2 Yorum

Emek’in Gebelik Günlüğü, 19. Hafta

Yazar Hakkında

EMEK KÖSE- İzmirli bir matematikçi. Amerika’nın Maryland eyaletinde yaşıyor. Matematiği çok sevdiğinden üniversitede matematik hocası olarak çalışıyor. Okuyup yazmaya, yemek yapmaya, araba yolculuklarına, gri pofuduk kedisine ve kocasıyla Phish konserlerine gitmeye bayılıyor. Güneş enerjisiyle çalışıyor ve deniz kıyısının bolca hayalini kuruyor. İlk bebeğini bekliyor.

Haftalar hem hızla geçiyor, hem de geçmek bilmiyor. Bu hafta çok inanılmaz birşey oldu: Kızımın küçük tekmelerini hissetmeye başladım! Aslında daha önce de hissetmiş olabilirim, fakat neye benzeyeceğini bilmediğim için mide gürültüsü, ya da gaz (bu yönden hiç sıkıntımız yok çok şükür) bu deyip geçmiş olabilirim. Galiba son birkaç gündür iyice ayırt edebiliyorum! Kibar kibar tekmeliyor benim zarif kızım. Öyle hoş ki! Herhalde annesine feyz olsun diye bugün tam bir saat egzersiz yaptı bugün. Peki annesi ne yaptı? Oturdu. Çeşitli uçaklarda, değişen sürelerle oturdu. Akıllı kızım benim, annesine yol yordam göstermeye başladı bile.

Typic (3)

Haftanın bir başka heyecanı ise ülkenin ta öbür ucuna –hatta kıtanın diyeyim ben- iki gün için uçmamızdı, bir iş görüşmesi için. Kim bilir kaçıncı defa uçuyorum bir kıyıdan öbürüne, ve hala aklım almıyor, arkadaş, ne büyük ülke burası? 5 saat alır mı bir taraftan öbürüne gitmek? Neyse, huyum olduğu üzere, yine endişe yapacak bir şey buldum: fazla oturmaktan kan pıhtısı oluşması! O yüzden pamuk ananeme doktorun verdiği bacak hareketlerini yapa yapa bitirdim yolu. Genelde uçak seyahatlerinde gerilirim ben yalnızsam, ama bu sefer çok tatlıydı, derin bir şekilde hissettim ki yalnız değilim ben. Küçük kızımla birlikte gidip geliyoruz, herşeyi birlikte yapıyoruz. Bunu her düşündüğümde kendi kendime gülümsüyorum ve kafamdan onunla konuşuyorum. Bu tekme dönemi çok başkaymış!

Toplantıya hazırlanırken yine fark ettim ki, giyecek bir şeyim yok. Artık pantolonu saç lastikleriyle tutturma dönemini de geçtik zira. Neyse ki bir çocuk ikinci el dükkanına gittik bir arkadaşın tavsiyesiyle, ve üç pantolon bir gömlek aldık göbeğime, çok rahat ettik.

Son zamanlarda hızla büyüyen göbeğim ve kuzunun tepikleri sayesinde iyice somutlaşmaya başladı bu hamilelik olayı gözümde. Spor salonunda karşılaştığım bir arkadaşımın mesela gözü gidigidiverdi göbeğime, bende bir sevinç! Yaşasın, artık anlaşılıyor hamile olduğum diye. Bir yandan da, tekmeler sayesinde anlıyorum ki içeride birisi var, başka birisi, yani sanki biriz ama değiliz. Bu da bende bir bilinç dönüşümü yarattı, yani bir şey yerken, veyahut melül melül patates kızartmalarına bakarken düşünüyorum: bebeğime bunu yedirir miydim şimdi kucağımda olsa? E hayır, tamam o zaman, geçelim patates kızartmasını, yerine iki havuç yiyelim. Ay hiç sevmem. Veya daha bir şevkle atıyorum kendimi dışarı yürümeye.

Görüşmeler iyi ama son derece yoğun geçti, hele ilk gün sabah 8, akşam 9 durmaksızın mesaideydim, insanlarla tanış, konuş, sorulara cevap ver, soru sor, konuşmanı yap, koştur, koştur. Bunları bir de 3 saatlik zaman değişimiyle yap. Öte yandan hamile olduğun anlaşılmasın diye uğraş. Of ne yoruldum. Acaba akılsızlık mı ediyorum, dört buçuk aylık hamile halde iş değiştirmeyi düşünüyorum diye? Öyle basit bir soru değil bu tabi ki. Bir yanım “otur oturduğun yerde, keyfine bak, ufacık bebeğinle bir de yeni bir iş mi öğreneceksin” diyor, öbürü de, “şimdi değilse ne zaman?” diyor. Bilemedim. Conrad günleri birer birer yaşama taraftarı. “Önümüze gelince düşünürüz” diyor. En iyi plan o gibi.

Fakat bu iki günün en güzel tarafı ise, verdiğim üç konuşmanın her birinde küçük kızımın tekmelerle benim için tempo tutmasıydı. Çok iyi bir takımız biz canım. Conrad’ın bu durum karşısındaki Türkçe yorumu şöyleydi: “Şahane küçük kızım benim.” Hem ne şahane! İki günden az kaldı 20. hafta detaylı ultrasonunda görmemize kuzuyu. Heyecanımdan yerimde duramıyorum! Güzel haftalar herkese!

Emek

2 yorum

  1. Emek demişsin ya küçük kızımla birlikte yapıyoruz her şeyi diye, bu günlerde videodan yaptığım bir hamile yogasında mantra olarak “All that I do, I do it with you” diyorsun ve karnına dokunuyorsun. Bana bir güzel geliyor ki bu mantra, huzur doluyorum, onu hatırlattın:)

    • Ceren bayildim bu dedigine!!! Bundan sonra aynisini yapiyorum 🙂 Cok tesekkur ederim!