9 Yorum

Saklambaç Tablete Karşı…

Kindle’ım geldi, yaşasın! Artık Derya’yı emzirirken rahat rahat kitap okuyabiliyorum, gerçekten çok pratik bir şeymiş.

Hemen ilk kitabımı indirdim: The Collapse of Parenting (Ebeveynliğin Yıkılışı). Geçen hafta Huffington Post’ta görmüştüm, Leonard Sax isimli bir doktorun kitabı… İlginç gelen yerleri vardı, indirdim. Ve okumaya başladım.

Amerikalı ebeveynleri anlatan bir kitap ancak bize uyarlanabilecek şeyler de var içinde (ne de olsa biz de küçük Amerikayız ve hep orayı örnek alıyoruz ya… Halbuki ne varsa Fransız stili ebeveynlikte var ben sana diyeyim. Neyse, onu daha sonra anlatacağım).

Kitabın bir yerinde, Amerikalı çocukların arasında obezite oranlarının son 40 yıla göre 3-4 katına çıkışını anlatıyor. Bunun nedenlerini çocukların ne yedikleri (junk food), ne yaptıkları (hareketsizlik) ve ne kadar uyudukları (yeteri kadar değil) ile açıklıyor. Ve ‘ne yedikleri’ni anlattığı bir bölümde Amerikalı ebeveynlerin 1970’lerden bu yana yemek kuralları konusunda farklı davranmaya başladığını, eskiden çocuğun aç kalması pahasına daha sağlıklı yemesi konusunda dik durduklarını (”Yemek bu, yemezsen aç kalırsın”), şimdiyse pizza, nugget, hamburger gibi sağlıksız besinleri yemelerine göz yumduklarını anlatıyor. Ve diyor ki:

(bu yemek kuralları konusunda) hala ısrarcı olan anne-babalar var, ancak bunlar giderek azınlıkta kalıyor.

Bunu okuyunca ‘hah’ dedim, ‘işte ben!’ AZINLIKTA. Azınlıktayım ben!

Yemek konusunda o kadar değil belki ama dijital tüketim konusunda…

Çocuklarıma düzenli olarak televizyon seyrettirmiyorum (çünkü ben de seyretmiyorum). Ve onların her gün dijital oyun oynamalarına izin vermiyor, hangi oyunları oynayacakları konusunda da çok katı davranıyorum.

Bazen biraz fazla katı olduğumu ve esnemem gerektiğini, dahası, kendimi oyunlar konusunda bilgilendirmem gerektiğini de düşünüyor ve fark ediyorum çünkü çevre… Evet, ben bu konuya ilgisiz de kalsam çocuğum etraftan öğreniyor birçok şeyi… Bunun önüne geçiş yok.

Olabilir. Çocuklara diyorum ki: Her ailenin kuralları farklı. Bazı anne-babalar daha çok izin verebilir, bazıları daha az… Bu onların bileceği iş…

Benim dumura uğradığım nokta etrafımdaki çocukların her gün ya da uzun saatler ve hatta sürekli oyun oynamalarından da daha fazla NE oynadıkları…

IMG_6591

Geçenlerde bir arkadaşının iPad’inin başındayken ‘Ertuğ Selin’e mesaj gönderdi’ dedi bizimki… Kim gönderdi, nasıl gönderdi? Oyun üzerinden göndermiş. Nasıl dedim ya, ne demek? ‘Anne, oyunun üzerinden mesaj gönderebiliyorsun arkadaşlarına…’

Onu ben de biliyorum! Bilmediğim, daha doğrusu anlamadığım şey, senin arkadaşının, 9-10 yaşında bir çocuğun o oyunu neden oynadığı… Henüz internet üzerinden oynanan oyunlar için çok ama çok erken değil mi?

Girdim baktım söylediği oyuna… Yaş sınırı yok hakikaten. Öyle Five Night at Freddies gibi korku oyunu da değil. Ama internet üzerinden oynanması? Kim bilir kaç kişi oynuyor o oyunu çocuk olmayan?..

Dedim ki ‘Oğlum üzgünüm ancak henüz bunun için çok erken olduğunu düşünüyorum ben… Minecraft oynayabilirsin, tamam istediğin diğer oyunlara da bakalım, gerekirse indirelim ancak internet üzerinden oyun oynamana henüz izin veremem. Çünkü bu yüzden…’ Onu korkutmadan anlatmaya çalıştım.

