9 Yorum

Sıkça Sorulan Yeni Anne Soruları

Kırkımızı çıkardığımıza, hatta sekizinci haftamızı geride bıraktığımıza göre artık teknik olarak ‘lohusa’ sayılmıyor olmamın hazin farkındalığıyla sesleniyorum bu hafta size sevgili izleyenler…

Evet, birkaç gün sonra bebeğim iki aylık olacak ve zaman hem çok hızlı geçiyor (kıyafetleri küçüldü bile), bir yandan da geçmek bilmiyor (bazı geceler…)

Geçen günlüğümde bahsetmiştim hani, ‘ilk 6-8 hafta düzen beklememeli anne’ demişti İçsel Doğum eğitmenim. Ve şimdi bizim sekiz haftamız geride kaldığına göre aniden her şey düzene girecek, değil mi? Değil. Daha en az bir ayımız var. Ne demişti aziz doktor Harvey Karp? Bebekler doğmaları gerekenden üç ay daha erken doğarlarmış aslında… O yüzden ilk üç ay boyunca onlara anne karnındalarmış muamelesi yapmak gerekirmiş. Hayatımı kurtarmıştı bu sözler ikinci anneliğimde…

IMG_5406

Bir ‘anne-karnında’ muamelesi olarak kundak

Şimdi ben üçüncü kez anne oldum ya, herkes beni çok şey biliyorum falan sanıyor, ben de çaktırmıyorum. Şaka şaka öyle değil, kimseye ukalalık taslamıyorum vallahi billahi. Ama sanki hiç çocuk büyütmemişim gibi bana ukalalık taslayanlara gıcık oluyorum, o hakkım baki, öyle değil mi?

Birçok soru alıyorum özellikle taze annelerden, çoğunlukla da teknik konular etrafında: Nasıl yatırıyorsun, nasıl emziriyorsun, gazıyla nasıl başa çıkıyorsun, meme ucu çatlakları için ne yapıyorsun? Biraz bu sorulara yanıt vermek istedim bugün, hazır kayınvalidem de burada, Derya onun kucağındayken… Yaptıklarımın doğru ya da tek yol olduğu gibi bir iddiam yok (blog yazdığım seneler boyunca olmadığı gibi), ancak ben ortaya koyayım, isteyen istediği gibi alsın kullansın. Bir nevi ‘Test edilip onaylanmış Yeni Anne uygulamaları vol2′

Elbette en çok sorulan sorulardan biri emzirme konusu etrafında toplanıyor: Anneler Sütün yetiyor mu? diyorlar, sadece anne sütü mü veriyorsun diyorlar, bebeğin geçen ay kaç kilo aldı diye soruyorlar. Ve ben anlıyorum ki bu soruyu soranlar etraf tarafından baskıya maruz kalan endişeli anneler. O endişeli annelere değil ancak onları o endişelere gark edenlere bir çift lafım var: De bi rahat durun! Bi rahat bırakın la anneleri!

Sonra da bu endişeli annelere demek istiyorum ki: bebeğinizi kimseyle kıyaslamayın! Bir başka bebeğin kaç kilo aldığı sorusu sakıncalı bir soru, çünkü bir bebeğin kilo alımında birçok faktör olabilir (doğum haftası, doğum kilosu, ne şekilde beslendiği, vs. vs.) ve sadece bir başka bebeğin kilo alımı size hiçbir şey ifade etmez, etmemeli. O yüzden bırakın başka bebeklerin ne kadar kilo aldığını, ve hatta kendi bebeğinizin ne kadar kilo aldığını da… ‘Yeterince’ kilo alıyor ve boyu da uzuyorsa, etrafınıza kafayı takmayın.

Teknik emzirme soruları da geliyor tabii ki, bunları yanıtlamaktan kaçınıyorum çünkü (1) uzman değilim ve (2) kendi tecrübelerimle bile olsa uzaktan tavsiye vermeyi doğru bulmuyorum. Emzirme konusunda sorusu olan annelere önerim taaa Derin’in doğumunda kurduğum -ancak çok uzun zamandır uzak kaldığım- Emziren Anneler grubuna üye olmaları…

Screen Shot 2016-02-10 at 2.28.38 PM

Bu aralar kitap okumak, ancak bir taşla iki kuş vurmak şeklinde mümkün oluyor.

Ne sıklıkla emzirdiğim, kaç cc süt sağdığıma dair sorular geliyor. Sıklığı Derya’nın keyfine göre değişiyor. Gün içinde bir-bir buçuk saate kadar inebiliyor, gece boyunca üç-üç buçuk saati bulabiliyor (geçenlerde dört saati buldu, inanamadım!). Son zamanlarda süt düzenim oturdu ve ben çok sık sağmaz oldum ancak bu konuda lohusa doulası eğitimde öğrendiğim bir noktayı paylaşmak isterim: Sağdığınız sütün miktarına kafayı çok takmayın anneler. Hiçbir pompa -ki buna hastane tipi pompa da dahil- bebeğin kendisi kadar güçlü çekemiyor. Dolayısıyla sizin 20 cc sağmanız bebeğinizin de o kadar emdiği anlamına gelmiyor.

