9 Yorum

İki artı bir

İkinci ay kontrolünün devamında ikinci ay ve verem aşılarını oldu geçtiğimiz hafta Derya kuzusu. Üç ayrı yerinden (iki bacak, bir kol) şişlendi ve çok sinirlendi.

Aylık kontroller için doktorumuza gidiyoruz ama aşılarını sağlık ocağında -pardon, aile sağlığı merkezinde- yaptırdık. Yemin ederim bu ülkede askerlik şubesinden sonra en aktif çalışan birim bu aile sağlığı merkezleri, alacaklı gibi her gün arıyorlar! Verem aşısını devlet elinde tutuyormuş, çünkü yeterli yok muymuş neymiş, o yüzden özel doktorlar yapamıyor. Bize de dediler ki ‘Ayın 23’ünde gelin, sabah 10 gibi aşıları açacaz, 10 buçukta burda olun!’

Olduk. Sadece biz değil tabii, Moda’da ne kadar iki aylık bebe varsa oraya toplanmıştı o sabah. Çok komiktik…

Kendime arkadaşlar bellemeye çalıştım oradaki annelerin aralarından… Deniz doğduğunda etrafımda anne arkadaşım hiç yoktu. Sırf bu yüzden oyun grubuna gitmeye başlamıştım hatta, Deniz’e değil de, kendime arkadaş yapmak için… Derin doğduğunda anne arkadaş sıkıntım hiç yoktu, hatta çoğu ikinciye dönmeye başladığından yakın zamanlarda doğum yapmıştık. Bebelerimiz yaşıt olduğundan bir araya gelir oynatırdık hep.

Şimdi arkadaşlarımla da çocuklarımız hep benzer yaştan… Ama Derya? Arkadaşlarımın çoğu ikinciden sonra dosyayı kapattığından etrafımda Derya yaşında bebesi olan arkadaşım yok. E n’olacak şimdi, kimlerle oynayacak bu çocuk? Ya kendime yeni arkadaşlar yapmam lazım, ya da Derya’ya bi kardeş yapmam lazım! (Bu son cümle okunduktan sonra kendini imha edecektir)

Nasıl da kolay geçiyor şu ilk zamanlar, değil mi? (Kolay mı dedi o?) Emzir-altını değiştir-yatır. Emzir-altını değiştir-yatır. (Kolay dedi valla, kafayı yedi galiba sonunda) Yani düşünüyorum da, paket gibi taşıyorum şimdi yanımda Derya’yı… Memeler yanımdaysa sorun yok, geri kalan her şey hallolur. Birkaç ay sonra öyle mi olacak ya? Ek gıda kabusu başlayacak. Püre yedirsen dert, şu son trend baby-led weaning yapsan ayrı dert… Her gün yemek pişir, yok birkaç güne bir yeni sebze, yok efendim yanında taşı falan ayyy, n’olur yani ilkokula gelene kadar sadece anne sütüyle beslense bunlar?.. (Evet, kafayı yemiş uykusuzluktan, yazık…)

IMG_6542

Derya bayağı ortaya çıkmaya başladı. Meme ve uykunun dışında da bir ilgi alanı var artık: Etrafa bakınmak! Henüz çok uzakları göremese de kontrast şekilleri, yakınındaki renkli objeleri ve elbette yüzleri dikkatle inceliyor. Oyuncaklarına bakabiliyor ve bu da giderek oyalanabilmesini sağlıyor. Öte yandan dikkat süresi elbette çok kısıtlı ve sabrının taştığı bir nokta var… Kendini sakinleştirmeyi de henüz bilmediği için yorulduğunu ya da aşırı uyarıldığını fark etmezseniz ‘Ay ne şeker, ne heyecanlı!’ falan diyorsunuz fakat o o sırada kendini sakinleştiremediği için ‘karanlık taraf’a geçmekte oluyor! O yüzden fazla kıpraşırsa bil ki kopmak üzere, alıp sakinleştiriyorum hemen…

Bana soruyorlar: ”Eee Elif’çiğim, üç çocukla hayat nasıl?” İyi diyorum ama laf olsun diye aslında, çünkü henüz üç çocukluymuşum gibi gelmiyor. İki artı bir’deyiz şu anda: iki çocuk, bir bebek…

Gerçek şu ki, ben henüz üç çocuklu hayata adım atmış gibi hissetmiyorum kendimi… Evet, akşamları her odada bir çocuk var ve fakat ben hala buna inanamıyorum bazen… Birinin üzerini örtüyorum, sonra diğerininkini, sonra bir diğerinin nefesini kontrol ediyorum (çünkü yeni anne olmak mışıl mışıl uyuyan bebeğini dürtmeyi gerektirir!). Derya henüz bizim odamızda ve bir süre daha öyle olacak; bir müddet sonra onu Derin’in odasına aktarıp ikisini birden kontrol edip dürteceğim.

İki çocuklu hayat ve yeni bebekli hayatın birleştirilmişini yaşıyoruz sanki ve bu bir bakıma kolay, bir bakıma zor. Kolay, çünkü üçüncü kez anne olduğumdan sorular hep bildiğim yerden geliyor (Bkz. İkinci çocuk zor mu, kolay mı?) Zor, çünkü iki çocuklu hayat yeterince zordu ve çocuklar büyüdükçe daha da zorlaşıyor çünkü küçük çocuk küçük dertler, büyük çocuk büyük dertler… (Bkz. Yıldız yerine geldi ama ay çektiğini bilir).

