutmaya çalışacağız.
Typic(4)
Yürüyüşün faydalı olduğu bir durum daha var, doğum… Doktorumla hiç doğum konusunda konuşmadık daha. Bu görüşmemizde eğer normal doğum istiyorsan yürüyüş daha da önem kazanıyor deyince, elim ayağıma dolaştı. Doğumu konuşma vakti geldi mi yoksa? İlk hamileliğimde 16.haftamızda doğumu nerede, nasıl yapacağımızı sorduğumda 6.ayı bitirmeden konuşmayalım demişti doktorum. Çok bozulmuştum. Hem maddi hem manevi hazırlanmam gerekiyordu, doktorum neden benimle doğumu konuşmak istemiyordu? Cevabı hemen bulamasam da bebeğimizi kaybettikten sonra anlamıştım, her şeyin bir zamanı vardı. Düşünebilirdim, hayalini kurabilirdim ama plan yapmak ve hazırlığa başlamak için vaktini beklemek daha iyiydi. Sonra yaşadıklarımız hep bunu doğruladı. Bu yüzden, bu sefer hiç doğum konusunu açmadım bugüne kadar. Hangi hastanede olacak, nasıl olacak hiç bilmiyorum.

Normal, doğal doğum istedim hep. Kaybettiğim bebeklerimi de normal doğumla dünyaya getirdim. Şimdi de sağlıkla doğal yollarla bebeğimi kucağıma almak istiyorum. Tek bildiğim ve istediğim bu. Umarım vaktinde doğal doğumla bebeğimizi kucağımıza alırız. Doktorumun da bu konuda destek olacağını biliyorum. Beraber geçirdiğimiz 5 yılda nasıl doğumlar beklediğine, gece gündüz demeden bu konuda her türlü desteği annelere verdiğine şahit oldum. Bizim de her şey yolunda giderse bu konuda en önde gelen destekçimiz olacağına inanıyorum. Ve eğer olamazsa da “gerçekten” de ya beni ya bebeğimi riske atacak bir durum olduğundan olamayacağını biliyorum. Bizim en büyük şanslarımızdan biri güvendiğimiz bir doktorun ellerinde olmak.

Geçen hafta kitap alışverişinden bahsetmiştim. Takip ettiğim bloglardan önerilerle kendime bir liste hazırladım, belki fikir almak isteyen olursa diye aşağıda paylaşıyorum.. Bir kısmını şimdi, bir kısmını doğumdan sonra alacağım. Nasıl oldukları konusunda okudukça yorumlarımı yine paylaşırım.

•    Doğmamış Bebeğin Gizli Yaşamı…. Dr. Tahomas VERNY (Okudum, çok etkileyiciydi…)
•    Annelik Herzaman Tozpembe Değil… Elif DOĞAN (Okudum, evde huzursuz günlerimi çekilir hale getirdi…)
•    Gebeloji- Linda Geddes (Çoğunu okudum, Soru-cevap şeklinde aklımdaki bazı sorulara ışık tuttu. Olmasa da olur…)
•    Bebeğinizin İlk Yılında Sizi Neler Bekler… Heidi E.MURKOF
•    Mahallenin En Mutlu Bebeği… Dr.Harvey KARP
•    Mahallenin En Mutlu Bebeğinin Uyku Kitabı… Dr. Harvey KARP
•    Yeni Annelere Mucizevi Çözümler… Tracy HOGG- Melinda BLAU
•    Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler… Tracy HOGG- Melinda BLAU
•    Yavaş Ebeveynlik… Klinik Psik. Pınar MERMER
•    Hoş Geldin Bebek… Dr Erdal KÖROĞLU
•    Merhaba Bebek… Sinem Olcay KADEMOĞLU
•    40’ı Uçana Kadar… Gökhan MAMUR
•    Başlarım Şimdi Anneliğe… Şermin ÇARKACI
•    Çalışan Anne ve Çocuk… Binnur Yeşilyaprak
•    Doğumdan İtibaren Montessori… Lynn Lillard JENSEN, Paula Polk LILLARD
•    Başarıya Götüren Aile… Doğan CÜCELOĞLU
•    Anneler ve Oğulları İçin Bir Fincan Huzur… Colleen Sell
•    Anne Olmak… Haluk Yavuzer
•    Çocuğunuzla Eğlenceli Aktiviteler (0-20 Ay)… Kollektif
Kafamı dağıtmak için annelik ve bebek bakımı konularının dışında da birkaç kitap aldım. Asosyal hayatıma ışık tutması için, tünelin sonunda ışık olduğunu göstermesi için. Bu asosyallik durumu sıkıntı verse de geçeceğine dair umudum var.
Bugün kar tanelerini izlerken yazımı yazıyorum. Yılbaşını bembeyaz kaplayacak örtü bugün kendini göstermeye başladı. Bembeyaz güzelliğin altından hepinize huzurlu, sağlıklı, mutlu, güzel olan her detayın hayatınızda olduğu bir yıl diliyoruz size, oğlumla. Bize de yeni yılın sağlıkla,vaktinde bebeğimizi getirmesini… Bu yıl ülkemiz için çok kötü ve zor bir seneydi, 2016 barış getirsin önce, ölümlerin olmadığı günler getirsin, sokaklar çocukların neşeyle oynadığı cıvıltılarına şahit olsun sadece, çok şey mi istiyoruz..?

Sevgiler,
Ayşenur

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

4 yorum

  1. Ayse nurcum her hafta yazinı heyecanla bekliyorum.Hah tamam herşey yolunda devamediyorlar diyorum….Bende ilk gebeliğimı yatarak geçirdim simdi 17 yaşında çok şükür sende gerye baktığında mutlu bir tebessümle hatırlıyacaksin bugunleri.kalbim seninle.

    • Benim de yeğenim 17 yaşında, büyüdüklerini kabul etmek zor:) Hamileliğini yatarak geçiren anneler birlik olmalı 🙂 Benimle aynı heyecanları paylaştığınızı bilmek ne güzel…

  2. Suyun önemini ben kilo almayarak yaşadım, geçenki gebeliğimde 22. Haftamda 11 kilo almıştım , şu an 16. Haftamızdayız ve sadece 1 kilo aldım, Yazdığın Kitapları bende Allah izin verirse, 27-28. Haftamda alacağım , senin bloğunu okudukça ümitleniyorum, umarım 2016 bizlere tüm güzellikleriyle gelir mutlu sağlıklı 3 Kişilik bir aile olabileceğiniz temennisiyle…

    • Kilo, gerçekten dikkat edilmesi gereken bir noktaymış Emine. Ben hep gözardı ettim, daha doğrusu diğer kaygılar ağır bastı. Su en büyük yardımcı bu konuda. 2016’da bebeklerimizi kucağımıza aldığımız günler bizi bekliyor inşallah… 🙂