Sütümü arttırmak için ne yaptığımı soruyor canım taze anneler. Çok şükür sütüm bebeğimi besliyor ve özel bir şey yapmıyorum. Bu konua şanslıyım, biliyorum. Su içiyorum bol bol, yeşillik yemeye çalışıyorum, sabahları kahvaltıda maydonoz yiyorum bolca, östrojen varmış onda… Bu konuda ahkam kesmekten korkarım, çünkü süt konusunda sıkıntı yaşayan çokça anne var, biliyorum. Bir başka bildiğim şey ise bu sıkıntıların çoğunun çevre kaynaklı ve giderilebilir olduğu… Doğum gibi, emzirme de hormonsal bir konu ve anne stres/sıkıntı yaşarsa hormonları etkilendiğinden sütü de etkilenebiliyor. Buradan bir kez daha süt mafyalarına sesleniyorum: Rahat bırakın annelerin memesini de sütünü de!

Bu emzirme/sütü yetme konusunda bir altın kural var şekerim: Bebe gün içinde yeteri miktarda bez ıslatıyor/kaka yapıyor ve kilosu/boyu istikrarlı bir şekilde uzuyorsa hangi memeden kaç cc çıktığının hiçbir önemi yok.

Screen Shot 2016-02-10 at 2.31.54 PM

Meme ucu yaraları anladığım kadarıyla en sık yaşanan problemlerden biri… Ben ilk günler dışında bir sıkıntı yaşamadım, ancak hala sık emzirdiğimde canım acır, ki lanolin benim bu anlamda en sık başvurduğum çözümlerden biri…

Emzirmeden sonra uyku konusu en fazla soru aldığım konulardan biri… Çünkü uykusuzluk çok ama çok zor bir şey! Derya bizim odamızda, kuzenimin verdiği ve bizim yatağa bitişen bir bebek yatağında yatıyor ve çok mutluyuz. Her ne kadar ”ilk 6-8 hafta düzen beklemesek” de son bir haftadır bir düzene girer gibi oldu, gece 10 gibi derin uykuya geçiyor ve 1-2’ye kadar uyuyor. Derya’yı yatağına koyduğum an ben de koşarak yatmaya gidiyorum çünkü o an her dakika kıymetli! 1-2’deki uyanmasının ardından en fazla üç saat sonra tekrar uyanıyor ve işte o uyanmadan sonra -birkaç gündür- yanıma alıyorum çünkü aksi takdirde mıkır mıkır ne o uyuyor, ne biz.

Uyku eğitimine elbette henüz başlamadık, ancak yavaş yavaş bir uyku arkadaşı demo’su yapmaya başlıyorum. Deniz’de Mumu’nun çok faydasını görmüştük, benzer bir yaklaşımla Derya’ya uyku arkadaşı olarak aldığım tilkili uyku battaniyesini yanına koymaya henüz başlamadım çünkü biraz büyük… Çekip çekiştirirse yüzünü gözünü kapatabilir diye endişe ediyorum. Kaldı ki Derin’deki tecrübem bana, benim uygun gördüğüm uyku arkadaşının her zaman bebe tarafından kabul görmeyebileceğini göstermişti (uyku battaniyesi yerine oyuncak maymunu tercih etmişti), o yüzden şimdilik sadece eğleniyoruz uyku arkadaşı konusunda…

Instagram’da paylaştığım fotoğraflarda hep yüzükoyun yatıyor Derya, ve bu konuda çokça soru -ve eleştiri!- alıyorum. Bütün çocuklarımı gündüzleri yüzükoyun yatırdım ben, hem gelişimleri açısından önemli olduğuna inanıyorum (kafa/boyun kasları, vb.), hem de gaz çıkarabildikleri için daha rahat ve uzun uyuyorlar. Geceleri mesele başka -ki bu konuda ayrıca yazacağım- ancak şunu söylemekle yetineyim: Bugüne kadar bebeklerin yüzükoyun yatırılması konusunu sorduğum doktorların hiçbiri yüzükoyun yatırmayı önermedi, ancak hepsi de kendi çocuklarını yüzükoyun yatırdıklarını sessizce söyledi. Buyur buradan yak!

