2 Yorum

Ceren’in Gebelik Günlüğü, 17. Hafta

Yazar Hakkında

CEREN – 34 yaşında, çok pozitif ve heyecanlı bir yengeç burcu. 2 yaşında kıvırcık bir kız annesi. Sakin bir balık burcunun 5 yıllık sevgilisi. İstanbul’da yaşıyor. Spora, okumaya, çalışmaya, gezmeye bayılıyor. Bir yandan çalışıyor, bir yandan doktora tezi yazıyor. Sağlıklı yaşam hayatındaki öncelik olarak başköşede duruyor, bu konuda okuyor da okuyor. İki çocuklu bir anne olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.

Yağmurlu bir İstanbul gününden merhaba hepinize sevgili okuyucular. Yağmurdan ve gri havalardan hiç hoşlanmam ama önümüz bahar, haftaya güneşli günler geliyor, benim karnımda da kelebekler uçuşuyor! Enerjime, ağzımın tadına ve normal düzenime kavuştum ya, değmeyin keyfime.

Bu haftayı çok çalışarak geçirdim, çok koşturdum ama güzeldi çünkü artık akşamları saat 10’u gözlerim açık karşılayabiliyorum! Enerjim iyi olunca Zeynep’le de daha dolu dolu zaman geçirebiliyorum, ikimiz de çok mutluyuz. Ben zaten oldum olası yemek yapmaya bayılırım. Akşama 15 kişi gelecek, sen bütün gün mutfakta çalış desinler, bana hediye olur resmen. Bu hafta birkaç akşam işten döndüğümde yemek yaparken Zeynep de yardım etmek istedi. Ben de hemen her sürece onu da dahil ettim, yaptığı şey illa katma değer yaratmasa da (keseceğim havuçları sıra gelene kadar tutup sırası gelince bana vermek gibi) acele etmeden her şeyi birlikte yaptık. Çok çok mutlu oldu, günlerce yaptıklarımızı anlattık. Bir de normalde pek yüzüne bakmayacağı yemekleri bile kendi yaptığı için bayılarak yedi. Aslında genelde sebzeyi çok seven bir çocuk olmasına rağmen ıspanakla arası pek iyi değildi. Geçen akşam ıspanaklı kiş yaptık birlikte. Hamurunu tam buğday unundan ve az ölçü ile yapıyorum, böylece sadece tabanda incecik bir katman oluyor. Zaten Zeynep’in menüsünde ev yapımı olsa dahi hamurlu hiçbir şey bulundurmuyorum, hiç yemedi. Ispanağı da soğan ile kavurup, soğuyunca bir yumurta ile karıştırıp üzerine de biraz dil ve chedar peyniri ile fırına verdik, harika oldu. 2 yaşındaki çocuğun ilk yaptığı yemeğin ıspanaklı kiş olmasıyla bayağı dalga geçtik kendi aramızda ama ıspanakla barıştı bu sayede.

Bu esnada Zeynep’in minik kardeşi karnımda büyümeye (ve karnımı büyütmeye) devam ediyor. Ve hatta fıkır fıkır oynamaya da devam ediyor çünkü geceleri yatağa yattığımda sanıyorum ufaktan hareketlerini hissetmeye başladım. Çok belirgin hareketler değil ama Zeynep’ten bu hissi hatırladığım için tanıdık geldi galiba. Daha önce de söylemiştim, bu hareketleri hissetmek benim için hamileliğin (bebeğe kavuşma kısmından sonra) eeeeeeeen keyifli kısmı.

