12 Yorum

Koza

Sakin sayılabilecek bir hafta geçti… İnanıp inanamamakla, mutlu olmakla, şükretmekle dolu bir hafta…

Artık evimizin her yerinde bebek izleri var. Banyoda kapşonlu bebek havlusu, duşta organik bebe şampuanı, mutfakta süt pompası, salonda minik, süt lekeli ağız bezleri… Benim üzerimde, babasının üzerinde kusmuklu tişörtler. Her yere serili örtüler, atılı battaniyeler, evin çeşitli yerlerinde minik bebek koltukları, anakucakları… Evimizin düzeni Derya’ya göre ‘güncellendi’ ve bu yeni güncelleme çok güzelmiş…

Giderek daha fazla ayık ve uyanık olmakla birlikte hala ‘sakin bir çocuk’ dedirtiyor kendine Derya oğlum. Yine de dikkatli konuşuyoruz tabii… Amaaan, sakin olmasa n’olacak, canımız değil mi o bizim?

Üç çocuklu hayata şimdilik kolay uyum sağladık. Abiler de çok kabulleniciler kardeşlerine karşı… Dün Derin ‘İyi ki bir kardeşim oldu, istediğim kadar öpebilirim onu’ dedi… Bu tam da benim hissim aslında: ‘Oh, benim bebeğim değil mi? İstediğim kadar mıncırırım!’ 

IMG_5229

Elbette zorluklar yaşanıyor, yaşanmıyor değil. ‘Evin en küçüğü’nden ‘Ortanca’ya terfi etmek (ya da indirgenmek mi diyelim?) kolay yenilir yutulur bir pozisyon değil. Sürekli ‘Ben de bebekken böyle miydim? Ben de meme emerken uyur muydum? Benim de böyle koltuğum var mıydı? Ben de bunları giydim mi?’ sorularıyla karşılaşıyoruz. Bana ihtiyacı olduğunu da hissediyorum (hissettiriyor çünkü) ama Stan Tatkin’in ‘önce bebeğiniz, sonra eşiniz, sonra diğer çocuğunuz’ sözleri aklımdan çıkmıyor. Yetişebildiğim kadarıyla yetişmeye çalışıyorum, Derya’yı kucağımdan bırakmadan…

Doğan da ‘Bırakma zaten’ diyor. ‘Bu çocuk normalde Ocak’ın 15’ine kadar senin içinde olmayacak mıydı? Ona zaman tanı, istediği kadar alsın kokunu…’ Canım kocam… Böyle zamanlarda Derin’e de hatırlatıyoruz: Sen de ilk aylarda annene yapışıktın. Hakikaten de öyleydi, daha bile fazla belki…

Abilerin yaşadığı zorluklar daha çok bebeğe karşı değil de birbirlerine karşı su yüzüne çıkıyor. Kimsenin bebekle bir alıp veremediği yok, ama birbirlerine karşı öfkeliler şu sıralar. Daha doğrusu içinden geçtikleri duygu yoğunluğunu birbirlerinden öfke şeklinde çıkarıyorlar diyelim. En sonunda geçenlerde araya girip ‘Bana bakın, bu saçma sapan kavgalarınıza bir son verin, ikiniz de benim çocuğumsunuz, hiçbir çocuğumun bir diğerini üzmesine izin vermem ben!‘ diye bir süper anne müdahalesinde bulundum. Babaları da benzer bir beyin yıkaması yapınca o gece birlikte uyudular…

Birlikte

2015’i 2016’ya bağlayan yılbaşı gecesi hayatımın en sade ama en romantik, en güzel yılbaşılarından biri (belki de ta kendisi) olarak tarihe geçti.

Karlı yılbaşını en son ne zaman gördüm hatırlamıyorum, belki de hiç? Mersin’de zaten kar yağmazdı, sonra yaşadığım yerlerde de aklımda kalmamış. Film gibiydi…

Derya’nın şansı olsa gerek bu, yıllar sonra ‘Senin ilk yılbaşın karlı yılbaşıydı oğlum’ diyeceğiz, o hiçbir şey hatırlamayacak olsa bile…

Birisi bugun ilk kardan adamını yaptı. Sayılır. Gözünü açıp da bakmadı ama olsun…

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Geçtiğimiz hafta, tüm bu kar kış başlamadan önce doktor kontrollerimiz vardı ikimizin de… Ben ilk kontrolüme gittim, her şey yolundaymış, ve sıkı dur: doğumdan sonraki ilk 12 günde 9 kilo vermişim, yazıyla DOKUZ! Doktorum bile şaşırdı. ‘6 kilo civarında vermişsinizdir herhalde’ demişti tartıya çıkmadan önce. Doğumdan sonra, hastaneden çıkmadan önce tartılmayı unutmuştum, evdeki tartı da kırıldıydı taa ne zaman önce, en ufak bir fikrim yoktu ama iyi bir rakam bekliyordum laf aramızda… Geriye kalan 8 kilo da memelere eşit dağılıyor desem az abartmış olurum.