Gaz olayı annelerin (ve babaların) korkulu rüyası ve haklı olarak… Şanslıyım, Derya çok gazlı bir bebek değil, ancak içimden bir ses bu konuda sıkıntı yaşamıyor olmamızın Derya’nın çokça kucaklanan/kucakta taşınan bir bebek olmasıyla alakalı olduğunu da söylüyor. Gündüzleri yatağında uyumuyorsa -ki çok uzun bloklar halinde uyumuyor- ya kucağımda oluyor ya da üzerime asıp geziyorum. Ve gazlı/kolikli bebekler için de çare sling/kanguru diyorum. Benim başa çıkma yöntemim bu en azından…

Pişik konusunda sorular geliyor ve çok şanslıyız ki henüz herhangi bir pişik sorunumuz olmadı. Tüm bebeklerimde Vaseline Baby kullandım ben, Deniz’in doğumunda -hiçbir şey bilmeyen bir taze anne olarak- doktora sormuştum: Doktor, bu modellerin poposuna ne sürülür??? Vaseline önermişti doktor ve biz de başka bir arayışa girmeden kullanmaya başlamıştık çünkü işte, o doktordu ya, her şeyi bilirdi…

Ben Vaseline Baby’nin kokusunu hep çok sevdim (ortaokuldayken dudaklarımız çatladığında sürerdik, hem onarır, hem de pırıl pırıl parlatırdı, severdik öyle parıltılı falan…) Gül ve hindistan cevizi yağı var içerisinde. Diğer çocuklarımda da pişik sorunu yaşamamıştım, o yüzden sürekli değil ancak üst üste çok sık kaka yaptığı günlerde kızarıklık görür görmez sürüyorum. Ama en çok kendim için kullanıyorum, neden bilmem, doğumdan bu yana çok kuru ve hatta çatlak ellerim… Amerika’dayken diş macunu gibi sıkılan tüplerde alıyorduk, burada Vaseline Baby Nemlendirici Jel olarak 100 ml’lik kutularda satılıyor; marketlerde, eczanelerde bulunabiliyor.

IMG_5862

Gülen yüzler ne için? sorusu bir diğer sıklıkla aldığım soru…Derya’nın alt değiştirme masasının duvarında ve aynı zamanda yatağında bilgisayar çıktısı gülen yüzler var. Teee Deniz’in doğumunda doktorumuz demişti ki (ve bir nevi ‘çocuk yetiştirmede kutsal kitap’ olarak addettiğimiz, Amerikan Çocuk Doktorları Birliği’nin Caring for your Baby and Young Child kitabında da okumuştuk) yenidoğanlar kontrast renkleri (ve özellikle siyah beyaz) en rahat ayırt ederlermiş. Aynı zamanda surat ifadelerine ilgi duyarlarmış. Bunu duyan zihni sinir kocacım bu gülen yüzleri yaptıydı bebelerimize, her birine… Ama ben bunu Instagram’da paylaştığımda daha da güzel öneriler aldım: mesela bir anne-baba kendilerinin komik suratlarının siyah beyaz fotoğraflarını koymuşlar benzer şekilde… Nefis bir fikir bence…

Screen Shot 2016-02-10 at 2.40.10 PM

 

Emziğe nasıl alıştırdığımı soruyor bazı anneler, alıştırmadım. Teklif ettim, aldı. Bazı bebe almaz. Bazı bebe alır. Bazı bebe alır, sonra bırakır. Deniz örneğin, ilk birkaç hafta almıştı, ikinci aydan sonra parmağını emmeye başlamıştı (ki bana sorarsan daha tercih edilesi bir durum, ama tabii bebenin keyfinin kahyası değiliz, o ne derse o…) Derin emzikçiydi, Derya’ya şimdilik emziği veriyorum -sadece uyurken, bilmiyorum ne olacak, hep birlikte göreceğiz…

Dedim ya, bunlar benim uygulamalarım, ancak hiçbir şekilde doğru olduğu iddiam yok. Zaten anneliğin eğrisi doğrusu da pek yok, ben sana söyleyeyim. Kimileri –örneğin Freud– buna ‘Ne yaparsan yap, nasıl olsa kötü olacak’ diyor, bense -en nihayetinde, üçüncü çocuktan sonra geldiğim noktada- ‘içgüdülerine güven, istesen de o kadar kötü bir şey yapamazsın’ diyorum.

9 yorum

  1. Derya da, abileri de, siz de çok tatlısınız. Küçücük bir bebek var evde ama hiç panik belirtisi, huzursuzluk belirtisi yok evinizde. Maşallah diyim de..
    Ben de iki oğlumu büyütürken (küçüğümü tam büyütemedim ama) kurallara uydurmaya çalışmak için zorlamıyordum kendimi. Tam da dediğiniz gibi hakkaten “anneliğin eğrisi doğrusu yok”. Bebekler makina üretimi değil ki insan yavrusu neticede 🙂 Nasıl her insan farklı farklıysa her bebek de farklı, öyle de olmalı zaten. Bir formülü yok yani.
    Her anne kendi bebeğini kendi içgüdüleriyle en doğru şekilde büyütür zaten, tek tipleştirmeye çalışmaya gerek yok. Bir başkasının fikri, annenin kendi fikrinden daha doğru değildir bence de.

