57 Yorum

Elif ve Derya’nın Hikayesi

17 Aralık 2015
İstanbul

15 Aralık’ta doktor kontrolüm vardı. 35+4’teydim. Kızkardeşim de buradaydı, birlikte atlayıp gittik.

Geçen yine arkadaşla NST’deyiz… #blogcugebe #35hafta

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

NST’de ciddi bir kasılma görülmedi. Doktor vajinal muayene yaptı, ‘rahim ağzında incelme var, akut bir belirti yok ama bu bebek 40 haftayı beklemeyecek’ dedi. Şaşırmadık, daha önce de konuşmuştuk beklemeyeceğini. Bir hafta kadar önden gidiyordu bebek zaten… Ama bugünden yarına da doğumu beklemiyorduk hani… Bir önceki doğumum da erken (35+3’te) gerçekleştiğinden o noktadan itibaren her hafta NST’ye girmek üzere, bir sonraki randevumu 23 Aralık’a alarak ayrıldım doktordan.

Sonrasında kuzenimin Nişantaşı’ndaki kafesine gittik her zamanki gibi… Ben oradayken amcamla yengem geldiler, kalkamadım yerimden ‘merhaba’ demek için… Zor geldi kalkmak, çok ağır hissettim kendimi… Ama enterasan bir durum var gibi de gelmedi, ne de olsa 35 haftalık hamile olmak yerinden kalkamamayı gerektirir gibi bi şeydi…

Yoğun diyebileceğim bir gündü o gün… Doğan da akşam geç gelince çocuklarla ilgilenmek bana kaldı; her ikisini de yıkadım, yatırdım. Hastane çantasını henüz hazırlamaya başlamamıştım, Ece o hafta bizde olduğundan onunla beraber yaparız diyordum. Bebeğin kıyafetleri yıkanıp ütülenmişti o gün, çekmecelere yerleşmesi kalmıştı bir tek… Yatmadan önce çekmecelere gelişigüzel koydum; yarın düzeltiriz diyerek yatıp uyudum o akşam.

Çekmeceye yerleşmeyi bekleyen birtakım minik insan eşyaları 💕

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Ertesi sabah 5 gibi bir kasılmayla uyandım. Şiddetliydi. Şaşırdım. Her ne kadar haftalardır kasılma yaşıyor olsam da hiçbiri beni uykumdan uyandırmamıştı. Allah Allah dedim ama üzerinde durmuyormuş gibi yaptım, uyumaya çalıştım.

15-2o dakika sonra bir daha…

Yok canım, bana öyle geliyor…

Ve bir 15 dakika sonra bir daha…

Yataktan kalktım. Hani ‘pozisyon değiştirince kasılmalar geçiyorsa yalancı kasılmadır‘ ya, ben de kalkıp salona geldim. Bilgisayarımın başına oturdum. Bir daha…

Hoppalaaaa…

Bir süre devam etti bu. Bayağı şiddetli kasılmalardı; şiddetli derken, daha öncekiler gibi sadece nefes alıp vererek geçiştiremeyeceğim, durup pozisyon almamı gerektiren kasılmalar…

Aradan bir iki saat geçti, ev halkı uyanmaya başladı. Ben güya üzerinde durmuyordum bu kasılmaların… Ama kendimi de iyi hissetmiyordum.

Okul hazırlığı başladı… Çocuklar, kahvaltılar… Ben dahil olamadım. Kötü hissediyordum kendimi. Sinirli… Üzgün. Çocuklara bağırdım. Doğan’a cırladım. Oturdum ağladım. Sebepsiz yere…

Herkes okuluna gitti. Doğan da işe gidecekti. Tuvalete girdim. Tuvalet kağıdında yoğun bir akıntı… Hafif kanlı. Hah, dedim, nişanŞimdi iş ciddiye bindi.

Doktoru aramak istemedim. Bilmem neden… İstemedim işte… Belki de henüz doğumun başladığını kabullenmek istemediğimden… İçimden Gözde’yi aramak geldi, Ece’nin İzmir’deki ebesi. Birkaç gün önceki İBS fuarında birlikteydik, sohbet etmiştik, bana iyi gelmişti söyledikleri… Kanamanın bir önceki günkü vajinal muayeneden olabileceğini söyledi Gözde, ben de öyle olmasını umdum.

Ece dedi ki ‘Elif, gel biz şu hastane çantasını yapalım artık.’ Dedim ‘yapalım’. Başladık.

Hastane çantamızı da hazırlamaya başlayalım madem… #blogcugebe #35hafta

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Annemle babam geldiler o sırada… O gün zaten geleceklerdi de, her nedense o gece bizde kalma niyetiyle gelmişler. Normalde babam bizde kalmayı pek tercih etmez, yani ihtiyacımız olduğunda gelir, sonra mümkünse döner evine, kendi yatağında yatmak ister. O gün nedense babam teklif etmiş ‘Elif’lerde kalalım bu akşam’ diye… İçine mi doğmuş, nedir?

Annemler geldiğinde ben yamuk yumuk bir suratla karşıladım onları. Daha doğrusu annem sonradan öyle olduğunu söyledi… Dedim ya, iyi hissetmiyordum.

Doğan işe gitmekten vazgeçti benim kanamam olunca… Evden çalışacaktı güya… Annem de yüksük çorbası yapacaktı bize, babamla kapatmışlar birkaç gün önce… Akşam yiyecektik hep birlikte…

Bütün gün kasılarak geçti. Şiddetleri sanki artıyordu ama aralıkları çok değişmiyordu. 15-20 dakikada bir… Bazen daha fazla… Arada bir tuvalete gidip geliyordum, kanama hafif de olsa devam ediyordu. Neyse, dur bakalımdı…

Gergindim yine de… Şiddetli ama sıklaşmayan kasılmalar, ne demekti ki bu şimdi?

Diğer iki doğumumda da kasılmalarla başa çıkma yöntemim aynıydı: Öne doğru eğilip yatağın ayakucuna ya da bir sandalyenin sırtına yaslanarak sağa sola doğru yaylanmak ve bir yandan yavaş ve derin nefes alıp vermek. Ancak İçsel Doğum doula kursumun Kasım’daki dersinde eğitmenimiz Julia biz doula adaylarına gebelerimize uygulayabileceğimiz bir pozisyon göstermişti. Benim yaptığım gibi öne eğilirken, arkadan birisi gelip hem beline ağırlığıyla baskı yapıyor (çünkü ağrılar beline vurabiliyor) hem de elleriyle karnını alttan destekliyordu. Kasılmalardan birinde bunu denedik Ece’yle… ‘Koş’ dedim, koştu. Dedim ‘arkadan bana sarılacaksın, ellerinle de karnımı destekleyeceksin.’ İkinci kasılmada ritmi yakaladık. O gün bu pozisyonu defalarca tekrarlayacaktık.

