2 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 31. Hafta

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Hepinize selamlarımızla,

Bu haftalarda bir geriye sayım hissiyatı başlıyor. 30’lu haftalara ulaşmanın mutluluğu ile güzel sona yaklaşmanın heyecanı harmanlanıyor, tarifi zor duygular ortaya çıkıveriyor. Bu dönem, geri sayımı hak eden haftalar belki ama kaça doğru sayacağımız meçhul. Net bir son tarih olmayınca, neye doğru geri saydığını, kaç kaldığını bilemiyorsun. Bir de benim gibi her an doğuma hazır bekleyenler var ki, bu muhteşem hamilelik döneminin daha ne kadar tadını çıkarabileceğimizi bilmemek, tadını yeterince çıkaramamak ve bu döneminin doyasıya hakkını verememek dokunuyor insana. Ama ne diyoruz, sağlık olsun, sağlıkla gelsin, gerisi boş…

Typic (2)

Tüm hamileliğim boyunca duygularımı en yoğun hissettiğim günlerdi geçirdiğimiz hafta. Gülerken gözlerimden yaşlar geldiği de oldu, umutsuzca yok yere ağlamaktan gözlerimi şişirdiğim de. Sarkacın ucunda, iki uç noktada gittim geldim hafta boyunca. Nedenini tam bilemesem de bu ruh hali bana çok da yabancı gelmedi, sanki uzun süredir böyle yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Sürekli evde olmanın da bu durumda etkisi büyük biliyorum. Ömrü boyunca, okula, işe hatta hem okula hem işe gitmiş, ama az ama çok bir sosyal hayatı olan insan bünyesi için sürekli eve, hatta bir koltuğa bağlı kalmak çok zor. Telefonla görüşmek, sosyal medyayı takip etmek, internetten dünyayı izlemek bir yere kadar doyuruyor insanı. Bir yanda da gerçekleşmesini beklediğim düşlerim var tabii.

Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar hayal kurmamışımdır herhalde. Aslında fazla gerçekçi bir insanım, hayal kurarsam hayal kırıklığına yol açarım diye korkarım. Ama bugünlerde durum farklı… Nazım Hikmet’in dizelerindeki gibi…

“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.”

Artık hayata karışmak istiyorum, yeni hayatımı kucaklamak istiyorum. Hamileliğin dünyası ne kadar büyüleyici olsa da aylardır (aslında senelerdir…) hayalini kurduğum, mütemadiyen düşündüğüm, hayatımın en güzel şarkısını söylemeye başlamak istiyorum. (Sen beni dinleme, zamanını mümkün olduğunca doldur gel, güzel oğlum!)

Ruh halim tüm bunları ve daha fazlasını haykırmaya çalışırken kendimi biraz hırpaladığımın farkındayım. Dışarı çıkmak istiyorum mesela, evdekiler izin vermeyince bozuluyorum. Halbuki haklılar, bu dönemde üzerime düşen bu. Bebeğimi korumak için, mümkün olduğunca doğum zamanını geciktirmemiz için yapmam gerekenler belli. Gel de bunu kar yağışını, güneşin parıldayışını camın arkasından izlerken dışarıda olmak için deli gibi çarpan kalbe anlat. İzin alamayınca gizli gizli ağlarken şişen gözlere anlat.

Bir de işin diğer kısmı var tabii… İçimde ne yapacağını şaşıran, tekmeler/yumruklar atan, o yandan bu yana kayıp duran, sınırlarını genişletmek için uğraşan minik canın hareketleri ağzımın kulaklarıma varmasına sebep oluyor. Ne doğumu canım, ayrılmak mümkün mü diyorum içimden. Hep orda kalsın. Minik hareketleriyle hep böyle gözlerimin içinin gülmesinin nedeni olsun. Annemin gidişinden sonra, beni bu kadar içten gülümseten başka birşey olmamıştı ve olmayacak gibi geliyordu. Ama şimdi içimdeki mucizenin belki de durumdan habersizce savurduğu bir tekme günümün ışığı oluveriyor. Onun verdiği, ışık, umut, heyecan, mutluluk herşeyi halledebilecekmiş gibi geliyor o an. Her derde deva olacak gibi…

Bu hafta size anlatacağım birçok konu vardı. Doktor kontrolü, doğum izni, hazırlıkların son durumu, bitirdiğim kitaplar vb konuları sıralamıştım aklımda. Gel gör ki yazı günüm geldiğimde, bitirdiğimiz haftaya dönüp baktığımda duygular ağır bastı. İyi mi oldu kötü mü bilmiyorum.

Bir iç döküş haftasından sevgiler,

Ayşenur

 

 

2 yorum

  1. Valla iyi oldu Ayşenur, bu haftan böyle geçsin. Haftaya bu duygularından kurtulmuş olursun eminim 🙂

  2. maşallah Ayşenur, 30 lu haftaları artık görmüşsün sürekli yatmak evin içinde tıkılı kalmak gerçekten zormuş , bende şantiyelerimi , ofisimi özledim , ama olsun , inşaallah evlatlarımızı miadında alırız, doktorun progestanı vajinadan mı veriyor, yoksa iğnesini mi kullanıyorsun , 2 doktora gidiyorum bende 15 er gün arayla birisi haftalık iğneye devam diyor diğeri iğneyi bırak vajinadan al diyor kafamız karıştı kullandığın diğer ilaçlar hakkındada bilgi verebilir misin ? Sağlıcakla kAlın