12 Yorum

Unutkanlık benim ikinci adım

Geçenlerde ‘HiçBİR şeyi yetiştiremiyorum!’ diye haykırıp ağlama noktasına geldiğim noktada Ferhan bana dedi ki: ‘Sen eğer kurumsal bir işte çalışıyor olsaydın şu anda doğum izninde olacak ve hiçbir şey yapmıyor olacaktın.’ O an durdum ve hak verdim. Ama sadece o an… Çünkü kurumsal bir işte çalışmıyorum ve yazmam gereken yazılar üst üste yığılmaya devam ediyor!

Zormuş. İki okullu çocuk, bir emzikli çocuk (ve bir eş, ve bir ev, ve bir blog, ve bir kidimami, ve bissürü şey) kolay değilmiş. Unuttuğum şeyler oluyor sürekli: Geçenlerde birinin okul gezisini unuttum, formasız gitti. Diğerinin tenis dersini unuttum, neyse ki hoca yokmuş iptal edildi. Dün akşam bebeği yıkamayı unuttum, ki kaç gündür yıkamadığımı zaten hatırlamıyorum… Böyle böyle, ha, bir önceki hafta sonu annemlere gitmiştik, yanıma bakım çantasını aldım ve kendimle de gurur duydum harika bir şekilde hazırladım diye, bir gittik ki ne görelim, bez koymayı unutmuşum! E pes.

Bez demişken, tüm direnmelerime rağmen 3 numaralı Prima’ya geçmiş bulunuyor Derya kuzusu… Direndim, çünkü (1) bu kadar hızlı büyümesini kabullenemiyorum ve (2) annemlere giderken yanıma bez almayı unuttuğumdan koca bir paket 2 numara almıştım ve o duruyor, bitirseydik bari… Neyse işte, geçtik 3 numaraya, yapacak bir şey yok…

Biz oldum olası Prima kullandık, taa Deniz Amerika’da doğduğunda tanışmıştık o zamanlar ‘file doku’ denilen Premium Care ile, hatta Türkiye’ye geldiğimizde yoktu da pek bi bozulduydum. Sonra sonra çıktı bu ‘Beş Yıldızlı Koruma’ vaad eden (ve Beş Yıldızlı Söyleşiler‘e adını veren) Premium Care. Şimdi o da yenilenmiş, özelliklerine bir ’emici kanal teknolojisi’ eklenmiş. Birkaç hafta önce düzenlenen bir tanıtım toplantısında (ki Derya’nın katıldığı ilk tanıtım olarak kişisel tarihine not edildi) tanıtılmıştı bu yeni bez ve fakat Derya o sırada adeta bu emici kanal teknolojisini test edermişçesine o güne kadarki geçmişinin en büyük kakasını yaptığından pek dinleyememiştim sunumu…

Özetle, bu emici kanal teknolojisiyle sıvının iki eş kanalda yayılarak temiz havanın ciltle temasını muhafaza ediyormuş yenilenen Premium Care. Günde yaklaşık 600, yılda 2 milyonu aşkın testin sonucu dikkate alınarak geliştirilmiş. Biz de önümüzdeki birkaç sene boyunca bu testlere evimizden hunharca katkıda bulunacağız!

Artık suların durulmaya başladığı, gecelerin -zor da olsa- bir düzeni andırdığı haftalara giriyoruz sanırım. Derya’nın şu aralar net bir programı var: Akşam 9:30-10 gibi uykuya dalıyor, sabaha karşı 2 gibi uyanıyor, sonra 5’te tekrar kalkıyor. Buraya kadar güzel… Ama sonrası her gün başka bir eğlence… Kimi sabah hemen geri yatıyor, saat 7 buçuğa kadar uyuyor; kimi sabah gazı oluyor ne yapacağını bilemiyor. Fakat çoğunlukla bu 5’ten sonraki süreci yanımda uyuyarak geçiriyor. Ben her ne kadar o yanımda olunca fiziksel olarak rahat yatamasam da işin duygusal kısmı gerçekten çok eğlenceliymiş. İnsanlar neden ve nasıl ‘co-sleeping’ yapıyorlar, anladım.

Emzirme sürecini diğer iki bebeğime göre daha kolay atlatıyoruz bu sefer… Saatli emzirmediğimden mi bilmem, pek bir sorun yaşamıyorum bu kez… Evet, memelerimin her biri Türkan Teyzemi kıskandıracak boyutta ancak daha önceki emzirmelerimde pedsiz gezemezdim ben, gece koyduğum pedlerin de sabaha sıksan suyu (sütü) çıkardı. Bu sefer her şey daha kontrollü ilerliyor ve bundan hiç şikayetçi değilim. 

Geceleri emzirme seansları çok uzun sürmese de henüz öyle yok efendim bir rutin oluşturalım, işte banyo yaptıralım, kitabını okuyalım yatağına koyalım gibi bir düzen oturmadı evimizde… Akşamları genellikle iki büyük bebeğimi yataklarına tabir-i caizse tıkıştırıyorum (babaları evde yoksa; varsa o yapıyor), fırsat bulabilirsem bebeyi bir kenara koyup onlara kitap okuyorum, sonra da Derya’yı üzerime asıp kendim kitabımı elime alıyorum. Her ne kadar pozisyon olarak rahat olsak da kucağımdan sarkan bir bebekle iki elimle kitabı tutup altını çizmeye çalışmak (çizilecek bir şeyse eğer) hiç kolay olmuyor. Duydum ki çare kindle’mış, zaten aklıma koydumdu, en kısa zamanda kendime doğum hediyesi olarak kindle alıcam. 

