44 Yorum

Bir Kürtaj Hikayesi

Aşağıdaki yazı ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Buradaki bütün “pozitif” hikayelerin dışında bir hikaye bu… Gelip buraya bırakıyorum çünkü yalnız olmadığımı biliyorum.

Uyanıp saate bakıyorum. O garip masada zavallıca yatıyorum. Zavallıca olmayı hiç sevmem. Sanki saati bilmesem ve kontrolü kaybetsem her şeyin kontrolü elimden çıkacak gibi endişeliyim. Evet, yaklaşık yarım saat önce uyumuşum. Buradayım. Sağımda çantam, saatim ve telefonum. Bıraktığım yerde duruyor. Kalkmak ve olduğum yeri terk etmek istiyorum, gücüm yok. Çok savunmasız hissediyorum o an ve kendime acıyorum. Galiba en çok tek başınalığıma acıyorum. Zar zor sesim çıkıyor, hemşireye sesleniyorum; “kalkabilir miyim artık?”

Emindim neredeyse hamile olmadığıma, ama hep döngülerim şaşardı benim. Döngülerim şaştığında da genellikle kontrole gider, yeni bir hormon kontrolü, yeni haplar denerdik. İhtimal vermiyorum hamile olduğuma, aynı refleksle kontrole gidiyorum. Önceden gebelik testi için laboratuvara kan veriyorum ki daha sonra, doktorun nasılsa isteyeceğinden eminim. Doktora hızla derdimi anlatıyorum. Masaya yatırıyor, önce bir ultrasonla bakacak…

“Hamilesiniz” diyor, “7 haftalık” Öylece kalıyorum. Hissettiğim en net duygu kontrolün elimden çıkmış olması. Hayatımın kontrolünü kaybettiğimi hissediyorum. Korkuyorum. İşgal altındayım sanki… Sanık sandalyesinde gibi hissediyorum ve doktordan da çekiniyorum ama ona mecburum. Anne olma fikrini o güne dek hiç düşünmemişim. Kendimi anne gibi de hissetmiyordum. Ne yapmam gerek düşünmeliyim. Hayatım şu anda bir bebek büyütmeye uygun değil. Babasıyla zaten ayrıldık ve gerçekten çocuk büyütebileceğim biri hiç değil. Kesinlikle kurtulmam gereken biri, öyleyse bebekten de kurtulmam gerektiği sonucuna varıyorum. O adamla birlikte olmak gibi bir seçim yaptım, hayatta yaptığımız yüzlerce seçimden biri ama bunun bedeli ağır ve üstelik tek kişilik. Oturup bunun hesabını soracak durumda hiç değilim.

Ona haber vermiyorum. Çünkü sanırım izin vermez, doğurmamı ister diye düşünüyorum. Aksi durumda da bu krizde onu da yanımda taşımam gerekecek, istemiyorum. Üstelik bunu onun bana yaptığı bir şey gibi algılıyorum. Çünkü çok emindi dikkatli davrandığından. Kasıt arıyorum ve öfke doluyorum. Öfkemi yöneltebileceğim kimse yok…

O anda doktorla konuşuyorum, bir şey yememiştim zaten, öğleden sonraya karar veriyoruz, doktor yine de biraz beklemem üsteliyor, bense fikrimi değiştirmek istemiyorum, gidip bankadan para çekiyorum, üzerime rahat bir şeyler giyiyorum ve tekrar dönüyorum. Sonraki evrak işleri çok acı dolu. Kürtaj olmak isteyen kimseye hastane çalışanları merhametle yaklaşmıyor. Fısıldayarak söylüyorsunuz ve gözlerindeki kınamayı hissediyorsunuz.

O güne dair hatırladığım en net detay, hemşirenin tersliği ve kırmızı ojelerim. Bir de bekleme salonundaki mutlu hamileler. Bana göz ucuyla bakıp soranlar, çünkü otomatik olarak benzer bir durum için orada olduğumu düşünüyorlar. Göz göze gelmek istemiyorum.

Operasyon bittiğinde bir odada tek başıma kaldığım üç saat. O durumda arayabileceğim hiç kimse yoktu. O üç saate dayanacaktım ve sonra hayatımın kontrolünü yeniden elime alacaktım. İyiydim. Aptal evlilik programlarını izledim ve saatlerin geçmesini bekledim.

