4 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 29. hafta

Yeni haftamızdan herkese selamlar…

 

Bu haftaya heyecanlı bir giriş yaptık. Doktor kontrolümüz vardı. Hem bebeğimizi görecektik, hem de şeker için kontrol tahlilleri yapılacaktı. Heyecanı, evden çıkamayan anne adayı için 3 gün öncesinden başlıyor zaten.

Typic (2)

Tokluk şekerine bakıldı bu sefer. Veeee şekerimiz düşmüş. 2-3 haftadır vermiş olduğumuz mücadelenin sonucunu iyi bir şekilde almış olduk. Dahası kilo almayıp, bir önceki kontrole göre, tartıda -2’yi görmek muhteşemdi. Tabii ki bunun kilo kaybı olduğunu sanmıyoruz. O hafta ödemim olabilir, kıyafetim daha ağır olabilir vs. Ama kilo almadığımı bilmek, şekerin düştüğünü görmek çok iyi geldi. İyi bir moral oldu bize. Diyetin biteceğini düşünmüştüm ama bitmeyecekmiş. Şeker riski bir kere ortaya çıktığı için aynı özenle doğuma kadar devam etmemiz gerekiyormuş. Olsun varsın dedik, işe yarıyor ya yaparız. Korkarım bu durum doğumdan sonra tatlıya gömülmem demek olabilir. Neyse onu o zaman düşünürüz!

Bebeğimizi görünce yine akan sular durdu tabii. Baş aşağı pozisyona, geçtiğimiz kontrolde geçmişti. Aynı pozisyonu koruyor artık değişmez dedi doktorumuz. Daha da önemlisi kafasını yaslamış bir güzel dikişlere. Dikişleri vaktinde attığımız için bir kere daha şükrettik. Zira bizimki artık zorlamaya başlamış. Rahim ağzında hunileşme başlamış ki bu da doğuma yaklaştığımızı gösteriyor. Ağrı ve kasılmalar olursa zaman geçirmeden haber vermem konusunda tembihlendim. Yürüyüşlere son verdik. Ayakta kalmak, ağır kaldırmak, iş yapmak yok. Mümkün olduğunca yatar pozisyonda istirahat…

Bebeğimizin gelişini ne kadar geciktirirsek kardır. İlk hedefimiz 35.hafta. 35.haftaya ulaşmak en büyük hayalimiz şimdi. Daha erken gelme ihtimalini düşünmek istemiyorum şu an. Hem kendimi hem onu gereksiz yere germenin bir faydası yok biliyorum, en iyisi düşünmeyelim, hazırlıklara odaklanalım.

Daha önce de bahsetmiştim size alışveriş için 30.haftanın dolmasını bekleyeceğim diye. Ama durum böyle olunca beklememeye karar verdik. Ne olur ne olmaz deyip alışveriş zamanını öne çekiyoruz. İnsan bilmediği bir duruma karşı hazırlıklı olabilmek için nasıl alışveriş yapar? Tecrübeli olanların fikirleriyle olması en mantıklı. Kime sorsam farklı şeyler söylüyor. Birinin çok gerekli gördüğü, diğerinin “hiç gerek yok” dediği ile aynı. Bu durumda hazırlanmış listelerden yola çıkarak minimumda işi halletmeye çalışacağız. Dışarı da çıkamadığım için alışveriş kısmı zorlayacak bizi. Neyin nasıl altından kalkacağız göreceğiz.

Öncelikle hemen bebek odası yapmayacağımız için oda alışverişini ortadan kaldırdık. Çok sevdiğimiz arkadaşlarımız 1,5 yaşına yaklaşan bebeklerinin ilk günler kullandığı beşiği bize vermeyi teklif ettiklerinde çok sevinmiştik. İşte bu hafta beşiği getirdiklerinde, evin içinde 4.şahsın gözle görülür eşyaları olmaya başladı. Hem beşik hem küvet işini çözerek bizi çok mutlu ettiler. (İyi ki arkadaşlar var şu hayatta…) Gelip geçtikçe gözüm takılıyor, bir ağlamaklı oluyorum, normaldir değil mi?

Bebekler için ihtiyaç listeleri çok uzun olduğundan ve ne kadarını bizim kullanabileceğimizi bilemediğimden bu listeleri geride bırakıp, hastane çantası listelerine yoğunlaştım. Ne fazla ne de eksik birşey almak istemiyorum ama hatalarım olacaktır mutlaka. İlk bebek tecrübesizliği daha alışveriş aşamasından başlıyor, sonra kim bilir nerelere varıyordur. Hastane çantamızı hazırlayıp, soluklanmamız bize iyi gelecek. En azından beklemeyen acil bir durum olursa ortada kalmayız.

Hayatımın hiç bir döneminde planlı, programlı yaşayamadım. Yapmayı denediğim zamanlarda planlarımı aksatacak bir şeyler oldu mutlaka. Bu nedenle biraz kaderci mi diyelim yoksa “su akar yolunu bulur” mantığında mı diyelim, o ayarda bir insan oluverdim. İş hayatı tabii ki bunu kaldırmaz, işte mümkün olduğunca planlarım, yedek planlarım vardır. Fakat özel hayatımda oturtamadım öyle bir sistem. Şimdi bebekle ilgili kendimi hazırlamaya çalıştıkça, okumalar yaptıkça bunu daha net fark ediyorum. Evet aşinalık kazanmak için okuyorum ama annem ablama hamileyken birşey okumamıştı, içgüdüleri ve çevre desteği yetmişti ona. Yada bir liste hazırlayıp, o listeye göre alışveriş yapmamıştı eminim. Belki eksikleri olmuştu ama onu yetiştirmesinde sorun olmamıştı bunlar. Hadi bana hamileliğini saymıyorum. Zira tecrübeli anneydi o zaman! Bu nedenle ilk günleri kurtaracak hazırlığı yapıp gerisini yaşama bırakmak şu anki en büyük planım. Hep diyorum ya, sağlıkla kucağımıza gelsin de gerisi boş.

Elif’in Derya ile olan ilk günlerini takip ediyoruz hepimiz. Ben de özel bir ilgiyle bugün nasıllar diye takipteyim. Görüyorum ki, Derya’cığın tek ihtiyacı annesi. Nerede yattığı, ne giydiği, giyip giymediği pek umurunda değil gibi. Annesinin göğsüne yatması, kokusunu duyması ona en iyi gelen şey gibi görünüyor buradan bakıldığında. Bu da beni biraz daha rahatlatıyor, duygusal anlamda O’na hazır olmam daha önemli, değil mi?

Sevgiler,

Ayşenur

 

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

4 yorum

  1. Ayse nur yazın her zaman ki gibi cuma değil cumartesi yayinlandi.Anliyorumki sadece teknik bir durummuş.Öyle korktum ki…neyseki bir sorun yok çok sevindim.gebelik şekeri bendede çıkmıştım son gebeligımde hiç üzülme diyete devam o kadar.Doğum hazırligı icinse tek tavsiyem senin ve babasının sevgi dolu yüreğı yeterli olucaktır..sevgilermle..

    • Desteğin ve ilgin için teşekkür ederim Ayşe. Yüreğimi rahatlatıyor yorumlarınız. Sevgiler,

  2. Ülkü Şimşek

    Hayatım siz iyi olunda gerisini hallederiz ♡

    • Hallederiz değil mi Ülkü’cüm. İçime böyle su serpen arkadaşlarım, dostlarım iyi ki var…