  2. Ne güzel anlatmışsınız, yeni annelerin aklına takılan sorular sormakla bitmez 🙂

    Gülen yüzleri keşke oğlum doğduğunda ben de deneseydim, bir çocuğum daha olursa mutlaka deneyeceğim…

  3. Yüzükoyun yatırma olayına doktorların yaklaşımı ilginçmiş hakikaten. Ben de benzer durumu kundak için yaşamıştım. Benim mahdum kundakta rahat uyurdu, ben de ellerini bağlayacak şekilde yarım kundak yapardım. Doktorlar pek kızardı, ben de bunu kendi hastanelerindeki bebek yoğun bakım hemşirelerinden öğrendiğimi söylemezdim:) Yani bu sadece Harvey Karp kitaplarında olmuyor:)

    Emzirme konusunda zırcahilim maalesef. Ama emzir(e)meyen annelerin de insan ve anne olduğunu unutmayan yaklaşımınız için teşekkür etmek isterim. Bu konuda “isteyen her anne emzirir, uykunuza düşkünsünüz ondan -ben de 3 saatte bir kalkardım?-, vah yavruuum anne sütü almadı mı, yazııık, eh anneliğin ehliyeti yok işte” yaklaşımlarından boğulacak hale gelmiştim. Nasıl bu kadar emin olabiliyorlar bir gün istedikleri anneliği yapmalarına fiziksel bir engel çıkmayacağına, hayranlık duyuyorum bazen doğrusu…

    Gülen yüzler süper. Benzerini ben de mahdumun özel eğitim sürecinde bizlerin basit karikatürlerini çizerek yapmıştım. Onlara bakmayı severdi. Sonra sormayı sever oldu, sonra da anlatmayı. Ben yararına çok inanıyorum.

    Uyku arkadaşını bebekler kendileri seçiyor, kesin bilgi, yayın bence:) Bir de, yeterli sevgi görüyorsa bir çocuk; emzik bırakmak geç de olsa zor oluyor sanki, çok da ş’apmamak lazım…

    Hayır yaa, özlemiyorum yaaa, yapmiycam yaaa, ne alaka yaaaa 🙂

    • “Emzik bırakmak geç olsa da zor olMUyor sanki” tabii ki:)

    • Uyku amacli olsa ne olacak ki? Post-partum depresyonunu en buyuk sebeplerinden biri uykusuzluk. Saglikli anne, saglikli bebek. Oh bir de bu annelere, saglikli su kaynaklariyla, ciddi denetimlerden gecen mamalarla beslenen bebeklerin hiiiyyyyy anne sutu alan bebeklerle ayni saglik seviyesinde oldugunu, emzirmenin faydalarinin emzirmeden degil, sosyo-ekonomik faktorlerden geldigini, mide asitlerinin zaten antikorlarin alayini oldurdugunu anlatinca kuduruyorlar :)).

      • Bu arada mamalara para veriyoruz ama Medela o pahali gogus pompalarini, saklama kap paketlerini, gogus petlerini, sutyenleri babamin hayrina yapmiyor. Kucuk bir servet harcamis biri olarak, kesin bilgi 🙂

  4. Masallah diyeyim tekrar, yazıda bir ayrıntı kafama takıldı maydanoz sütü azaltır diye biliyorum ve tüm yeşilliklerin içinde yenmemesi gereken o. Bunu bir araştırsanız?

  5. Bencede anneliğin eğrisi doğrusu yok ama bu da tecrübeyle öğrenilen birşey.Sunu da unutmamak gerek anne iç sesini dinlemeyi 6-7 ay sonra anca öğreniyor.Özellikle ilk aylarda sadece çevrenin etkisiyle değil bu süreci paylaşacak bir arkadaşında olmaması anneleri çok endişeli yapıyor bence.İlk bebegimde yeni bir şehirdeydim hiç danışabileceğim kimse yoktu ilk altı ay parçalamıştım kendimi.Şimdi yeni bir anne bir şey sorsa o çarrsizliğim aklıma geliyor ve kendi deneyimimi yargılamadan anlatmaya çalışıyorum.Çevresinde deneyimli yakın arkadaşı olanlar sadece arkadaşı bile olanlar çok şanslı bu süreçte.

  6. Incir'le Erik'in Annesi

    Insan biliyor da dogrulari yine de baskasiyla ayni hisleri, durumlarini yasadigini bilmek iyi geliyor. Icim daha bir ferahladi. Arada dustugum kizgin kumlardan serin sulara atladim.

    Sevgiler,