13 Yorum

Bazı Ağaçlar Yeşil Değildir

Aşağıdaki yazı ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

En iyi kreş eve en yakın kreştir.

Fin atasözü

20151118_175932

Yuvarlak olanlar lokomotif tekeriymiş.

Ben biraz gıcık bir ebeveynim. Az buçuk mürekkep yalamış, hali vakti görece yerinde, oturup otu püsürü kafasına takma ve kısmen seçme lüksü olan cinsten. Öyle evde organik deterjan yapmışlığım yoktur gerçi ama benim de takıntım okul meselesi oldu bir süre. Okul dediysem, oğlumun yaşı itibarıyla muhatabım olan okul, okul öncesi. Bebelerimiz kreş çağına gelince, en az benim kadar gıcık bir arkadaşımla geze toza içimize sinecek bir yer aramaya koyulduk. Nitekim aramalarımızın sonunda ideal kreşin ya pahalı ya da başka bir gezegende olduğuna kanaat getirdik.

Gıcığım dediysem, kreş seçiminde neye dikkat edileceğini de bilmiyordum; zamanla ailecek öğrendik. İlk kreşimizi web sitelerinde hangi de’nin ayrı hangisinin bitişik yazıldığını biliyorlar diye seçmiştik. Çok doğru bir kriter olmadığını zamanla anladık. Çocukların çalışmalarını astıkları duvar bir örnek resimlerle doluydu; çünkü hepsine boyamaları için şablon verilmişti. Direktif takip etmeyi öğreneceklermiş, ince motor becerileri gelişecekmiş, okula hazırlanıyorlarmış… Sanki bu çocuklar hiç kullanmıyorlar parmaklarını, o zevksiz şablonları boyamaktan başka yol yok bu becerileri geliştirmek için. Birbirinin benzeri kelebek şablonları arasında bizimkinin şablonunu ayırt edebiliyorduk yine de; çünkü kelebeğin yanına ya bir lokomotif ya da araba çizmiş oluyordu.

20151118_175919

Küçükken babamın içinde resimler de olan pedagoji kitaplarını kurcalardım. Orada okuduğum bir örnek hala aklımda. Öğretmen lolipopa benzeyen bir ağaç çizer ve öğrencilerin de aynı şekilde lolipop ağaçlar çizmelerini ister. Öğrencinin ağacı lolipopa benzemezse, öğretmen onun ağaç çizemediğini düşünür. Onun farklı bir ağaç çizdiğini kabul etmek yerine öğrencinin yeteneksiz olduğunu düşünmeyi yeğler. Çünkü öğretmen için çocuğa lolipop ağacı öğretmek daha kolaydır ve görevinin bu olduğuna inanır.

Geçenlerde oğlumun yeni kreşinde yaptığımız görüşmede de bu lolipop konusu aklıma geldi. Bu sefer de huylu anneler olarak bir kitap setine takmıştık kafayı. Yayıncısına para kazandırmaktan başka hiç kimseye bir yararı olmayan, cicili bicili, renkli ve “eğlendirirken öğretmeyi” amaçlayan, bunu da en sıkıcı, en vasat şekilde yapan bir set. Savunma yine aynı: çocuğu okula hazırlıyoruz, bilmemne becerileri gelişiyor, her yerde okutuluyor bu. Bu her yerde yapılıyor savunması zaten başlı başına deli ediyor beni. Devenin neresi doğru ki diyesi geliyor insanın. Hele konuştuğumuz öğretmen bir de çocuğa bazı şeylerin, örneğin gökyüzünün mavi ya da ağaçların yeşil olduğunun öğretilmesi gerektiğini söyleyince tamam dedim, lolipop ağacı çizen öğretmen bu olsa gerek. Çünkü ne gökyüzü her zaman mavidir, ne de bütün ağaçlar yeşil.

