7 Yorum

Bizde Görülmeyen Evrensel Ebeveynlik Alışkanlıkları

npr.org sitesinde yayınlanan bu yazı Ebrar Güldemler tarafından Türkçeleştirilmiştir.

*

Çin’de yayınlanan Tiger Mothers ve Fransız usulü anneliği anlatan Bringing up Bébé kitabı arasında ortak nokta bir nokta varsa o da ebeveynlik biçimlerinin farklılıklarının ortaya koyuşları…

Arjantinli ebeveynler çocukların uzun saatler uyanık kalmasına izin veriyor; Japonlar 7 yaşındakilerin tek başına metroya binmesine müsaade ediyor; ve Danimarkalılar kendileri alışveriş yapar ya da yemek yerken bebeklerini bebek arabalarının içinde, dışarıda uyumaya bırakıyorlar.

Bazı evrensel ebeveynlik yaklaşımları bizlere ürkütücü gelebilir ama dikkatli baktığımızda bazılarından ,bir şeyler öğrenebiliriz. Örneğin Vietnamlı anneler bebeklerine 9 aylıkken tuvalet eğitimi veriyorlar.

FullSizeRender (7)

Dünyanın farklı yerlerinden bazı ebeveynlik tarzları şöyle:

Norveç’te çocuklar sıfırın altında soğukta uyuyorlar.

Norveç’te devlet, çocuk büyütmede aktif rol oynuyor. Çocuklar bir yaşına ulaştığında anaokuluna başlıyor. Günlük bakımları burada sağlanıyor. Ebeveynler birkaç yüz dolar ödüyor ve çocuklarına sabah 8, akşam 5 arası bakılıyor. 2-3 yaş grubu çocukları bahçede ve üstelik en soğuk havalarda bile dışarıda vakit geçiriyor. Sıfırın altında soğuk havalarda bebek arabasında uyuyan çocuklar görmeniz mümkün… Devletin sağladıklarını avantaj olarak görmelerine rağmen, bazı anne babalar insanların ebeveynlik yaklaşımlarındaki yaratıcılıktan uzak tutumu eleştiriyor.

Vietnamlılar bebeklerine 9 aylıkken tuvalet eğitimi veriyor.

Bu çok güzel: Vietnam’da anne babalar bebeklerine ıslık sesiyle çiş yapmayı öğretiyor. Tıpkı Pavlov ve salyası akan köpekler gibi… Tek farkı burada ebeveynler ve çiş yapan bebekler olması… Görünüşe bakılırsa Çinliler de böyle yapıyor. Bebeklerinin çiş yapacağını fark eden anne babaların ıslık sesi çalmasıyla süreç başlıyor. Kısa bir süre sonra bebek bu sesle çişini yapması arasında bağlantı kuruyor ve ta taaa!

Tuhaf mı geldi? Ya da bir evcil hayvanı eğitiyor gibi mi hissettiniz? Araştırmalara göre Vietnam’lı bebekler 9 aylıkken bezden kurtuluyor. Buna ne diyeceksiniz?

Kenya’lılar bebeklerinin gözünün içine bakmıyor.

Kenya’daki anneler bebeklerini her yere götürüyor. Ama bebeklerinin mızıldamasına aldırmıyorlar. Bebekleri huysuzluk etmeye başladığında gözlerini kaçırıyorlar.

Bu tavır bize biraz sert gelebilir ama onların kültürü dahilinde incelediğimizde mantıklı görünüyor. Göz teması kurmak gücü karşındakine teslim etmek anlamına geliyor. Çocuğuna “patron sensin” mesajı vermek istemeyen ebeveynler göz temasını kesiyorlar. Araştırmalara göre Kenyalı bebekler daha az dikkat çekme peşinde oluyor.

Danimarkalı ebeveynler çocuklarını bebek arabasına koyup kaldırıma bırakıyor.

Danimarka’da çocukların dışarıda büyütülmesinin sağlığa ve gelişime faydalı olduğu düşünülüyor. Anne ve babalar alışveriş yaparken ya da yemek yerken bebeklerini dışarıda bırakabiliyor. Tahmin ederseniz ki, bu düşünce bizim tüylerimizi diken diken ediyor. New York’ta çocuklarını yemek yerken dışarıda bırakan bir Danimarkalı çift tutuklandı.

Polinezya adalarında çocuklar çocuklara bakıyor.

Büyük bir abinin küçük kardeşine bakmasından bahsetmiyoruz. Çocukların tamamen bir arada olmasını kast ediyoruz.

Bebekler büyümeye başlar başlamaz başka çocukların bakımıyla ilgileniyor. Anaokulu çağındakiler bebekleri sakinleştiriyor ve böylece daha özgüvenli oluyorlar. Çünkü ancak böylece büyük çocuklarla vakit geçirebileceklerini öğrenerek büyüyorlar.

Batı toplumlarında Polinezya’daki gibi bir uygulama çocuk ihmali olarak değerlendirilir ve korkuyla yaklaşılır.

Japon ebeveynler çocuklarının tek başına çıkmasına izin veriyor.

Japonya’da anne babalar çocukların belli bir yaştan sonra bağımsız davranmalarına izin veriyorlar. 7 yaşındaki çocuklar metroya tek başına binebiliyor ve nadiren de olsa 4 yaşındakileri de gördüğünüz oluyor. Amerika’da böyle bir şey olsa, derhal polis çağrılırdı.

