4 Yorum

Karmakarışık

Aşağıdaki yazı Ebrar Güldemler tarafından kaleme alındı.

IMAG1747_1

Karmakarışık isimli animasyon filmi izleyenler bilirler. Çok tatlı bir masal. Rapunzel’i anlatıyor. Çocuklarım sevmedi –erkek olmaların bağlayacaktım ama Karlar Ülkesine bayıldılar- fakat ben bayılırım, defalarca izledim, izlerken ilmeklerce ördüm, yetmedi öğrencilerime izlettim.

Orada bir sahne var. Zavallı Rapunzel kulenin tepesinde geçen bir gününü anlatıyor. Öylesine delirmiş ki aslında, şarkı söylüyor. Sabah güne erken başladığını, temizlik ve yemekler yaptığını anlatmakla başlıyor. Sonra günü akıp gidiyor; o kulenin tepesinde kitaplar okuyor, gitar çalıyor, örgü örüyor, resimler yapıyor, öyle ki; tüm duvarlar doluyor. Tüm yapbozları bitiriyor, dart oynuyor, mum yapıyor, seramik yapıyor, spor yapıyor, dans ediyor. Özetle; aklınıza ne gelirse! Şarkıda diyor ki “hayatım ne zaman başlayacak merak ediyorum!”

İşte karlı günler tam da böyle! Sabah erkenden uyanıyoruz, okul tatil, haliyle anne de tatil! İlk bir kaç saat tıpkı Rapunzel gibi enerjik ve olumluyuz. Neredeyse bir prenses gibi düzgün saçlarımla neşe saçıyorum… Çocuklar örümcek adam kostümüyle geziyorlar veya süperman oluyorlar. Ev o saatlerde eşsiz, korunaklı bir şato. Dünyanın en güzel yerinde ve sıcacık.

IMAG1773_1

Sabahlar elbette çok erken başlıyor, Rapunzel ki prenses; temizlik yapıyor, elbette ben de. Sonra mutfak, kekler, pastalar, hep beraber. Evde ne var ne yok yapmaya başlıyoruz. Erkek çocuk büyüttüğümü inanılmaz iştahlarından anlıyorum son zamanlarda.

Sonra keyif. Şu aralar kutu oyunlarına sardık. Bil Bakalım Kim’le saatler geçiyor. Sonra Rush Hour var, trafik bulmacalarını ben de epey seviyorum. Evde kampçılık yapmak gibi oyunlar uyduruluyor, Jenga oynanıyor, hamurdan olmadık şeyler yapılıyor, resimler çiziliyor. O resimlerle duvarlar süsleniyor. Böyle cümleye dökünce kısacık duran tüm bu olaylar; törensel bir yavaşlıkla, incelikle, uzun uzadıya ve arada kavgalarla tamamlanıyor. Arada belki sinemaya gidiyoruz en fazla, ya da belki kar oynamaya iniyoruz. Akşama doğru küveti doldurmak, onlarca kitabı defaten okumak, sevilen bir çizgi film izlemek, tabi biraz da tabletle oynamak.

IMAG1899_1Bense genel olarak “annelik yapıyorum”. Bunu da seviyorum. Onun dışında şanslıysam okuyorum, yazıyorum. Örgü örüyorum, birikmiş işleri yapıyorum, hatta bir çılgınlık yapıp arkadaş davet ediyorum.

Buraya kadar her şey fevkalade; insan daha ne ister? Fakat tüm bu eğlencelerin bittiği bir an var! Hiçbir şeyin yetmediği, kimseyi memnun edemediğim, yorgun hissettiğim, hepimizin birden huysuzlandığı nokta. Bizim için ortalama olan üçüncü günün sonu yahut dördüncü günün başlangıcına tekabül ediyor diyebilirim. Oradan sonrası fena. Çok fena.

IMAG1758_1Haliyle kar ve sömestr tatiliyle ilgili duygularım karmakarışık. Evet, evi ve evdeki düzenimizi seviyorum. Ama itiraf etmeliyim, tatil bitip çocukların okula gittikleri ilk sabah da şükrediyorum, evet tamam kabul edelim; hatta bazen iple çekiyorum.

