7 Yorum

Türkan’ın Anne Günlüğü

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

Annelik günlüklerindeki ilk yazımda başka şeylerden bahsetmekti niyetim. Mesela gebelikteki oğullarımla parka gidip biri oynarken biri uyurken üç beş sayfa da olsa kitap okuma hayalimi gerçekleştirdiğimi, Mete’nin abiliği bayağı bayağı kotardığını ve kardeşini benimsediğini, ikinci anneliğimde çok sıkıcı bir ülkede yaşasam da, kendime ancak uykumdan feragat ederek zaman ayırabilsem de sağlıklı olmanın ve lohusalık hüznü yaşamıyor olmanın muhteşem olduğunu, doyamadığım doğum iznimin her gününü sadece oğullarım ve eşimle dolu dolu yaşamanın paha biçilemez olduğunu, öte yandan bakıcı adaylarının hiçbirine evet diyemeyişimizi ve ücretsiz izin almayı istediğimi… Ancak bundan bir ay önce gündemimiz alerjiyle tamamen değişti.

Eminim şu yazıyı okuyanlar arasında da alerjiyle mücadele eden birçok anne ve bebeği var. Anne ve bebeği diyorum, zira bebek anne sütüyle annesinin bir parçası olmaya devam ettiği sürece allerji her ikisinin sorunu haline geliyor.

image (1)

Alerji, çoğunlukla genetik olmakla birlikte son dönemde her derdin kaynağı olan yapay beslenme sayesinde çok artmış, ilk sırada inek sütü proteini allerjisi varmış. Zamanında gerekli tedbirler alınmadığı takdirde gelişim geriliğine bile sebep olabilecek kadar riskliymiş. Maalesef ancak çoğunlukla 2 yaşından sonra geçiyormuş.

Ben de alerjik yapılı bir bebekmişim, cildimde kızarıklıklar saç diplerimde konak denilen kabuklanma çok olurmuş. Mete’ye atopik dermatit teşhisi konulmuştu, yüzünde kollarında ve bacaklarında ufak yuvarlak kırmızı kabarıklıklar olurdu, anladığım kadarıyla da kaşıntılıydı, kollarını yattığı yere sürterek kaşımaya çalışırdı garibim. Kremler geçici çözüm oluyordu, cildini sürekli nemli tutmaya çalışıyorduk. Sonra 9. ayında aniden geçti bitti.

Kerem’de ise 1. ayından sonra önce yeşil kaka görmeye başladım ama çok önemsemedim. Anne sütü alan bebeklerde başka ters bir durum olmadığı sürece normal olduğunu biliyordum, Mete’de de olurdu, önsüt alımının fazla olması da neden olabiliyor bu duruma. Sonra mukus görmeye başladım ve gittikçe artmaya başladığını farkettim. Kulak arkasında kuruluk, kaş ve saç diplerinde kabuklanma da vardı. Kakasını yaparken basınçlı yapıyordu bazen sırtına taşacak kadar. Popoda geçmek bilmeyen pişik vardı bi de… Bunlar hep belirtiydi. Yok canım ne alerjisi dedirtecek iki dayanağımız vardı; 1) huzursuzluk, meme reddi, uykuda sıkıntı, ciltte bir belirti yoktu 2) kakada kan yoktu, şimdilik.

Alerjiden muzdarip birkaç arkadaşım var, pediatrik gastroenteroloji uzmanına gitmenin iyi olacağını söylediler. Erken teşhis iyidir diyerek ancak 3 hafta sonraya randevu alabildim. Bu süreçte mukus daha da arttı. Doktor muayene yapmadan ve tahlil istemeden, mukus der demez direkt “evet alerji, büyük ihtimal süt ürünü proteini alerjisi” dedi ve bana süt ürünlerini keserek durumu gözlemlememi söyledi. Bizim ısrarımızla tahlil istedi. Sadece süt, yoğurt, tereyağı ve süt tozu içeren gıdaları kesmem yeterliydi doktora göre. Eve geldim, alerji ile yaşam platformuna üye oldum hemen, oradaki annelerin ve kendi arkadaşlarımın tecrübelerine göre dana eti ve yumurta da gayet riskliydi aslında. Gebelik günlüğümden de bildiğiniz gibi Arabistan’daki doktorlara sonsuz (!) güvenim malum olduğundan tabi ki tedbirli davranıp bunları da kestim.