İspanyol çocuklar geç saate kadar oturuyor.

İspanyol aileler sosyal ve insani ilişkileri çocuk gelişiminin bir parçası olarak görüyor. Çocukların 6.30 civarı yatağa gitmesi onlara çok yabancı bir yaklaşım. Çocuklar ortalama 10 gibi yatağa gidiyor ve akşamları aileyle vakit geçiriyor.

Ödül Afrikalı babalara gidiyor.

Orta Afrika’da kadın ve erkek rolleri kolayca değişebiliyor. Kadınlar avlanırken, erkekler çocuk bakabiliyor. Tam tersi de mümkün olabiliyor. Bu esneklik emzirmeye kadar gider mi dersiniz?

Fransız çocuklar her şeyi yiyor.

Belirli yemek saatleri olmalı. Arada atıştırmalık yok. Bir besini yeteri kadar denediklerinde bir noktada seveceklerine inanılıyor. Bunlar Fransız’ların yemek kurallarından bazıları. Böylece Fransız çocuklar bizimkilerin “kokuyor” diyecekleri peynirleri bile yiyorlar.

***

Yazının orjinalini buradan okuyabilirsiniz.

7 yorum

  1. Bizde herkes herşeye karismaya bayılıyor. Bunun toplumsal duyarlılıkla yapıldığını dusunmuyorum ama. Geçenlerde kizimla bir arkadasimin resim atölyesinin önünde oturuyorduk açık havada. Bir kadın geldi ayy o çocuk hasta olur dedi. Mersin hava 18C ılık bir esinti var. Usumez dedim, bana umursamaz bir anne işte der gibi baktı. Başka bir yerde magazada bebegimi öpmek isteyenlere lütfen öpmeyin dr.u yasakladi dedim. Pimpirikli anne oldum. Sahilde bankta oturuyordum bir süre sonra bebegim sıkıldı gezmek istedi. Peki hadi dolaşalim dedim kalktim. Teyzenin biri ” canım simdiden her istediğini yapma şımarık olur” dedi. Örnekler cogaltılabilir elbette demem o ki bıktık arkadaş bıktık ya! Hayir ben gerizekali degilim evet ilk cocugum okuyorum soruyorum gozlemliyorum hata da yapabilirim ben bir anneyim o benim cocugum ve o cocuk da bir insan talepleri ihtiyaclari var. Birakin da biz karar verelim. Hayır anlamadigim şey herkes bu kadar iyi biliyor herseyi bu toplum niye bu kadar duyarsız yüzeysel sagliksiz kisiliksiz insanlarla dolu o halde? Hadi bunu da açıklayın:))

    • Hislerimizi bu kadar iyi anlatamazdınız. Aynı soruyu ben de soruyorum. Madem herkes bu kadar iyi biliyor, bu psikopat nezaketsiz insanları kim yetiştirdi 🙂

    • Ataerkil toplum deniyor ona. Herkes herşeyi bilmez; büyükler en iyisini bilir, küçükler itaat eder. Çocuklara sorumluluk vermek ve duygularını ifade etmeyi öğretmek yerine, kolay ödülle, boş övgüyle ayrıcalıklı olmaya ve afra tafraya alıştırırsanız, muhtemelen bir yandan her tarafa parmak sallayan (sorumsuz yetkili), öte yandan kabul görmek için bir nevi “suça meyilli” (olumsuzluğa tahammülsüz, kolaycı) nesiller elde edersiniz 🙂

  2. “Evrensel” kelimesi “dünyanın yer yerinde geçerli/uygulanan” anlamına geliyor. Burada bahsettiğiniz ise tam tersi, “yerel” uygulamalar. Bazıları düpedüz yanlış (kaslar gelişmeden tuvalet eğitimi, göz temasından kaçınmak vb.), bazıları fazlasıyla kültürel.

    Türkiye için de “çocuklara TV ve tabletler bakıcılık eder, pedagojik açıdan Vahşi Batı’dır” diye eklenebilir. Yazı da “kafanıza göre takılın” minvalinde zaten 🙂

    • Ebrar Güldemler

      Merhaba,
      Buradaki “evrensel” daha ziyade; “dünya’dan, dünya çapında” anlamında kullanılıyor. Yani dünyaca kabul görmüş yerine, dünya’dan demek istenmiş. Metnin orjinalindeki global yerine “küresel” demek istemedim, çünkü karşılamıyor. Fakat haklısınız, başlık değiştirme şansım olsa ben de “yerel” diyebilirdim çünkü sahiden öyle örnekler.
      Dünyadaki insan sayısı kadar ebeveynlik yolu var, her birimizinkinin evlatlarımız için en iyisi olduğunu umalım.
      Sevgiler,
      Ebrar.

  3. istidat ve kaabiliyet performansinizda yeni yeni inkişaflarla parlayan bir ivme ve hic yerimde duramiyorum diyen aktif bir koseniz var..Emek mahrumu gunun yok.Ne guzel. Yuregine ve kalemine saglik..

  4. Cok sansliyim ki rahat bir anneyim cocuklarim da rahat ozgur ve mutlu. Her ulkeden iz var bizde esim de ailem de rahattir. Birsey olmaz azicik rahat birakin siz de