2 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 28. hafta

Yeni haftamızdan merhaba!

Bu aralar ciddi anlamda haftaları sayar olduk. “30’u bir atlatabilsek düşüncesiyle” sanki yaşadığımız güzel döneme haksızlık ediyorum. Öyle güzel, öyle eşsiz bir dönem ki aslında şu an içinden geçmekte olduğumuz… İkinci trimesteri gerimizde bırakmışız, üçüncü trimesteri şiddetli tekmelerle karşılamışız, yeme/içme kısıtlı da olsa sağlıklı beslenmeye adım atmışız, göbeğimiz büyümüş, sevgi dolu nidalarla karşılanır olmuşuz, hamilelik üzerine okumalarımız araştırmalarımız azalmış doğum sonrasını incelemeye başlamışız (çok yaklaştığımızın farkında olarak), doğumu düşünmeye, hayal etmeye başlamışız (lakin bir tek kendimize göre normal doğum eğitimi bulamamışız), isimler uçuşmaya başlamış aklımızın köşelerinde ve hepsinin durulup birinin öne çıkması için zamana bırakmışız, minik ağız bezleri hazırlanmak için sıradaki yerini almış, daha ne olsun ki?

Bu haftanın en belirgin farklılığı gece sırt ağrılarından dolayı aralıksız uykularımın sona ermesi oldu. Sanki bıçakla kesmişsin gibi bir anda başladı ve artık sürekli sağdan sola dönmek zorunda kaldığım, uykumun kısa süreli aralıklara bölündüğü, zaman zaman uzun süreler uykuya da dalamadığım geceler başlamış oldu. Son bir haftadır istisnasız her akşam bu durumdaydım. Kime sorsam, “Eeee alış artık bu uykusuza gecelere” deyip kestirip atıyor. Biliyorum uykusuz geceler kapıda ama o zamana kadar yok mudur bunun bir yolu?

Typic (2)

Geçen hafta başladığımız yürüyüşlerimiz bu hafta deriiin bir kesintiye uğradı. Kar yağışı çok güzeldi, pencereden izlemek ayrı bir keyifti. Ama… Ama karda, buzda dışarı çıkmam evdeki oy çoğunluğuyla yasaklandı. Düz yolda bile tökezleyebilen, evdeki halılara takılıp düşme tehlikesi geçiren bir gebe olarak benim dışarı çıkışım, kar kalkana kadar ertelendi. Tam hafif hafif yürüyüşlere başlamışken, insan içine çıkmaya başlamışken bu hiç hoş olmadı. Yine de kar yağışıyla yeni yıla girmek masalsıydı.

Aldığım kitaplar, yeni yılla birlikte hediye gibi elime ulaştı. Uzun kıştan sonra ilk defa denize dalan çocuklar gibi daldım içlerine. Hangisinden başlayacağıma karar veremedim. Hepsinden azar azar okumaya başladım. Tam bir kitap şımarıklığı yaptım bu hafta. Ama çok iyi geldi, okuma hızıma tekrar kavuştum. Ayşenur’un yaptığı uyarıda olduğu gibi kitap okuyarak hazırlıklı olup olmayacağımdan emin değilim ama daha önce de bahsettiğim gibi yalnız olacağımdan, en azından kulak dolgunluğu olur bir şeylere diye ümit ediyorum.

Ezgi’nin de bu hafta bahsettiği tetanos aşısıyla geç de olsa ben de bu hafta tanıştım. Ezgi’nin aksine ben şanslıydım sanırım. Hiç ağrı, sızı hissetmedim. “Bir hafta kadar kolda ağrı olabilir” uyarısına rağmen hiç ağrı, sızı olmadan atlattım ilk dozu. İkinci doz da bir ay sonra uygulanacakmış. Doktoruma da danıştım bu aşının gerekliliğini, eğer yakın zamanda tetanos aşısı olunmadıysa, aşıyı şimdi uygulamanın iyi olacağını belirtti. Bize de uymak düştü.

İsim konusu bizde son haftalara kalacak sanırım. Etrafımda duyduğum isimlere dikkat kesiliyorum, bulduğum her yerde isim listelerine bakıyorum, film ve dizilerin ardında önünde akan isimlere bakıyorum… Bu iş zormuş. Aslında çok sevdiğim birkaç isim vardı ilk hamileliğimde daha cinsiyeti bile belli değilken içimden geçirdiğim, fakat 5 sene içinde o kadar çok kullanıldı ki bu isimler, o nedenle uzaklaştım bir kısmından, diğer birkaçını da eşim eledi. Şimdi yeni arayışlar içerisindeyiz, içimize yatan ismin peşindeyiz, umarım doğuma kadar buluruz da iki ayağımız bir pabuca girmez.

Diyeti sorarsanız nasıl gidiyor diye, söyleyebileceğim tek şey zor. Normalde de diyet yapmakta zorlanan bir insan olarak, gebe halimle diyet yapmak bana daha bir zor geliyor. Sağlıklı beslendiğini bilmek güzel de, gözümün önünde uçuşanları bir bilseniz…Ya sabır deyip devam etmeye çalışıyorum. Önümüzdeki hafta şeker kontrolü var , umarım toparlamışızdır durumu.

Bu sene yeni yılda yeni kararlar almadım. Değiştirmek istediğim çok şey var ama herşeyi öylesine akışına bıraktığım bir dönemdeyim ki, bu akışı bozmak istemedim. Bu seneyi de böyle deneyelim, bakalım bize neler getirecek? Ülkemize barış, huzur, hoşgörü getirsin de bana oğlum ve sağlık dışında birşey getirmese de olur. Gerisini nasıl olsa hallederiz.

Sevgiler,

Ayşenur

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

2 yorum

  1. Merhaba Ayşenur,

    Ağrısız tetanos aşına çok sevindim! Beni resmen gece uykularımdan uyandırmıştı. İkinci doz belki bu kadar ağrılı olmaz diye umutlandım sayende 🙂

    İsim konusu hem zor hem de eğlenceli, kolay gelsin 🙂

    Sevgiler,
    Ezgi

  2. Ayşe nur iyimisiniz?yazı yayinlanmadı merakettim.insallah hersey yolundadır.