Diyete başladıktan sonra bir düzelme bekledim. 10 gündür süt ürünü tüketmezken, içinde süt tozu var diye ekmeğimi evde yaparken durum niye düzelmiyordu? (Bu soruma hala cevap alabilmiş değilim.) Bana göre dokunan başka şeyler de olmalıydı, mesela önceki gün yediğim fasulye dokunmuş olabilir miydi? Ya da armut? Buğday alerjisi, nişasta alerjisi de vardı, belki de zeytinin içindeki limon dokunuyordu. Düşündükçe psikopata bağlamak işten değil… Mukusta bir düzelme olmadığı gibi sanki gün geçtikçe daha da kötüye gidiyordu bezlerdeki durum…

Genel alerjen kabul edilen tüm gıdaları bıraktım, doktorlar sadece süt ürünlerini kesmen yeterli dese de korkumdan yiyemez oldum ve allerjiyle mücadele eden tüm annelerin gayet iyi bildiği katı diyet yaparken buldum kendimi; patates zeytin ve mayasız ekmek…

Alerjili bebeği olan 3 arkadaşımla sürekli irtibat halindeydim. Birine soğan dokunmuyor, diğerinde mukusta ciddi artış yapıyordu. Birinin doktoru marulu masum bulurken ben yediğimde mukus artıyordu sanki? Parmak izi gibi kişiye özel maalesef alerji… Tecrübe tamamen deneme yanılma usulü…

Tahlil sonucunu beklerken bir gün bezde ufak miktar kan gördüm. Elim ayağıma karıştı, eşimi arayıp haber verdim hemen, tanıdık bir çocuk doktoru var, bir tahlil de o istedi, sonuçta “enfeksiyon” dedi. Esasında tahlillerde alerji ve enfeksiyon çok karıştırılan birbirinden ayırt edilemeyen sonuçlar veriyormuş. O arada Türkiye’den çocuk doktoru arkadaşımıza her gelişmeyi anlatıyorduk, o da öncelikle enfeksiyon için tedavi önerince antibiyotiğe başladık. İlk 2 gün hemen bir toparlanma oldu, sevindik, sadece anne sütüyle beslenen bir bebeğin enfeksiyon kapmış olma ihtimali çok düşük de olsa iyileşme bizi umutlandırdı, alerji olmasındı da, enfeksiyon bu ülke için bence gayet normaldi…

Derken antibiyotiğin 4.günü bezini açtığımda gördüğüm kan beni benden aldı, kırmızı ve gerçekten çoktu. O kadar panik oldum ki, tek tesellim o gün gastroenteroloji doktoruna ikinci randevumuzu iptal etmemiş olmamızdı. alerji teşhisi böyle kondu, antibiyotikle durum kötüye gittiğine göre demek ki alerji dendi. Evet alerjik bir bebekti Kerem, ama ne alerjisiydi?

İnek sütü allerjisinden emin olabilmek için zor bir deneme daha yapacaktık, Türkiye’deki doktorun da tavsiyesiyle annesütüne 3 gün ara verecektik. İnek sütü proteini içermeyen özel bir mama var, tadı acı, kokusu haşlanmış patatesin suyu gibi kokuyor, öyle berbat… Mis gibi anne sütü varken bebek ne yapsın bu iğrenç mamayı? Kaldı ki Kerem bırak mamayı anne sütünü bile biberonla kabul etmeyen bir bebek.