Önce rahatladığımı zannettim. Bir sorun çözmüş gibiydim. Bir fatura ödemiş bir sınavı geçmiş, iş yerimdeki bir sunumu başarıyla atlatmış gibi. Orada durdu bu his ve unuttum. Atlattığımı düşündüm. Yakın arkadaşlarım hamile kaldı, oturup anneliği hiç hak etmediğime ağladım, haftalar sonra babasına söyledim ve yine ağladım. Zaman zaman ağladım ama yok saydım. Yapılması gerekeni en soğukkanlı biçimde yapmıştım ya, daha neydi.

Öyle olmadı. Aylar sonra dayanamayıp terapi almaya başladım ve bir noktada bu anı paylaşabildim. Ağır bir stres geliştirmişim, ilişkisiz geçirdiğim aylara rağmen gebelik testleri yapmak gibi bir takıntı edinmişim ve başa çıkamıyorum. Zaten kimseyle ilişki kuramıyorum, imkansız. Bu travmayı çalışıyoruz. Acı ve çaresizlik duygum iniyor fakat bir noktada takılı kalıyor. O zaman terapistim açıklamak durumunda kalıyor; “çünkü toplumsal baskılar” … Yani ben ne yaparsam yapayım, bu anın izini zihnimden tamamen silemeyeceğim. Çünkü toplum öyle istiyor. Çünkü böyle öğrenmişiz.

Bu yazıyı yazmak istedim çünkü kimseye anlatmadım. Çünkü benzer hikayeler anlatan kadın arkadaşlarımı dinlerken ve hissederken dahi “ben de yaşadım, biliyorum” diyemedim. Dilimin ucuna kadar geldi ama söyleyemedim. Yaşadığımın kutsal annelik müessesiyle ilgili olmadığını biliyorum, ben bunu yaşamadan önce de, başka arkadaşlarımın yanında oldum ve yargılamak aklımdan dahi geçmedi. Ama o hemşirenin bakışı, doktora kendimi açıklamaya çalıştığım, “eğitimli, çalışan, orta yaşlı bir kadın” olduğumu anlatıp benim cahil ve hafif bir kadın olduğumu düşünmesin diye ikna etmeye çalıştığım anlar çok kırılma noktalarım oldu. Ve bütün bunları yazmak istedim, çünkü biliyorum ki benzer yükleri taşıyan çok kadın var. Bence artık konuşmalıyız, anlatmalıyız, çünkü sadece yine bize birbirimizden fayda var. Bu bir olay, bir travma, bir fiziksel işlem ve iyileşmek için birbirimize ihtiyacımız var. Birbirimizden gelecek anlayışa ve şefkate… Bunun sadece anne olmuş kadınlara layık olması haksızca olmaz mıydı biraz?

Ve bilin ki; sizi anlıyorum. Herhangi bir sebeple bunu yapmış olmanız sizi dünyanın en kötü insanı yapmıyor. O çaresizlik duygusu insanı kurutuyor. Hafta hesabı, kendini suçlamak, doktor bulmak, hepsi bir kaos silsilesi. Başka durumlardaki bir sürü kadının hikayesini okudum sonradan ve hepsini çok hissettim içimde… Çünkü o anki çaresizlik duygusu tamamen aynı. Sadece dozları ve biçimleri farklı. Zamanla bütün bu duygular azalıyor ve belki sadece durup bazen “yaşasaydı acaba kaç yaşında olurdu” diye duygusallaşıp, yeniden doğru kararı verdiğinize emin oluyor ve yolunuza devam ediyorsunuz. İşte galiba hepsi bu kadar…

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

44 yorum

  1. sizi anlıyorum….lütfen siz de kendiniz anlayın…

  2. Bir kadın kendini hamileliğe ve bebeğe hazır hissetmiyorsa ve elinde olmayan nedenlerle hamile kalmışsa yapabileceği hiç bir şey yoktur. Kendinizi lütfen yormayın artık.

  3. Ben de yaptim, sizi anliyorum. Karari veren ve uygulayan olarak kendimize eziyet ediyoruz zaten, ancak cevrenin baskisiyla basetmek ayri bir mesele. bu karari vermek hic kolay degil bir kere, oysa rahatimizi bozmak istemedigimiz icin boyle bir karar veriyormusuz gibi algilsniyor. Verilen karari kabul etmek hic kolay degil, ben de bu asamada verdigim kararin mantigini sorgulayarak, tekrar tekrar saglama yaparak, bunun duygusal olarak kolay olmasa da o anki hayatim için dogru oldugunu hatirlayarak kabul etmeye calisiyorum. Eylem gecmiste kaldi bile, ama etkileri bir omur bizimle olacak…

