9 Yorum

Ezgi’nin Gebelik Günlüğü, 27. Hafta

Merhaba,

Her gebelik haftamın ilk gününde –pazartesileri yani- internetten bu hafta beni nelerin beklediğine dair yazılanları okuyorum. Bu haftaya “3. Trimester’a hoşgeldiniz” yazısıyla başladım ve hemen düşüncelerim şöyle akmaya devam etti: “ikincisi rahat geçti, ee rahat dönemi hamileliğin diyorlar zaten. Üç zormuş, hadi bakalım. Ama ben iyiyim sanki?” Biliyor musunuz, sürekli hamileliğin sorunlarından bahseden, sürekli kötü şeylerden bahseden insanlardan çok sıkıldım artık. Hep bir yerlerimde sorun aranmasından, olmasa bile bu güne kadar içtiğim kutularca ilaçtan. Hepsini bırakıp karanlık bir yere sığınasım, kafamın içinde dönüp dolaşan kötü sözlerden kurtulmaya çalışasım var.

Daha dün, henüz hamileliğin başında olan bir arkadaşım, “bebek 3 kilodan büyük olur da normal doğurmak istersen parçalanırsın” dedi! Nereden biliyorsun diye haykırmak istedim o an. Kaç kere 3 kilo üzerinde doğum yaptın da parçalandın demek istedim. Ama onun yerine “bıktım bu hurafelerden” demekle yetindim. Yine de fena değil bence. Önceden bu laflara çok takılmazdım, şimdi hormonların etkisinden midir bilmem, canımı sıkıyor bu laflar. Belki de kendimi korumak yerine artık rahat bırakmaya, gevşemeye ihtiyacım var. Çevremde iyi niyetle edilmiş tüm bu saçma laflar için de kalkan oluşturmaya çalışmamaya. Ben kendimi bunlardan korumaya çalışacağıma bunlar hiç olmasa daha iyi değil mi?

Typic (2)

Doğumdan korkmuyorum. Doğal olan bir süreçten, milyarlarca yıldır kadınların yaşadığı, bedenimin bildiği bir süreçten neden korkayım ki? Aksine, kendimi güçlü hissediyorum. Bilinç düzeyinde herhangi bir doğum bilgisine sahip olmasam da sezgisel olarak biliyorum ki tüm doğum yapan kadınların gücü var içimde. Doktorun muayenehanesinde, çok kolay doğmuş bir bebeğim ben. Annemin bana en büyük hediyesi bu sanırım. Korkusuz ve rahat bir şekilde dünyaya gelmemi sağlamış. Şimdi belki de tüm sürecin doğal olmasını istememin altında yatan en büyük neden de bu.

Doğumdan bir kesinlik de beklemiyorum. Kesinlik çok sıkıcı değil mi? Bu yüzden sosyal bilimler okudum ben. Mühendisliklerdeki o formüller, o her şeyin aynı olma hali yaşama çok zıt geldi bana hep. Aynı koşullarla karşılaşan insanların hep başka davranışları olur. Kimse birbiriyle aynı davranmaz.

Hayat böyle bir şey iste. Doğum da böyle. Herkesin doğumu farklı. Güzel olan da bu değil mi? Benim doğumum nasıl başlayacak, nasıl ilerleyecek acaba diye düşünmek. Bilmemek ama hazırlanmak. Tüm bedenimin doğum anına ve sonrasına yavaş yavaş gün be gün hazırlanışına tanık olmak. İşte gebeliğin en güzel yanı bu bence. Doğumun da en güzel yanı belirsizliği. Biricikliği.

Doktor randevuları, Toprak’ın bir kiloyu geçmiş olması, gelişiminin önden gidiyor oluşu… Bazen tüm bu bilgiler çok fazla geliyor. Bu düzende yaşıyorum ve bunlardan kaçamıyorum. Dahası bu bilgileri edinebilecek olmayı bilmek ve bundan uzak kalmak çok zor ama aslında bu bilgilere ihtiyacım yok. Bugüne kadarki gebelik sürecimi iyi, sağlıklı ve “söylenen şeyler ne zaman başıma gelecek acaba?” diye düşünerek geçirdim. Artık bu duruma bir son veriyorum. Kocaman bir altı ay bıraktım ardımda, hiç de olumsuz bir şey yaşamadım. Çalışmaya, gezmeye, göbeğimi hoplata hoplata gülmeyi ekledim bir de.

Her şeye rağmen, yanıbaşımda olan tüm kötülüklere rağmen sevgiyle bir insan büyüyor içimde, Barış’ın koca sesini duyarak ve benim kahkahalarımla.

Elif’in Teşekkürler Kemiklerim yazısını da okuduktan sonra ben de artık kilo aldım mızmızlanmalarımı bir kenara bırakıyorum. Günde iki tane demir hapı içmeseydim acaba böyle olur muydu, olmaz mıydı sorusunu da attım kafamdan. Saç diplerimden ayak parmaklarıma kadar beni bu hayata bağlayan, Toprak’ı da bana bağlayan tüm bedenime teşekkür ediyorum. Bizi sağlıkla bugüne kadar getirdiği için.