4 gün anne sütüne ara verdik, 4 gün Kerem’le ben ayrı bir boyuta geçtik diyeyim. Kerem ağlar, emmek ister, göğsüme yönelir ama ben ağzına biberonla mama vermeye çalışırım… Ağlar ağlar ağlar.. Doğumda bile bu kadar ağlamamıştı der ben de ağlarım onunla birlikte. Mamayı kabul etmediği için bir yandan “oh emmekten vazgeçmeyecek” diye sevinmek ama mamayı alsın ki sonucu görelim diye üzülmek, zaten abuk subuk şeylerle besleniyorum sütüm azalır mı ki, sütümün kalitesi değişir mi ki diye endişe etmek, hepsi aynı anda zihninden geçerken evde sömestr tatilindeki diğer çocukla da ilgilenmeye çalışmak, aralarda sürekli süt sağmak… Mamayı reddeden bebeğe şırıngayla mama “tıkar”ken ağladığı için boğazına mama kaçırmak, sakinleşmesini beklemek sonra devam etmek… Günde en az 700 cc alması gerekirken gün sonunda en fazla 400 ccye ulaşabilmek. Çocuğum tüm neşesini kaybetti, ben de… Konuşmaya bile isteğim kalmadı. İkinci gün bir ara pes etmenin eşiğine geldim ama doktor devam dedi, devam ettim. Bir yandan sabrım zorlanıyordu ama bir yandan alerji ne ki, nelerle mücadele eden anneler var diye kendi kendime destek olmaya çalışıyordum. Eşim bu süreçte en büyük yardımcım, moral kaynağım oldu.

O dört gün en çok Zeynep’le yazıştım, O da Kerem’den 3 hafta büyük oğluyla birlikte aynı dertten muzdarip. Bana o kadar destek oldu ki, ve diğer iki arkadaşım Mehtap ve Şule… Beni ancak onlar anlayabilirdi, aynı şeyleri yaşadıkları için.. Ne kadar yaygın bir sorun olduğunu buradan anlayın, benim bile 3 arkadaşım var aynı sorunu yaşayan..

Dışkıdaki kan mamanın üçüncü günü kesilmişti ancak mukus devam ediyordu. Kan kesildiğine göre teşhisimiz kesinleşti, inek sütü proteini allerjisi vardı Kerem’de. Doktor bize iki seçenek sundu, ya mamaya devam edip anne sütünü kesmek, ya da kanı görmezden gelip anne sütüne devam etmek. İkisi de bana doğru gelmedi.

Sonra anne sütüne devam ettik, Kerem gerçekten o kadar mutlu oldu ki, alerjiyi bir kenara koyup o gün sadece kavuştuğumuz için sevindim. Aralarda çok az miktarlarda da olsa mama vermeye devam edecektik. Kerem annesütüne kavuşunca mamaya daha bir tepki koydu, kendince savunma mekanizmaları geliştirdi, diliyle boğazını kapatma ve püskürtme suretiyle mamayı kesin olarak reddetti..

Ben bu süreçte katı diyete hep devam ettim, yemek yiyemezken ve oldukça kötü beslenirken süt vermek, dışarda yapılacak tek aktivite yemekken bundan da olmak beni mutsuz gergin bir tip yaptı kabul ediyorum. Ancak stresin ve bu ruh halinin de alerjiye destek olduğunu bilsem de engel olamıyordum.

Hiç düzelmeyen mukusla birlikte ara ara az da olsa kan görmeye devam edince Türkiye’deki doktor arkadaşımız artık besin alerjisi uzmanına görünmemizin iyi olacağını söyledi. O arada bir başka gastroentereloji uzmanına daha gittik, ilk cümlesi “anne sütünü kes mama ver” oldu. Anne sütünün önemini henüz anlayamamış bu zavallı ülkenin doktoruna anne sütünün Türkiye’deki pek çok doktor tarafından alerjiye ilaç gibi görüldüğünü anlatmaya çalışsam da “sen sütünle bebeğe zarar veriyorsun” deyince yok dedim burada bize çare yok, zaten düşünüyorduk ama hemen yapmaya karar verdik, Türkiye’den iyi bir çocuk besin alerji uzmanı doktoru öğrenerek tedaviye Türkiye’de devam edelim dedik.