Geçtiğimiz hafta bu dünyadaki ikinci ayını devirdi Derya bebeğim. İki ay kontrolünde sınıfını geçti: kilo ve boy alımı da doktoru memnun etti ve mutlu ayrıldık oradan… Yarın da sağlık ocağına gideceğiz, ikinci ay aşılarını olacak. Oradan pek mutlu ayrılacağını sanmıyorum çünkü aşı… Bühü…

Kardeşi siyah beyaz seviyor diye ona öyle resim yapmış ortanca çiçeğim 💕

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Herkes soruyor: Abiler nasıl yaklaşıyorlar kardeşlerine? Herkese aynı cevabı veriyorum: Çok seviyorlar. Ve fakat bu, evde her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmiyor tabii, özellikle ilk kez abi olanlar paylarına düşeni yaşıyorlar. Aslında ‘lohusa hüznü’ gibi bir ‘yeni kardeş hüznü’ denilebilir buna, çünkü bir yandan çok sevip kıyamazken kardeşine, bir yandan da artık evin en küçüğü olmamanın verdiği bir hüzün var tabii ki… Ama bu başka bir yazının konusu…

Derya’nın ikinci ayının yaklaşıyor olması şerefine uzun zamandır tetikteydim: Acaba ne zaman gülecek ve kime gülecekti? Onların haberi yok ama annemle, kayınvalidemle falan gizli bi yarış içindeydim ilk kez bana gülsün diye… Doğan’ın zaten pek bi şansı yoktu çünkü bu aralar çok yoğun çalışıyor ve çok göremiyor Derya’yı… Ve çabalarım boşa çıkmadı, Derya bebeğim ilk gülücüğünü annesine bahşetti (aksini kimse kanıtlayamıyorsa öyledir!). O zaman sıradaki şarkımız Emel Sayın’dan gelsin: Gülmek sana yakışıyor.

Gulucuk

12 yorum

  1. Balyanak , balll 🙂

  2. Maşallah bal yanağa, hep gülsün inşallah 🙂
    Premium Care’dan hiç memnun değildim ben, çocuk kaka, çiş içinde uyanıyordu, hatta bir keresinde kucağımda dururken kendi pantolonundan benim üzerime bulaştı 🙂
    Ne varsa Prima’nın normalinde var, belki hassas ciltler için Premium Care iyidir, ama kesinlikle emici değil.

  3. Derin’e benziyor sanki. Bana öyle geldi yani 🙂 Bu arada maşallah kuzuya 🙂

  4. Keisn ilk sana gulmustur elif zaten kesin ilk her seyi seninle yapacaktir. Kimsenin bundan suphesi olamaz 🙂
    Masallah derya sana! Omrun guzel olsun minik kuzu 🙂

  5. Maşallah, sağlıkla büyüsün.

  6. Maşallah Derya kuzusuna. O yanakları öp öp öp doyama

  7. O yanaklar bitiriyor beni.
    Unutkanlik yeni mi basladi ya? Bende 2. den beri var ve hala da gecmis degil. Herseyimizi saga sola not ederek, elektronik ortamda takvimden ve notepad’den haber verip hatirlatarak hallediyoruz.

  8. nedir bu türk toplumundaki kardeş geldiği anda başlayan kıslanıyor mu sorusu. merak da etmiyor ha. emin kıskandıgından.
    ne desen inandıramazsın. “yok yok kıslanıyordur o” aslında seviyor kıskandıgını düşünmüyorım desen de nafile. benim 2.oglum oldugunda abisinin yanında ( ki 7 yasında herseyi artık anlayabiliyor ) kardeşini kıskanıyor mu diye yüksek sesle soranlar oldu. Ey güzel Allahım dedim kıskanacak, kıskanırsa, kıskanıyor, kıslanıyordur, kıskanırsa delireceğim bi bırakın cocuklarımı ya size ne

  9. Ben 1 çocukla kendini kaybetmis 14 aydır neredeyse bulamamis biriyim:) Masallah diyeyim size ee cok cok normal. Bir de yardımcınız yok mu? Tek basiniza mi hallediyorsunuz herseyi. 2. Çocuk icin ben tek yapamayacağımi düşünüyorum. Tavsiyeleriniz var mi

  10. Maşallah Derya bebeğe, çok tatlı. Ne mutlu ki çocuklarımız var, bu nedenle paylaşacak çok şeyimizde var. Çocuklarım olmadan önce ne kadar da sıradanmış hayatım. Bugün benden 20 yaş büyük bir tanıdık çocukları 26 ve 23 yaşında. Benim durumumla kendi durumunu kıyasladı. Bir Mevlüt toplantısına gelemeyebilirim, çocuklarım var dediğimde bende de var demesi çok komikti. Küçük çocuk başka oluyor şekerim. Anlatmaya ne hacet. Blogcu anne bol bol anlatmış. Beni dinlemiyorsun bari onu oku…

  11. DERYA’NIN YANAKLARI. Yorumum bu kadar 😀

  12. Üç çocuk. Üç ayrı okul. Bir iş, bir blog, bir ev ve bir eş (allahtan var!) ile ben de etrafımdakilerin isimlerini bir seferde doğru tuttturamıyorum. Hani bana adımı sorsalar onu da düşünmem gerekebilir. Ön bellek o kadar dolu ki, işlemiyor bazen. Sizi çok iyi anlıyorum. Yine de, ne mutlu bize 🙂