Dün Yasemin bizdeydi, onunla konuşuyorduk. Dedim ‘Kendimi çok yalnız hissediyorum bazen, çünkü çok farklı davranıyorum diğer anne-babalardan bu ekran tüketimi konusunda…’Al benden de o kadar’ dedi… Kızıyla ilgili kendi dertlerini anlattı, etrafındakilerin, en yakınlarındakilerin bile ‘Aman canım bi şey olmaz’ diyerek kendi çizdiği dijital sınırları aştığını söyledi.

Biliyorum teknolojiye direnemeyiz. Direnmemeliyiz de… Nasıl direnebiliriz ki ben kendi işimi bilgisayar üzerinden yaparken? İşin en zor kısmı da bu zaten… Çocuk beni sürekli ekran başında görüyor. Her ne kadar ‘iş yapıyorum’ desem de onu tatmin edici bir açıklama değil bu… Ancak bazen tatmin olmasa da olur. Büyüyünce anlayacak…

Birkaç ay önce Smart TV aldık, şu aralar en büyük eğlencemiz Apple TV’den film indirmek ya da YouTube’dan müzik dinlemek. Michael Jackson’ın hastası oldu çocuklar, birlikte seyrediyoruz hep… Geçen gün YouTube’da bir şeyler ararken çocukların gözleri önünde, alttaki seçeneklerde bir por.no.g.rafik video çıktı. Alakasız bir şekilde… Çocuklar fark etmeden geçtim, ancak nereye kadar sürecek bu, bilmiyorum. En kısa zamanda şu güvenli internet olayını bellememiz lazım. Bugüne kadar beklettik çünkü bizsiz açmıyorlar, ancak yakındır…

İki sorunum var etrafımdaki dijital tüketimle ilgili: Biri, bu güvensiz tüketim. Çocukları internete kontrolsüz bir şekilde bırakmak, ona araba kullandırmaktan farksız. 11-12 yaşında araba kullanabilir bir çocuk (babam gibi!) ama bu onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Her dijital oyun çocuklara göre değil, her çizgi film bile çocuklara göre değil. Bazı ebeveynlerde bu konuda yanlış bir algı olduğunu düşünüyorum: Örneğin Cartoon Network’te ve hatta Disney Channel’da bile yayınlanan her çizgi filmi çocuğunuza izletemezsiniz ki, değil ki pedofililerin kol gezdiği, dipsiz bucaksız sanal dünyanın kucağına atın?

İkincisi ise tabletlerin en kolay çocuk oyalayıcısı olarak kullanılması… Yemeğe gittiğinde sen oynatmasan yan masadaki çocuklar oynuyor. Aynı masadaki arkadaşın telefonunu veriyor. Okul gezisine gidecekler, benden iPad’i götürmek için izin istiyor. Ne münasebet dediğimde ‘Anne herkes getiriyor!’ diyor. Ben de çocuğum başkasının oynadığı belki de uygunsuz oyunu dışarıdan izlemesin diye vermek zorunda hissediyorum. Hiç istemediğim ve doğru bulmadığım halde!

Evet, biz de zamanında dijital oyunlar oynadık. Ve evet, devir değişti. Ve fakat sorun tam da burada… İnternet, herkesin -iyi kötü herkesin- kullanımına açık bir mecra ve çocuklar suistimale çok açıklar, bir. Suistimale açık oldukları kadar da yatkınlar, iki… Şu an çocuklarımız, internet konusunda sandığımızdan daha fazla şey biliyorlar. Aralarında sürekli konuşuyorlar. Arkadaşlarının abileri/ablaları varsa onlardan görüyor, duyuyor, oyunlara dahil oluyorlar. Gerçekten çok dikkatli olmamız, çocuklarımızla iletişimimizi koparmamamız gerekiyor. Yasaklamak değil çözüm, ancak kontrolsüz izin vermek hiç değil…

Nature Valley diye bir gıda markası var Kuzey Amerika’da… Granola bar’ları falan var, natürel ve sağlıklı ürünler yapma iddiasında olan bir firma… Çok güzel bir viral reklam hazırlamış. Üç farklı jenerasyona çocukluklarını nasıl geçirdiklerini sormuş: En yaşlıları ‘Böğürtlen toplamaya giderdik’ diye bahsediyor; bizim neslimiz de aynı şekilde dışarıda nasıl vakit geçirdiğini anlatıyor: Arkadaşlarımızla oyun oynardık, saklambaç oynardık…. Zamane çocuklarına soruyorlar: ‘Tabletimle oynuyorum’ diyor hepsi… ‘Arkadaşlarımla mesajlaşıyorum, video oyunları oynuyorum…’  ‘Tabletim olmazsa ölürüm’ diyor bir tanesi, ‘Moralim bozuk olduğunda video oyunlarıyla oynuyorum, hemen iyi hissediyorum’ diyor bir diğeri…

Nature Valley | 3 Generations from Fort York VFX on Vimeo.

