7 Yorum

Kardeşlik hüznü

İki haftadır Salı akşamları Facebook’ta toplanıyoruz, akşam 21:30-22:30 arası (yazılı) sohbet ediyoruz. Çok keyifli ve eğlenceli geçiyor. Sen de gelsene!

Dün akşam orada konuşulan konulardan biriydi yeni kardeş olayı… ‘Derin Derya’yı kıskanıyor mu?’ diye sordu bir anne. Ben de dedim ki ‘Buraya sığacak bir konu değil, taslaklarda bekleyen bir yazım vardı, dur onu bitireyim!’ 

Dedim ki ”kıskanmak değil ama içi buruluyor diyebiliriz.” Neden öyle dediysem? Sanki kıskanmak kötü bir şeymiş gibi… Yani, kendi içinde olumsuz bir anlamı var tabii kıskanmanın, ama kötü niyetli bir duygu olmadığı gibi doğal ve hatta gerekli de bir his aslında… Ve evet, bence Derin Derya’yı kıskanıyor. Bence Deniz de Derya’yı kıskanıyor. Deniz, Derin’i kıskanıyor, Derin de Deniz’i kıskanıyor. Bilmiyorum aksi mümkün mü!

Bir arkadaşımdan duymuştum: Bir çocuğun kardeşinin olması, anne babanın ölümünden sonra çocuğun başına gelebilecek en travmatik olaymış. Elbette çok zıt bir kutupta, ancak etkisini düşünebiliyor musunuz?

Hani bir ‘lohusalık depresyonu’ var, gerçekten ciddi boyutta ve müdahale edilmesi gereken… Bir de ‘lohusalık hüznü’ var hani hemen her annenin yaşadığı… İşte bence ‘kardeşlik hüznü’ de var doğumdan sonra kardeşlerin yaşadığı… Bir yandan kardeşi çok severken bir yandan onu kıskanmak ve bunun adını koyamamak…

Çocuklar çok mutlular bir bebek kardeşleri olduğu için. Bir tane daha istiyorlar. Derya üç yaşına gelince bir daha yapalım’mış. Denizde su, bizde yumurta sanki!

Ve fakat, elbette yeni bir bebeğin olmasının etkisi hissediliyor evimizde… Bebeğe karşı değil ama birbirlerine karşı öfkeler, artan sataşmalar… Anne babaya düşmeler, bazen uzaklaşmalar… ‘Annem benimle yatsın’ demeler… İstediği olmayınca ‘sen çok kötü bir annesin’ diye çıkışmalar… Yemek yememeler, ‘hadi’ dedirtmeler… Biz bu filmi daha önce görmüştük.

IMG_6618

Bir fotoğraf, bin sözcüğe bedel…

Bu bir süreç… Bu da geçecek… Sonra yenisi başlayacak. Derya emekleyecek, o kıskanılacak. O sırada, ne bileyim, Deniz ortaokula başlayacak mesela onun üzerine düşeğiz, diğerleri geri planda hissedecek. Derin ilkokula başlayacak, okuma bayramı yapacak, o kutlanacak, diğerleri ‘hani bana, hani bana?’ diyecek. En nihayetinde bu anne ‘Ben ne yapayım peki hangi birinize yeteyim uleeaaaaaaaayyyyn’ diyerek akıl hastanesine kaldırılacak.

Son cümleyi okumamış gibi yapalım… Elbette öyle olmayacak. Gerçek şu ki, zaman zaman ilgisiz kaldıklarını hissedecekler ve bu konuda -onları sevdiğimizi hissettirmekten başka- anne baba olarak yapabileceğimiz bir şey yok. Bazen kendilerine haksızlık yapıldığını düşünecekler ve belki de gerçekten yapılacak ve çünkü hayat adil değil.

Her şeye yetmeye çalışmak, her çocuğumu sınırsız mutlu etmeye çalışmak benim yapabileceğim bir şey değil ki zaten mümkün de değil. Çocuklarım yeri gelecek birbirlerini kıskanacaklar, birbirlerine öfkelenecekler, görmek bile istemeyecekler belki ama birbirlerinin vazgeçilmezi olacaklar, günün sonunda hep birbirlerinin arkasında olacaklar. Çünkü kardeşlik bunu gerektirir.

