11 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 30. Hafta

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Yeni haftamızdan merhaba,

30.haftamızı da geride bıraktık. Her geçen hafta her geçen gün hem seviniyorum, hem de bebeğimle birlikte geçirdiğimiz zaman azalıyor diye üzülüyorum. Ne kolayı bulunmaz bir insan oldum böyle ben? Ben de anlayamıyorum kendimi. Hep bahsettikleri, defalarca okuduğum yoğun hamilelik hormonlarının etkisi bu aralar had safhada bende. Olur olmaz şeye dakikalarca gülerken, her şeye ama her şeye uzun uzun ağlayabiliyorum. Haber izlemek, okumak zaten benim için çok yıpratıcı oluyor. Yattığın yerden, hiçbir şey elinden gelmezken, haberleri dinlemek, öldüğün yerde kahrolmak, ağlamak, kendini izlediğin insanların yerine koymak bu aralar beni en çok yoran duygu. Okumasam, izlemesem diyorum ama çözüm bu mu ki? Zaten sanki benden çok uzaklarda olsa bile sıkıntıları, ölümleri hissedip içim daralıyor. İşte büyük oranda bu nedenle bebeğim benimle güvende, çıkmasın dışarı istiyorum. Hep böyle taşıyım onu, koruyup, kollayabileyim…

Typic (2)Diğer taraftan olası erken doğuma karşılık biran önce hazırlanmak istiyoruz. Alışverişe çıkamadığım için elimizdekilerin yıkanması ve ütülenmesinden başladık bu hafta. Ablamın aldığı birkaç tulum ve body, arkadaşlarımızdan gelen birkaç battaniye ve internetten aldığımız gecelikleri yıkadık, ütüledik ve bir kenara kaldırdık. Bakmayın böyle çoğul konuşup kendimi de olaya kattığıma, gözle takipte başarılıyım sadece, bir de yattığım yerden ahkam kesmekte üzerime yok bu aralar.

Çokça eksiğimiz var biliyorum, haftaya kontrolümüzden sonra belki çıkabilirim diye ümit ediyorum. İzin çıkmazsa da bir listeyi eşimin eline tutuşturacağım artık. Öldüğü kadar, alabildiği kadar, ne kadar başarılı olursa artık… Benden iyi yapacağını biliyorum da, işin zevkli kısmında yer alamamak hoşuma gitmiyor.

En önemli parçalardan biri anakucağı, puset, bebek arabası kombinasyonları. Ya da isimleri her neyse. Onlarca markanın nerdeyse yüzlerce modeli arasından seçim yapmak gerekiyor. 3’lu set mi, oto koltuğu ayrı, araba ayrı mı yoksa hepsi apayrı mı olacak, tam muamma… İyi, hoş da ilk defa anne olacak biri olarak ben nereden bilebilirim doğru olan hangisi? Varsa önerileriniz esirgemeyip yorum yazarsanız çok sevinirim. Bu konuyla ilgili onlarca yazı okudum ama hala Çince gibi geliyor söylenenler.

Arkadaşlarımızın beşiklerini bize verdiklerinden bahsetmiştim. Bu hafta onu da kurduk. Yatak odamızın düzenlemesini henüz yapamasak da yatacak bir yeri var artık bebeğimizin. Bebek odası hemen yapmayacağımız için bir de sifonyer almıştık kıyafetleri için. O da bu hafta geldi. Kokusu çıkması için bir süre bekleyeceğiz. Önümüzdeki iki hafta tatilde olan eşimin odamızın düzeninde de gerekli değişiklikleri yapabilecek vakti olacak artık.

Gün içinde yorulmuyor olsam da sırt ağrılarım gece oldukça zorluyor beni. Çok sık uyanıp, yattığım yönü değiştirmeye çalışmak uykumu dağıtıyor. Sabah yorgun uyanıyorum. Uyumadığım zamanlar daha çok dinleniyorum sanki. Uyku depolanabilir bir şey olsaydı keşke…

Ben hareket etmiyor olsam da, içimdeki oldukça hareketli. Özellikle geceleri… Yoksa gece-gündüz ayrımını bilmiyor mu, doğunca da aynı mı devam eder, gece uymama ihtimali ne gibi onlarca soru aklımızdan geçiyor. Onun hareketliliği, tekmeleri, yumrukları ve ne olduğunu anlayamadığım birçok hareketi bizi çok mutlu ediyor. Bize cevap verip vermediğinden emin değiliz ama arada denk gelmesi bile güzel oluyor. Bir de hani bebeğinizle konuşun diyorlar ya, ben konuşamıyorum. Telkinlerde bulunuyorum erken gelmemesine dair ama koyu sohbetler yapamıyorum. Evde yatarken üstüme çöken ataleti en çok bu konuda fark ediyorum. Bütün zamanım onun, ama sanki ona gösteremiyormuşum gibi geliyor, gerçekten konuşunca daha mı çabuk bağlanır annelerine bebekler? O doğduktan sonra konuşsak karşılıklı geç mi olur ki?