Screen Shot 2016-01-17 at 9.27.45 PM

Doğan bir yandan, annemler bir yandan doktoru aramamı söylüyorlardı. Ben nedense onları dinlemektense Ece’ye sığınmayı tercih ediyordum. Bilmiyorum yakın zamanda doğum yaptığından mı, yoksa sakin yapısından mı, ona teslim olmak iyi geldi bana… O da beni anladı, ‘Israr etmeyin’ dedi annemlere, ‘o bilir kimi ne zaman arayacağını…’ İnsanın küçük kardeşinin de aslında büyüdüğünü fark ettiği anlardan biri işte…

O saatler hastane çantasını doldurmakla, kasılmakla geçip gitti. İki eşya koyuyor, sonra kasılıyordum. Bir süre sonra artık Ece’yle sessizce anlaşır olduk. Pozisyon aldığımı görünce bir şey demeden koşuyordu yanıma, birlikte atlatıyorduk kasılmayı… Çok iyi geliyordu bu birliktelik… Yalnız değilmişim hissi…

Annem yüksük çorbasını ocağa koyamadı bir türlü. Durumumuz belli değildi, her an hastaneye gidebilirdik, o çorbanın suyu da zahmetli bir şey, böyle kemiği kaynatıyorsun falan. Annem ona yoğunlaşamadı bir türlü… Kıymalı makarna yedik öğlen…

Öğleden sonra saat iki gibi kasılmalar daha bir istikrarlı olmaya başladı. Bir saat içinde üst üste dört kere gelince en nihayetinde aradım doktorumu… Durumu anlatınca ‘Bu akşam görüşeceğiz gibi görünüyor’ dedi. Ben hala inanmakla inanmamak arasında gidip geliyordum, ‘Belli olmaz Kübra Hanım ya, bakarsınız durur’ dedim. Diğer iki doğumum da ilk belirtilerden itibaren 12-14 saat içinde sonlanmıştı. Oysa bunda neredeyse 8-9 saat olmasına rağmen ciddi bir ilerleme yoktu.

Yine de Ferhan’ı aradım. Dedim, ‘durum bu, haberin olsun, bu akşam gidebiliriz. Gitmeyebiliriz de… Belli olmaz.’ Tamam dedi, kapattık. Biraz sonra Ece’yi aramış. ‘Elif’i arayıp sürekli soru sormayayım, sen beni durumdan haberdar et’ demiş. Ece ara ara onu arayıp durumu güncelliyordu. Bir süre sonra o da çıktı geldi. Takım tamamlanmış oldu. Sevgilim, kızkardeşim, annem-babam ve en yakın arkadaşım… Rüya takımı…

Hayat normal akışında ilerliyordu. Sadece ben 15-20 dakikada bir kasılıp duruyordum. Her ne yapıyorsam duruyor, salondaysam beyaz kanepenin arkasına, çantayı (daha doğrusu bavulu) yapmak için odadaysam yatağın ayakucuna tutunuyordum. Ece de benim pozisyon aldığımı görünce geliyor, arkamdan bana sarılıyordu. Kasılmayı atlattıktan sonra yapıyor olduğumuz şeye devam ediyorduk. Sohbetse sohbet, çantaysa çanta…

Bir ara yatıp dinlendim. Ne kadar hatırlamıyorum. Kasılmaların arası 15-20 dakikayı geçmediğine göre o kadar olsa gerek… Yine de iyi geldi. Screen Shot 2016-01-17 at 10.18.32 PM

Çocuklar okuldan geldiler tek tek… Önce Derin, sonra Deniz. Dedik, ‘Doğum başladı. Gibi… Galiba… Derya bu gece gelebilir.’ Heyecanlandılar. ‘Yarın gelsin!’ dedi Deniz. ‘Yarın Star Wars günü! Yarın gelsin.’

Hakikaten 17 Aralık Star Wars’un 7. filmi The Force Awakens – Güç Uyanıyor‘un vizyona gireceği gündü. Hatta 17 Aralık gece yarısındaki ilk matinesine gitmeye niyetlenmiştik Doğan’la, nasılsa Ece evde diye çocukları bırakıp gideriz diyorduk. Sonra Ece dedi ki ‘Elif’cim canımcım, doktorun bebek 40 haftayı beklemeyecek diyor. E şimdi sen gece yarısı matinesine gitsen, sabah 3’te 4’te eve gelsen, ertesi gün doğum başlasa birkaç saatlik uykuyla mı doğum yapacaksın?’ Haklıydı, vazgeçtik filmden. Filmde olmayı planladığımız saatlerde doğumdaydık zaten!

Bütün gün süren suratsızlığım ve bir türlü açıklayamadığım sıkıntılı halim akşam üzeri terk etti beni… Kendimi çok iyi hissetmeye başladım… Canlanmıştım.

Minik yeğenim 11. aylık olmuştu o gün. Çay demledik, pasta kestik kutlamak için… İzmir’den babası Skype bağlantısıyla katıldı. Çok neşeliydik hepimiz… Ferhan’ın bu kareleri yakalamış olduğunu sonradan fark ettim.

Screen Shot 2016-01-17 at 10.19.38 PM

Annem yine yüksük çorbasını yapamadı. Akşama ne yedik, hatırlamıyorum. Yüksük çorbası yemedik diye söylendiğimi hatırlıyorum.

Pilates topunu ortaya çıkarmıştık, ben üzerine otururum diye ama çocuklara oyuncak oldu tabii… Çocuklar kuzenleriyle oynuyor, düz duvara tırmanıyordu. Her şey ‘normal’di. Bir tek ben arada kasılıyordum, o kadar…

Screen Shot 2016-01-18 at 1.13.53 AM

Arada halamı aradım, durumu anlattım. ‘Hastaneyi aradın mı?’ dedi. Aramamıştım. ‘Ara, belki hazırlık yapmak isterler’ dedi. Arayıp haber verdim ben de… Doktorum hastanenin doktoru değildi, arada benim iletişim kurmam iyi olurdu. Hakikaten de iyi oldu.

