6 Yorum

Azla yetinmek

Dün yazdığım yazı bu olacaktı aslında… Yani dünkü yazının başlığı ‘Azla yetinmek’ olacaktı, çünkü bebeklerin nasıl olup da insanı (anneyi) azla yetinmek konusunda terbiye ettiğini anlatacaktım ancak Derya uyanınca o yazıyı noktalamak zorunda kaldım, bir nevi aslında amacına da hizmet etmiş oldu yazı, ne de olsa azla yetindim (yazar bu yazıyı gece 11’de yazıyor olduğundan uykusu başına vurmaktadır)

Bu hafta başında birinci ay kontrolü vardı en küçük bıdığımın. Hala en küçük demek garip geliyor. Derin de beraberimizde geldi doktora, çünkü orta kulak enfeksiyonu tekrarlamıştı. Doktor ‘büyüğü göreyim’ diyor, ben ‘büyük okulda, bu ortanca’ diyorum. ‘Yani buradaki büyük’ diyor. Büyük küçük, hepsi birbirine girdi. Babaannemle dalga geçerdim çocuklarının, torunlarının ismini karıştıyor diye, ondan farkım kalmadı. ‘Derya Deniz eiiiiıyyyy Derin anlayın işte!’ Kimse anlamıyor kimden bahsettiğimi, ben de unutuyorum zaten.

Bu yazıya gece 11’de başladım ama sabah 9 buçuk sularında devam ediyorum. Bakalım kaçta bitirmek kısmet olacak…

Bunu niye dedim, çünkü dün gece Derya’yla yine konuştum. 3’te uyandıktan sonra ‘Hadi şimdi 6’ya kadar uyu’ dedim. O da dediğimi yaptı, sayılır, ama 4 buçukta kalktı. Yani emmek için kalkmadı, gazı varmış o yüzden kalktı. Ne yapsın yani şimdi çocuk, yutsun mu gazını, o da haklı…

Neyse işte Derya bile bir aylık oldu, gel de inan! Nasıl, ne ara geçti bu bir ay, bilmiyorum. Hastaneye doktor konrolüne gittiğimizde hala doğum için oradaymışım gibi geldi, o kadar yakın ama bir yandan da öyle uzak.

Bu evde bugün 1 aylık olan birisi var!

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Kontrolü iyi geçti bebeğimin, doktor kelimenin tam anlamıyla boyunun ölçüsünü aldı, iyi uzamış cicoz. Çok çabuk büyüyor, yetişin dostlar! Derin’de de isyan etmiştim böyle ama bu sefer bu kesin son bebeğim (”D’li isimler bitmeseydi devam ederdik” dediğimde gelen Demir, Damla, Dilşe vb. önerileri duymamış olayım, eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyin). Neticede tabii ki sağlıkla büyüsün ama Derin’in de dediği gibi ‘Evde birisi hep küçük kalsaydı keşke…’ 

Göz teması kurmaya başladı Derya, takip ediyor yakınına gelen şeyler, yüzleri inceliyor, öyle keyifli ki! Ve benim bundan bu kadar keyif almam, sanki ilk seferiymiş gibi yaşamam diğer çocuklarıma haksızlıkmış gibi geliyor. Dedim ki Doğan’a ‘Ben şu an çok mutluyum, diğerlerinde de bu kadar mutlu muydum?’ ‘Tabii ki mutluydun deli!’ dedi… ‘Yaşının etkisi var bunda’ (Bana yaşlı dedi!).

Sanırım mutluluk doğru kelime değil, rahatlık ve tadını çıkarıyormuşluk aslında aradığım ifade… Dış faktörler daha zorlayıcıydı ilk çocuğumda da; ilki ilkti ve elbette buldumcuk ve mutlu olmuştuk ama zordu, korkutmuşlardı bizi çocukta sorun var diye, eh bir de kıtalararası taşınma gerçekleştiriyorduk, boru değil. İkincisinde ilki vardı, aman kıskanmasın aman üzülmesin derken bir yandan da bebek kolik oldu ve her ne kadar annem yanımda olsa da İstanbul’un bir ucunda yalnızdım. Şimdiyse gelen giden çok keyifli, dışarı çıkıp gezebilmek desen keza öyle, uzun seneler sonra bebe gelmesi nefis, çocuklar büyüdü yardım bile ediyorlar derken, gerçekten de üçüncüyü uzun bir aradan sonra doğuran arkadaşımın dediği gibi ‘Şimdi tadını çıkarıyorum’ bu işin..

