12 Yorum

Teşekkürler kemiklerim…

Artık ‘yuvarlanıp gidiyoruz’ diyeceğimiz bir düzen tutturuyor gibiyiz. Düzen dediysek, bazen iki, bazen üç (bazen de geçen gece olduğu gibi) saatte bir uyanmalar… Gün içinde memeler, emzirmeler, gazlar, kakalar… Böyle böyle geçiyor günler.

Derya büyüyor, bazı giysileri küçülmeye başladı bile ancak ben kabul etmekte zorlanıyorum sanırım. Geçenlerde kızkardeşim ‘Elif şu tulumu giydirmesen artık, çocuk ayaklarını uzatamıyor’ deyince fark ettim durumu… Küçülen kıyafetleri hala çekmecede, henüz kaldırmadım. Aynı şekilde 1 numaralı Prima’yı da zorlamaya başladı, ama geçenlerde bulunca üç paket aldığım bezlerin sonuncusu bitmeden 2 numaraya geçmeye direniyorum. Nereye kadar bakalım…

Ciddi anlamda bir sorunumuz yok çok şükür, kaşlarında konak oldu; bir arkadaşım saf zeytinyağı göndermiş bize sağ olsun; biraz ondan, biraz anne sütü sürerek geçti gibi neredeyse…

Onun dışında garp cephesinde değişen bir şey yok.

Doula

Ve sömestr tatili başladı. Normal şartlarda benim ‘Allaam allaam nasıl geçecek bu on beş gün???’ diye panik olmam gerekirdi. Yani daha önceki tatiller hep bunu gerektirdi. Ancak Derya doğduğundan beri çocukların okula gitmemesini seviyorum ben. Ha bir ha üç ne fark eder olduğundan mı, yoksa çocuklar evde olduğunda -özellikle Deniz’den- yardım alabildiğimden mi, bilmem… Belki de Derya’nın gözümün önünde büyüyor olması çocukların genel olarak ne çabuk büyüdüklerini fark ettirdi ve tadını çıkarmaya çalışıyorum. Lohusa kafası böyle bir şey miydi?

Lohusa deyince, geçtiğimiz hafta sonu İçsel Doğum eğitimimizin Lohusa bölümü vardı. Yani doula olarak lohusalara nasıl yardımcı olabileceğimizi öğrendiğimiz bir eğitimden geçtik dört gün boyunca…

Ben Derya’dan mütevellit, dört günün dördüne tam olarak katılamadım. Ancak ilk gün tam, diğer günler yarımşar gün giderek, evde olduğum anlarda da Skype’tan katılarak bence fena olmayan bir performans gösterdim, emeği geçen bebeğime ve bizi orada kucaklayan doula arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Birisi bugün #icseldogum doula teyzeleriyle tanıştı 💕 @icseldogum

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Ne tesadüftür ki toplamda bir seneye yakın süren bu eğitimin ‘doğum doulası’ kısmı benim doğumumun öncesine, ‘lohusa doulası’ bölümü ise lohusalığıma denk geldi. Belki de tesadüf değildir? Belki de Julia’yla seneler öncesinde tanışmış olmama, doula’lığın aklımın bir köşesinde uzun zamandır duruyor olmasına rağmen benim tam da bu dönemde orada olmam, oradaki güzel kadınlarla şimdi tanışmam, onların enerjisini hissetmem, orada öğrendiklerimle doğum yapmam ve ardından lohusalık dönemimde yine onlarla bir araya gelmem aslında evrenin taşlarını yerine oturtmasıydı, kim bilir?..

Çok güzel şeyler öğrendim bu dört gün boyunca… Çok not alamadım ellerim kollarım Derya’yla dolu olduğundan, ancak nota dökebileceğim şeyler var neyse ki, fırsat bulunca… Yine de ‘tüm bu dört günün bir özetini çıkar’ deseler, ‘lohusalık, hamileliğin  bebeğin dış dünyaya çıktıktan sonraki uzantısı’ derdim. Anneye hamilelikte gösterilen özen lohusalıkta gösterilmiyor pek. Evet, anneye yemekler yapılıyor, aman üşütmesin, aman kendine dikkat etsin deniliyor ama bütün bunlar bebek yüzünden, bebek için, ‘bebeğe süt yapsın’ diye yapılıyor. Ancak anne, sırf anne olduğu için öyle -hormonal ve duygusal- değişimler geçiriyor ki, sadece ‘anne olmuş olması’ bile yeterli sebep aslında özen gösterilmesi, kutlanması ve kutsanması için…