Yine de hala doğum yapacakmışım gibi gelmiyordu bana. Yani, bir şeyler oluyordu ama olmuyordu da… Kasılmaların arası açıldı bir ara, yarım saate kadar çıktı. Sonra yeniden 15-20 dakika…

Sonradan fark ediyorum, ki ‘doğum nasıldı?’ diye soranlara da hep aynı şeyi söyledim: Çok ‘akışında’ idi her şey… Doula eğitimimiz sırasında Julia bir video seyrettirmişti, Meksikalı bir kadının -kendisi de ebe- doğumunun videosu. Kadın Meksika’nın çok bakir bir yerinde, doğada yaşıyor ve doğumu evde gerçekleşiyor, ancak bu iki ‘ayrıntı’ dışında şimdi dönüp baktığımda Derya’nın doğumunun süreci bana onu hatırlattı. O da bütün gün normal hayatına devam ediyordu. Kocasıyla tarlaya gidiyor, arada yemek yiyordu. Onun şehirli versiyonunu yaşadığımızı sonradan fark ettim… Hayat normal devam ediyor, bir yanda da doğum oluyor gibi… Doğan telefonda toplantı yapıyor, çocuklar oyun oynuyor, bizler sohbet ediyoruz. Sadece arada ufak bir ‘kasılma’ ayrıntısı var. Screen Shot 2016-01-18 at 1.15.50 AM

Kendimi çok rahat ve güvende hissediyordum. Bir yandan endişeliydim de, çünkü hazır değildim sanki o gün doğum olmasına… Ama içinde bulunduğum ortam, etrafımdaki insanlar çok güven veriyordu bana… Her ne olacaktıysa (ya da olmayacaktıysa) yanımdakilerin varlığı beni iyi hissettiriyordu.

Screen Shot 2016-01-17 at 10.19.07 PM

En nihayetinde çocukları yatırdık… Hala hastaneye gidip gitmeyeceğimiz belli değildi, kendimi kalkıp gidecek gibi hissetmiyordum. Arada doktorumla konuşmuştuk, bir değişiklik olması halinde arayacağımızı söylemiştik.

Hastane çantamı tamamlamıştım o sırada… Gidecek olursak yanımıza alabileceğimiz hale gelmişti artık. Yine de kapatmamıştık. Belki gitmezdik? Belki o geceyi evde geçirirdik? Bir yandan da onu istiyor gibiydim. Sabah 5’ten beri ayaktaydım ve yorulmuştum, ‘Doğum bu gece olmasın’ dedim içimden, ‘yorgun olurum’.

Duşa girip çıktım. Yok, aslında girdim ve uzun zaman çıkmadım. Işıkları kapattım, mum yaktım, içerisi sıcacık ve loş oldu, çok güzeldi… Sanırım 45 dakikadan fazla kaldım banyoda… Orada da birkaç kasılma atlattım. Arada annem geldi, Doğan geldi, nasıl olduğuma bakmak için… İyiydim. Sıcak su iyi gelmişti.

Duşta bir şeyler oldu bana… Suyun akışından mıdır, ortamın sıcaklığından mıdır bilmem, daha da bir yakın hissettim bebeğime… Duştan çıktığımda artık doğumu kabullenmiştim ve iyice sakinleşmiştim. Bebeğimin gelmesine az kaldığını biliyordum, hazırdım.

Oturduk hep birlikte, film koyduk bir tane… Benim ne zaman kafamı dağıtmak istesem seyrettiğim, bence dünyanın en romantik filmlerinden biri: You’ve Got Mail. Şimdi düşünüyorum da, sevgilin-kızkardeşin-annen/baban-en yakın arkadaşın hep birlikte toplanıp romantik komedi seyredeceksin deseler inanmazdım.

Screen Shot 2016-01-17 at 10.20.16 PM

Ki zaten seyretmedik de… Görüntü yorucu geldi bir süre sonra, kapattık. Gün boyu Spotify’dan dinlediğim doğum müziklerini açtım yine. Yürümeye devam ettim salonda. Sonra müzik de fazla geldi, kapattım. Kasılmaların arası iyice sıklaşmıştı. Açıldığımı hissediyordum. Ama ne kadar?

Hastaneye gidecek olmak çok rahatsız ediyordu beni. Evimde çok rahattım. Neden evde doğuramıyordum sanki? N’olurdu ki kendi sıcacık evimde, ailemin, çocuklarımın olduğu yerde doğuruverseydim. Ne saçmaydı doğum için hastaneye gitmek! Kahretsindi!

Bu duygu yoğunluğu arasında kasılmaların yedi dakikada bire indiğini fark ettik. Doktoru aradık, ‘Ben yola çıkıyorum, siz de istediğiniz zaman gelin’ dedi. Biraz daha evde kalmak istediğimi, hazır olunca geleceğimi söyledim. Saat 11’i geçiyordu.

Doğumun gün boyu hızlanmasına farkında olmadan engel olduğumu şimdi fark ediyorum. Duşa girip, bebeğimle iletişim kurup, olayı kabullendikten sonra akış hızlanmıştı. Artık evin içinde yürümekten ziyade olduğum yerde hareket ediyordum. Bir süre sonra koltuktan uzaklaşamamaya başladım. ‘Hastaneye gidelim, şimdi!’ dediğimde Ece’yle Doğan çoktan kapıda hazırdı, Ferhan bizden önce arabaya binmişti.

Screen Shot 2016-01-18 at 1.21.34 AM

Apartmanın merdivenlerini nasıl indim, arabaya nasıl bindim hatırlamıyorum desem yeri… Evden Academic Hospital’a kadar olan 10 dakikalık mesafede üç kere yolda durduk, kasılmalar sırasında oturuyor olmak, arabanın hareket etmesi çok zorluyordu beni… Böyle böyle gidişimiz hastaneye varışımız belki 20-25 dakika sürdü. Vardığımızda saat 1’e geliyordu.

Acilden giriş yaptık. Tekerlekli sandayle getirdiler, istemedim. Kimseye bir şey kanıtlamaya çalıştığımdan değil, o durumda oturacak olmanın beni çok zorlayacağından… Hastanenin kapısında bir kasılma atlattım, yukarı odaya çıkarken koridorda bir tane daha… Odaya girdik, bir tane daha… Artık üst üste geliyordu.