  4. Hani filmlerde hep super kahramanlar var ya, ve genelde de erkekler ya, hadi ordan… Anne olunca anladim ki (kadinligimi anlamak anlaminda), aslinda her kadin super kahraman. Fiziksel, sozlu, duygusal, hormonal, o kadar cok seye maruz kaliyoruz ki (anne olmadan da), bence cok cok cok iyi is cikariyoruz. Siz, kendinizi oyle guzel ifade etmissiniz ki, unutmayin, siz de bir gun bebektiniz, ve evet siz de sevilmek, kabul edilmek ihtiyaci ile bu hayata adim attiniz. Iste bu yolda da, boyle bir sizin deyiminiz ile ‘aci ve caresizlik’ ile basbasa kaliyorsunuz. Ama iste super kahramanlar hep yalniz, ama herkes onlara hayran. Kas gucu, para gucu, politik guc hep erkek, ama unutmayin ki super kahramanlar aslinda kadinlar… Ve dediginiz gibi biz birbirimize merhem olacagiz, olmaliyiz.

    Sizi seviyorum, tum kalbimle yaninizdayim, ve evet ayaga kalkip, kendinize sarilip aglayacaksiniz, ve kendi sirtinizi sivazlayacaksiniz, cunku siz daha cok guzel seyler yapacak, cok guzel insanlara dokunacaksiniz, ve kesinlikle yalniz degilsiniz. Inanin ve yola devam edin. Once kendinizi affedip, icinizdeki cocugu koruyup kollayin… Once kendinizi sevgi ile sarip sarmayalin, buyutun, inanin taburcu olacaksiniz.

  5. Sevgili arkadaşım,
    Senin bedenin, senin kararın. Kimseye hesap borcun yok. Lütfen yıpratma kendini. Sen toplumdaki baskılardan daha büyüksün, daha değerlisin.

  6. Sizi anlıyorum. Bir kararın doğru bir karar olması yetmiyor her zaman sanırım. Doğru bir karar vermiş olsanız bile çeşit çeşit nedenlerle yine de acı çekebiliyor insan. Umarım arkanızda bırakabilirsiniz bu yaşadığınızı. Terapistimin bana söylediği bir söz var sanırım herkes için geçerli olabilir: ” Kendinize biraz daha şefkatli davranın.”.

  7. Tabi ki bu karari vermis olmak, ne sizi ne baskasini asla kotu bir insan yapmiyor. Asla yalniz degilsiniz. Belki o bakislara maruz kaldiniz ama burayi okuyan ve yaninizda olsa size ictenlikle sarilacak onlarca kadin var eminim. Onlardan biriyim. Iyi olun. Sevgiler

  8. Kendinizi üzmeyin saglik olsun ileride isteginiz dogrultusunda yine olur. Plansiz yasamazdim bende taaki 2015 mayista kanser oldugumu ogrenene kadar kasim 2015’te hamile kalip agustos’ta doguracaktim bir kizim vardi birde kardesi olacakti ama olmadi.. ameliyat oldum yumurtalik rahim ne varsa alndi 6 ayda kemoterapi gordum simdi cok iyiyim sukur saglik kotrollerim iyi giderse belki bende kalben hamile kalabilirim ama dedigim gibi plan yok.. Kontrol her zaman bizde olmayabiliyor hayat guzel aksina birakmak en guzeli. Saglikli gunler herkese..

  9. Uzme cok kendini lutfen. Ben de yanindayim senin. Boyle bir karari alan hic bir kadini yargilamam ve aldigi kararin sonuna kadar destekcisi olurum.
    Sariliyorum sana
    Sevgilerimler

  10. Sizi yargilamiyacam elbette ama yaptiginizin da ayni zamanda dogru oldugunu soyleyemeyecem. Aslinda nasil bir duygu icerisindeyken kurtaj oldugunuzu bilmiyorum. Nasil olursa olsun allahin vermis oldugu bir cana kiymak hic kimsenin hakki degil.henuz dunyaya gelmemis bir candan ofkenizi cikarmak veya nasil. Bakarim diye simdiden geciminden korkmak dogru degil. Eminim suan yapmis oldugunuz isin pismanligini yasiyorsundur. Guzel kardesim suan yazdiklarimdan kirilmis olabilirsin. Yazdiklarimi seni kirmak icin yazmadim. sadece rabbimin merhametine sigin. O hic kimseyi basibos birakmaz. Cunku o dualari ve tovbeleri kabul edendir..

    • Hadi Allah askina gidin isinize. Cana kiymakmis, masummus gak guk, sonra da Allah bilir “evlilik disi hamile kalinmis cocuktan hayir gelmez” derdiniz, kendi cocugunuzla arkadaslik ettirmez, ilerde kiziniz oglunuzla evlendirmezdiniz ama.