Devamını bir sonraki yazıda aktaracağım… Şimdilik herkese sağlıklı mutlu güzel günler diliyorum, görüşmek üzere…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu, 3 aylık ikinci oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

7 yorum

  1. Türkan’cım artık korku ve belirsizlik dolu günlerimizin geride kaldığını düşünüyorum. Bu ne yazik ki hızla artan bir sorun. Sen uzak ve tamamen bizden farklı bir kültürde bu sorunla uğraşırken biz Türkiye’de, İstanbul’un göbeğinde (!) çok farklı doktorlar, çok farklı görüşler karşısında ordan oraya savrulurken ne yazik ki sağlık sistemine olan güvensizliğimizle küçücük bebeler için çözüm bulmaya çalışıyor ve birbirimize destek oluyoruz. Artık bebelerin keyfini çıkarma ve büyümelerini hayretle izleme zamanı yoksa doktorun dediği gibi düğünlerinde kaka fotograflarını paylaşacağız gelenlerle :))

    • Zeynepcim teşekkürler desteğini ömür boyu unutmayacağım kerem ve ozan da büyüdüklerinde birbirlerini çok sevecekler eminim:) başka anıların fotolarını biriktireceğiz:))

  2. Çok geçmiş olsun.
    Benim de süt, yumurta ve kuruyemiş alerjisi olan 23 aylık bir oğlum var.
    Geçecek demek isterdim ama geçmeyebiliyor işte.
    Ben de 18 ay diyet yaparak emzirdim; çok zor gelirdi; ama şimdi büyüyünce gördüm kü asıl zorluklar yeni başlıyor.

    Çünkü ağzına bir şey atmasın diye sürekli başında beklemek zorunda olduğumdan başka çocuklarla iletişim kurmuyor, sosyal hayatını etkiliyor.

    Dışarı gidemiyoruz, gördüğü şeyleri istiyor.

    gibi uzuyor liste. İnşallah en kısa zamanda kurtuluruz hepimiz bu illetten.

    • Geçmiş olsun geçsin gitsin inşallah en kısa zamanda..dediğiniz çok doğru şuanda bişeyin farkında değil, büyüdüğünde devam eden alerji çok daha zor olsa gerek..ben uzun vadeli düşünmemeye çalışıyorum düşününce şimdiye enerjim kalmıyor.

  3. İlk çocuğumda yaşadığım süreçler ancak gıda alerjisi dense de bizim alerjimiz sentetik ürünler, deterjanlar gibi şeylere olduğu sonradan 4 yaşına gelince anlaşıldı. Benim çamaşırlarımın bile neyle yıkandığı önemliydi. Çünkü hep kucaktaydı. Evin neyle temizlendiği yattığı yatak, giysilerinde sentetik ürün olup olmadığı önemliydi. Bir de verdiğimiz D vitamini ve 5 Ayda başladığımız Demir takviyesi çok hasta etmişti. Demir kullanmaya başlamamızla birlikte 25 gün hiç kesilmeyen ishalimiz başladı. Demir takviyesinden olduğunu 25. Günde anca anlayıp bıraktık.

  4. Mergabs Turkan,

    Yeniden yazdigini gormek cok guzel. Umarim her sey hizlica yoluna girer. Benim cocuklarin ikisi de atopik dermatit. Efe de 1 yas civarinda ortaya cikmisti. Deren dogdugundan beri ama duzeldi simdi ikisi de. Sadece nemlendiriciyi atlamamak gerekiyor.
    Benim merak ettigim bize burada doktor bunun gidayla bir iliskisi olmadigini soylemisti. Babalarinin astim gecmisi var bundan kaynakli olabilirmis.
    Dedigim gibi umarim uygun diyetle hizli bir sekilde spnuc alirsiniz.
    Cok sevgiler,
    Sanem

    • Çok teşekkürler Sanem, umarım kısa sürede üstesinden geliriz, kuzucukların atopik dermatiti atlatmalarına çok sevindim çünkü ileri yaşlara kadar sürebiliyormuş, sevgiler..