Daha sonra o çocukların anneleri/babaları konuşuyorlar: ‘Onlar için üzülüyorum, o kadar çok şey kaçırıyorlar ki…’ 

Video bir mesajla bitiyor:

Doğa her zaman çocukluğumuzun bir parçası olmuştu. Bunun, bizim neslimizle son bulmasına izin vermeyelim.

İşimiz kolay değil… Doğanın ranta kurban edilmesinin devlet politikası haline geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Sokaklar güvenli değil, çocuklarımızı bırakamıyoruz. Evin içinde vakit geçirmek zorunda kalan çocuklarımızı oyalamakta zorlanıyoruz. Ama yine de bunlara kolay teslim oluyoruz gibi geliyor bana… Üç beş çocuk bir araya geldiklerinde saklambaç oynamayı değil iPad oynamayı tercih ediyorlarsa -ve daha da önemlisi biz buna boyun eğiyorsak- sonumuz pek hayırlı değil…

9 yorum

  1. Kendimi Donkişot gibi hissediyorum çoğu zaman bu konuda. Oğlum 4 yaşında parka oynasın diye babasıyla gönderdiğim çocuk 1 aydır babasının basket oynadığı arkadaşlarının cep teli ile oyunlar oynuyormuş tabi sonuç geceleri kabus görmeye başladı. Neler oynadı bilemiyorum. Otobüste gidiyoruz yanımda ki teyze oğluma cep telini vermeyi teklif ediyor. Açık alana kahvaltıya gidiyoruz yan masada ki çocuğun elinde tablet en azından 6 yaşına kadar korumaya çalışıyorum ama çevre izin vermeyecek sanırım.

  2. Nasıl da katılıyorum butun yazılanlara. Bizim cok basit bir kuralimiz var mesela, eger yasitlari varsa tablet, pc, telefon, tv yok. Arkadasin varken onunla oyna digerlerini yalnizken yapabilirsin..
    Onda da limitler cercevesinde..

  3. Bizim bu konuda elimizde kapı gibi bir sözleşmemiz var.Geçen yıl yapmıştık.Altında anne,baba ve çocuğun imzası var.Kurallar belli,her iki tarafta kurallara uymazsa ne yapılacağı açık ve net madde madde yazılı bir sözleşme bizimki,beraber koyduk kuralları.Haftada 3 gün izin var,2 si hafta sonu yarım saat biri hafta içi 15 dakika.Yaz da dahil olmak üzere uygulamaya çalışıyoruz.Tek delindiği yer malesef arkadaş toplantılarımız.Bütün çocuklar ellerinde tabletle geliyor,ne yapacağımızı şaşırıyoruz.5 çocuk bir arada oyun oynayamıyorlar.Daha da kötüsü tabletler çocuklara ait.2 kardeşin ayrı ayrı tableti var mesela.Geçen gün bir arkadaşımızn evinde aralıksız 4 saat ekrana maruz kaldılar.Acayip sinirlendim.Çünkü bilgisayarla çok oynadılar diye itiraz ettim ve bilgisayarın başından kaldırmak istedim.Evin annesi de çocukları ordan kaldırmak için gitti televizyonu açtı.Çocukların hepsi o kadar saat ekrana bakmaktan sinir küpü olmuştu.Evden nasıl çıktığımı bilemedim.Kolaya kaçıyoruz,çocuklar sussun diye,biz rahat muhabbet edelim diye çocuklara nasıl zarar verdiğimizi görmüyoruz…

  4. Çok çoj bizi anlatan bir yazı olmuş.Elimizden geldiğince oynatmamaya çalışıyoruz ama başedemiyoruz.Elinden alinca telefonu yada tableti kötü Anneymisim gibi bakiyorlar.Mutsuz ve huzursuz oluyorlar.nasil başedecegiz bilmiyorum.

  5. Elinize sağlık, aynı sorunlarla boğuşuyor hissediyorum. Şurda “(…) çocuklarımızla iletişimimizi koparmamız gerekiyor” yazım hatası var gibi geldi. Sevgiler.