Bunlardan dert yanarak amacım öğretmenleri ya da okulları rencide etmek değil. Öyle bir başarısızlık korkusu ve rekabet sarmış ki her yeri… Bu korkuyu küçümsemiyorum. 3-5 yıl sonra beni de bu kaygıların sarıp sarmalamayacağının hiçbir garantisi yok. Tek söylemek istediğim, çocukları neresinden tutsan elinde kalan bir eğitim sistemine hazırlamak yerine bari okul öncesinde rahat bırakalım. Bırakalım da oyun oynayarak öğrensiler, keşfetsinler. Kafalarına bilgi kakmak yerine, soru sorabilecekleri, keşfedebilecekleri ortam hazırlansın. İşte kreş ararken de başlıca iki beklentimiz buydu: oyun oynasınlar, bir de bahçeye çıksınlar. Öyle atla deve değil sanıyorduk ama öyleymiş. Halbuki çocuğumuz için şöyle sıkı bir vizyonumuz olsa, kreşi bitirince iki yabancı dili sular seller gibi konuşsun, sabahları da yogasını ihmal etmesin desek, istediğimiz yeri daha kolay bulurduk sanki. Bizim beklentilerimizse neredeyse tabuydu, hele de bahçe meselesi. Bizim de dışına çıkmaktan ürktüğümüz bir kalıba çocukları ufak ufak alıştırmaktı sanki bütün okul öncesinin amacı; kreş gezilerimiz bu izlenimi bıraktı bizde.

20151118_175904

Tüm bu kreş meselesi, aklıma 1 Eylül 2014’te bizim belediyenin çocuklar için düzenlediği Dünya Barış Günü’nü getiriyor. Büyük bir kanvas boyanacağı için boya yapmayı seven oğlumla gitmiştik. Büyükler sağolsun kanvasa güvercinler, barış amblemlerini çizmişlerdi. Çocuklara sadece bunların içini boyamak kalıyordu. Çocukların ne resim çizmesine ne de barış hakkında düşünmelerine izin vardı. O sırada bir çocuğa barış hakkında soru soran ve ne diyeceğini dikte ettiren bir muhabir tüm bunlara tuz biber ekti. Belediyenin “evreşe yolları daaarr” şarkılarıyla kutladığı Dünya Barış Günü’ndeki tek güzel şey, çocukların kimseyi takmayıp o kanvasa diledikleri gibi resim yaptıklarını görmekti.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

13 yorum

  1. işte bunlar hep korkutuyor beni, acaba kukla mı yetiştireceğiz, acaba çok büyük yanlışlar mı yapacağız istemeden diye ;(
    Ama bir yandan da şunu düşünüyorum, ebeveyn olunca anne baba olunca mı farkettik biz bu yanlışları? Biz de mi böyle büyütülmüştük, ya da mesleki anlamda, zeka anlamında imrendiğimiz o insanlar da acaba böyle mi büyütülmüşlerdi de biz mi ozaman ilgimiz olmadığı için farketmemiştik.
    Sistem hep aynı sistemdi de şimdi mi görüyorduk.
    Öyle aptal takıntılı bir anne oldum ki bırakın yabancıların ellerine bırakma aşamalarını henüz bukadar ufacıkken kızım bir gün yumurtasını, cevizini eksik yese sanki birşeyler eksik kalacak, bir gün güneş yüzü görmese, dışarıda temiz hava alamasa sanki kıyametler kopacak gibi davranmaya başladım. Herşey tam ve mükemmel olmalı, hiçbirşeyi atlamamalı ileriki hayatını yaptığım yanlış yüzünden etkilememeliyim diye düşünüyorum. ilk çocuğum olduğu için mi böyle davranıyorum acaba?
    Kreştir okuldur mevzularına sıra geldiğinde kendimi hayal edemiyorum.

  2. Pasaklı Kız

    Bütün bunların üstüne işi bırakıp ev okulu fikrini mi kabullensem diyip düşüncelere dalıyorum, çünkü eğitimsiz eğitimcilerin elinde heder olduk oluyoruz maalesef….

  3. Kreşler, anaokulları, devletin okullarındaki anasınıfları… İster özel olsun, ister devlet okulu olsun hepsini artık aynı kategorizeye koyuyorum. Tek dertleri kendilerini satışa çıkarmak. İşini hakkıyla yapanları tenzih ederim. Tabiki hali hazırda var ise. Benim oğlumunda gittiği okulda, başka sınıfa giren bir öğretmen var ki aman allahım dedirten türden. Altı yaş grubu anasınıfı öğrencilerinden aile yardımıyla evde olan meteryallerden saat yapmasını istemiş. Ve bütün anneler becerilerini ortaya koymuş. Sonra da sergiye konmuş o saatler. Çocuklar mı yaptı şimdi o saatleri. Hele bina içerisinde olan kreşlere hayretle bakıyorum. Herkesin birşeyler ürettiği nesli çoktan geride bırakmışız. Şimdi herkesin birşeyler sattığı nesildeyiz.