    • “Yaptığınızın doğru olduğunu söylemeyeceğim” demek, yargılamanın tanımıdır tam da. Hele bir de “öfkesini çıkarmak”, “geçiminden korkmak” gibi tahminler yürütmüşsünüz, ki değil sizin hiçbirimizin haddi değil. Siz ancak kendi vücudunuz, kendi hamileliğiniz üzerinde söz sahibi olabilirsiniz, başkalarınınkini eleştirmek size düşmez. Çıkış noktanız ister inancınız, ister ahlakınız, ne olursa olsun, hiçbir şey size bu hakkı vermez.

    • Çok üzülüyorum. Bu yargılamanın nereden geldiğini biliyorum. Düşünmeden inanmak bu. Çünkü düşünmediğimiz zaman acımasızlaşıyoruz. Sonra da böyle şeyler yazıyoruz. Çocukların, bebeklerin kendimizin ne kadar hırpalandığını görmüyoruz da, daha olmaya yeni başlamış şeye acıyoruz ve daha da çok hırpalıyoruz. Anne olmaya hazır değilse kadın, kaza ile hamile kalsa dahi -çünkü sadece bebeklemek için sevişmiyoruz dolayısıyla bu eylemi gerçekleştiren kadın korunsa da korunmasa da hamile kalma potansiyeline sahip- anne olma sorumluluğunu üstlenmek zorunda değil. İki kelime: ZORUNDA DEĞİL!

      Eminim ki siz de böyle şeyler yazmak zorunda değilsiniz Sn. Narin. Bu yüzden, yazmayın bence, kırmayın insanların kalbini böyle acımasız sözlerle.

  11. O bakışların sahibi siz doğurdaydınız emzirmiyor musunuz diye bakacaktı, çalışırken çocuğunuzu bakıcıya bıraktınız diye bakacaktı, çocuğu evde bırakıp tatile gittiniz diye bakacaktı, bakacaktı, bakıyor. Yaptığınız yanlış değil, (kaldı ki yanlışsa da sizin yanlışınız; kim hatasız bu dünyada) sizin bedeniniz sizin hayatınız. Kimseyi memnun etmek kimseden onay almak zorunda değilsiniz. Asıl tek başlarına kalacaklarını bilseler de doğru olanı yapmayı seçenlerdir güçlü olanlar. Siz çok zor bir karar alıp sonuçlarına tek başına katlanmayı seçecek kadar güçlüsünüz. Sevgiler

  12. Nasıl başlayacağımı bilemedim, arkadaşım, dostum, hemcinsim? “Sevgili” diye başlasam, içimde şu anda sizin için hissettiklerimi anlatamayacak kadar hafif kalacak.

    Lütfen kendine sımsıkı sarıl, ya da yanağını bir okşa, benim için. Bunu benim sana sarıldığımı düşünerek yap, çünkü ben seni sarmalama isteği duyuyorum. Bu öyle bir his ki, dünyadaki tüm kadınları, kalplerindeki yaralarını iyileştirircesine sarıp sarmalamak ve onlara “bu bir hata değil” demek istiyorum. Toplum baskısı, yapmamız gerekenler, yapmamız istenenler ve aslında yapmak istediklerimiz…Hepsini bir kenara bırak. Sen kendi hayatın için karar verebilmiş ve bunun da en doğru karar olduğunu zaten bilen “şanslı” azınlıktasın. Bunu lütfen unutma. Kendini sev, sarıl kendine. O masada yatarken yaşadıklarında, hissettiklerinde yalnız değildin, hala değilsin. Lütfen kendine iyi bak, çünkü önemlisin ve biriciksin.

    Tüm kalbimle,
    Ayşe

  13. Buyuk gecmis olsun. Hamilelik “karnin sissin, sonra bebegi it, sonra istemiyorsan evlatlik ver” gibi basit bir surec degil. Hala, 2016 yilinda bile, bir kadinin gectigi en tehlikeli surec. Kan pihtisindan, gripten olmeye kadar… Sizin bedeniniz, sizin karariniz. Bir kiz annesi olarak kurtaj hakkini sonuna kadar destekliyorum. Kimse benim kizima istemedigi bir hamileligi yasatamaz.

  14. Sizi tebrik ediyorum. Sırf sizden öyle beklendiği için istenmeyen bir çocuğu, hazır olmadığınız bir zaman, mutlu yaşayamayacağı bir ortamda doğurup büyütmediğiniz için. DOĞRU OLANI YAPTIĞINIZ İÇİN.