Odada bizi Sema Ebe karşıladı. Onu görmek iyi geldi, tanıdık bir yüz… Aslında Academic Hospital genel anlamda tanıdık bir yer bizim için, her sene hastalanıp yatmışlığımız var çoluk çocuk… O yüzden de bu hastaneyi istemiştim: hem eve yakındı, hem doktorları tanıdık, bildik, güvenilirdi. Bir tek doğum ekibini tanımıyordum. Ancak Sema Ebe’yle doğum öncesinde tanışmıştık. Kendisi İstanbul Doğum Akademisi’nden Keşkesiz Doğum eğitimi alan, dolayısıyla benimle aynı dili konuştuğunu bildiğim bir ebeydi. Onun orada olması beni rahatlatmıştı.

Hemen ardından doktorum geldi, canım doktorum. Onu görünce iyice rahatladım, sona yakın olduğumuzu anladım.

Neden doğumhaneye değil de odaya geçtiğimizi anlamamıştım ama soracak halim de yoktu. Herhalde ilerleyen vakitlerde doğumhaneye geçeceğiz diye düşündüm. Odada rahat etmeye çalıştık bir an önce… Evde bir rutin oturtmuştuk, ancak burada nasıl pozisyon alacağımı henüz bilemiyordum. Bir iki kasılma boyunca kendimi bir oraya bir buraya attım.

Screen Shot 2016-01-18 at 7.57.12 AM

Screen Shot 2016-01-17 at 11.43.03 PM

 

Screen Shot 2016-01-17 at 11.40.44 PM

Doktorum açıklığı kontrol etti o sırada. ‘Neredeyse tam açıklık, 9 santim!’ dediğinde gözlerim doldu. Açılma olduğunu hissediyordum ama bu kadarını beklememiştim. Yorulduğuma değmişti, gerçekten de çok az kalmıştı.

Screen Shot 2016-01-17 at 11.41.00 PM

Screen Shot 2016-01-17 at 11.43.28 PM

Artık saat falan tutmuyorduk, üst üste geliyordu kasılmalar… Odada rahattık çok, ve yine tam kararında bir kadro vardı: Ben, Doğan, Ece, Ferhan, doktorum ve Sema Ebe… O sırada Kübra Hanım’ın Sema Ebe’ye ‘Doğumu burada yapabilir miyiz?’ diye sorduğunu duydum. ‘Olur tabii, neden olmasın?’ dedi Sema Ebe… İnanamadım. Bırak doğumhaneye gitmeyi, adım atmakta zorlanıyordum. Yerimden kıpırdamadan, o an o odada doğum yapabilecektim. Çok rahatladım.

O rahatlığın da etkisiyle olacak, dinlenmek istedim. Yatağa çıkıp uzandım. Artık ne kadar yorgunsam, sanki dinlenebilecekmişim gibi geldi. Yatmamla birlikte kasıldım. Bir daha… Hemen ardından bir daha…

Screen Shot 2016-01-18 at 1.27.03 AM

Yatar pozisyonda olduğum için kimse yardım edemedi bana. O ana kadarki tüm kasılmaları çoğunlukla Ece’yle, bazen de Doğan’la birlikte atlatmıştım. Ama şimdi yatakta yalnızdım. O an içimden kendime küfrettiğimi hatırlıyorum: ‘Salak mısın kızım sen? Ne demeye yatıyorsun? Nasıl kalkacaksın şimdi?! Hani çömelerek doğuracaktın? Al işte, kaldın böyle kurbanlık koyun gibi!’

Ben içimden bunları geçirip kendi kendime pişmanlıklar yaşarken birden suyum geldi.

Kübra Hanım bir muayene sırasında ‘Suyunuz çok fazla. Hani, gelirse ortalık bayağı bir ıslanacak, haberiniz olsun’ demişti. Haklıymış. Yatakta, belimden ayak bileklerime kadar sırılsıklam oldum.

Bir yandan kasılmalar gelmeye devam ederken bir yandan üstümü çıkardık, ben hala kendime yatakta kalakaldığım için ah vah derken Kübra Hanım, ‘Çok az kaldı’ dedi. Ve ben her doğumumda olduğu gibi o an ona inanmadım, beni sakinleştirmek için söylüyor sandım.

‘Gerçekten, çok az kaldı, birazdan doğacak bebek’ dediğinde bile içimden ‘İşte bu noktada epidural istiyor kadınlar… Acaba istesem mi?’ diye geçiriyordum ki birden ıkınmaya başladım.

Zordu ıkınmak… Sanki işe yaramıyormuş gibi geliyordu ama doktorum çok iyi gittiğimi söylüyordu. Doğan yanımda elimi tutuyor, diğer yanımda Sema Ebe, ayakucumda Kübra Hanım, yatağın diğer ucunda Ece iyi gittiğimi söylüyorlardı. Ece ‘Başı göründü’ dedi, heyecanlandım. Ama yine de daha çok varmış gibi geliyordu.

İki ya da üç ıkınma sonrasında bebeğin başı çıktı… ‘Şimdi durun’ dedi doktorum. O an nasıl yaptığımı bilmiyorum ama durdum hakikaten… Nefesimi nasıl kontrol edeceğimi gösterdi, yırtılmamam için… Dediğini yaptım, son bir kez ıkındım ve Derya içimden kayıverdi. Tuttuğu gibi kucağım verdi doktorum. Saat 01:55’miş.

Sıcacık, yumuşacık, kaygan… Her şeyi yerli yerinde, tastamam bir mucize… ‘Hoş geldin Derya’ dediğimi hatırlıyorum. Çok, çok mutluydum. Az önceki tüm ağrılarım, sancılarım unutuldu bir anda…

Screen Shot 2016-01-18 at 8.04.51 AM

Sonrası yine tanıdık hisler… Bin kere yaşansa tadına doyulmayacak duygular… Şükürler, binlerce şükürler…

İnanamıyordum. Doğum çok kısa bir süre içinde, doğumhaneye bile gitmeden gerçekleşmişti… Ve doktorumun da kontrollü yönlendirmesi sayesinde herhangi bir yırtılma olmamış, dikişe gerek kalmamıştı.