Typic (3)
Bebek için henüz bir hazırlık yapmıyoruz demiştim önceki yazımda, bir daha oturup düşündüm de Zeynep’in o kadar çok eşyası var ki bebeklik döneminden, yapsak zaten ayıp olacak resmen. Bizim aldığımız temel birkaç parça dışında sağolsun yakın uzak tanıdık herkes bir şekilde destek oldu, heyecanımızı paylaştı ve ihtiyaç duyulabilecek her şeyi hediye geldi doğum öncesi. İlk aylarda bir de hayatımı kurtaran Moby Wrap sling (bebeği üzerine sardığın uzun bir kumaş parçası) ve Tula kanguruyu unutmayayım. İlk aylar Zeynep hep kucağımda, üzerime sarılı emdi, oynadı, uyudu. Ve inanılmaz rahattı. Ben bu şekilde yürüyüş, yemek pişirme, yemek yeme, kitap okuma gibi milyon çeşit aktiviteyi rahatlıkla yapabiliyordum. Umuyorum yine aynı şekilde tuttururuz bu düzeni.

Önceki yazıma Melike’nin yaptığı yorum sayesinde hastane tipi göğüs pompası kiralama konusunu planladım bile. Şimdi bir de aklımda co-sleeper var. Bu da bir çeşit beşik, ancak üç tarafı çevrili, açık olan tarafı ise anne-babanın yatağına yanaştırılıp sabitleniyor. Yani hem bebekle yanyana uyuyorsun ama hem de aynı yatakta yatmanın risklerini barındırmıyorsun. Türkiye’de bulunuyor mu, hangi marka iyidir, nereden alınır hiç bilmiyorum, bilen kullanan varsa yorumlarını dört gözle bekliyorum.

Ben ilk aydan sonra geceleri Zeynep’i yatarak emzirmeye başlamıştım ve bu emzirme şeklini çok çok pratik bulmuştum. Ancak sonra Zeynep’i bizim yataktan alıp kendi yatağına uyandırmadan koymak kolay olmuyordu. Bizim yatakta uyusa, ben endişelenip uyumuyordum bu sefer. Çünkü hele de uykusuzluğun yoğun olduğu ilk bebeklik dönemlerinde bebekle aynı yatakta yatmayı çok riskli buluyorum. Bu yüzden bu co-sleeper çözümü bana çok mantıklı geldi.

Geçtiğimiz yazı spor olarak çok aktif geçirmiştim. Yaz başında bir triatlona, sonbaharda da 36 kmlik bir patika koşusuna katıldım. Dolayısıyla hazırlık dönemleriyle birlikte 6 ayı haftada 5-6 gün, bazı günler çift antrenman yaparak geçirdim. Bu kadar yoğun spor yaparken insan beslenme düzenine de ekstra dikkat ediyor. 10 sene önce konulan hipotroid ve hipoglisemi teşhislerim sonrasında dönem dönem ani kilo alma ve şeker metabolizmamı kontrol sorunları yaşadığım için ara ara beslenme uzmanlarından destek aldım ve çok şey öğrendim. Son 1 senedir de sevgili Yasemin’den yardım alıyorum. (Yasemin de geçen senelerde burada gebelik günlüğünü ve sonrasında Teo’ya kavuştuğu doğum hikayesini yazmıştı). Kendi de sporcu olduğu için çok iyi anlaştık ve çok iyi bir yaz/sonbahar dönemi geçirdim. Özellikle mümkün olduğunca tahılsız, çiğ sebze ağırlıklı, iyi yağlarca zengin, hayvansal proteini kontrollü beslenme düzeni bana çok iyi gelmişti. Ama sonrasında hamileliğin ilk haftalarında bulantılar başlayıp da bu düzenimi kaybettiğimde, sadece tahıllarla, karbonhidratla mutlu olduğumda kendimi oldukça kötü hissettim. Sen koca 6 ay tertemiz beslen, vitamin-mineral bombardımanı yap vücuduna, bebeğinin en ihtiyacı olduğu dönemde ise midene çöplük gibi davran, olacak iş miydi yani! Neyse ki Yasemin beni bu konuda da rahatlattı. Maalesef böyle dönemler olabiliyor, hamileliğin yan ürünü olarak bulantı gibi sorunlar çıkabiliyor ve bu dönemlerde olabilenin en iyisini yapmaya gayret edip gerisini çok sorgulamamakta fayda var çünkü gerçekten de elden bir şey gelmiyor, o salata boğazımdan geçmiyordu işte.