Bu kutsanmadan dile getirirken, alışılışagelmiş ‘Annelik çok kutsal bir mertebedir ve anneler çok kutsaldır’ yaklaşımından bahsetmiyorum. Anneliği erişilemez bir statü, anneleri de üstün yaratıklar olarak görmek yerine, annelik dünyasına adım atan bir kadını kabul etmek ve ona kucak açmak aslında… İçsel Doğum felsefesinin yaratıcısı Pam England’ın bunu nasıl dile getirdiğinden bahsetmiştim daha önce…

Bundan birkaç sene önce yazdığım bir yazıda, ‘Şimdiki aklım olsa anneliğe geçişimi törenlerle kutlardım’ demişim. İşte bu töreni geçtiğimiz Pazar günü yaşadım ben…

Eğitimin dördüncü ve son gününde bir seremoni düzenlediler benim için doula arkadaşlarım… Hayatımda hiç görmediğim, hiç yaşamadığım ve hiç unutamayacağım bir seremoniydi bu…

İçsel Doğum zaten genel anlamda doğumun anatomisine olduğu kadar -ve aslında daha da fazla- duygusal ve kadınsal yönüne yoğunlaşan bir felsefe… Ve bu eğitimlere katılmak beni doğumdan da ziyade kendimle ilgili, kadınlığımla ilgili geliştiriyor.

Eğitimin son gününde ‘Bugün sen de izin verirsen anneliğini kutlamak ve kutsamak istiyoruz’ dedi Julia. Benim orada olmadığım günlerden birinde konuşmuşlar, anlaşmışlar, ve bir seremoni düzenlemeye karar vermişler benim için. Ve öyle güzel bir tecrübe yaşadım ki, anlatmaktan korkuyorum haksızlık yaparım diye…

Ama deneyeceğim; hakkını veremesem bile tarihe not olur… (Yazının bundan sonrasını okurkan aşağıdaki mantrayı dinleyin lütfen)

Bir çemberin etrafında toplandık önce… Bir ‘kızkardeşlik çemberi’. Herkesin önünde bir mum, o akşamla ilgili dileklerimizi söyledik içimizden yakarken… Sonra birer labirent çizdik kendimize, doğum labirenti (ne olduğunu DoulaAnne Esra burada anlatmış). Benim elimde Derya olduğundan benimkini Elif çizdi. Sonrasında o labirent boyunca kendimizle gurur duyduğumuz anları belirledik kendimizce… Sonra o anlardan birer tanesini paylaştık grupla – ve bu öyle güzel bir şey ki… Genelde eleştirir ya insan kendini hep; hatalarını, pişmanlıklarını anımsar, dile getirir… İnsanın kendiyle gurur duyduğu bir anı hatırlaması ve dahası bunu başkalarıyla paylaşması ve o başkalarının da bunu onaması çok güzel bir şey…

20160125104231

Sonra ben yere uzandım ve etrafımda toplandı diğer tüm doulalar… Kollarıma, bacaklarıma, omuzlarıma, ayaklarıma, başıma, saçlarıma dokundular, masajlar yaptılar, şarkılar söylediler… Nasıl hissettiğimi tarif etmem çok zor… Çok huzur verici, çok dinlendirici, çok güvende hissettirici demem sadece bir kısmını açıklamaya yetiyor.

20160125104426

Ardından bir önceki gün -benim katılamadığım günde- gösterdiği lohusa masajını yaptı Julia… Bir yandan da vücuduma teşekkür etti… Başımdan ayaklarıma kadar… Çocuklarım için en iyisini düşünen beynime, onlara sevgiyle sarılan omuzlarıma, bebeğimi besleyen memelerime…

Bebeğimi taşımak için genişleyen kalçalarıma, açılan kemiklerime, vücudumu taşıyan bacaklarıma, hepsini yüklenen ayaklarıma… Bir yandan elindeki şalla vücudumun bu genişleyen yerlerini tek tek ‘kapatırken’ hepsine, hepsine teşekkür etti hepimizin adına…

20160125110020

Ve en sonunda ‘Annelik kabilesine üçüncü kez hoş geldin’ dedi, anneliğimi kutladı ve kutsadı…

Tüm bunlar olurken Derya da -ortamın enerjisiyle- doula teyzeleri Elif ve Ayşe’nin yanında, huzurla uyuyordu…

20160125104139

Bugüne kadar sayısını hatırlamadığım kadar çok kişi tebrik etti beni, ve hatta anne arkadaşlarım anneliğimi kutladılar ve ben çok mutlu oldum. Ama hiç kimse anneliğimi kutsamamıştı. Bu çok ayrı bir şeymiş…

Sonrasında yine çemberin etrafında toplandık ve herkes sırayla dileklerini söyledi, bir benim, bir de bebeğim için… Bunu yaparken birer boncuk dizdiler ipe, bir benim, bir bebeğim için ve hiç çıkarmak istemeyeceğim şu bileklik çıktı ortaya…

Bileklik

Birthing From Within kitabında Pam England diyor ki:

Baby Shower partisi yerine arkadaşlarınızdan sizin de anne olarak ‘doğumunuzu’ kutlamak üzere bir Anne Kutsaması düzenlemelerini isteyin. Böyle bir seremonide göreceğiniz sevgi ve destek kendinize olan güveninizi arttıracak.