Bebeğimi kucağımdan almadılar… Belki yarım saat, belki daha fazla… Bir ara, odadaki tartıda kilosuna bakıp geri verdiler kucağıma… Belki bir, belki iki saate yakın öyle durduk…

Yirmi dakika kadar emmek istemedi Derya… Öyle yattı kucağımda… Öyle tuttum ben de, bırakmamacasına… Üstünü bile silmedik…

Screen Shot 2016-01-18 at 8.06.57 AM

3 kilo 330 gram doğdu Derya… Neredeyse bir ay erken olmasına rağmen, iki abisinden de fazla… Sonunda şöyle bir yargıya vardım ben: Gebeliklerin ortalama 40 hafta sürüyor olması bana göre değil. Benim gebeliklerim 35 hafta sürüyor. 36. haftanın içinde, 3 kilo üzerinde oğlan çocuğu doğuruyorum ben. Benim standardım bu!..

Doğum sabaha karşı gerçekleştiğinde o gece ve ertesi gece hastanede kaldık. Belki gündüz eve gitmek istesek gönderirlerdi ama kalın dediler, ısrarcı olmadık. Dinlenmek istedik. Ertesi gün çocuklar okula gitmediler, hastaneye geldiler kardeşlerini görmek için… Çok büyülüydü her şey…

Screen Shot 2016-01-18 at 8.29.27 AM

Teşekkür etmeyi istediğim kişiler var:

Doktorum Kübra Taman. Yine, yeniden onunla bu süreci yaşıyor olmak hem keyifli, hem güven vericiydi. Doğuma karşıdan geleceğini bildiğimden ‘Yetişmeme ihtimaliniz olur mu?’ diye sorduğumda ‘Ben erken gelirim ama gecikmem’ dediğinde biliyordum öyle olacağını… Onun disiplinli, kendinden emin tavrı bana hep çok iyi geldi. Çok seviyorum sizi Kübra Hanım! Ve çok özleyeceğim. Ama söz, bu sefer yeni bir hamilelik için geri gelecek kadar özlemeyeceğim.

Dr. Salim Karavelioğlu ve onun liderliğindeki Academic Hospital ekibi… Dahiliyeden dermatolojiye, acilden pediatriye hastanenizin tüm bölümleri denemiştik de, en keyiflisi bu doğum deneyimiydi, ne yalan söyleyeyim. Sağ olun…

Academic Hospital kadrosuna şansıma yeni katılan Sema Ebe… Onun sayesinde istediğim gibi, evde gibi bir doğum gerçekleştirdim.

En büyük endişelerimden biri doktorumla hastane ekibi arasında herhangi bir sebeple bir gerginlik yaşanmasıydı. Ancak doktorum ebenin, ebe doktorumun alanına o kadar saygılılardı ki, birbirlerini ilk kez görüyor olmalarına rağmen öyle güzel anlaştılar ki, anında teslim oldum onlara… Bunun için ikisine de ayrıca teşekkür ederim.

Screen Shot 2016-01-18 at 8.52.48 AM

İçsel Doğum eğitmenim Julia Steils, arkadaşlarım ve profesyoneller Ebe Gözde Çavuş, Ebe Arzu Çulha, Gebbe Pınar, DoulaAnne Esra’nın da bu teşekkürleri üzerlerine alınmalarını isterim. Julia’nın kurslar boyunca şahit olduğum bilgeliği benim kendime, kadınlığa, doğuma bakışımı değiştirdi. Tüm bu süreç boyunca sakin kalabildiysem ondan öğrendiklerim sayesindedir. Gözde’nin, Arzu’nun, Pınar’ın ve Esra’nın, doğum öncesi ayrı ayrı sohbetlerimiz sırasında söyledikleri, telkinleri beni çok iyi hissettirdi, bilsinler isterim.

Ve tabii ki Rüya Takımım. Her ne kadar Pozitif Doğum Hikayeleri’nin formatı gereği hikayenin başlığında ‘Elif ve Derya’ yazsa da bu harika bir ekibin hikayesi aslında. En yakın arkadaşım Ferhan, sen ne büyük bir kazanımsın benim için. En kötü günlerimde yanımda olmuştun, ne mutlu bana ki en iyi günlerimden birini de paylaştım seninle… İyi ki varsın. Hep ol. (Buradaki fotoğrafların hepsi de -Instagram’dan çektiklerim hariç- onun elinden çıktı. Ne şanslıyım ki en yakın arkadaşım aynı zamanda profesyonel bir fotoğrafçı!)

Screen Shot 2016-01-18 at 8.31.32 AM

Annem ve babam… Onlarla bu süreci paylaşmak çok güzeldi. Hastanede olsak babam bu kadar dahil olmayacaktı, evde oluşumuz sayesinde doğumun çoğuna ortak oldu o da… Sonrasındaki ve her zamanki destekleri beni çok iyi hissettirdi, hissettiriyor. Ne şanslıyım. Çok şükür…

Bir tanecik kızkardeşim, Ecebilmecem. Doğum ne zaman olacak diye düşünürken hep ‘Ece burda olsun, Ece burda olsun’ diyordum. Evrene vermek istediğim mesaj, Ece 3 Ocak’ta İstanbul’a geldikten sonra doğum olsundu. Ama ‘Ocak’ kısmını unutmuşum, Aralık’ta gerçekleşti doğum. Olsun, Ece buradaydı ya… Doğumda yanımdaydı ya… O süreci onunla paylaştım, anılarımıza bunu da kattık ya… Kendime daha iyi bir doğum destekçisi düşünemezdim.

Screen Shot 2016-01-18 at 8.52.26 AM

Ve tabii ki, olmasaydı olmazdık: Doğan Doğan. Lise aşkım, yirmi küsur yıllık yoldaşım, şimdi üç çocuğumun babası… Kim bilirdi ki bana ‘Benimle çıkar mısın?’ demenin aslında ‘Benimle bu dünyaya üç çocuk getirir misin?’ demek olduğunu? Derya’ya bakıyoruz, sonra seninle göz göze geliyoruz ya, içim kıpırdıyor. Eğer listemizdeki tüm D’li isimleri tüketmiş olmasaydık bir kere daha’ya vardım seninle ama ne yapacaksın, isim kalmadı elimizde!..

