6 Yorum

Ceren’in Gebelik Günlüğü, 12. hafta

Merhaba Sevgili Okuyucular,

Sizlere ikinci hamileliğimin 12. haftasında lodoslu İstanbul’dan bildiriyorum. İkinci hamileliğim bence ilkine göre daha yorgun, daha bulantılı, daha zor geçiyor ama eşime sorarsanız ilki de aynıydı, ben unutmuşum. Gerçi zor geçiyor derken abartmayayım, biraz bulantı, biraz halsizlik, bolca uyku hali. Fazlası yok yani şimdi bebeğimin hakkını yemeyeyim. Ama ben düzenime pek düşkünken, şimdi tüm düzenlerin bozulmasına ben de bayağı bozuluyorum. Sorun bende yani.

Hamilelikten önce enerji bombasıydım. Sabah 6’da kalkar koşuya gider, gelir gün boyu yiyeceklerimi kendim ve kızım için hazırlar, paketler, sonra işe gider, bütün gün çalışır, işten gelir sofra hazırlar, sonra oyunlar, şarkılar, derken Zeynep’i uyutur, gece ertesi gün için yemek yapar, o sırada Ziya’ya laf yetiştirir, en son yatakta son enerjimle de üç beş sayfa bir şeyler okurdum.

Gel gör ki şimdi yataktan sürünerek kalkıyorum. Sabah sporu ne mümkün. Kendime yemek hazırlamam söz konusu bile değil, birkaç haftadır sadece ekmek, patates ve makarnaya sempati besliyorum. Kahvaltıda yeşil sebze suları içtiğim günler – maalesef – mazide kaldı… Ama açık ara en kötüsü akşamları. Zeynep’le tüm oyunlarımızı akşam yemeğinden sonra kendimi attığım kanepe ekseninde kurguluyorum. Çok şükür belki de bir aydan fazladır Zeynep’i akşamları Ziya uyutuyor. Çünkü sanırım ben Zeynep’ten de önce uyuyakalıyorum.

Typic (2)

Başa dönecek olursam, biz kocamla taa ortaokuldan sınıf arkadaşıyız, 6 sene aynı sınıfta okuduk ama merhabamız yoktu desem yerdir. Seneler sonra 2011’de tesadüfen ortak bir sınıf arkadaşımızla maç izlerken karşılaştık ve kısa sürede gördük ki meğerse aramızda aşk varmış. 2012’de evlendik, 2013’te Zeynep geldi. Tabi ki planlı programlıydı Zeynep’in doğumu. Tanıdıkça göreceksiniz, biraz, az biraz plan meraklısıyım. Mesela aylar öncesinden rahat bir hamilelik adına fazla 3-5 kilomu vermek üzere diyetisyen desteği almış, yine aylar önce folik asit kullanmaya başlamış, hamilelik ve doğum üzerine ne varsa okuyup hatmetmiş, hamile kalmadan kafamda doğurmuştum bile ben. Faydasını gördüklerim de oldu, yaşayınca bambaşka gelişen şeyler de. Ama huy işte naparsın.

Zeynep’in bir kardeşi olsun istiyorduk zaten ve ideal aralığın 3 yaş olduğuna kanaat getirmiştik kendimizce. Buna göre çalışmalara başlayacaktık, yani daha 3-4 ayımız vardı ki reglim gecikti. İlk günler hiç huylanmadım. Her hafif ağrıyı ona yordum. İşin ilginci, vücudumdaki değişiklikleri fark ettim, “tam da hamileyken böyle olmuştum” da dedim kendi kendime ama basiretim mi bağlandı ne olduysa hiiiiç aklımın ucundan geçmedi gerçekten hamile olabileceğim. Daha zamanı gelmemişti ya benim ajandama göre, mümkünü yok olmazdı.

Sonra artık gecikmenin 1 haftayı bulduğu Pazar akşamı Zeynep uyur, biz de Ziya’yla otururken bir anda “ya Ziya, ben regl olmadım, hamile olabilir miyim acaba” diye soruverdim. Beni pek iyi tanıyan canım Ziya “bence sen yarın sabahtan hemen git test yaptır” dedi. Çünkü çok iyi biliyor ki aklıma bir şey düşmeyegörsün, o an hemen gidip yapmam lazım. Açık laboratuvar bulabileceğimi bilsem hemen o akşam giderdim kan vermeye. Zeynep’e hamileliğimi de kan testi ile öğrenmiştim çünkü niyeyse kafamdaki senaryoda ben eczanede satılan testi yapacağım, o hep bahsedilen ikinci çizgi silik çıkacak ve ben kafayı yiyeceğim acaba mı diye.

Ertesi gün hastaneye kan vermeyen giderken kafam allak bullaktı. Bir yandan hamileliği, anne olmayı aşırı çok sevmiştim, düşüncesi bile içimi ısıtıyordu. Diğer yandan yine canı çıkmayasıya huy “ama daha hazır değilsin ki sen, hamilelik öncesi kilona geldin mi, hem folik asit bile kullanmaya başlamadın” diye başımın etini yiyordu. Gerçekten de ne dileyeceğimi bilemeden, hakkımda hayırlısı ne ise o olsun diyerek gittim. Birkaç saat sonra sonucu aldığımda ise içim içime sığmıyordu, 4-5 haftalık hamileydim!