Sevgiler,

Ezgi

Yazar Hakkında

EZGİ BERK– Severek aldığı tarih eğitimi sonrası kendini eski çağlara ait kitaplar arasında çalışırken buldu. Hâlâ tarih kitapları arasında çalışmakta, satır aralarında insanların duygu ve davranışlarını aramaktadır. Aynı zamanda eğitim hayatının hangi evresinde kaybettiğini hatırlamadığı zengin hayalgücünü tekrar keşfetmek için çocuklarla çalışıyor. Bazen de çocuklar olmadan, çocuklar için çalışıyor. Çocuk edebiyatı tutkunu. 27 yaşında ve ejderhalara inanıyor.

Ezgi’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

9 yorum

  1. Merhaba Ezgi,maalesef bizim ülkemizde o hurafe yayma sevdalılarından çok fazla var, bire bin katıp anlatılıyor hem de duyulanlar..Kötü niyetle yapmıyor olsalar da söylediklerinin karşıdaki kişiye neler hissettireceğini düşünemiyorlar işte,korkutmaktan endişe etmiyorlar..Neyse uzatmayayım, ben de sana kardeşimi örnek vereyim istedim, tam 4,5 kilo doğmuştu benim kardeşim ve üstelik ters doğumdu, bundan 33 yıl önceki doğumhane şartlarında üstelik ama annem hiç parçalanmadı 🙂 Korkma yani , senin de yazdığın gibi o güç var bizim içimizde, kendine,bebeğine ve bedenine güven .. Sevgiler..

    • Merhaba Ceren, desteğin ve motive edici örneğin için çok teşekkür ederim 🙂

      Sevgiler,
      Ezgi

  2. Merhaba Ezgi, 31 haftalık gebe bir kadınım 🙂 Her yazdığın cümleye bayıldım, kendimi buldum, yorum yazmaktan kendimi alıkoyamadım.. yüreğine sağlık !

    • Teşekkür ederim Mehtap, aynı duygular içinde olduğum birilerinin varlığını bilmek çok iyi geliyor 🙂

  3. Ezgi inan ben de hamileliğimde seninle birebir aynı şeyleri hissediyordum. Okuduklarımdan olsa gerek, kendimi o kadar huzurlu hayal ediyordum ki doğururken, ki hayalimdeki doğum müdahalesiz doğal bir doğumdu, etrafın doğumla ilgili olumsuz söylediği her şeye hayret ediyordum. Evet doğumun bir kısmı tam planladığım ve istediğim gibi (suyun gece evde gelmesi, kasılmalar şiddetlenene kadar evde bekleyebilme ve hastaneye öğlene doğru gitme, hastane odamın sakinliği ve huzuru, açılma sürecinde hiçbir müdahalede bulunulmaması ve tüm isteklerime saygı gösterilmesi, doğunca bebeğin yıkanmaması ve aşısının ertesi gün yapılması), bir kısmı da planladığım (psikolojik olarak her ihtimale kendimi hazırlamıştım) ama istemediğim gibi (bebeğin bir türlü aşağı inmemesi, sezaryen müdahale ile kızıma kavuşmam, hemen ten tene temas yapamamak) gitti. Buna rağmen çok güzel, çok huzurlu, kendimi çok iyi hissettiğim bir doğumdu. Planladığın gibi gitsin ya da gitmesin, sağlıklı ve isteklerine saygı gösterilen her doğum, harika bir doğumdur bence. Senin de doğumunun böyle olacağına eminim. Her anından keyif almanı diliyorum<3

    • Merhaba Ceren, benim de doğal doğumla söylemek istediğim kadına ve bebeğe saygılı doğum aslında. Nasıl sonuçlanacağından çok duygusal tatmin hem benim hem de bebe için 🙂 Çok güzel bir deneyim olmuş doğumun, ben de böyle güzel hatırlamayı umut ediyorum 🙂

  4. Ezgicim 3.850 kg yu normal doğurdum hala tek parçayım hem De en yakın arkadaşımın! doğumdan önce doğuramazsızlarına rağmen. asıl doğumdan sonra başlayacak sinir bozucu sözler hazırlıklı ol derim.

    • Merhaba, ne güzel bir doğum olmuş 🙂 Doğumdan sonrasını Barış’a (eşim) havale ediyorum, kötü laflara -her kimden gelirse gelsin- o cevap verecek 🙂

  5. Ezgi merhaba,
    Bırak konuşsunlar. Onlar hiç susmuyor maalesef. yapılabilecek tek şey dinlermiş gibi yapmak. O sözlerin gelip yağmur gibi üzerinden akıp süzüldüğünü hayalet. Akıp gitsinler.
    Doğum anında öyle bir nokta geliyor ki, zaten hiç bir şey düşünmüyorsun. Bedenin o kadar iyi bilecek ki ne yapacağını ve bebek de öyle tabii, nasıl olduğunu bile anlayamadan bebeğini koynuna alacaksın, hiç merak etme. 🙂
    Kalan üç ayın her dakikasının tadını çıkar.
    Sevgiler.