Screen Shot 2016-01-18 at 8.28.37 AM

Ve bu süreci takip eden, güzel sözleriyle destek olan, bebeğimizi iyi dilekleriyle karşılayan tüm Blogcu Anne okurlarına da çok teşekkür ederim. Mutluluk gerçekten de paylaştıkça çoğalıyor.

57 yorum

  1. Kar yağan mis gibi bir sabahta, “you’ve got mail” izlemekten daha romantik bir şey oldu bu masalı okumak. Sağlıkla sonsuza dek mutlu mutlu yaşayın. Kalbim, dualarım hep sizinle <3

  2. Çok güzel anlatmış ve yaşamışsın.. Gözlerim doldu.. Ağlamamak için tuttum kendimi resmen.. Sana ve tüm sevdiklerine sağlık diliyorum…

  3. Pasaklı Kız

    Çok güzel yazmışsın yine. Yanındaymışçasına hissettim okuduklarımı. Rabbim sizlere mutlu huzurlu bir ömür versin inşallah. Ama ben sanki devamı gelecek gibi hissettim 😀 Şaka bi yana. Kızıma kardeş istiyorum ama bazı korkularımdan dolayı kendimce erteliyorum. Ama şurayı okuyunca herşeyi pas geçip doğurma anına gelebilseydim diye düşündüm :)

  4. muhteşem bir doğum hikayesi.çok duygusal,romantik,ilham verici.tam beklediğim gibi.ve ben bugün şu hayatta bir kız kardeşim olmadığı için kendimi eksik hissettim.sevgiler:)))

  5. Sevgili Elif,
    Hikayeni gözlerim dolarak izledim. Herşey ne kadar doğal sürecinde gerçekleşmiş. Fotoğraflarınıza bayıldım. Aile birlikteliği, önceki bebeklerden gelen tecrübenin ve doğum eğitimlerinin faydaları o kadar güzel hissediliyor ki…
    Derya bebeğin adı gibi güzel, sağlıklı, mutlu bir ömrü olsun.
    Sevgiler,

  6. Çok ama çok duygulu bir yazı olmuş bu, bir kere daha hoşgeldin diyorum Derya kuzusuna .. Gözlerim doldu okurken,hatta çaktırmadan 1-2 damla akmış bile olabilir, öyle güzelsin ki resimlerde, öyle bir dayanışma var ki aranızda, bayıldım.. Hele o saç-baş dağınık bir foto var ya, beni benden aldı resmen, annelik işte o foto, çok güzel bir kadın var o fotoda ve o kadın her doğumdan sonra ayrı bir ışıltı kazanıyor sanki.. Rüya takımınızla birlikte o 3 güzel çocuğunun güzel günlerini görün inşallah, sevgiler..

  7. Canim canimm,
    Ne guzel yazmissin yine gozlerim doldu. Bir kere okudum. Birkac kere daha okurum <3

  8. Cok guzel anlatmisiniz. Epiduralsiz olmasi ozellikle cok hos ve ilham verici. Inanilmaz pozitif bir hikaye. gozlerim doldu. Saglik ve mutluluklar diliyorum.

  9. Gözlerim doldu okurken.. Saglikli, mutlu seneleriniz olsun insallah..

  10. Benim yine gözler yaşardı.Masal gibi anlatmışsınız.

  11. İçimden ağlayarak ve yaşayarak okudum hikayenizi.. Normal doğum yapmamış olsam da duygular ortak.. 4D’li hayatınızda rüya takımınızla, ailenizle ve sevdiklerinizle birlikte hep sağlıklı ve mutlu olun..

  12. Gözlerim doldu okurken ve her anında yanınızdaymışım gibi hissettim. Elinize sağlık, kocaman mutluluklar olsun tüm ailenize…
    Sevgiyle…

  13. Gözleri dolmak ne demek bildiğin salya sümük ağladım okurken. Nedendir bilemedim. Yaşadım resmen anlattıklarını. Yine çok güzel bir hikaye olmuş. Derya da Deniz ve Derin gibi sağlıkla büyüsün inşallah. Segiyle kalın.

  14. Allahım öyle bir zevkle okudum ki, yazdıklarınız hiç bitmese diye yavaş yavaş okudum :) Hoşgelmişsin Derya :) Elif hanım mutluluğunuz hiç eksilmesin .

  15. Gözlerim dolu dolu okudum ben de herkes gibi. Özellikle 39. haftamda oluşum ve kendi doğum hikayemizle ilgili hep kafamda birşeyler kurduğum şu günlerde.. Gözde’nin bizimle olacak olması bir kez daha güven verdi bana. Hatta Gözde’ye de yazdım az once, “ac oku bak Blogcuanne cok güzel yazmış” dedim.

    Ben daha evli bile değildim sizin pozitif doğum hikayelerinizi okurdum. Ölesiye korktum normal doğumun savunucusu olmam biraz da sizin sayenizde oldu. Umarım bizim de sizin gibi mutluluk dolu bir hikayemiz olur.

    Deryacık sağlıkla, huzurla, mutlulukla büyüsün. Uğur getirsin ailenize. Siz de bize hep ilham verin olur mu? Belki ben de sizin sayenizde üçe kadar giderim , kimbilir ? :)

    Sımsıkı sarılırım size , çok sevgiler

  16. Beklediğim hikaye geldi, yaşasın! Sizinle tanıştığımda Derin henüz ilk yaşındaydı ya da 2.ye yeni girmişti, Deniz kocaman olmasa da abiydi, göz açıp kapar gibi geçti zaman, şimdi Derya aranıza katıldı! Harika bir doğum hikayesi, umarım ben doğurursam bu şekilde doğururum, gerçi kız kardeşim yok. Ehem diyeceğim o ki, ailenize ve size nazar değmesin, yazı ve yazıdaki her fotoğraf çok güzel ve özeldi.

  17. Gözlerim dolu dolu okudum, kendi bebeğim doğmuş kadar heyecanlıydı süreciniz benim için. İyi ki doğmuş iyi ki. Bu güzel aile tablosu hiç bozulmasın.