Marifet bunu devam ettirmekte tabii ki… Nitekim bu emzirme döneminde kiloları verdim verdim (toplamda 17 almıştım), vermedim, yaşım da ilerledi, ondan sonra uğraş dur verecem diye… O yüzden bu işi ciddiye almaya niyetliyim…

Derya’nın da ilk kontrolü iyi geçti. O da güzel kilo almış, doktoru beğendi. Ne acayip bir şey değil mi bu bebeğini birilerine beğendirme, onaylatma hissi? Çocuklarla ilgili ‘Her şey yolunda’yı duymak bile sanki dünyanın en zor sınavından birinci çıkmış hissi veriyor bana, belki de lohusa kafalı olduğumdan, bilmem. ‘Her şey yolunda’ Uy benim aslan oğlum!

Öte yandan, bunun üçüncü bebeğimiz olmasından mütevellit alışık olduğumuz ve rutine bindirdiğimiz işler de var elbet… Örneğin bu emzirme olayı… İşin teknik ayrıntılarına kapılmadan, bebe ne zaman isterse o zaman meme… Bir nevi ‘meme on demand!’ Bir de banyo olayı var ki şöyle: Hastaneden çıkmadan önce bebek hemşiresi de doktorumuz da bebeği her gün yıkamamız konusunda bizi tembihlediler. ‘Mutlaka her gün banyo’. Hı hı dedik orda ama yaptırıyor muyuz bi sor. Canım o ‘Her gün banyo’ kuralı tek bebeli aileler için geçerli. Çocuk sayısı arttıkça banyo sıklığı da el mahkum azalıyor; hem yenidoğan bebe her gün yıkansa n’olur yıkanmasa n’olur? Bi şeycikler olmaz ben size diyeyim, hele de evde gerçekten yıkanması gereken, artık ayakları falan kokan başka büyük bebeler varsa…

Instagram bir ‘Best Nine’ uygulaması yapmış bu sene; 2015bestnine.com adresine gidiyorsun, 2015 senesi boyunca paylaştığın fotoğraflar arasında en çok beğenilenleri çıkarıyor sana… Ben de gittim baktım neymiş en çok ‘beğen’ilen fotoğraflarım diye, ne olacak, hepsi 17 Aralık’tan bu yana koyduklarım… Her şeyimizle Derya’ya teslim olduğumuzun resmidir.

IMG_5195

Anlayacağın Derya canımız şu sıralar her şeyimizi ele geçirmiş durumda, ama zorla bir ele geçirilmişlikten ziyade bir teslimiyet bu… Ona bıraktık kendimizi hepimiz, ve biz -anne ve baba- bir şekilde sükunetimizi koruyabildiğimizden olsa gerek, çocuklara da yansıyor bu dinginlik… Elbette evin gürültüsü, yüksek sesi devam ediyor -onun önüne geçiş yok- ve Derya da buna uyum sağlıyor, sağlamaya çalışıyor diyelim. Bundan 9 sene önceki ilk anne-babalığımızda Deniz salonda uyurken evde olağanüstü hal ilan edilirdi, şimdi  abileri WiiU oynarken fonda Super Mario cingıllarıyla uyuyor Derya bebesi, eh bu da üçüncü olmanın cilvesi olsa gerek…

Özetle, evde enteresan bir normallik var… Enteresan diyorum, çünkü diğer iki doğumumda da doğumdan ziyade sonrasında zorlanmıştım ben. Dikişlerim zordu (çok şükür bu sefer olmadı), süt gelmesi zordu, koca memelerle başa çıkmak zordu, uykusuzluk desen başlı başına bir sorundu… Hayatımız alt üst olmuştu her ikisinde de… Bu sefer daha doğal akışında ilerliyor her şey ve ben buna şaşırmaktan kendimi alamıyorum.

Bu doğal akışta birçok şeyin etkisi var sanırım… Öncelikle doğumun, doğum sonrasına etkisini artık biliyorum. Derya’nın doğumu, her ne kadar beklenilenden erken de olsa- çok ‘akışında’ bir doğumdu, şimdi yaşadığımız sürecin de böyle olması ondan olsa gerek… Öte yandan evde yardımcımız var, annem gelebiliyor, kızkardeşim doğumda buradaydı ve bana inanılmaz bir destekti, şimdi tekrar gelecek, eşim her şeye dahil, sanırım kendimi GÜVENDE hissediyorum. Bu his önce bebeğime, sonra çocuklarıma yansıyor olsa gerek, ilk zamanları beklediğimden daha kolay atlatıyoruz.

Güvende hissediyorum ya, gizli korkularım var, bebeğime dair, çocuklarıma dair, eşime dair… Her lohusalığımda yaşadıklarıma benzer korkular bunlar, anlık felaket senaryoları gözümün önünde… Bebeğime bir şey oluyor, ona olmasa büyük bebelerime, o da olmasa eşime, hiç olmadı en son kendimi öldüm geçenlerde enfeksiyon kapıp! Daha neler! Hormonal değişimlerden başka hiçbir dayanağı olmayan korkular bunlar, sanki ‘karanlık taraf’ beni çekmeye çalışıyor, sonra Yoda’nın ‘Korku karanlık tarafa giden yoldur’ sözü aklıma geliyor, savuruyorum bu düşünceleri… Kışt diyorum, hoşt diyorum, ben sağlıklıyım, bebeğim sağlıklı, çocuklarım sağlıklı, biz iyiyiz, hepimiz iyiyiz. 