Zaman zaman destek aldığımız (çocuk ve ergen) terapisti, kardeşliğin, gerçek hayata hazırlık olduğunu söylemişti bize… Evet, birbirlerini çok kırıyorlar bazen (ve anne baba olarak buna seyirci kalmak çok zor) ancak böyle böyle öğreniyorlarmış ileride başkaları tarafından kırıldıkları, hırpalandıkları zaman nasıl davranmaları gerektiğini… Ev ortamı ve kardeşleriyle olan ilişkileri, ilerisi için bir antrenman sahasıymış adeta…

Hep söylenen bir şey ‘çocuklarınızla tek tek, kaliteli zaman geçirin’. İstanbul gibi çok koşturmacalı, her şeye yetişmeye çalıştığınız ve hiçbir şeye zaman bulamadığınız bir şehirde bu pek kolay değil. Ben de isterim her gün hepsiyle kutu oyunu oynayayım, yatmadan önce yastık savaşı yapayım, her birine tek tek ‘Söyle bakalım yavrucuğum, bugün günün nasıl geçti?’ diye sorayım, ama bir hayaller var, bir de gerçekler… Okuldan sonra çoğunlukla bir koşturmaca oluyor. Yemek zamanları stresli geçiyor. Akşam yatarken ‘hadi hadi hadi’ deniliyor.

Ama pencereler yaratmaya çalışıyoruz aralarda… Hafta sonuysa, babaları da evdeyse, ben ikisini ona devredip o an en çok ilgiye ihtiyaç duyan biriyle (ki şu sıralar bu kişi küçük’lükten ortanca’lığa inen arkadaşımız) resim yapıyorum. Ya da ben bebeğe bakıyorum, babalarıyla maç yapıyorlar onlar… Ama en önemlisi, ailecek vakit geçirmeye çalışıyoruz, skala tutmadan… Çünkü doğalı bu… Benim elimden gelen de bu… ‘Mal bu’ anlayacağın.

Son olarak, Türkçeye ‘Kardeş Rekabeti’ olarak çevrilen Siblings Without Rivalry kitabından çok sevdiğim birkaç cümleyi paylaşmak isterim:

Çocuğunuzun kardeşini kıskanması ve bunu dışa vurması üzerine: ‘Kötü duygular dışarı çıkmadan, iyi duygular içeri giremez’

Kardeşlerin kavgalarına müdahale etmek üzerine: ‘Çocukların birbirlerine karşı iyi hissetmeleri konusunda ısrarcı olmak, kötü duygulara yol açar. Çocukların birbirlerine karşı kötü hissetmelerine izin vermek, iyi duygulara yol açar’ 

Kardeşleri kıyaslamak üzerine: [Çocuklarınızı] Olumlu bir şekilde kıyaslamak bile tehlikeli olabilir… 

Onlara eşit davranmak üzerine: ‘Eşit sevilmek, daha az sevilmektir. ‘Eşsiz’ bir şekilde sevilmek ise, kendimiz olduğumuz için sevilmek, ihtiyacımız olduğu kadar sevilmektir.’

7 yorum

  1. Incir'le Erik'in Annesi

    Su yazi nasil dogru zamanlamayla geldi off. Evde saltanati yikilanlar onlayn mi demek istiyorum. Sabrimi ki cok sabrim yoktur benim nasil deniyor birileri aman ki nasil.

  2. Merhaba,
    Siz birebir tecrube etmediniz ama bir cocuk varken eve koruyucu ailelik ile katilan ikinci bir cocukta durum nasil oluyor ve nasil yonetilmeli? Bu konuda onerebileceginiz yerli/yabancikaynak var mi?

  3. İki aylık kardeşini deli gibi kıskanan oğlumla nasıl başa çıkacağımı bilemediğim bu dönemde ilaç gibi geldi. Reklamlardaki gibi olmuyor, değil mi? Büyük kardeş her zaman küçüğün yanağına öpücük kondurup başını okşamıyor. Tam tersine, duygularıyla başa çıkamadıkça kuduruyor da kuduruyor.

  4. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama özetle söyle diyordu : Habil ile Kabil’den beri var kardeş kiskancligi. Bu çok doğal bir durum. Çocuklarımızın bu duyguyu yaşamasına engel olamayız ne yaparsak yapalım ve olmamalıyiz da zaten.
    yazdıkların bana bunları hatırlattı. İkinciyi beklerken ve kara kara düşünürken bir kere daha cok iyi geldin
    Teşekkür ler

  5. Şu an 3. Çocuğum 2 aylık olup evde ikiz 4 yaşında ablaları var ken ve bu ablalar birbirini parçalarcasına kavga edip kardeş hüznümü birbirlerini yolarak giderirken çok iyi geldi yazınız

  6. Ahh ahh.. Ne kadar uslu, uyumlu bir çocuk olsa da kesinlikle bu dediğinizi yaşıyor büyük kardeş ama kardeşin tadını alınca da başka hiçbir oyuncak onu kardeşi kadar mutlu edemiyor.
    http://asilmiran.blogspot.com.tr/2016/01/abine-hediyelerinmis-bunlar.html

  7. Bu yazinin sonu bana gelsin…(alkislar- 1.sahnenin perdeleri kapanir) 🙂