7 Yorum

Emek’in Gebelik Günlüğü, 15. Hafta

 

Mutlu yıllar herkese!

2016 hiç hissettirmeden nasıl da geliverdi, bak kaç gün geçmiş bile! Çok koşturmacalı bir haftaydı bu. Dün itibariyle doçentlik dosyamı teslim etmiş bulunuyorum, ve doçentliğe adaylığımı koyuyorum. Artık gerisi beni ilgilendirmiyor, dosya bitti ya.

Typic (2)

Bu haftanın asıl en güzel haberi ise bir doktor randevusuydu! Benim gibi “ileri yaştaki” hamileleri genetik uzmana sevkediyorlar burada, ve detaylı da bir ultrasondan geçiriyorlar 13 ile 15. haftalar arasında. İlk önce konuştuğumuz genetik danışman benim ve Conrad’ın maaile kalıtsal hastalık bilgilerini aldı, sordu sordu sordu. En sonunda vardığı kanaat, ben Akdenizli olduğum için iki hastalığın taşıyıcısı olabilileceğim, birisi cystic fibrosis, fakat doktoru çok iyi dinlediğim diğeri hangisiydi hatırlamıyorum. Yine bir kan aldık, verdik ve negatif çıktı sonuçlar. Geçen hafta anlattığım genetik testin cinsiyeti belirleyememesi üzerine de uzman, testin hatası olabileceğini, bir diğer ihtimalin de çeşitli kromozom bozuklukları olabileceğini söyledi. Eğer bebeğimiz kızsa mesela, Turner sendromu olabilirmiş, buyrun burdan yakın. Bu gibi çeşitli olasılıkların semptomlarından bahsetti, ve eğer içimiz rahat etsin istiyorsak amniyosentez yaptırmayı önerdi. Biz bir durduk, düşündük ve en sonunda dedik ki, “diyelim ki öğrendik sonucu, bu bilgiyle ne yapacağız biz? Kararımızı değiştirecek miyiz? Hayır. Ee, o zaman?” Amniyosenteze “hayır” dedik, ve ultrason için alt kata indik.

Bu ultrasonda amaç nuchal translucency (NT) dedikleri, bebeğin ensesindeki bir sivinin kalınlığına bakmak. Eğer bu kalınlık belli bir ölçünün üzerindeyse Down sendromu dahil birkaç bozukluğun habercisi olabiliyor. Ultrason başladı, şimdiye kadar hiç görmediğimiz kadar net bizim bebis! Nasıl kıpır kıpır, tam bir alem! Elini ağzına götürmesini izledik, sonra alnına götürüp bir selam çaktı sanki? Eridim o ekranın önünde. Bu dördüncü ultrasonumuzdu, ve her seferinde aynı inanmazlıkla izledim ekranı. Sanki bir animasyon! İnsan gerçekten inanamıyor, bu minicik bebek benim mi? Benim içimde mi? Mucize dedikleri böyle birşey heralde? Ben biraz sakinleştikten sonra doktor ölçümleri yaptı ki, herşey normal. Ve ekledi: “Yüzde seksen kız bu bebek.” Ne Conrad’ın ne benim umrumuzda olmamasına rağmen, doktorun demesiyle aniden “e tabi ki kızımız olacak” gibi bir havaya girdim, güler misin ağlar mısın…

Sonrasında içimi daha da rahatlatacak şu yorumu yaptı, “eğer bebeğinizde Turner sendromu olsaydı, ensesindeki sivinin kalın olmasını beklerdik, sizinki değil, ayrıca bebeğinizin normalden küçük olması gerekirdi, sizin bebeğiniz gayet iyi bir boyda. Kesin konuşmak için erken, ama bunlar olumlu işaretler.” Ben artık başka ne isterim ki bu yorumdan sonra? Muayenehaneden doktorla teknisyene sarılarak, kahkahalar içinde ayrıldık. Türk değil miyiz, iki yanağından da öptük adamcağızı. Bu meseleyi de bir daha üzerinde endişelenmemek üzere kapattık, sonra gittik bana çikolatalı dondurma aldık ve herşey yoluna girdi! Yolda heyecan içinde olanları konuşuyoruz, Conrad’a “ne hissettin kızımız olacağını duyunca?” diye sorunca bana, “ben biliyordum zaten, siz Akalın kadınlarının (anne tarafımı kastederek) oğlan çocuk doğurması imkansız çünkü, ben çok memnunum halimden” dedi. Doğru söylüyor, üç jenerasyon, bütün aile kadın neredeyse…