Bu aralar çocukları okuldan almaya giderken üzerime “ağırlık” bağlıyorum; maksat spor olsun.

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Çok soru alıyorum emzirmeyle ilgili, yatırmayla ilgili, altını değiştirmeyle ilgili… Uzman olmadığım için sorulara yanıt vermekten kaçınıyorum çoğunlukla, ancak emziren annelere tavsiyem Google’daki Emziren Anneler grubuna ve Facebook’taki Emziren Anneler topluluğuna katılmaları. Orada çokça tecrübe paylaşımı var.

Yine de soru yanıtlamak adına değil ama kendim neyi nasıl yaptığımı paylaşmak adına ayrıyeten yazacağım bir kısım ‘anne uygulamaları’mı, fakat şimdi değil; nitekim bir yandan ayağımla Derya’nın anakucağı sallıyorum ve kramp girmek üzere…

İşte zaten vakit sürekli böyle geçiyor: yapmak istediğim şeylerin onda birini yaparak… Yanıtlamam gereken 50 tane e-mail varsa 5’ini yanıtlayınca kendimi başarmış hissediyorum. Yarım saatte bitireceğim bir yazı iki günümü alıyorsa bittiğine seviniyorum. Maniküre gitmeye niyetlenmiş ama tabii ki gidememişsem tırnaklarımı kesince kendime aferin diyorum. Hayaller saçını boyatmak ama gerçekler saçını toplamak oluyor, ona da razı oluyorum.

HayallerGercekler

Yarın doula eğitimimin üçüncü bölümü başlıyor. Dört günlük eğitimin kaç gününe katılabileceğim bilmiyorum çünkü hem Derya’yla gideceğim, bir; hem de arada karne günü falan var. İşin ilginç tarafı, bu kurda lohusa doula’lığını işleyeceğiz; Kasım’da doğuma hazırlıktı, öyle güzel tesadüf oldu ki… Yine de bebekle gitmek gözümde büyüyor, dört günün ikisine gitsem kardır diyorum ne yalan söyleyeyim.

Bu bebe kısmısı azla yetinmeyi böyle öğretiyor işte insana… Nasıl diyorlar, Carpe Diem! Seize the Day! Anı yaşa! ya da Buna da Şükür!

6 yorum

  1. Ayni seyleri yasiyorum sizinle ve yazdiklarinizi okumak bana guc veriyor taaa amerikada yalniz 4 yasinda cocuk ve 2 aylik bebek buyuten emzikli anne olarak…ve yalnizligima ortak oluyorsunuz….cok tesekkurler

  2. Dogmadan once onunla beraber herseyi yaparim diyordum ama hayaller hayatlar ayni anda olmuyo tabiki..ama olsun en guzel azla yetinme tecrubesi daha ne olsun

  3. Buna da şükür! Bu cümleyi kullanabildigimi farkettigim zamanlarda çok seviniyorum. Çünkü biliyorum ki bazı şeylere yetemiyorum, yetisemiyorum ama uğraşıyorum ve her şey sadece bana bağlı değil ve bu çok normal 🙂 ilk lohusaligimda hep sikayetlenen, karamsar takilan biri olduğum için şimdi daha iyi biliyorum bu şükür cümlesinin kıymetini 🙂 benim ufaklik 19 aylık oldu bile ama bi sorun kendine vakit ayiriyor musun? Yok, nerde? Olsun, yeter ki anneler (ozellikle taze olanlari) huzurlu olsun da gerisi hallolur. Pedikur de olur zamanla boya da ağda da… amaaannn…

  4. O zaman benim dort aylik kiz valla benim “sen anakucaginda uslu uslu on dakika otur, annen sicak sicak kahvesini icin”e, “baslatma sicak kahvenden!!!” diye yanit veriyor herhalde.

  5. Ne kadar güzel yazmışsınız, biz üç kız kardeşiz hep en az iki çocuğum olsun istemiştim ama Masal geç olunca yaş 42ye dayanınca insanın ikinciye cesareti kalmıyormuş. Harika birşey yaptınız bence.. Sevgiler

  6. güzel ve emek vererek yazdığınız yazıyı sonuna kadar okudum, mutluluğunuz daim olsun 🙂