Şimdi 2 yaşında yeni kreşe başlayan bir kız çocuk, çok sevdiğim ama baya yorulduğum bir iş, 2-3 ayda bir panik olup birkaç gün deliler gibi kapanıp üzerine çalıştığım sonradan koşturmacalarda unuttuğum doktora tezim, haftada 3 gün Ziya’yla gittiğimiz spor antremanlarımız ve çok hareketli, bol aksiyonlu arkadaş çevremiz arasında sıklıkla hamile olduğumu unutuyorum. Bugün aslında biraz yavaşlamam, bebeğime odaklanmamın bana iyi geleceğini düşündüm yemek yerken. Çünkü hamilelik çok güzel ve ben her anını hissederek yaşamak istiyorum. Koşturmacalarımın arasında “aa 35. hafta olmuş, ne çabuk geçti, hiç anlamadım” dersem üzüleceğim valla.

Bu arada küçük bir not: ilk hamileliğimin 42. haftayı bulmasından yola çıkarak kendimi yine 42 haftaya hazırlıyorum, sonradan şu kadar haftam kaldı diye tuhaf hesaplar yaparsam kafanız karışmasın, baştan uyarayım ben. Zira Zeynep’i beklerken 40. haftadan sonrası geçmek bilmemişti, şimdi kendimce önlem alıyorum beklentilerimi değiştirerek. Hadi bakalım. Göreceğiz kader karşısındaki bu mini çakallıklarım işe yarayacak mı?

Küçük ikinci not: Burada yazmak çok güzel ve feci heyecanlı. İlk satırımı beş yüz kere yazıp sildikten sonra bir şekilde kaptırıp gitmişim. Baktım ki gidiyorum, bir yerde artık durayım dedim. Yazarken de gerçek hayattaki kadar çenem açıkmış, bunu da öğrenmiş oldum.

Haftaya görüşmek üzere,

Ceren

Yazar Hakkında

CEREN – 34 yaşında, çok pozitif ve heyecanlı bir yengeç burcu. 2 yaşında kıvırcık bir kız annesi. Sakin bir balık burcunun 5 yıllık sevgilisi. İstanbul’da yaşıyor. Spora, okumaya, çalışmaya, gezmeye bayılıyor. Bir yandan çalışıyor, bir yandan doktora tezi yazıyor. Sağlıklı yaşam hayatındaki öncelik olarak başköşede duruyor, bu konuda okuyor da okuyor. İki çocuklu bir anne olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.

6 yorum

  1. Canım “yazar haklında” bölümüne “telaşlı,sabırsız,heyecanlı bir annenin bir tanecik kızı” cümlesini de eklemelisinnnnn

  2. Blogcu Anne’nin gebe yazılarını 2,5 senedir takip etmiyorum ama kendi ismimi görünce bir merakla tıkladım ve baktım ki sadece ismim değil, kızım, doktora tezi durumum, hatta sanırım benden bir önceki yorum annenize ait, tek çocuk oluşum falan da tutuyor! Tek fark siz gebesiniz, ben değilim. Sanki alternatif evren gibi takip etsem mi diyorum 😀
    Kısaca, bol şans, umarım bebeğinizi sağlıkla mutlulukla kucağınıza alırsınız adaş.. 🙂

    • Merhaba Ceren! “Sliding doors” diye bir film vardı, onu hatırlattı bana anlattıkların:) İkinci çocuğa niyetlenirseniz bir gün, motivasyon olmasını umarım günlüğümün:) Güzel dileklerin için çok teşekkürler. Sana da bol şans diliyorum iş-çocuk-doktora üçgeninde☺️ Bu arada benim bir de erkek kardeşim var ama annemin biricik kızı olmaya engel değil tabi☺️

  3. Ceren, yengeç burcu olmamızdan sebep midir nedir bilemem ama şu hamilelik testi kısmında tamamen aynıyız. Ben daha çocuk yerleşir yerleşmez kan değeri henüz çıkmaz dediklerinde hastanede “olsun ben yine de yaptırmak istiyorum” deyip testi yaptırmıştım. Normal değerin bir tık üstü çıkmıştı (olabilir de olamayabilir de demişlerdi) ve ben hamileydim. Ama şu düzen konusu var ya ikinci çocuktan sonra kendini salmak için şimdiden yoga – meditasyon öneririm 🙂

    Sevgiler- Günlük arkadaşın, kalben hamile Nihal 🙂

    • Sevgili Nihal, bence bunun yengeçlikle kesinlikle bir ilgisi olmalı! Birkaç senedir yoga yapıyorum, beni gerçekten de “düzeltiyor”☺️ Meditasyon ise henüz tecrübe etmediğim ama heyecanla merak ettiğim bir pratik, mutlaka deneyeceğim. Bu arada söylemeden duramadım, kalbinde sadece bir çocuk değil, bir de topluluk büyütmekte olduğunu bilmeni isterim. Sana ve ailene karşı biiiir sürü saygı, sevgi ve imrenme hisleriyle doluyum, bu süreçte her şey gönlünüzce olsun diliyorum❤️