9 Yorum

Şikayet defteri

‘Ne seninle ne sensiz’ kardeşlik için söylenmiş bir söz olmalı…

Kendimden çok iyi hatırlıyorum. Benden 4,5 yaş küçük kızkardeşime etmediğimi bırakmazdım. Duygusal eziyet ederdim, sinirlendirirdim, ezerdim (o da beni ısırırdı!). Ancak bu dünyada en çok da onu severdim. Söz konusu bir başkasının ona kötülük yapması olunca o başkasının karşısına ilk ben çıkardım. Kardeşimi kimseler üzemezdi (o ayrıcalık bana aitti. Şaka şaka, kimse üzemezdi, nokta.)

Biz büyürken annem hep kardeşliğin ne kadar önemli olduğunu vurguladı bize. ‘Herkes gider, bir siz kalırsınız’ dedi. ‘Herkes geçicidir, kardeşler kalıcıdır’ dedi. ‘Birbirinizin kıymetini bilin’ dedi. Bildik biz de bence… Kardeşim benim bu dünyadaki en önemli varlıklarımdan biri, en yakın arkadaşım, sırdaşım, her şeyim… Bence ben de onun…

Kardeşimin benim için bu hayattaki yeri ve onunla olan ilişkimdir bana birden fazla çocuk yaptıran (aslında iki çocuk yaptıran oydu; üçüncü çocuğu yaptıran biranlık plansızlıktı, ama olsun, negzel oldu). Ve birbirlerine ne kadar değer verdiklerini biliyor, görüyorum. Biri hasta olup evde kalsın, günün yarısı Deniz/Derin ne zaman gelecek diye sormakla geçiyor. Birbirlerini çok seviyorlar.

Çok seviyorlar ya, çok da kavga ediyorlar. Ve çok da üzüyorlar birbirlerini… Onlar birbirlerini üzdükçe ben üzülüyorum. Ama biliyorum ki bunun önüne geçemem. Doğru da değil zaten geçmem.

Geçenlerde görüştüğüm bir çocuk terapisti, kardeş kavgalarının çok önemli ve gerekli olduğunu söyledi. Kırıcı olduklarında bile… Nasıl ki ergenlik döneminde çocuklara bir haller oluyor, anne-babalarını karşılarına alıyorlar ve onlara en söylenmeyecek sözleri söylüyorlar örneğin… Kardeşlikte de aynısı geçerliymiş. Çünkü insanlar, en güvendikleri, kaybetmeyeceklerini bildikleri insanlara karşı denerlermiş güçlerini… Tanıdık bir alanmış bu, güvenli bir alan… Dış dünyaya karşı hazırlanacağın bir egzersiz alanıymış burası… Kardeşine ne dersen de, o senin kardeşin. Atsan atamazsın, satsan satamazsın, satmayı da istemezsin zaten. Aynı karından çıkmışsın…

Ama işte bu dengeyi ayarlamak ve buna seyırci kalmak çok zor oluyor anne-baba için. Hatta bazen olmuyor ki dün sabah bir kalem, yitip gitmiş küçük bir kuru kalem yüzünden kavga çıkınca seyirci kalamadım ben de… O küçük kalemi de, diğer bütün kalemlerini de aldım, madem bunlar yüzünden kavga ediyorsunuz, kalem malem yok size dedim. Yetmedi, çocuklar bu hafta birlikte oynamama cezası aldılar. Yani öyle gidip satın almadılar, biz verdik. Ben verdim. ‘Siz misiniz ota boka bu kadar kavga eden, siz misiniz birbirinize dayanamayan, Cuma gününe kadar okuldan gelince birbirinizle oynamayacaksınız. Odalarınıza çekileceksiniz, kendi kendinize takılacaksınız!’ sözleri çıktı ağzımdan. N’apayım, çok uykusuzdum.

Screen Shot 2016-01-06 at 9.44.52 AM

Evde en az bir bu kadar daha kalem var ama şu öndeki küçük mavi kalemdi hayat memat meselesi olan…

Sonra baktım, bir süre sonra Deniz’i almışım karşıma, annemin bize söylediklerini söylüyorum (ne de olsa tarih tekerrürden ibaret). Derin’e söylemedim çünkü ikisi birlikte olsaydı yine kavga ederlerdi, babası ayrı konuştu onunla… Bence mesajlar yerine gitti ama ceza baki. Ölmek var, dönmek yok çünkü ben çok disiplinli ve otoriter bi ebeveynim! Hı hı, öyleyim!