  6. Benim oğlumda 5.5 yaşında ve tek çocuk olarak büyüdü. 2 yaşındayken tv izletmeye başlamıştık. Şuan günlük okul çıkışı izletiyorum . Tek şartım İngilizce olması. Yurtdışından döneli yaklaşık 3 sene oldu ancak izledikleri sayesinde hergün ingilizcesi gelişiyor. Minika çocuk kanalının dil seçeneği ve yaşına hitap etmesi nedeniyle izletiyorum. Ayrıca Amazon prime üyesiyim. Kesinlikle istemediğim içeriğe maruz kalmadan tr de olmayan çizgi filmler izliyor. Geçen yaz boyu günde en fazla iki saat dinosaur train diye 6 sezonluk bir çizgi film izledi. Dinazorlarla yatıp dinazorlarla kalkıyor. İngilizce olarak tüm türlerin özelliklerini anlatıyor. Malesef türkçede ifade edemeyeceği kadar çok kelime var. Aslında oyunda çok istiyor ama bebeksi oyunlar dışında oyuna başlatmadım bakalım Zaman ne gösterecek . Ne mutluki arkadaşları ile oynamayı, ben ve babası ile sohbet etmeyi, açık havayı iPad e tercih eden bir çocuk. Bu arada bizimkide Michael Jackson hayranı. Amazon prime a müzik de eklediler. Tavsiye ederim. Sizi takipteyiz. Oyunlarıda sizden kopya çekeceğiz.

  7. Bizde de benzer şeyler oluyor.oglum 4 yasinda geçen yaz bir yere kahvaltıya gittik.kahvaltisini bitirince babasından telefonunu istedi babasıda bak bakalım senden başka oynayan ve dedi.o an söylediğine pişman oldu çünkü oradaki bütün çocukların elinde ya tablet ya telefon vardı.biz yinede vermedik etrafı dolasabilecegini duvarlardaki resimleri inceleyebilecegini söyledik. Ama çok acı bir durum deniz kenarında bir çocuk tablette oyun oynar mi yaa..bizde de sınır var ve cok sukur saklambac oynamayı seviyor biliyor

  8. merhaba Elif

    dediklerine harfi harfine katılıyorum, çocuklarım konusunda diğer yaşıtlarım ebeveynler ya da yaşıt çocuklarımız olan diğer velilerden farklı düşünüyorum ipad, ps vs kontrollü olmalı hatta belki de hiç olmamalı ama çocuklar çok acımasızlar ipad veya muadili aletlerde oyun oynayamayan ya da sahip olmayanları ,son zamanların bence en büyük problemlerinden olan akran zorbalığına dönüşen şekilde eleştiriyorlar. Bunun dışında biz bir Anadolu şehrinde yaşıyoruz ve çocukların dışarıda oynamaları konusunda sizin kadar şanssız değiliz ama bu maalesef demek değil ki gönül rahatlığı ile gönderebiliyoruz , her ne kadar annelerini babalarını tanıdığımız çocuklarla oynuyor da olsalar, her ailede ne yaşandığını bilemiyoruz dışarıdan normal görünseler de, maalesef öyle olmayabiliyorlar. dışarıda hangi çocuklarla oynayacaklarını seçemiyorum, çocukları uyarmak istesek ters etki yapabileceğini düşünüyorum, kendi yaşıtları dışında iki -üç yaş daha büyük çocuklarla oynuyorlar ve aralarındaki her(!) yöndeki gelişim farkı küçük çocukları savunmasız bıraktığı için büyük tehlike oluşturuyor. Konuyu biraz dağıttım kusura bakmayın belki de benim paranoyalarım bunlar ama maalesef okuduklarımız duyduklarımız maalesef bizi ekstra korumacı olmaya itiyor , peki nereye kadar ? İşte onu bilemiyorum….

  9. Kızım çizgi film kanallarında reklamlara maruz kaldığı için, çizgi filmleri sadece tabletten izlemesine izin veriyorum ve ben açıp kapatıyorum. En ufak bir dikkatsizliğim veya ihmalimde ipin ucu kaçabilir veya olmadık videolara rastlayabilir, 1-2 kere başıma geldi. Sosyal medya kullanımı da ayrı bir mesele. Akıllı telefon sahibi olduğunda onu nasıl koruyacağımızı kara kara düşünüyorum, hatta ergenlikte telefon almamız gerektiğinde akıllı olmayanından 🙂 almalı diye düşünüyorum. Nasıl olacaksa… Ergenlik dönemi apayrı bir kabus. Düşünmek için erken değil, küçücük çocukların kendine ait tabletleri varken… 🙁 Ekran çocukları uyuşturuyor, köreltiyor ve gerçek hayattan koparıyor, net!