Gerçekten de öyle oldu benim için. Dokuz senedir anneyim, kendimi hiç bu kadar ‘kabullenilmiş’ hissetmemiştim.

Bugüne kadar genişleyen kalçalarıma ‘hamilelikten dolayı kilo aldım’ diye baktım hep ben, bebeğimi taşımak için büyüdüklerini hiç düşünmemiştim.

Şişen ayaklarıma sinir oldum patates gibi oldular diye, oysa neler çektiklerini hiç düşünmemiştim o süreçten. Ve elbette ki hiç teşekkür etmemiştim onlara…

Julia bunları tek tek söylerken ben de ona katıldım içimden ve ‘Teşekkür ederim’ dedim, ‘Teşekkür ederim ellerim ve ayaklarım, memelerim ve omuzlarım, ayaklarım ve bacaklarım gebeliğimi mümkün kıldığınız için… Bebeğime yer açtığınız ve onu misafir ettiğiniz için…’

Ve tekrar teşekkür ederim Julia, ve Gülay, ve Elif, ve Ayşe, ve Damla, ve Yansı, ve Aynur, ve Duygun, ve Sibel ve Çisem, bu hiç unutmayacağım seremoni için…

Hep duyardım bazı -daha kültürüyle barışık- toplumlarda anneliğin kutsanmasını, bir gün bir parçası olacağım ve bizzat yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi…

Kadın gücü, kadın dayanışması, kadın nefesi, kadın enerjisi, ne güzel bir şey… Her kadının yaşamasını dilerim.

***

Fotoğraflar için Damla Hisarlı’ya teşekkürler… 

12 yorum

  1. Yine çok güzel bir yazı olmuş Elif hanım 🙂

  2. Maşaallah doguma hamileliğe anneliğe özendimm

  3. Adanin_annesi

    Çok güzel, harika bir şey bir anı olmuş sizin için. Ne mutlu ve şanslısınız

  4. Harika bir yazı olmuş ,ellerine ,yureklerinize sağlık

  5. Yani peki şimdi ben neden salya sümük ağladım? Ben neyin kafasındayım?? Acaba kutsanmamış ve aslında kendi tarafımdan hiç kutsanmamış, kabullenilmemiş ve teşekkür edilmemiş anneliğim mi ağladı için için bilemedim. Çok etkilendim… Ve senin için çok mutlu oldum Elifcim; biraz kendimi görüyorum sende, umut ediyorum diyorum ki bir dahaki sefere inşallah ben de böyle ‘daha az’ anne olurum daha ‘fazla huzurlu’… ❤️

  6. bu yazıyı işyerinde okumamak gerekiyormuş 🙂 gözlerim dolu dolu yaa….

    ben hamileyken kiloma kilo katarken hep “kolay mı insan yapıyorum ya?!” derdim..sayende ben de vucuduma teşekkür ettim elif….

  7. Harika bir yazı olmuş sevgili Elif. ilk lohusalığım aklıma geldi ve hüngür hüngür ağladım.. ne çok üzdüler.. şimdi ikinici bebeğime hamileyim doğumum yakın.. biliyorum yine anlamayacaklar,yine çok üzecekler.. bunlarla nasıl baş ederim, nasıl kendime yeterim,nasıl bebeğimi ve kendimi üzmeden bu durumu atlatırım onu düşünüyorum. yalnız olmadığımı biliyorum en azından.. öyle işte..

  8. elif ne kadar guzel bir toren yapmissiniz. hem sen ne kadar sanslisin ki bu egitimler senin hamileligin ve lohusaligin ile paralel gelisti, hem de onlar ne kadar sansli ki bu egitimi bu kadar yakindan alma firsati buldular.

  9. Genelde hamileligim de lohusaligimda iyi gecti ama ben de agladim, ben de okurken tesekkur ettim sukrettim. Cok tesekkur ederim

  10. Annelikte hidayete ermek bu olsa gerek 🙂

  11. ben korkardim ya ..

  12. Elbetteki teşekkürler kemiklerimiz teşekkürler kaslarımız teşekkürler hormonlarımız.. Ancak bu yaratılanlara teşekkür edip böyle mükemmel sistemleri bize bahşedene teşekkür etmeden olur mu 🙂
    Çok şükür Rabbimiz, bizi sağlıklı insanlar olarak yaratıp bu mucizelere tanıklık edebildiğimiz için çok teşekkür ederiz.