    • Herkesin birşeyler ürettiği nesli çoktan geride bırakmışız. Şimdi herkesin birşeyler sattığı nesildeyiz.
      çok doğru bir cümle Nazmiye Hanım.

  4. 3 yıldır okul öncesi eğitim sürecine dahiliz oglumla birlikte. Ilk 2 yıl kreş, bu sene anaokulu. Ilk yıl kreş ararken ilk baktığım şey güler yüz ve samimiyetti. Sonra da mutfağa, yemeklere, oyun sahasina bakiyordum. Allah yardım etti de samimi, güleryüzlü insanlarla dolu sıcacık bir ortam bulduk çok zorlanmadan. Inaniyordum ki bu insanlardan oğluma fayda gelir zarar gelmez. Çok şükür öyle de oldu. Ikinci sene de hiç düşünmeden gönderdim aynı yere. Ogrendigi yabancı dil, ilkokula hazırlık vs.ikinci planda oldu benim için. Yemekleri güzel mi, uyku odası güneş alıyor mu, ogretmeni gulumseyen biri mi bunlara dikkat ettim. Pişman da olmadim. Ilk yıl çok zor evet ama biraz da kendimiz zorlastiriyoruz her şeyi. Biraz rahat ve sakin olmak çok önemli. Sadece bu konuda değil her şeyde. Bir öğün yemese açlıktan ölmez meselabir cçocuk, iki gün ceviz yemese salak olmaz, haftada bir gün yikandiysa pislikten kokmaz o hafta. Merak etmeyin, sakin olun…

  5. Sevgili gıcık anne:) İnan ben de en az senin kadar gıcık bir anneyim. Ve bence en iyi kreş eve en yakın kreş değil (keşke öyle olabilseydi). Ben de kreş yöneticilerini (istemeden) gıcık ederek 3-5 kriterimi sağlayacak bir yer aradım (ki bunlar her gün açık hava, ekransız eğitim, çocuk kişiliğine saygı/kalıplara sokmadan eğitim, paketli gıda/şeker/beyaz un olmaması). Bunları sağlayan kreşler ortalamanın üzeri fiyatlarda ve zaten tek tük oldukları için yer de bulamıyorsunuz. Bu yüzden 10 km uzaktaki bir kreşe her gün arabayla götürüp getiriyoruz, hem de çalışan anne-baba olarak. Biraz anneanne-babaanne desteği, biraz esnek iş saatleri, biraz ekstradan yorulmayı ve devamlı plan yapmayı göze alarak. Maalesef her şey bir arada mükemmel olamıyor. Aklınıza yatan, bütçenize uymayabiliyor. Sizin sevdiğinizi çocuk istemeyebiliyor. Dolayısıyla mecbur kaldığınızda nelerden vazgeçebilirsiniz bunları ayırmak ve talepleriniz için de bir öncelik sıralaması yapmak lazım diye düşünüyorum.

  6. Adını paylaşmak istememiş ama ben bu anneyi tanımak isterdim. Lolipop ağaçtan bucak bucak kaçan ve beş senedir çocuğu görmek, dinlemek konusunda öğretmenlerle (bir kısmını kendi uydurduğum:) olmayacak yollarla çalışmaya çabalayan biri olarak böyle aileleri öpmek filan istiyorum :))
    sevgiler
    beyhan
    ps: “de” ler hep yanlış bende. ya da iki saat düşünmem gerekiyor..

  7. Oğlum 27 aylıkken okula başladı. Kreş ararken kriterlerim, sevgi dolu güvenilir insanlar, olabildiğince sağlıklı organik beslenme, güzel bir bahçe ve bol bol oyundu. Neticede oğlum hala bebekti ve bakım o yaşta öğreneceği diğer şeylerden mühimdi. Hepsini sağlayan anaokulunda içtiği ilk yudum suda 2 ay sürecek ishale yakalanan oğlum bir gün içinde pişik de oldu (bezliydi ve bu hayatının ilk pişiğiydi). bebekken bu kuruma başlayan hiçbir çocuk konuşmaya geçmemişken benim oğlum cümle kuruyordu ve okulda oynatılan hiçbir oyun ilgisini çekmedi. 5 günün sonunda oğlumu okuldan aldım. okulun en güzel tavsiyesi ortyantasyonu bizle olmasa da lütfen tamamlayın demek oldu. Ve oğlum da hala okula alışamamışken ve son gün pişik içinde feryat figan okuldan ayrılmışken hayrettir ertesi gün okul istedi.