  15. Bu konuda herkes farkli bir sey söyleyecektir. Ve bence bu konuda sizin yasadiklariniz, hissettikleriniz ve aldiginiz karar esastir. Herkes kendi yasamini bilir, herkesin dogrusu yanlisi kendinedir.
    Kurtaj bir kadin icin yipratici gercekten, bir gedik acar kalpte. Kendimden biliyorum. Ama sizi suclu yapmaz. Sadece uzucudur. O uzuntu de hafifliyor zamanla.

  16. 7 aylik evliyim, bikac ay önce olmadigina emin olmama ragmen bi ara, normalde saat gibi olan adetim gecikince ayni sizin gibi kontrolun bende olmadigini hissettim. Bir dünya annelik blogunu takip etmem, ablamdan dolayi hamilelik hakkinda detayli bilgi sahibi olmam, minik yegenlerimi delicesine seviyor olmam bu gercegi degistirmedi. “Ben simdi anne olmak istemiyorum!” Hazir degilim buna, daha birinci evlilik yildonumumde hamile, belki de bebekli olmak istemiyorum. Testi yapana, adetim gelene kadar kararliydim, bu hamileligi istemiyorum. Ama eşime demiştim ki, (olmaz da) eger hamileysem “hic kimseye soylemeden” aldiralim. Cunku iliklerimde hissetmistim bahsettiginiz, doktorunuzun da dedigi “toplum baskisi”ni. Nitekim; kayinvalidem herseyden habersiz telefonda “eger kazara olursa sakin ha aldirmayin ben bakarim” dedi, benden cok once evlenmis ama şuan cocuk sahibi olmayi dusunmeyen bile yakin arkadasima anlattigimda (boyle dusunmustum ama degilmisim diye) “öyle şey mi olur” dedi, bekar baska bi yakın arkadasim “saçmalama” dedi. Demek ki, olsa, aldirmak istesem, kimse (en yakin arkadaslarim bile) senin bedenin senin kararin demeyecekti.
    İşte bütün bunlardan dolayı, (belki tam olarak değil ama) anlıyorum sizi, ve saygi duyuyorum. Tanimiyorum ama diger yorumcular gibi seviyorum sizi❤️

  17. Oncelikle cok buyuk gecmis olsun. Esimin durumundan dolayi cocugumuz olmuyor tup bebek tedavisi icin bekliyoruz. Hic hamile kalmadim ama hamile kalmayi cok istiyorum. En az sizin hamile kalmamayi istediginiz kadar. O yuzden dogru ya da yanlis diye yorum yapmak asla haddime degil biliyorum ama sonucta hayat sizin. Sefasini da cefasini da siz cekiceksiniz. Mutsuz bir hamilelik gecirip, mutsuz anne olup mutsuz cocuk yetistereceginize, hazir oldugunuz zaman anne olmak cok daha dogru bir tercih olmus. Sizi cok iyi anliyorum ozellikle cevrenizdekilerle paylasamama insanlarin yargilamasi konusunu. Inanirmisiniz ben tup bebek icin bile kimseye soylemiyorum cunku sonra acimaya basliyor insanlar. Ama hic uzulmeyin siz kendiniz icin dogru olan karari vermissiniz ve ne acidir ki tanri bu konuda tum yuku kadinlarin omzuna vermis. kurtaj, dogum, hamilelik, tup bebek bunlarda erkeklerin fikri bile olsa tum olay kadinin bedeninde gerceklesiyor. O yuzden sizin bedeniniz sizin karariniz. Cok mutlu olun

  18. Yaşasaydı.....

    Yaşasaydı 13 yaşında olacaktı…… Sizi Anlıyorum ….

  19. Sımsıkı sarılıyorum … Deniz’e katılıyorum benim söylemek istediklerimi çok güzel ifade etmiş, bu toplum ne yapsanız bakacaktı ve bakıyor, bırakın baksın …
    Çok zor bir karar ve o hissi çok iyi anlıyorum, kesinlikle yalnız değilsiniz.
    Hazır hissettiğinizde bile hazır olunmayan bir olay hamilelik ve çocuk … yanlışı kim yargılayabilir, kendi kendinize azap etmeyi bırakabilmenizi diliyorum.