  18. Elif’im,
    iş yerindeyim. Salya sümük oldum, rimelim aktı mahvoldu. Yüzüm gözüm birbirine girdi, ters yüz oldu… Teşekkür ediyorum sana :)
    Gittikçe daha da büyüsün ailemiz… Bizim gibi iç içe sevgiyle, özenle, güvenle, beraber, sağlıkla mutlulukla, keyifle büyütelim her birini.. Seni çok seviyorum canım Elif’im… Gözün aydın, iyi ki geldi, hoş geldi Derya’mız…

  19. İşyerimde kendi kendime, ‘ağlama, ağlama, ağlama’ diyerek okudum hikayeyi. Bu güzel aileye ömür boyu mutluluklar…

  20. ağlattınız beni! doğumlarım geldi aklıma ve yine yeniden doğurasım geldi. siz ve aileniz hep cok mutlu olun emi!!

  21. Tebrikler! ekip muhteşem, siz harikasınız, daha ne olsun:) Ne kadar güzel bir yolla doğdu Derya ve hayata ne güzel merhaba dedi. Hepimizi yüreklendirdiniz, 2 sezaryen sonrası benim bile evde doğurasım geldi, şükür ki gebe değilim :)

  22. Saglikli gunlerde buyutun bebeginizi :) Gözlerim dolarak okudum, kendi dogumuma gittim okurken ellerinize saglik. Sevgiler..

  23. Doğum hikâyenizi okurken ağlamamak için zor tuttum kendimi..Uzun ömürler olsun sizlere..evlatlarinizi ve sağlık sıhhatle büyütün.. Dünyadaki 1.ayın kutlu olsun Derya

  24. O kadar guzel o kadar imrenilecek bir ailesiniz ki nazar degmesin size yuzunuzden gulumsemeniz yamacinizdan aileniz hic ayrilmasin..onlar size siz onlara guc verin hep..olabildigine dogal oluruna birakilmis acelesiz sakin bir dogum olmus ki derya kuzusu da hep oyle olsun hayati boyunca

  25. Emine Esra Eren

    Gözyaşlarıyla okudum,bebeklerimizin arası 2hafta, siz kendimi kötü hissettiğimde yazılarınızla bana hep destek oluyorsunuz
    Hoşgeldin Derya bebek.

  26. Dilek Korkmaz Sekkin

    Uuff. 33 haftalik gebelerin böyle guzel seyler okumasi ozellikle tesekkur bilumunde gozyaslarina neden oluyor. Allah saglik sihhat ve mutlu bir omur versin Derya kuzusuna ve sizlere. Biz de Nevâ kuzumuzun erkenden gelme tesebbuslerini gecistirmeye çalışalım açıkçasi Derya nin 35 haftalik cok guzel bi bebis olmasi beni cok motive ediyor. Masallah ona. Destek veriyor bana da 1 aylik haliyle. Mutluluklaaarrr opucukler

  27. Safiye.Ceylin

    Yaninda olamadik ama yaninda gibi hissettik hersey cok guzel olmus, olacakti, biliyorduk..
    Ceylin’le Derya’nin ayni dogum gununu kutlayacaklarinin eminim Toronto’da oldugumuzda bile tahmin etmezdik… Ne mutlu bize..
    Sevgiler..

  28. Ağladım… Yazını okurken bir buçuk sene arayla iki doğum hikayem geldi gözümün önüne. Ne kadar yoğun, ne özel anlardı. Eşi benzeri yok. İkisinin de yeri ayrı benim için. Şimdi gidip doğum hikayelerimi okuyacağım tekrar, o anları ne kadar özlediğimi farkettim… İnsanın aklına deli deli şeyler getiriyorsun Elif :)

  29. O kadar guzel anlatmissiniz ki aglayarak okudum resmen o mucizeye tanik hissettim kendimi.Guzel saglikli bir omru olsun sevgiler..

  30. Elifcim cok guzel bir dogum hikayesi. Ne guzel dogmus Derya. Ne kadar sansli. Siz de oyle. Tadini cikarin bu surpriz yumurtanin, eminim cikariyorsunuz da.

  31. Günlerdir bunu yazın diye bekliyordum . İlk gebeliğimin 39+4 . gununde hala doğumla ilgili en ufak bir belirti göstermediğimi öğrenmenin can sıkıntısıyla evde otururken okudum ya bunu tam yerinde tam zamaninda eger persembeye kadar doğurursam sizin sayenizde olacak bilesiniz :) sağlıkla kalın

  32. Bogazım düğümlü, göz yaşlarıyla okudum, insanın doğum yapası geliyor o kadar güzel anlatmıssınız ki, resmen hissettim yaşananlari,güle güle, sağlıkla büyütün bebeğinizi..

  33. nazar degmesin masallah diyelim Elif hanim. cocuklarinizla ve esinizle birlikte nice mutlu yillar diliyorum size.

  34. Elif, oyle guzelsiniz ki. Masallah size.
    Hep boyle mutlu olun ve dilerim Derya tum hayatinin akisini boyle huzurla yasasin. Oyle duygulandim ki okurken. Ben coluksuz cocuksuz insan boyle olduysam annelerin hepsi kesin agliyordur dedim kendi kendime :) Huzurla gecsin her gununuz. Gule gule buyusun ve buyutsun Derya.
    Iyi ki dogdu…

  35. Uzun,doyurucu bir hikaye. Bekledik bir aydır. Oh diyorum. Her gün merakla açtım baktım. Ohh! Mis gibi:) boğazım düğümlendi ama ağlamadım ağlamayacağım. Yeni çıktım lohusacığımdan. Seviyorum sizi Mutlu olun hep! Ve paylaşın çokça

  36. İçim coştu ağlamaktan! İyiki doğmuş Derya! Sen 3 evlada değil 30 evlada da çok iyi bir anne olacak kadınsın. Sağlıkla huzurla büyütün hepsini!

