1 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 32. Hafta

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Yeni haftamızda merhaba,

Bu hafta birkaç gün gecikmeyle karşınızdayız. Geçtiğimiz hafta eşimin de evde olması nedeniyle rapor işlerini tamamlama, eksikleri giderme haftası olarak geçirdik. Teoride daha 8 haftamız var tabii ama pratikte ne kadar kaldığını kim bilebilir ki… İşte bu yüzden biz de dedik ki “hazırlıklarımızı bitirelim, son günlerimizi telaşsız, keyifli, huzurlu geçirelim.”

Öncelikle sağlıklı devam eden gebeliklerde “çalışabilir” raporunun alınması gereken haftaydı bu hafta. Aksi durumda doğum izniniz başlıyor. Biz aksi durumda olduğumuz için bu hafta doğum iznini başlattık. Toplam 16 haftalık iznimde geri sayım başlamış oldu. Bu pek hoş bir durum değil açıkçası. Bebeğin gelişinden 8 hafta önce başlayan izin bebeğin gelişinden 8 hafta sonra sona eriyor bildiğiniz gibi. 8 haftalık bir bebek tam iki ayını bile doldurmamış bebek demek aslında. Düşündükçe içim sızlıyor, o kadar küçük nasıl bırakabilirim ki? Ama düşünmenin de, kendine dert edinmenin de hiç işe yaramadığını öğrendim son birkaç senede. Önce sağlıkla kucağımıza alalım, gerisini vakti gelince düşünürüz deyip geriye atıyorum.

Typic (3)

İzinde geri sayımın başlaması bebeğimizin gelişinde de geriye sayımın başlaması demek aslında. Öyle garip bir duygu ki, eminim birçok anne adayı bu haftalarda benzer duyguları taşıyordur. “Evet, hamilelik uzun bir süreç artık bitsin ve bebeğimize kavuşalım” hissi ile “bugünlerin tadını çıkaralım, bebeğimi içimde en iyi hissettiğim dönem hızla geçmesin” hissi arasında gelgitler yaşıyorum.

Aslında hamilelik insanın ne kadar çok içine döndüğü, iç sesini ne kadar çok dinlediği ve duygularına ne kadar çok teslim olduğu bir dönem. Mantık neredeyse tamamen devre dışı kalıyor. Mantığı, araya almaya çalıştıkça, birbiriyle çelişen duygular arasında esamesi bile okunmadan bir köşede kalıveriyor. Belki de olması gereken budur, bırak duygularını özgürce bir süreliğine de olsa onlar yönetsin seni. Tutarlı olsalar, varsın yönetsinler ama o duygu tutarsızlıkları, beni çok arada bırakıyor.

Bu hafta, hastaneye izni başlatmak için gittiğimizde, kısa da olsa bebeğimizi görme şansımız oldu. İki dakikacık görüşüverdik, ne iyi geldi anlatamam. Haftasıyla uyumlu gelişme gösteren bebeğimiz, çıkışı zorlamaktan vazgeçip ters dönmüş durumda olunca şaşırdık. Doğuma kadar dönmez diye beklerken, başı yukarıda ayakları aşağıda yerleşmiş bulduk onu. Dönsün tabii itirazımız yok da, normal doğumun gerçekleşebilmesi için tekrar dönmesi gerekecek. Umarım çok büyüyüp, alanı daralmadan normal doğum pozisyonunu alır. İnsan ne garip değil mi, istedikçe daha çok ve iyisini istemekten kendini alamıyor. Bu haftalara gelmeyi rüyamızda bile göremezken şimdi pozisyonu öyleymiş, böyleymiş takılıp duruyoruz. “İkimiz için de hangisi en sağlıklısı, en iyisiyse öyle devam etsin” diyeyim ve kapatayım bu konuyu. Yoksa oturduğum yerden çok takıntılı bir insan olma potansiyelim var.

Alışveriş ve hazırlıklardan bahsetmiştim geçtiğimiz haftalarda. Listelerle aram pek iyi değil diye. Ama şöyle de bir gerçek var, listelere birebir uymasanız da size yol gösterdikleri, kılavuz oldukları kesin. 2., 3.çocuklarını bekleyen anneler için durum farklıdır eminim ama benim gibi acemiler için yolu aydınlatıyormuş onu fark ettim. Alışverişi minimumda tutmaya çalışarak bitirdik. En azından hastaneden çıkarken giyebileceği kıyafetleri ve battaniyesi var. (Biraz fazlası da olabilir) Neyi çok kullanacağımı bilemediğim için sayıları çok tutmadık. Bebeğimiz geldiğinde neyi çok kullanıyorsak, ona göre destekleriz aldıklarımızı diye düşündük. Aldıklarımızı yıkadık, ütüledik ve tek mobilyası olan şifonyerimize yerleştirmeye hazır hale getirdik. Önümüzdeki hafta odamızda yatacağı köşeyi ayarladıktan sonra yerleştirmeyi planlıyoruz.

