0 Yorum

Ceren’in Gebelik Günlüğü, 14. Hafta

Canım okuyucular herkese merhaba,

Bu hafta neşeler içindeyim. Sebep olacak pek bir şey yok (aksine 19 Ocak, akademisyen tutuklamaları ve daha fazlası var) ama zorla gelen neşeyi de kovacak değilim pek tabi. Kızımın 2 yaş cinnetleri kısa süreliğine ziyarete gelmişti, çok şükür kovaladık. Bulantılarım da biraz daha azaldı, bitecekleri günü dört gözle bekliyorum. Bu hafta davetsiz misafir migrenim var sıklıkla. Sağolsun inatçı da, kovsak da gitmiyor. Gece ağrıyla uyuyorum sabah uyanıyorum hala benimle. Biraz esneme çalışmaları, biraz masaj, biraz aromaterapi yağları falan idare ediyorum.

Zeynep yeni doğduğunda merak salıp bir aromaterapi seti satın almıştım, Amerika’dan gelen bir arkadaşım getirmişti gelirken. Mini mini şişeler ama resmen içi dolu fıçıcık şeklinde iki senedir devamlı kullanıyorum, yarıya gelmediler daha. İlk Zeynep’e yaptığım pişik kremlerine lavanta özyağı ekleyerek başladım. Sonrasında kendi kremlerime. Soğuk algınlığa, kas ağrılarına falan derken iyice hayatımıza girdi. Şimdi mutlaka çantamda var biri.

Typic (2)
Bu hafta endokrinolog doktorumla randevum vardı. 2005’te kontrolsüz kilo alımı ve halsizlik şikayetleriyle başlayan tahlil sonuçlarında reaktif hipoglisemi olduğumu öğrenmiştim. Bu bir metabolizma bozukluğu ve en basit anlatımla özellikle aç karnına şeker yendiği zaman metabolizmadaki bozukluğun kan şekerini hızla düşürmesi anlamına geliyor. İlk yıllar oldukça zordu. Hipoglisemi atakları, ufak baygınlıklar… Uzun yıllar dengeleyici ilaç kullandım. Sonrasında iyi bir beslenme planlaması, ciddi diyet ile kan şekerim normal seviyelere geldi, artık hipoglisemi belirtisi göstermiyorum. 3 senedir de ilaç kullanmıyorum. Ama tabi ki her zaman şeker konusunda çok dikkatliyim.

İlk hamileliğimi bu anlamda ilaçsız ve rahat geçirdim. Ancak 24. haftada şeker testi beni çok zorlanmıştı. Doktorlar anlatırken sadece 2 dilim baklava kadar bir şeker içiyorsunuz diyorlar ama ben asla ve asla aç karnına değil 2 dilim baklava, yarım dilim yemem (yiyemem hipoglisemiden dolayı) ve akabinde de 1-2 saatlik açlık bende baygınlığa sebep olur. Nitekim de oldu.

Şimdiki kadın doğum doktoruma bu konuyu açtım ve yaşadığım kötü tecrübeyi anlattım. Buna alternatif duyduğum başka bir yöntemi paylaştım. 24-26. Haftalar arasında 2-3 hafta süreyle düzenli olarak açlık ve tokluk kan şekerinizi evde ölçüp kayıt altına alıyorsunuz. Burada özellikle tokluk şekerinin ölçüm şartlarını bilmek ve disiplinli olmak şart.

Hipogliseminin ilk yıllarında zaten yaptığım bir işlemdi bu. Disiplinli olacağım konusunda da doktoruma söz vererek bu konuda anlaştık. İçim bir rahatladı ki anlatamam. Bu haftaki randevumda endokrinolog doktorum da bu yöntemi onaylayınca oooh ballı börek. Yok tabi ki bal da yok börek de. Lafın gelişi!