  37. Dün sabah güne blogunuza girerek başlamıştım. 1 aydır her gün ne zaman yazacaksınız diye bekledim herkes gibi :) Baktım ki hikayeniz hazır heyecanla okumaya başladım Sanki o anları yaşıyormuşcasına hissettim çok güzeldi, duygu dolu göz pınarlarım dolu dolu okudum. Bu sabah 05:00 den beri ayaktayım istifra etmekten gözüme uyku girmedi. Ben de tekrar okudum doğum hikayenizi biraz daha rahatlamıştım. Bizde 37+2 deyiz bugün oğlumu göreceğim. Size ailenizle birlikte upuzun, mutlu, huzurlu yıllar geçirmenizi diliyorum. Cennet kokulu Derya’ya kucak dolusu sevgiler ☺

  38. kendi 2 normal doğumumdan önce keşke bu yazılarınızı okumuş olsaymışım…çok duygulandım…musmutlu bir çocuk olur inşallah Derya Kuzusu:)

  39. Merhaba,

    harikasınız… kendi hamilelik sürecimde de bloğunuz bana yoldaş oldu, sonrasında da okumayı bırakmadım hiç.
    hoşgeldi derya, evinize daha da mutluluk versin inşallah. gözlerim dolu dolu okudum.
    bu vesile ile herşey için teşekkür etmek isterim. bu güzel ve faydalı bloğunuz için…

    sevgiler…

  40. Goz yaslariyla okudum. Allah bagislasin 3 evladinizida. D’li isimler kalmadi deyince, Damla gecti icimden nedense… Hayirlisi…

  41. Mucize. Ne güze ne şahane ne eşsiz… Maşallah artsın çoğalsın sevginiz birbirinize…. Çok güzel yazmışsınız boğazım düğüm hala.

  42. Sen ne harika bir kadınsın .O kadar çok istiyorumki normal doğum yapmayı.Okudukça cesaret aldım.

  43. tek kelimeyle müthiş….çok güzel bir doğum süreci geçirmişsiniz. Güzel ailenizle bereber hayat boyu tüm güzellikler sizinle olsun.

  44. maşallah derya bebeğe.zaten başlı başına mucize olan bir süreci çok güzel sonlandırmaya nail olmuşsunuz.rabbim herkese nasip eylesin inşallah.sizi biraz daha takip edersem üçüncü mucizeye bende cesaret edeceğim.çok çok mutlu olun eşiniz ve çocuklarınızla…

  45. Okuduğum en güzel doğum hikayelerinden biriydi. Sağlıklı, mutlu ve uzun bir ömrü olsun inşallah derya bebeğin.

  46. Harika bir doğum hikayesi sağlıkla büyü derya bebek.Gecen gun minik ayaklarini sevdim cok sansliyim.
    Yaziyi okurken Sezeyan yapan bir anne olarak çok uzuldum tabi sağlık olsunda. Ayrıca D ler bitmez :) Demir olabilir mesela:)

  47. Ağlayarak okudum. Ne guzel bir dogum hikayesidir bu. Şu an 32 haftalik hamileyim. Başından beri ben de gebelik hikâyemi yazmak istedim blogunuza.ama hamilelik boyunca yaşadığım ve yakami bırakmayan olumsuzluklar elimi kaleme goturmedi bir türlü. Sağlıkla büyüsün Derya bebek.

  48. Gözlerim dolu dolu bitirdim yazıyı. Duyguların geçti, aktı ruhuma. Öyle güzel bir doğum hikayesi ki, film gibi. Gerçekten rüya gibi. Mutluluğun daim olsun güzel ve altın kalpli anne. Güzel dualarım hep seninle.

  49. Ah Elif, geçen gün doğum hikayenin yayınladığını görünce bir heves başına geçtim, merakla bekliyordum çünkü. İnternetimiz gelip gidiyor, tam olarak okuyamadım. Şimdi bitirdim sonunda.
    Orman’ın doğumunu hatırladım okurken. Biz öyle apar topar gittik, o kadar çabuk doğdu ki. Bu bütün güne yayılan heyecanlı bekleyiş hiç olmadı bizde. Öyle anlatmışsın ki, sanki o sırada orada görünmez biri gibi gelip izledim tüm süreci. Fotoğrafla ayrı güzel. Çok heyecan vericiymiş. Ne güzel gelmiş Derya.
    İlerleyen aylarda tam kadro görüşebilmek dileğiyle, sevgiler.

  50. Allah analı babalı büyütmeyi nasip etsin. Tebrik ediyorum ne kadar güzel bir doğum olmuş ve ne kadar güzel yazmışsınız. Herkese böylesi nasip olur inşallah.

  51. besime tonkal

    Buz gibi havada o kadar sicacik geldi ki doğum hikayen blogcuanne,sirf o mis kokular için insanin tekrar bir mucizeyi kucaklayasi geliyor:)) 2 değil 3 çocuk doğurmak istiyorsam bilki senin yüzünden:))

  52. Bişey diil Elif Hanımcımmmm:)gözlerim doldu okurken maşallah çok tatlısınız harikasınız:)

  53. D yanına yazmasam da söylerken hep bir E var yanında. ..hep öyle olsun inşallah 4D birde E…İlginçtir Araplar uzaklardaki yakınlarıyla telefonda kanusmalari biterken biri lailaheillallah der öbürü de muhammedurresulullah dermis yani ya Rab adının yanından O (sav)nun adını ayırmadigin gibi bizi de birbirimizden ayırma…sizi de öyle ayırmasin Rabbim. ..duayla güzel insan….

  54. Uc kez okudum bir uc kez daha okurum. Oyle guzel ki.. masallah pek tatli bir dogum hikayesi. Derya bebege hayirli guzelliklerle dolu bir omur diliyorum. . Sevgiler

  55. Ağlamadan okuyan var mı bu güzel, imrenilesi, gıptayla bakılası, kendine dersler çıkarılası hikayeyi? :) huzurunuz mutluluğunuz daim olsun..sevgiler..

  56. Sevgili Elif, ne guzel bir yazi, nasil guzel fotolar☺️Saglikla buyusun Derya abileri ile… 6 ay once sezeryan sonrasi normal dogum yapan biri olarak sen bilmesen de hep yanindaydin ve yanimda olmaya devam edeceksin, D’ler bitmez sen yeterki isteAnnelik cok yakisiyor, sevgiler

  57. En sonuna kadar merakla okudum,,, gözlerim doldu 27. Haftamda kendimi normal doğuma motive etmek için yine sizin yazılarınıza ihtiyaç duydum. İlk oğlum oktay doğa 40. Haftada geldi doğuma hazırlık aşamasında hergün gebelik yogası ve hafif tempoda yürüyüşle hazırlandım,,, Ama ikinci oğlum Deniz İ beklerken haraketsiz bir hamilelik geçiriyorum ve bu benibiraz korkutuyor.. Şu andan itibaren daha dikkatli olacağıma eminim çünkü ikinci doğumumun da ilki kadar ağrısız ve kolay bir normal doğum olmasını çok istiyorum. Çok teşekkürler Elif:) güzel oğluşlarınla uzun mutlu sağlıklı yıllarınız olsun…