Bir kozanın içindeyim sanki bebeğimle birlikte; kozanın hemen dışında da sevdiklerimiz var. Biz ara ara çıkıp onlara görünüp geri giriyoruz; ‘Acele etmeyin’ diyorlar bize, ‘Biz buradayız, daha vaktiniz var, hazır olunca çıkacaksınız ne de olsa…’

Peki diyoruz, geri giriyoruz kozamıza…

 

12 yorum

  1. Ah yaa, bundan buyuk mutluluk mu olur! Kozanizda, sicacik yuvanizda huzurla buyusun Derya :)
    Ucuncuye cok fena ozendiriyorsun Elif! Bende de var iki oglan, bu yazdiklarini okudukca fena halde icim gidiyor 😀

  2. Burcu turkoglu

    Elif o kadar guzel bir mutluluk ve huzurla yaziyorsun ki deryadan beri.. Ne yalan soyleyeyim, insanin dogurasi geliyor tekrardan! Sirf bu dinginligi tadmak icin bile deger sanirim…

  3. yine çok güzel bir yazı Elif hanım :) İmrenmemek mümkün değil .

  4. Elif Hanim,
    Sizinle benzer donemlerde hamile kalip 3. Oglumu dunyaya getirdim 1 hafta once. Biri 9 biri 7 yasinda diger ogullarim. Yazdiklariniz tipki beni anlatiyor. Hamileligimin basindan beri aaa evet aynen ben diyerek okuyorum yazdiklarinizi. O kadar guzel bir duygu ki, iyi ki dogmus her biri. Saglikli sihhatli buyusun Derya bebek. Hayirli ugurlu olsun.

  5. Öncellikle maşallah..O kadar özendim süt kokusu burnuma geldi.Allah inşallah bana da tattıraın böyle bir güzelliği .Hep mutlu kalın.Sessiz bir takipcinizim sizi cok samimi buluyorum

  6. Derya doğduktan sonra size, bize de yansıyan bir dinginlik geldi. Kozanızın içinde istediğiniz kadar kalın. Hatta çıktıktan sonra da başka bir koza örün. Huzurunuzun daha da arttığı günler olması dileğimle..

  7. Hayata pozitif olma, doping alma, senin olmasa da insanda iç huzur uyandıran sebebi bildik “blogcuanne” olan bebek kokularıyla tütsülenmiş bir yazı okudum az önce. Kırkbinkere maşallah. Mutluluklarınız daim olsun. İyi seneler

  8. Merhaba Elif abla.Maksadım ısrar etmek değil sadece diğer yazıdaki ricamı görmemiş olma ihtimalinden dolayı tekrarlıyorum.Sakıncası yoksa aşılar hakkındaki düşünceni öğrenebilir miyim?Benim için senin düşüncelerin , fikirlerin çok önemli…Sana ve tüm ailene sevgiler…

  9. Allah Allah 3’te bir keramet var demek ki. İkinciden korkanların bile kafasında bir soru işareti uyandı. Bir de bir yıl geçti bendeki felaket senaryoları tükenmedi kışt lohusa kafası o zaman

  10. Merhabalar Elif Hanım, uzun yıllar severek okuyorum yazılarınızı. Derya oğlunuzu güle güle büyütün. Doğum hikayenizi de yazmanızı dört gözle bekliyorum.

    sevgiler

  11. Seni okudukça , içimi bir huzur , mutluluk kaplıyor. 5 yıl sonra 2. bebeğime hamileyim. Haliyle endişelerim var. İlk bebeğim de yaşadığım sıkıntıları hatırladıkça telaşlarım beni sarıyor. Bunlar sadece ilk bebeğim de yaşadığım sıkıntılardan değil ona iyi bir gelecek sağlayıp sağlayamayacağımın endişeleri de aynı zamanda. Ama seni okuyorum rahatlıyorum , seni okuyorum mutlu oluyorum , seni okuyorum sabırsızlanıyorum. Her şey yolunda giderse 2,5 ay sonra bebeğim kucağımda. Çok bekledik , ne sürprizdi ne de istenmeyen bir bebek. 2 senedir hem endişe ile hem de sabırsızlıkla bekledim hamile kalacağım günü. Şimdi 5 yaşında ki kızımın eski fotolarına bakıp bakıp iç çekiyorum. Zaman çabuk geçiyor:)
    Teşekkürler Elif…

  12. Öncelikle kocaman bir maşallah diyeyim ve hemen ikave etmek istiyorum. Sanıyorum bu blogda da Derya’dan önce ve sonra diye bir fark oluşacak. Yazıların daha bir farklılaştı, daha yoğun sıcacık. Evinizdeki huzur hiç bozulmasın inşallah