Annem ve babamı bizi yetiştirirken uyguladıkları bazı fazla kuralcılıklardan dolayı eleştirebilirim belki, ama bu kardeşlik konusunda haklarını vermem lazım, bence çok iyi iş çıkardılar. Hiçbirimizi kayırmadılar (‘kayırma’nın ne olduğunu bilmeyenler için, Adana’ca bir kelime, kollamak, öne çıkarmak anlamında), hiçbirimize haksızlık yapmadılar. Evet, Ece benden daha fazla haklara daha erken sahip oldu, okul gezilerine benden daha erken ve daha çok gitti vesaire, ancak bu kardeşler arasında ayırım yapmanın değil, tecrübeli ebeveyn olmanın bir sonucuydu…

Biz de aynısını yapmaya çalışıyoruz çocuklarımıza… Fakat çok zor… Birbirlerini kırmalarını seyretmek çok zor.

Kardeşlikle ilgili okuduğum en güzel kitaplardan biriydi Siblings Without Rivalry. (Şimdilerde Doğan Kitap tarafından Kardeş Rekabeti adıyla Türkçeye de çevrildi, ama aslında tam karşılığı ‘Rekabetsiz Kardeşlik’). Bayağı gözümü açmıştı bu kitap, şu sıralar yeniden göz gezdiriyorum. En son dün sabahki kavgadan sonra yeniden aldım elime… Daha önceden altını çizdiğim satırlara baktım. Ve şunu buldum:

Bir anne çocuklarının ardı arkası kesilmeyen şikayetlerine sabredemediğini anlayınca her çocuğuna birer not defteri almış. Kişisel bir şikayet defteri… Çocuklarına, birbirlerine kızdıklarında bu deftere yazmalarını (ya da çizmelerini) söylemiş. Defterler hemen kullanılmaya başlanmış ve anneye iletilen şikayetler gözle görülür derecede azalmış.

Bizimkiler bize şikayete gelene kadar zaten birbirlerine bayağı bir söz söylemiş oluyorlar. Ve sesler o kadar yükseliyor, ortalık o kadar karışıyor ki olay genelde onların şikayet etmesine gerek kalmadan benim ya da babalarının ‘Ne bağrıyorsunuz üleeennnnn, çab-buk odalarınıza” diye carlamalarıyla son buluyor.

Bu böyle gitmez, gitmemeli…

Sorunlarını kendilerinin çözmeleri gerektiğini biliyorum. Ama kestirmeden gitmek daha kolay oluyor bazen çoğu zaman.

Yukarıdaki satırları okuyunca bir ampül yandı aklımda… Aylar önce gittiğim Prima’nın bir etkinliğinde çocukların isimlerine özel yapılmış birer defter hediye etmişlerdi.

Screen Shot 2016-01-06 at 9.44.32 AM

İşte o defterler bugün için varmış demek…

Bugün geldiklerinde ellerine bu şikayet defterleri vereceğim. Ve ‘birbirinize sinirlendiğinizde bu deftere yazın/çizin’ diyeceğim. Bakalım işe yarayacak mı?

Yarasa da yaramasa da, ileride bu yazıya baktığımızda da, bugünleri hatırladığımızda da güleceğimizi biliyorum.

9 yorum

  1. ne kadar da cuk oturan bir yazı, kalem hikayesiyle bile :). biri 8,5 diğeri 3,5 yaşında iki kızım o kadar çok kavga ediyorlar ki bazen evi terk etmek geliyor içimden. geçenlerde dedeleriyle birlikte boyama yaparken (babam büyüklere boyama kitaplarını çok sevdiği için evde milyon tane boyama kitabı ve envai çeşit kalem var) sizin maviden daha da küçük bir yeşil kalem kalmış küçüğe ve anneanne vicdan yapmış “gariban kızım” :p.
    benim kardeşim yok bu yüzden kardeş kavgası kavramına çok yabancıyım. kardeş kavgasının gerekli olduğunu da düşünüyorum ama diğer taraftan dayanmak zor bu duruma. hatta benim iki çocuğum olma nedeni kendi yalnızlığım. ve hatta yine bu nedenle üç numara bile aklıma daha sık düşer oldu. ama kavgaların boyutunu düşününce korkmuyor değilim.
    bazen küçük büyüğe eziyet ediyor bazen büyük küçüğe. dengesi yok anne baba olarak dengesini tutturmak daha zor. allah hepimize sabır ve kolaylık versin 🙂