Daha önce bahsettim mi bilmiyorum ama, yüksek lisansım da devam ediyordu hamile kaldığımı öğrendiğimde. Güz döneminde devam edebileceğimi düşünmüştüm ama dönem ortası zorunlu istirahatlar başlayınca dönem verimsiz geçti. Bahar döneminde durum daha da karışık olacağı için bu hafta kaydımı dondurdum. Bebeğimle tez hazırlamak daha da zor olacak biliyorum ama maalesef araştırmalar yattığım yerden yapılamıyor. Gelecek dönem umarım açığı kapatabilirim.

Bu hafta bu işler için birkaç gün dışarı çıktım. Çok yürümemeye ve uzun süre ayakta kalmamaya dikkat ederek hallettik işlerimizi. Bana da çok iyi geldi dışarıda olmak, akan hayatın içinde olmak. Tek özlemediğim İstanbul trafiğiymiş, onu da hatırlamış oldum.

Kitap okumalarım bu hafta azalsa da, öncelikle bitirmek istediğim birkaç kitabı bitirdim. Önceki kitap alışveriş listemde olan aşağıdaki kitapları tamamladım.

• Mahallenin En Mutlu Bebeği… Dr.Harvey KARP – (İyi, güzel, hoş da iş uygulamaya gelince yapabilir miyim?)
• Yeni Annelere Mucizevi Çözümler… Tracy HOGG- Melinda BLAU- (Harvey Karp ile çelişen yönleri de var.Hangisi doğrudur ki?)
• Yavaş Ebeveynlik… Klinik Psik. Pınar MERMER (Hamilelikte bile yavaşlamamız gerektiğini çok güzel bir dille anlatıyor. Özetle, şunu söylüyor; “o zamanını biliyor, sabırla büyüyor, sen neden acele ediyorsun, yavaşla ve onunla uyumlu olarak birlikteliğinin tadını çıkar”)
• Hoş Geldin Bebek… Dr Erdal KÖROĞLU (Mutlaka birşeyler öğrenmişimdir, Aylık gelişimleri okumadım, bebeğim büyüdükçe yapmamız gerekenleri görmek için oradan da fikir alabilirim.)
• 40’ı Uçana Kadar… Gökhan MAMUR (küçük ama dolu dolu bir kitap,okuması keyifliydi, öğreticiydi)
• Başlarım Şimdi Anneliğe… Şermin ÇARKACI (tüm renkleriyle annelik…)

Bu okumalardan sonra biraz bebek gelişim kitaplarına ara vermek istiyorum. Aynı şeyleri tekrar tekrar okuyorum hissine kapılmaya başladım. Ruhuma iyi gelecek kitaplarla devam edeceğim bu his geçene kadar. İhtiyacımız olduğunda danışmak üzere rafa kalkabilirler artık.

Sevgiler,

Ayşenur

Bir yorum

  1. Sevgili Ayşenur,

    Her hafta derin bir oh çekiyorum yazını görünce.
    Şİmdiye kadar takip ettiğin tek günlüksün, haksızlık etmeyeyim şimdi bir de kalben hamile eklendi.
    Daha önce de yazmıştım sana daha hamileliğinin çok başlarında, ben de riskli bi gebelik sonrası güzel zuzumu kucağıma aldım. Gerçi kocaman bi abla oldu kendisi artık.
    Darısı başına…

    İnşallah…
    O kadar çok rahat etsin ki göbüşünde artık sıkıl daha da çıkmayacak mı bu lafları dolansın çevrende…
    Sağlıkla coşkuyla kucağına al, hastane odanda onun ağlamasından çok kahkahalar duyulsun…
    Bak boşuna endişe ettimle ; oh be iyi ki sabrıma değdi çok şükür arasında gidip geldiğin günler nasip olsun…
    Aldığın tulumlar küçük gelsin çabucak, her seferinde şaşır..
    Ve normal bebekli hayata o kadar çabuk adapte ol ki, şu anki endişelerini çabucak unutup yok uykusuzluktu süttü gibi şeyleri endişe ettiğini görüp kendi kendine gülümse…

    Dualarım ve güzel dileklerim en çok sen ve senin gibi sebatkar annelerle..
    Sevgiler,
    Başak