  20. Ne garip…Birçok insan bir bebeği istememe düşüncesini bile tanrıya hakaret olarak algılıyor, veya bir insanı öldürmekle eş tutuyor. Maddi durumu yerinde olsa bile, evliliği iyi gitse bile, yanında destek verecek ailesi ve arkadaşları olsa bile bir insanın bir bebeği istemeyebileceği düşüncesi inanılmaz geliyor. Neden? Kişisel düşünce ve inançlarımızı neden herkesçe paylaşılmasını bu kadar büyük bir tutkuyla istiyoruz?

    Sırf vücudumuzda bebek taşıyabilme yeteneği var diye, herkes bebek yapmak zorunda mı? Bazı kadınlar her şartı sağladığı halde bebek yapmak istemiyor olamaz mı? Siz Allah’ın gazabından korkup 5. bebeğinizi doğuracakken, bazı kadınlara Allah veya gazabı hiçbir şey ifade etmiyor olamaz mı? Her ne kadar dikkatli olsak da, bir hatanın sonucu bu kadar geri dönülemez mi olmak zorunda?

    Yine ne gariptir ki, embryonun kadından alınma işlemini cinayet ve tanrıya ihanet olarak değerlendirip ‘bebeğin yaşama hakkıı!’ diye kendini yırtanları, bebek doğduktan sonra ve büyürken ‘bebeğin sağlık hakkıı’ veya ‘çocuğun eğitim hakkııı’ ve hatta ‘gençlerin iş bulma ve çalışma hakıı’ diye bağırırken göremiyoruz. Nedir bizi bu kadar embryo fetişisti yapan?

    Yazar arkadaşım, her ne nedenle kürtaj olduysan bu sadece seni ilgilendirir, ve kimseye bir açıklama borcun asla yok. Bu yazıyı da zaten o nedenle yazmadığını anlıyorum. Deniz’in de dediği gibi, bu toplumda ne yapsan yargılanacaksın. Malum, birbirimizin işine burnumuzu sokmaya bayılıyoruz. Seni yargılayacak olan en yakın kız arkadaşın da olabilir, hatta annen bile. Ama sen kendin için en iyi kararı verdiğine inanıyorsan olay orada bitmiştir. Daha önce yaşamadığım için kürtajın nasıl bir his olduğunu bilemiyorum. Ama en basit ameliyatımda bile nasıl korkup strese girdiğimi hatırlayabiliyorum. Bu tarz şeyler, hele de doktorun ve hemşiren seni bir güzel yargılıyorsa hem fiziksel olarak hem psikolojik olarak yıkıcı olsa gerek. Terapiye başlamış olman ve kendini daha iyi hissetmek istemen harika bir adım, iyileş ve lütfen çok mutlu ol. Bunu yargılayıcı toplum inadına kendine borçlusun belki de.

    Keşke bazı sağlık çalışanlarımız da kürtaj yaptıracak kadınlara adam öldürüyor muamelesi yapmayıp yargılamalarını kendilerine saklayabilseler. İleride, kürtaj yaptıracak bir kadının gördüğü muamelenin apandistini aldıracak bir kadından farklı olmamasını dilerim.

    Ve bazı kadınlar, erkekler. Anneliğe, bebek sahibi olmaya bu kadar büyük anlamlar yükleyip, kutsallaştırıp inanılmaz mertebelere oturtmayın. O zaman size kürtaj da akıl dışı gelecektir, asla anne olmak istemeyen bir kadın da, asla baba olmak istemeyen bir erkek de. Hep duyuyoruz, ‘ama bu mucizenin dünyaya gelmesine nasıl engel olabilirsin?’ diye. O, sana mucize işte, bana değil. Bu doğanın bir akışı, ve şanslıyız ki insanlar olarak bu konuda kişisel kararlar verip bu akışı istediğimiz gibi yönlendirebiliyoruz. Bırakın herkes kendi akışını yönlendirsin istediği gibi.

    Ay rahatladım.

    • ağzınıza elinize sağlık..

    • ben de rahatladım! ağzınıza sağlık <3

    • Arkadaş bu toplumda ne yaparsan yap yargılanırsın demiş lakin kendisi de aynı toplumda yaşıyor olduğu için sanırım kendisi gibi düşünmeyenleri iğneleyici bir üslupla yargılama yoluna gitmiş. Ayrıca apandist ile kürtajı aynı kefeye koymak gibi ilginç ve acımasız bir yorumda bulunmuş. Bu yorum bile kendisinin bir cana ver(me)diği değeri gösteriyor ki bir de hümanist geçinirler kesin. Kürtaj insanın yaşama hakkının elinden alınmasıdır, insan hak ve hürriyetlerine aykırıdır. Gerçi o embriyoydu değil mi! Ayrıca kürtajın yapılmaması gerektiğinin açıklaması sadece Allah korkusu ve dini kaygılarla değil insani değerlerle ilgili olmasındandır. Bu ‘Senin bedenin senin kararın’ gibi bir safsatayla açıklanmayacak bir olay. Zira hiçkimsenin canı hiçkimsenin kararına bağlı olamaz.

