0 Yorum

Ceren’in Gebelik Günlüğü, 19. Hafta

Yazar Hakkında

CEREN – 34 yaşında, çok pozitif ve heyecanlı bir yengeç burcu. 2 yaşında kıvırcık bir kız annesi. Sakin bir balık burcunun 5 yıllık sevgilisi. İstanbul’da yaşıyor. Spora, okumaya, çalışmaya, gezmeye bayılıyor. Bir yandan çalışıyor, bir yandan doktora tezi yazıyor. Sağlıklı yaşam hayatındaki öncelik olarak başköşede duruyor, bu konuda okuyor da okuyor. İki çocuklu bir anne olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.

19. haftadan sesleniyorum sevgili okuyucular, bu haftalar çok güzel, siz de gelin! Bir kere havalar biraz ısındı, güneş gözüktü ya, serotonin salgısı tavan yaptı tabi. Bir de henüz çok belli belirsiz ve çok az da olsa bebeğin hareketlerini hissetmeye başladım, çok ama çok heyecanlıyım!

Bu hafta kendimi (yani göbeğimi) çok büyümüş hissetmeye başladım, aslında pantolonlarım hafif bir daralmayla birlikte halen oluyorlar (yaşasın düşük bel) ve tartıda da 4.5 kg oldu aldığım kilo. Ama ayna karşısında göbeğimi açtığımda bir panik kaplıyor içimi. Yok artık dedirtecek tüm kuruntular bir bir geçiyor içimden (bebeğin gelişimi çok ileriden mi gidiyor yoksa, erken mi doğacak yoksa, çok kilo alıp normal doğuramayacak mıyım yoksa) ki bana sorsanız ben pek umarsız, telaşsız, kuruntusuz biriydim. E işte, hoş geldin hamilelik!

Diğer yandan bu hafta kendimi çok yorgun hissettim ve 2-3 gün yürüyüş dışında bir şey yapmadım. Yorgun derken, asıl sebep şu; 10 gündür Zeynep bazen sabah karşı, bazen de daha akşam yatağa giderken bizim yatakta yatmak için tutturuyor. Özellikle gece uyandığında birkaç kez yatağının yanında sandalyede oturup uyumasını bekledim ama ben daldı diye düşünüp yatağa gitmemden 5 dakika sonra tekrar beni çağırdı. 2-3 seferden sonra pes ettim ve bizim yatağa getirdim. Nedense o saatte uyanmış oluyor ve tekrar uykuya dalabilmek için sağa sola dönüp duruyor. Neyse ki uyutmak için bir çaba sarfetmemiz gerekmiyor, kendi kendine çabalıyor ve sonunda dalıyor. Ama yatağın içinde dönüp durması benim uykumu kaçırıyor bu sefer ve sabah çok yorgun, uykumu alamamış olarak kalkıyorum. Bu konuya eğileceğim 1-2 hafta içerisinde, gücümü toplamayı bekliyorum, zira Zeynep’i ikna edebilmek için çok derece sakin bir ses tonuna ve ciddi bir hayal gücüne ihtiyacım olacak!

1456835763797

Bu hafta sonu bir arkadaşımın evinde baby shower partisine katıldım. Oradaki misafirlerden biriyle sohbet ederken bebeğin cinsiyetini sordu, öğrenmediğimizi, sürpriz olacağını söyledim. E nasıl alışveriş yapıyorsunuz o zaman, bebek odası nasıl yapacaksınız diye pek hayret etti! İşte burada 2. çocuk avantajları devreye giriyor, pek bir şey almamıza gerek olmayacak diye özetledim.

Aslında ben zaten bu kalıplaşmış cinsiyet ayrımlarından, rollerden pek hoşlanmıyorum. Zeynep’i anlayış olarak zaten cinsiyet kalıplarından uzak yetiştirmek için çaba sarfediyorum. Aksini pekiştirecek her şeyden de uzak tutmaya çalışıyorum. Kendi isterse tabi ki karşı çıkmam ama ben bebekliğinden beri (en belirgin klişe olduğu için bu örneği vereceğim) pembe tüllü elbiseler, koca çiçekli bantlar giydirmedim hiç. Zaten bebeklerin bu tip kıyafetler içinde çok rahatsız olduklarını düşünüyorum en başta. En rahat edecekleri tayt/pantolon/eşortman gibi alternatiflerini tercih ettim. Beğendiğim kıyafetleri erkek reyonundan almaktan hiç çekinmedim. Geçenlerde bir sitede bir baba oğlunun şu ünlü Disney yapımı Frozen’ı izlemeye giderken kız kardeşinin tüllü Frozen kostümünü giymek için tutturduğunu ve onun da sonunda izin verdiğini anlatmış, bir de fotoğraf eklemişti. Çocuk büyük mutlulukla müzikali seyrediyordu tüllü elbisesiyle.

Bizim evin oralarda her yer inşaat alanı kentsel dönüşüm sebebiyle, Zeynep de büyük ilgiyle seyrediyor iş makinalarını. Birkaç ay önce babası doğumgünü için ne hediye istediğini sorduğunda çok kararlı bir şekilde “kepçe” dedi, hem de bir tane minik bir tane de kocaman. Şimdi odasında her gün bayılarak oynadığı koca bir iş makinası var! Bunun yanında uyutup yemek yedirdiği, altını değiştirdiği bebekleri de var. Yani bence çocuklar tek yönlü olmak ve cinsiyet kalıplarına sığmak zorunda değiller. Aksine ilgilerini çeken alanları keşfetmelerine izin vermek, onların kendilerini, zevklerini tanımalarına, sırf yasak olduğu için bir şeyin peşinden gitmektense onu deneyip belki de aslında hiç ilgisini çekmeyeceğini görmesine fırsat vermek demek. Özellikle erkek çocuklar üzerindeki baskı bu anlamda çok fazla bence. Özgüvenli, ne istediğini bilen bireyler yetiştirmek için çok kritik olduğunu düşünüyorum tüm bunların.

Bu konular dün Zeynep’in küçülen kıyafetlerini ayırırken de aklımda dönüp durdu. Ayırım yaparken kıyafetin giyilebilecek kadar yıpranıp yıpranmadığı ile birlikte, bebeğimiz erkek olursa da giyebilir olup olmamasına da baktığımı farkettim. Neyse ki hem Zeynep’in renk skalasının genişliği, hem de benim bu konuda fazla tutucu olmamam sebebiyle oldukça çok kıyafet ayırabildim bizim minnoşa.

Bu hafta doktor kontrolümüz var, bıdık neler yapıyor göreceğiz, özlemiştik kendisini. Sonra da detaylı ultrasonu planlayacağız doktorumla, beni başka bir doktora yönlendirecek. İkinci bir gözün de görmesi için bu ikinci doktor kontrolü. Haftaya görüşmek üzere!

Ceren