Bir haftadan fazla bir süredir Doğan evde yok. Yani var ama yok. Gecenin köründe gelip sabahın köründe gidiyor. Annemlerden, kayınvalidemden destek alıyorum ama bir yere kadar, çoğu akşam yalnızım. Bir akşam, çocuklar kavgadan birbirilerini öldürme raddesine geldiklerinde koyverdim. Dedim ki: Benim artık size söyleyeceğim sözüm yok! Bende söz bitti! Size hiçbir şey diyemiyorum, ve demeyeceğim ve sizin için bu akşam hiçbir şey yapmayacağım, kendi kendinizi yatırın!

A-aa! İki dakika önce birbirini boğazlayan çocuklar gitti, yerine birbiriyle dayanışan tipler geldi. Birlikte dişlerini fırçalamalar, birbirlerine kitap okumalar… Ulen utanmazlar, ben cırlayana kadar nerdeydi aklınız? Ya yapmadığım kalmıyor, kızıyorum, bağırıyorum, anlatıyorum, yeri geliyor ağlıyorum, yok yok yok… Kendilerinin bir ikna olma sınırı var (ve ben ne olduğunu bilmiyorum) ancak dün Deniz ‘Anne ben senin ne kadar yorulduğunu anlamıyorum ki…’ dedi. E oğlum nasıl anlatayım ki, ben de bilmiyorum, anlatılmaz yaşanır bir şey bu…

Fark ettim ki ben (biz) son dokuz senedir her akşam birilerini giydiriyor ya da giyinmeleri için tehdit pardon telkinde bulunuyoruz, birilerinin dişlerini fırçalıyor ya da iyi fırçalayıp fırçalamadıklarını kontrol ediyoruz, birilerine kitap okuyoruz, ve tabii ki 937.845 kere ‘ışığını kapat!’, ‘Artık yataktan kalkmak yok!’, ‘Konuşmayı bırakın!’ falan diyoruz, e biz de insanız kardeşim! Yatın deyince yatın işte, bu kadar mı zor? (Evet.)

Ertesi akşam yine denedim bu ‘kendi kendinize yatırın’ işini ve nispeten işe yaradı. Tabii böyle olunca yatma saatleri en az yarım saat sarkıyor, bir; ben onlara kitap okumayı, onlar benim onlara okumamı sevdiklerinden o birlikte geçirdiğimiz zamandan mahrum kalıyoruz, iki. Nitekim dün akşam yine dedim ‘Bu akşam benden size hayır yok’ diye, sonra oturup paşa paşa okudum kitaplarını, çok da eğlendik…

Kısacası üç çocuklu hayat zordur tabii ancak ben henüz oraya gelmedim. Henüz iki artı birde debeleniyorum ve halihazırda iki çocuk yeterince yorucu… Bu noktada mikrofonu içimdeki babaaanneme bırakıyorum: ‘Allah sizi büyütsün yavrum!’

FullSizeRender (8)

9 yorum

  1. Ahhh ah duygularima tercüman olmussunuz, zira benimde 7, 4 yas arti 3 aylik çocuklar ve bebegim var. Bu iki arti bir çok yerinde bir kavram olmus..

  2. Derya ‘ya kardeş cümlesi evrende mesaj olarak kalmasın :)) Çok tatlısınız, kolay gelsin..

  3. Sibel Göktürk

    Elif biz bir tane ile zor uğraşırken sen gayet başarılı gidiyor gibisin ve içindeki babaannenin lafına sesli güldüm süpermişKolaylıklar diliyorum

  4. bebegin ilk aylarinin kolay oldugu kismina kesinlikle katiliyorum. ilk bebekte bile bu fikirdeydim ben ve herkes bana deli gozuyle bakardi. beklentileri kesmekle alakali bu bence.. yoksa emzir, altini temizle, yika uyut.. bol bol sarmala ve kucakla..
    sozum meclisten disari tabii kolik filan yasamadim.. normal sartlar altinda diyorum ben 🙂

  5. Sanki bizi anlatmissiniz elif hanim,10 be 5 yasinda iki oglum var hergun ve gece ayni durumlar ben cirlayana kadar devam ediyor defteri bizde kapatmisken bizimde supriz yumurta cikti ortaya 3. Oglusum geliyo 25 haftaligiz bizide zor gunler bekliyor.Sizi takip ediyorum cok yorulmusken deryaninnfotolari iyi geliyo tek teselli anneligi be bebek kokusunu yeniden yasamak cumlemize kolay gelsin.

  6. İşte bu dertler her anne de aynı. İlk çocukta 6 ay bitsin diye zor beklemiştim ek gıdaya geçmek için bir sabırsızlık ki sorma gitsin. 2.de 6 ay bitmesin istedim ek gıdaya başlama mak için.7.ay bitti bugün ek gıdaya 3 hafta önce geçtik.ben de çok ikilemde kaldım püre mi baby-led weaning mi diye.Hepsini okudum 2 sinden ortaya karışık birşeyler yapıyorum ama püresiz zor. Eline filenin içinde meyve veriyorum. Ama baby-led weaning’in ruhuna aykırı.Elif hanım siz hangisini tercih edeceksiniz merak ediyorum?sevgiler…

  7. Iyyyk baby led weaning deyince tuylerim diken diken oldu. Buram buram “ben ayricalikliyim, elitim” diye bir bagirma methodu su anda.

    • Pardon ama baby led-weaning’in neresi ayrıcalıklı? Neresi elit? Altı üstü meyve sebzeyi haşlayıp bebeğin eline tutuşturuyorsun. O da ister yiyor, ister oynuyor. Ekstra alet-edevat ihtiyacı yok, bir masrafı yok, aksine herkesin yapabileceği gayet basit bir yöntem işte. İsminin İngilizce olması mı elit yaptı şimdi?