Bu sabah, kahvaltı olarak kendime birkaç kaşık sade yulaf ezmesi, biraz badem ve ceviz, birkaç kaşık nar ve bir de çok faydalı bir su yosunu tozu olan Spirulinayı bir kasede karıştırarak hazırlamış, yemeye hazırlanırken cidden normal düzenime döndüğümü hissedip keyiflendim. Çünkü bu Spirulina denilen yeşil toz baya kötü kokuyor, bir de tadına odaklanırsan mide bulandırma olasılığı çok yüksek. Bu sebeple tadını ve kokusunu baskılamak için portakal suyuna falan katıp tüketilmesini tavsiye ediyorlar. Gerçi zaten yarım çay kaşığı kadar falan tüketiliyor bir seferde. Dedim “tekrar bunu bile yemeye başlayabildiysem ben olmuşum artık!”

Doktorumla son görüşmemde kendisinin bir ebe ile ekip olarak çalıştığını ve önümüzdeki haftalarda onunla görüşüp tanışmamı istediğini anlatmıştı. Dün ebe ile telefonda görüştük, içimden dedim “herhalde meslek özelliği, nasıl huzurlu rahatlatıcı bir sesi ve konuşma tarzı var.” Önümüzdeki hafta buluşmak üzere randevulaştık. Doğum üzerine konuşmak en sevdiğim konulardan, bu görüşmeyi de iple çekiyor olacağım bütün hafta. Doktorumla ise Mart’ın ilk haftası görüşeceğiz. 4 haftada bir görüşme düzenimiz devam ediyor. Bir yandan tıbbi gereklilik olmayan hallerde kontrole gitmeyi, ultrasona girmeyi hiç istemesem de, bir yandan da bebeğimizi tekrar göreceğimiz randevu için heveslenip heyecanlanıyorum. Bence kesinlikle lohusalığın/anneliğin kararsız, git-gelli halleri taa hamilelikte başlıyor!

Hepinize ne istediğini bilen, kararlı, istikrarlı günler diliyorum sevgili okuyucular, haftaya görüşmek üzere…

Ceren

2 yorum

  1. Merhaba sağlıkla gelsin bebeğiniz. Co-sleeping ile ilgili bir önerim olacak. Ben 4 yaşındaki kızımı da şu an 1 yaşındaki oğlumu da böyle büyüttüm ama bu adla satılan özel bir beşik almadım. Zaten onlar genelde ufak boy oluyor ve birkaç ay kullanılabiliyor. Standart ahşap parmaklıklı bir beşik almıştım kızımda ve bunun bir kenarını monte etmeyip yatakla birleştirdim. Beşiğin kendi yatağını diğer parmaklıklı bölümden sıkıştırarak, bizim yatakla birleşme yerini düzgün olmasını sağladım. Ancak şuna dikkat etmekte fayda var beşiklerin seviyesini ayarlamak için bulunan delikler ne kadar çok olursa o kadar iyi. Bizim beşikte 4 seviye var mesela, bir diğer ikea beşiğimizde ise iki seviye var uymuyor o. Yine de yatağınızım seviyesine yakın ise bebek yatağının altına battaniye koyarak yükseltme, bacakların altına birşey koyma veya olmadı bir marangozda deliklerden başka bir yere sabitletme gibi çözümler bulunabilir. Beşiğimiz 120cm lik olduğu için uzun zaman kullandık biz. Tavsiye ederim

    • Merhaba GeCe, teşekkür ederim güzel dileklerin ve önerin için❤️ Yalnız bir şey takıldı aklıma, bebeğin beşiği ile yatak arasında boşluk kalmamasını ve ikisinin birbirine yapışık olmasını nasıl sağladınız? Ben kullanmadığım için hayal edemedim ve beşikle yatağın arasının açılmasından endişe ediyorum. Ne dersin?