30.haftayı biraz dengesiz bir ruh haliyle bitirdik. Geriye sayımın başladığı önümüzdeki günlerde daha olumlu bir anne adayı olarak karşınızda olmayı ümit ediyorum.

Sevgilerimle,
Ayşenur

 

11 yorum

  1. 30. hafta 🙂 devammm Ayşenur .

  2. Yazılarınızı başından beri takip ediyorum. Daha önce düşüklerim oldu ve 34. Haftamı bitirmek üzereyim :). Bebeğimle ben de konuşamıyorum fakat nedense beni hissediyormuş gibi geliyor. Ne zaman acaba bişey mi oldu diye hissetsem iyi bir tekme yedim :). O yüzden üzülmeyin kucağınıza sağlıklı bir şekilde alacaksınız. Sonra sohbet gelir zaten. Mutlu bir doğum diliyorum.

    • Ben de size mutlu, sağlıklı bir doğum diliyorum. Bebeklerimizle bol bol konuşup, gülüşeceğimiz günler yakında umarım 🙂

  3. mrblar Ayşenur , çok sevindim 30. Haftalara gelmene, artık ÇOĞU bitti azı kaldı da diyebiliriz, Allah miadında doğum nasip eylesin inşaallah, darısı Başıma :))

    • Sağol güzel dileklerin için Emine, sen de sağlıkla tamamlayacaksın inşallah. 🙂

  4. Merhaba Ayşenur:) Ben de kızıma hamileyken bir türlü konuşamıyordum onunla, çok istiyordum ama niyeyse ağzımdan bir şey çıkmıyordu, kendimi tuhaf hissediyordum. Sonra doğduğu an yanıma verdiler, söylediklerime kendim bile inanamadım:) Belki 3-5 dakika hiç durmadan onu ne kadar sevdiğimizi, ne kadar merakla beklediğimizi falan anlattım ki hiç böyle bir konuşma planım yoktu. Belki doğumdan sonra farklı olur senin için de.
    Bebek arabası konusunda Bugaboo Bee kullanıyorum ve çok memnunum. Çok hafif, çok pratik, çok kullanışlı her yeri. Tek dezavantajı fiyatı:( Bize bir arkadaşımız gelirken Amerika’dan getirmişti, o zaman kur da düşüktü, makul bir rakama gelmişti. Ama başka bebek arabası da test etmedim açıkçası. Başka birkaç marka kullanan arkadaşlarım bebekleri biraz büyüyünce baston puset aldılar bir de, mevcut arabaları çok ağır olduğu için, Bee’de böyle bir ihtiyaç hiç olmuyor diyebilirim.

    • Merhaba Ceren,

      Moral oldu söylediklerin, bir yerde ben de açılacağım biliyorum ve o noktayı bekliyorum. Sağlıkla kavuştuğumuz an olur belki, sizin ki gibi:)
      Bugaboo oldukça yüksek fiyatlı dediğin gibi, ama tavsiye edilenlerde en üst sıralarda hep.
      Sevgiler,

  5. Ayşenur merhaba,

    Ben de iki hamileliğimde de bol bol karnımı okşayıp bebeğimi sevmiştim ama öyle muhabbet edip konuşamıyordum. Komik geliyordu bir de öyle konuşmak. Zaten çevremle yeterince konuşup kahkaha attığım için çocuk da arada dinleniyordu, belkide konuşmamak daha iyiydi onun için 🙂

    Çok teferruatlı ve az kullanılabilecek ürünleri almamanı tavsiye edebilirim. En güzeli yatabilen baston pusetler bence. Zaten başlarda kucakta, memede, oto koltuğunda geçiyor günler. Sonra da bolca gezerken en pratiği en güzeli. Ama yine de en iyisini kendin bilirsin ve neye ihtiyacın olduğunu en iyi sen hissedersin.

    • Tavsiyelerin için teşekkür ederim Nihal. Teferruatlı ürünlere girmemeye çalışıyoruz dediğin gibi. Sanırım toparladık durumu.
      Evde olduğum için başkalarıyla da konuşmayı unutmuş olabilirim, sanırım bu bebecik sesimi hiç tanıyamayacak:) Seninkinin aksine sessiz sedasız geçiyor günlerimiz.

  6. Merhaba,
    Puset konusunda her hamileye verdiğim bir tavsiye var: acele etmeyin, bebek geldikten sonra alın Nasılsa doğar doğmaz pusete koyup gezmeyeceksiniz. Çünkü ne kadar kriter belirlerseniz belirleyin bebeğin huyunu suyunu ve sizin bebek bakarkenki halinizi bilmeden tam olarak neye ihtiyacınız olduğunu kestiremiyorsunuz. Mesela ben en pratiği en güzeli diyerek tamamen yatan bastonlardan aldım, kendimce çok yerinde bir karar vermiştim, ama ilk aylarda anneden ayrılamayan bebeğim beni görmediği için pusette kıyameti koparıyordu. Ce-e yapa yapa 50 metreden fazla ilerleyemiyorduk. Meğer bizim ihtiyacımız olan bebeğin arkaya baktığı türde pusetlermiş.
    Sağlıkla gelsin bebeğiniz, sevgiler…