İtiraf etmek gerekirse insanlar “kız mı, erkek mi acaba?” diye sorduklarında sinir oluyordum, sanki bu bebekle ilgili en önemli bilgi cinsiyetiymiş gibi. Bir de biyolojik cinsiyet nedir ki? “Acaba kendini nasıl tanımlayacak bu insan, biliyor muyuz ki?” diyesim geliyordu herkese. Hala da öyle geliyor bir miktar. Fakat yeni yeni kendimi bir kız çocuğunun annesi olarak hayal etmeye başladığımı farkettim, ve hatta herkese kızımız olacağını söylemek istiyorum. Hayat çelişkilerden ibaret. Neyse, aynı gün gittim Amerika’daki kadın hareketinin öncülerinden Geloria Steinem’in yeni kitabını aldım. İlk önerim olan “Zeytin” kocam tarafından “iyi olur, ikincinin adını da beyaz peynir koyarız” denerek geri püskürtüldükten sonra derin düşüncelerdeyim. Önerisi olan beri gelsin!

Haftanın hayalkırıklığı ise İstanbul’daki kar yağışı yüzünden iptal olan uçağım, ve 5 gün sonra hala Türkiye’de olamamam. Kararlıyım ama, ben o sobiyeti yiyeceğim arkadaş! 2016 şeker gibi bir yıl olsun umarım hepimiz için.

Emek

Yazar Hakkında

 EMEK KÖSE– İzmirli bir matematikçi. Amerika’nın Maryland eyaletinde yaşıyor. Matematiği çok sevdiğinden üniversitede matematik hocası olarak çalışıyor. Okuyup yazmaya, yemek yapmaya, araba yolculuklarına, gri pofuduk kedisine ve kocasıyla Phish konserlerine gitmeye bayılıyor. Güneş enerjisiyle çalışıyor ve deniz kıyısının bolca hayalini kuruyor. İlk bebeğini bekliyor.

 

7 yorum

  1. Akdeniz anemisi olabilir diğeri de:)

    • Eveeet!!!! Dogru, dogru, Akdeniz anemisiydi digeri de 🙂 Bugun butun dertlerime deva oldunuz 🙂 Cok tesekkurler!!

  2. Ha bir de isim önerim Elaya..Zeytin koymak isteyen bir arkadaşım (kendisi İzmir’li olur) kocası tarafından reddedilince, yine kocasının araştırmaları sonucunda zeytinin antik çağlardaki karşılığı olan Elaya’da karar kılmıştı. Sağlıkla kavuşun kızınıza:)

    • Bayildim bu isme!!!! Ne kadar guzel <3 Cok tesekkur ederim!!! Isim listemizin en tepesine ekliyorum 🙂

      • Çok sevindim Emek… yardımcı olabildiysem ne mutlu bana:) Bebeğini sağlıkla kucağına al inşallah (Direk sen moduna geçtim bu arada)..Ege’lilerdeki zeytin sevgisini o arkadaşımdan biliyorum zira antik çağlarda zeytine karşılık gelen tüm isimleri sayesinde öğrenmiştim. Elaya hepimiz tarafından beğenilmiş ve onaylanmıştı. Şİmdi de çok tatlı zeytin gözlü bir kız oldu. Darısı başına.

  3. Cok sevindim, hayirli olsun :)). Eger ilerde tekrar kafanizi kurcalarsa, biz Panorama kan testini yapmistik ve yanlis hatirlamiyorsam sex chromosome bozukluklarini belirtiyordu Harmony, MaterniT21 vs’den farkli olarak. Ama biraz daha pahali.

    • Oha (pardon!!!) yalnız uykusuzluktan “hayirli olsun” yazmisim (malum kucuk bebek, mom brain…). Tebrik ederim olacakti.