  2. Elif teşekkürler! Gündemimizdeki konuydu 🙁 Deniz’e ve Derin’e neler dediğinizi merak ettim. Özellikle Deniz’e. Bizimle paylaşabilir misin?
    Sevgilerimle…..

  3. Çok güzel bir yazı, bir oğlum var ama inanın bütün samimiyetimle söylüyorum. Yazmış olduğunuz yazıların hemen hepsini okumuslugum var. Ve blogunuzu her gün günde iki uç defa açıp ne var ne yok diye yokluyorum. Yazılarınızı samimi bulmakla beraber çok begeniyorum. Şimdiden uç çocuğum olsun istiyorum.

  4. Baska tavsiye kitap var mi.2.bebis geliyor. 7 yas olacak aralari.bu kiskanclik korkum yuzunden cok ara verdim._not:kkendi kardesi ile hala anlasamayan bir anne;)_

  5. Cok guzel bir fikir. Sizden cok sey ogrendim, ogreniyorum. Ben de tek cocuk olarak kardes rekabeti bilmesem de kuzen rekabeti yasamis biriyim :)). Bizim kiz daha dort ay olmadi ama ben de simdiden esime “simdi Ikinciyi bir sene sonra yapariz, sonra bak Turkiye’de bir blogcu anne var, onun gibi belki ucuncuyu yapariz, otuz yasin sonlarinda” derken buldum :)) o da “neeee ucuncu mu????” diye sasirdi. Yeminle RTE’nin gozleri yasariyodur…

  6. Kavga etmeyen kardes olmuyor heralde kardesligin sanindan. B Ama am da dedigin gibi Elif hepsi bir gelisme, kendini savunmayi ogreniyor insan o kardes kavgalariyla. Haklarinin pesinde kosmayi ogreniyorsun. iz bir erkek bir kiz olunca baya fiziksel kavgalarimiz da olurdu. Yok bu konuda kendimi savunmayi ogrenemedim tabi abime karsi 🙂 Abimden 3,5 yas kucuk olunca neyi savunayim 🙂 Benim silahim isirmakti. ANcak oyle mucadele edebiliyordum.

    Orta 2deyken dislerime tel takildi. Bilen bilir o nasil bir agridir. Eve geldim ekmek bile yiyemiyorum. Sofrada gozlerimden yas suzuluyor. Iste abim o aksam yanima geldi dedi ki “Abicim sen silahini kaybettin. Bundan sonra kavga yok. Hic dokunmayacagim sana” Sarildi sonra bana. Ve gercekten bir daha hic oyle delice kavga etmedik biz.

    Hala bunu her hatirladigimda gidip sarilmak istiyorum Ona. Bana yeniden bunu hatirlattigin icin de cok tesekkur ederim. Onlar da bu kvaglari boyle gozleri dolarak sevgiyle hatirlayacaklar iste. Kardes iste…

  7. ne güzel olmuş sevgili Elif, hatta belki aynı uygulama tek çocuklara bile uygulanabilir. Ebeveynlerinden memnunlar mı, açık açık yüzümüze söyleyemedikleri hatalarımızı, hoşlanmadıkları şeyleri yazabilirler belki.

  8. Dün akşamki kavgadan sonra iyi oldu bu yazıyı gördüğümBizim 3. aramıza katıldıktan sonra 1 numara deli gibi 2 numarayı,2 numara da deli gibi 3 numarayı kıskanıyor.Bir saniye gözlerimiz yaşarıyor birbirlerine bağlılıklarını,oyunlarını görünce…Sonra birden fırtına kopuyor… Şikayet defteri iyi fikirmişKızlar 6 ve 4 yaşlarında,büyük yazabiliyor ama küçüğün de sekreterliğini ben yaparımBakalım neler olacak…

  9. “Kayirmak” kelimesini kullaniyorum da adanali oldugum icin bildigimi bilmiyordum :))