Bu çocuklarımı sevmediğimden/az sevdiğimden/bakamadığımdan/zaman geçiremediğimden kaynaklanmıyor. İnsan olmamdan kaynaklanıyor. Es kaza bundan bahsedecek, bir yerde yazacak olsam, “hep tatil olsa evde kalsalar, niye şikayet ediyorsun?”, “çocuklarını sevmiyorsun herhalde” diyenlerden tutun, “sizin oyalayamadığını çocuklara tüm gün biz bakıyoruz” diyen “eğitimci” bile gördüm.

Çok seviyorum, eve sığınıp camdan şükürlerle kar izlemeyi, kuş beslemeyi. Yorgan altına sığınıp Minionları seyretmeyi. Bunu birkaç gün yapmayı, ev elbiseleriyle dolaşmayı. Ama işte bir noktada o şarkı çalmaya başlıyor zihnimde; “Benim hayatım ne zaman başlayacak?”

 

Yazar Hakkında

 EBRAR GÜLDEMLER – Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen… İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığına ve en çok sevgiye inanıyor. Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor. Ebrar’ın tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

4 yorum

  1. rapunzeli biz de çok sevmiştik 🙂
    ya bişi dicem de bizde de bu olay genelde 3-4 günün sonunda oluyor bazen 2. günün sonunda olduğu da oluyor gerçi de.. ama haksızlık etmemek lazım tek bir gününü böyle geçirmeye dayanamayanlar var. gerçekten..
    bence evde takılmak da ayrı keyif ama herşeyin bir dengesi var 🙂
    o bahsettiğiniz tarzda yorum yapanların bir günü nasıl geçiyor acaba evde ya da kendilerine ait bir hayatları var mı acaba 😀
    sevgiler

  2. Tam tatil öncesi hislerime tercüman olmuşsunuz 🙂

  3. Canım Ebrar!
    Bayıldım ❤️ Deliye her gün bayram, bana her gün kar tatili desem, beni anlar mısın Abidin?! “May the force be with you”

  4. “Benim hayatım ne zaman başlayacak?” Bu yazıyı okumadan az önce kafamda beliren soruyla ne çok benzeşiyor. Sanıyorum ki aynı iklimde birçok anne soruyordur kendine bu soruyu. Hatta ben acaba artık “çocukların doğana kadar ne yaşadıysan, kendine ne kattıysan orada kal, dondur zihnini” diyorum kendime. Vaktimi onlarla doldurmalı ve onlara birşeyler yaşatmalıyım diye düşünmeye devam ediyorum. Bir tür kabülleniş aslında. Onların hayatı başladı ve benimkisi bitti gibi. Mutlu bir anne olabilir miyim böyle davrandığımda? Pek sanmıyorum. Ben mutsuz olursam çocuklarımda mutsuz olur. Devam yani… Bu silsilelerden silkelenip onlarla beraber hayatı karmakarışık yaşamaya. Ne kadar gider bende bilmiyorum. Gittiği, götürebildiğim yere kadar. Büyük oğlum Deniz, küçük oğlum hasta yatağında uyurken, “anne ne kadar tatlı Poyraz uyurken değil mi? ” diyor. Uyuyan hasta oğlum Poyraz, meğer kulağı bizdeymiş ” hayır anne Deniz uyurken tatlı, ben her zaman tatlıyım” diyor. Orada bitiyorum. Tatil bize hastalıkta getirdi. Evde hepimiz hastayız. Okul açılsa diye aklımdan geçiriyorum ve benim de okul yıllarındayken öğretmenlerim derdi “anneleriniz şimdi çayda, kahvede, ben sizlerle uğraşıyorum” diye. Çevrede de oluyor Allah muhafaza ağzımdan öyle bir cümle dökülüversin Hadsiz insanlar başlıyor yok efendim çocuklar dvin gülleri, onların olmasaydı dı dı da dı dı sadece duyduğum boru sesi…