      • Hassasiyetimi höşgörün lütfen Rümeysa, istemesem de bu konu hakkında sizin gibi düşünenlere hissettiğim tek şey kızgınlık. Bu nedenle duramıyorum. Bebek sahibi olmaya karar verdiğimizde tam olarak bir can yaratıyor olma kontrolü bebeğin anne ve babası olacak kişilerdedir. Yani bu durumda ben bebek sahibi olsam, bebek benim kararıma bağlı olarak can bulur. Dolayısıyla benim bebeğim, benim kararım! Leyleklerle bir bağlantımız olmadığına hepimiz inanıyoruz çünkü.

    • Eğer bir kadın olarak varolduysak, iser doğanın işleyişi ister tanrının yaratışı olarak inananalım içimizde bize ait olmayan, bedenimizin bir organı olmayan bir canı taşıma kapasitesi ile doğuyoruz. Bu can ki bilimsel araştırmalar varlığının çok erken safhalarında bilincinin oluştuğunu, annenin ruh durumundan etkilendiğini gösteriyor. Kürtaj videosu izlememişsinizdir mutlaka. Yoksa sizin o embriyo dediğiniz canın başını kolunu koparmak için ona doğru gelen aletten nasıl kaçtığını, çığlık atar gibi ağzını nasıl açtığını, korkudan kalp atışlarının hızlandığını görmüş olursunuz. Bunu gören birinin Kürtajın cinayet olduğunu düşünmemesinin imkansız olduğunu sanıyorum. Çocuk sahibi olmak istememeye gelince, kalıcı yada geçici bir sürü yöntemi var. Eğer istek dışı ilişki yada aşırı cahilliğin sebep olduğu bir durum değilse (ki yazar böyle bir durumdan bahsediyor) bu sarhoşken araba kullanıp birini öldüren birinin durumuna benziyor. Böyle bir durumu ne kadar hoş görebilirsem Kürtajıda ancak o kadar hoş görebilirim.

    • Vallahi ben de rahatladim agzina saglik!!!!

  21. yalnız değilsin senin bedenin, senin kararın kendine iyi davran…

  22. Ben de seni seviyorum. Kimse kimsenin acısını tam olarak anlayamaz. Ama sana hak veriyor ve acını paylaşıyorum. Sonuçta herşeyi ruhumuzun deneyim bulması için yaşıyoruz. Üzme kendini lütfen. ..

  23. Seni anlıyorum. Her bir hücremle anlıyorum. Sana sarılmak istiyorum. Cesaretinden dolayı, bu kararı verebilmenden dolayı kutluyorum.
    Seneler önce başıma geldiğinde, bir sabah uyanıp kendimi hamile bulduğumda ve yüksek sesle ‘ben bu çocuğu istemiyorum, ben anne olmak istemiyorum’ dediğimde yaşadığım baskıları, ayıplamaları, sonra istersin olmaz bak demeleri hatırlatıp ağlıyorum şu an. Nasıl toparlar yazarım bilmiyorum. Ben o cesareti gösteremedim, ben o baskılara yenildim. Üstüne bir de ‘istemediğim’ artık bilindiği için hamileyken yaşadığım her sorun, doğumun zorluğu, sonra yaşanan zorluklar da hep yine ben suçlandım. Çünkü ben onu istememiştim, işte o yüzden bunlar başıma geliyordu. O yüzden benim çocuğum uyumuyordu, o yüzden kolikti, o yüzden 2 gün sürmüştü doğumum, o yüzden tüm hamileliğim bulantılarla geçmişti.
    Kimse dönüpte bakmadı bu kadın ne demek istedi diye. Kimse bu kadın içeride ne yaşıyor diye düşünmedi bile. Hazır değildim, maddi manevi hazır değildik, çok zorluk yaşayacaktık (m) , herşeyden önemlisi istemedim ben sadece istemedim.
    Yaşanabilecek en mutsuz hamilelik, en kötü ve yalnız lohusalık sonrası sustum artık.. Kırgınım, yalnızım, mutsuzum.. Ben mutsuz bir insan oldum. Ben kaybettim hayatımın kontrolünü, sahip olduğum ben’i kaybettim bir daha da toparlayamadım..
    Her kadının çocuğa bakış açısı farklıdır, kaldırabileceği zorluk farklıdır, sana kolay gelen bana çok zordur yada hepsini geç sen sadece ‘istemiyorsundur’ en doğal hakkındır bu..
    Neden her kadın anne olmak zorunda? Neden istemek zorunda? Bu kararı kim verdi?
    İçeride uyuyor şu an kızım. Mutlu bir çocuk herkesin beklentisinin aksine. Şu an bile buraya onu çok seviyorum ama kaybettiğim ben’e ağlıyorum yazmak istiyorum. Bu bile toplum baskısı. Çocuğu sevdiğimi bile bastıra bastıra söyleme ihtiyacı hissediyorum.
    Ağlarken zormuş yazmak. Toparlayamadım.
    İyi ol, kendine sarıl, sen kendin için en doğrusunu yaptın. Annelik hep fedakarlık değil olmamalı..