Bir de Aralık sonu yaptırdığım kan testlerinde demir değerim üst sınırın da baya üzerinde, demir bağlama kapasitem ise alt sınırın altında çıkmıştı. Kadın doğum doktorum bu sonucu yorumlamakta zorlanmış ve demirde bir sorun var mı, demir takviyesi kullansak iyi olur mu emin olamadım demişti. Ben de bu haftaki kontrolümde bu konuyu soracağımı ve öyle karar vermek istediğimi söylemiştim. Çünkü ben bu tarz vitamin-mineral eksikliklerinde çok kritik bir durum olmadıkça öncelikle beslenmemi düzenleyerek açığı kapamayı denemeyi tercih ediyorum. İyi haber! Demir depolarım çok iyiymiş. Hatta fazla iyiymiş! O kadar ki, vücut artık demir bağlamaya gerek olmadığı için demir bağlama kapasitesini de minimuma indirmiş. Dolayısıyla herhangi bir takviyeye gerek yok şu durumda. Uzun süredir beslenmemde çiğ sebzelere yer vermeye çalışıyorum, özellikle de koyu yeşil yapraklı olanlara (pazı, ıspanak, kara lahana). Çiğ olarak salatalara ekliyorum, blenderdan geçirerek sebze suyu yapıyorum – tabi bunlar hep hamilelik öncesi bulantısız, güneşli günlerdeydi. Demir depolarımın bu kadar iyi olmasının başlıca sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.

Pazartesi günü de serbest fetal DNA testi için kan verdim. 2 hafta sonra çıkacak sonuçlar. İyi dileklerinizi eksik etmeyin dostlar. Bunlar dışında hamileliğe ilişkin pek bir değişiklik hissetmiyorum kendimde. Aa pardon ya, hissetmez olur muyum! Artık belimi sıkan baĞzı kıyafetlerim sebebiyle giyim alternatiflerim azalıyor ve ben de sabahları -her kadın gibi- “oooff giyecek hiçbir şeyim yok ama” bunalımını yaşıyorum işe gitmek için hazırlanırken. Hamileliğin başından bu yana 1.5-2 kilo kadar aldım. İlk trimester için fena değil. Hiç almasaydım daha iyiydi ama bu kadar kötü ve karbonhidrat dolu beslenmeye yine iyi. İnşallah artık daha iyi beslenecek ve kendimi daha iyi hissedeceğim. İlk hamileliğimde ilk trimesterda kilo almamıştım ancak ikinci trimesterda kontrolden çıkmıştım. Bir günde 2 kilo aldığımı bilirim! Her ne kadar sudur ödemdir desem de o 2 kilo da gitmedi ve aynen artmaya devam etti. 40. Haftayı doldurduğumda 15 kilo almıştım. Ancak ondan sonra tartılmayı bıraktım. Zeynep’in 41+3’de doğduğunu düşünerek herhalde 17’yi bulmuşumdur diyorum.

Doğumdan sonra da tartılmadım bir süre. Zaten asıl şenlik ondan sonra başladı benim için. Hayatımda bu kadar çok ve bu kadar şiddetli acıktığımı bilmem. Her seferinde açlıktan ölecekmiş gibi hissediyor ve de öyle yiyordum! Emzirirken kilo verirsin diyenleri baya bir yalancı çıkararak ben emzirirken aksine kilo aldım. Doğumdan sonraki 8. ayda kilo vermeye karar verdiğimde 14 kilo fazlam vardı. Sonra tabi ki iyi beslenme ve iyi sporla çoğu gitti. Son 3 kalmışken tekrar hamileyim!

Özetle ne bana ne de bebeğime fayda getirmeyecek şeyler yiyerek kilo almak istemiyorum. Yoksa tabi ki kilo alacağım ve buna çok hazırım. Yeter ki yediklerimin bize bir faydası olsun. Bunun dışında haftada 2-3 ağırlık antremanlarıma devam ediyorum. Yavaş yavaş enerjimin de yerine gelmesiyle 1-2 gün de yüzme/koşu gibi kısa kardiyolar da ekleyeceğim. Fiziksel olarak da çok iyi geliyor ama ruhsal olarak sporun verdiği huzuru hiçbir şeyde bulamıyorum. Havanın birazcık da olsa ısınacağı ve açık havada spor yapabileceğimiz günleri hevesle bekliyorum.

Bu haftalık da benden bu kadar canlar. Haftaya görüşmek üzere!

Ceren

Yazar Hakkında

CEREN – 34 yaşında, çok pozitif ve heyecanlı bir yengeç burcu. 2 yaşında kıvırcık bir kız annesi. Sakin bir balık burcunun 5 yıllık sevgilisi. İstanbul’da yaşıyor. Spora, okumaya, çalışmaya, gezmeye bayılıyor. Bir yandan çalışıyor, bir yandan doktora tezi yazıyor. Sağlıklı yaşam hayatındaki öncelik olarak başköşede duruyor, bu konuda okuyor da okuyor. İki çocuklu bir anne olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.