    Hemen ilk okula kaydetmeden önce görüşmeler sırasında müdürüne ve psikoloğuna gıcık olduğum franchaise bir anaokuluna tekrar gittim. Bol bol referansım vardı ama insanlar gıcıktı. Düzgün bir müfredatı ve İngilizce, Yoga dersleri vardı. Bizim oğlanın pişiği bu okulda geçti. İshal biraz daha devam etti. Oğlum okula uzun süre alışmadı ama bir yandan herşey ona ilginç geliyordu. Kendine hemen bir kanka edindi. Hala oraya devam ediyor. Ve başlangıçta çok karşı durduğum portfolyo sunumları filan yapıyor.

    Diyeceğim odur ki önyargılı olmayın. Kurumsal ve müfredatı iyi düzenlenmiş bir okul benim bütün sorunlarımı çözdü. Oğlum şu anda okulunu ve öğretmenlerini çok seviyor. Kolay gelsin. Ben ilk başta anlattıklarım asla başıma gelmez, gelirse ölürüm sanıyordum. Geldi ve hiç birşey olmadı. Umarım siz nefis bir başlangıç yaparsınız 😉

  8. Ben birde şunu merak ediyorum.
    Oğlum 2 yıldır bir devlet anaokulunda kreş sınıfında. Öğretmenimiz tam idealim tatlı bir disiplin ile kişilik gelişimlerine son derece önem veriyor.. Okul fiziki şartları çok iyi. Kocaman bir bahçe içerinde konumlanmış tek katlı bir bina. Okulun mutfağında pişiyor her şey yemek yemeyen bir oğlan olduğu için yemek sistemini eleştiremiyorum. İyi havalarda bahçedeki parka çıkıyorlar her sınıfın ekim dikim için ayrılmış minik bahçeleri var. Tohumlarını ekip gelişimlerini takip ediyorlar. Evime ve işime de çok yakın. Her şey dışarıdan çok güzel. Gel gör ki Bora bugün ilk dönemin son günü olmasına rağmen hala ben okula gitmek istemiyorum diye ağlıyor. Öğretmenimizle koordinatörlerimizle defalarca bu durumu konuştum. Sınıfın en uyumlu ve en güleç çocuğu olduğunu okulda bulunduğu saatlerde hiç bir sorun çıkarmadığını söylüyorlar. Sadece sabah evden çıkarken mutsuz akşam eve dönünce yaşadığı mutlu gününden bahsediyor.
    Önümüzdeki sene ana sınıfı olacağız. İlk öğretimine yine evime çok yakın beğendiğim bir ilk okulda başlatmayı düşünüyorum. Bu okulun anasınıfı var. Seneye başlayacağı anasınıfını şuanki kreşinde mi devam etmeliyim. Yoksa ilk okula hazırlık yeni okula adeptasyon amacı ile ilk okul olarak düşündüğüm okulun anasınıfına mı almalıyım çocuğu?
    Bu adaptasyon sürecinin sizce önemi nedir? İlk okulun ana sınıfı malum bu okulumuz kadar iyi seviyede olmayacak. Orada yarım gün eğitim alacak. Tüm artılarımızı adaptasyon yılı olarak önem verip kenarda bırakıp yeni okulu mu seçmeliyim karar veremiyorum.

  9. Tam da anlattığınız kriterlere ( kriter demek bile delice geliyor) uyan bir yer nihayet buldum.. Bir ara sadece benim kafaya taktığıma, kızımın umrunda bile olmayacağına inandırmaya bile başlamıştım kendimi çaresizlikten.. Bizim buralara yakınsanız caddebostan momo anaokulu, ıraz toros suman demek istiyorum.. Reklam gibi kaçtıysa da allah affetsin, ben derdi olan annelerin çocuğunun geleceği için umut olmak diye bakıyorum:)

  10. Kreste yoga mi???

  11. Okulda “Sessiz olun yoksa kar yağmaz”demişler! Kızdım, endişelendim, abartıyorumdur umarım