    • Bir de işin tehdit olayı var böyle. Bak sonradan istersin ama olmaz haa diye korkuturlar insanı. Bebek düşünmüyorum, istemiyorum dediğinde, hamile olmasan bile aman büyük konuşma, sonra bebeğin olmaz derler. Böyle korkularla boğulurken insan nasıl sağlıklı bir karar verebilir ki? Bazen bize en büyük zararı en yakınımızdakiler veriyor…

  24. belki de ihtiyacin olan sey o bebekti.. gecmis olsun.
    ama henuz boyle bir karar asamasinda olan yada ilerde olacak kadinlar unutmayalim ki o da bir can. disimizi aldirinca vicdan azabi cekmiyoruz ama bebek oyle deglil . bir ruh, bir can o. ur,tumor degil ki kurtulacaksin ondan. hayvanlar aleminde kurtaj var mi acaba, bir hayvanin bile karnindakini yok etmek aklina gelmez bence.
    seni kucakliyorum kardesim, acini yasa bence, bir mudddet dusun, uzul, uzulmek o kadar kotu birsey degil. uzulmek bizi insan eder, ve sen bence iyi bir insansin cunku hala uzulebiliyorsun.

    • Hayvanlar aleminde psikolojik siddet ve istismar olmuyor. Bu arada dusuklerin en buyuk sebebi embroyadaki sorun ve vucudun “bu embroyada sorun var, dusuruyorum” diye kendi kendini kurtaj etmesidir bu arada.

      • dusuk konuyla alakali degil, biz annenin iradesini konusuyoruz..hayvanlar da pek tabi cinslerinden ve insanlardan istismar ve siddet goruyorlar.icinde yasadiklari hukuk sistemi bile orman kanunlari adi ustunde.

        • Siz mi karar veriyorsunuz neyin alakali olup olmadigina? Dusuk vucudun “ben bu bebegi biyolojik sorunlari yuzunden istemiyorum”deyisidir hosunuza gitse de gitmese de. Evet, cok sukur ki farkindalik ve iradeye sahibiz. Hicbir kadin istemedigi bir hamilelige ve risklerine katlanmak zorunda degil.
          Orman kanunlariyla istismari karistirmissiniz.

  25. Dogru zaman degildi diyorsaniz dogru zaman degildir. Dogru kisi degildi diyorsaniz dogru kisi degildir. Nokta. Kimseye aciklama yapmak, onay almak zorunda degilsiniz. Sizi psikolojik olarak bu sekilde yargilamalarina izin vermeyin lutfen. Ben de kurtaj oldum. Dogru zaman degildi. Asla pisman da olmadim. Ayni kosullarda ayni sey bugunku aklimla olsa bugun de hic dusunmeden yaparim. Kendimi kimseye onaylatmak zorunda hissetmiyorum. Siz de hissetmeyin lutfen. Kadinin kadina yaptigi bu psikolojik eziyeti hakikaten anlamiyorum. Kucak dolusu sevgiler.

  26. Yaşasaydı 11 yaşında olacaktı…

  27. Kötü hissetmeniz normal.

  28. “obvious child” bu konuda deneyimi olan herkese iyi geleceğini düşündüğüm bir film. Hayattaki hiçbir seçimin sonrasında diğer seçeneği seçsem ne olurdu sorusunun cevabı olmadığı gibi bunun da yok. Ve her seçimdeki gibi geride bırakmak gerekiyor galiba. Hayat doğru yanlış bir şekilde ilerliyor. Üstelik doğru ve yanlışın da ne olduğu nadiren kesin.

  29. kızım aleysa ıkı aylık mama ıle beslendıgı ıcın pek gelışım gostermıyor ne yapmam gerkeıyor