2 Yorum

Kalben Hamile: Bölüşerek Çoğalmak

Yazar Hakkında

NİHAL ÜSTÜNDENİZ – 30 yaşından sonra hayatına iki hamilelik, iki lohusalık, iki erkek çocuk, biraz da annelik, çalışma hayatına artı bolca koşuşturma katan, şu günlerde koruyucu ailesi olmak istediği üçüncü çocuğuna kalben hamile olan, kapısına sığınan koca bir köpeğe ve akşamları yatıya gelen tekir kediye evini açan, tüm bunlar için mutluluk duyan, mutluluktan beslenen, herkes uyuyunca etraftaki yaşanmışlık dağınıklığından gözleri parlayan biri…

Düşününce, demek kalabalık aile olmakmış hayalim. Bugüne kadar bunun hayaliyle yaşamamış gibi olsam da hayatı yaşarken ki mutluluğumdan anlaşılan ben bunu istemişim içten içe. Şimdi üçüncü çocuğumuza kalben hamile olmamın sonrasında, ona kavuşmayla tamamlanacak ailemiz. Biliyorum bizi zorlayacak ama zaten hiçbir şeyin kolay olmadığını deneyimledik biz. Çabaladık, üstesinden gelmeyi becerdik ve hala öğrenmeye devam ediyoruz. Yolumuz uzun.

11084239_10153284713691454_6284269152101897378_n

Hayat sosyal medya hesaplarımızdaki karelerde göründüğü kadar tozpembe ve o kadar da basit değil aslında. Hepimiz insanız ve sinirlendiğimiz, üzüldüğümüz bazen isyan ettiğimiz günler yaşıyoruz. Mesela kedi ve köpeğimin birbirine sarıldığı fotoğraflar ne kadar da güzel ama onların bakımı çok zor ve fazlasıyla özveri istiyor.

Biz bu iki güzel canı bulduk, zor durumdaydılar sahiplendik. Koskoca köpek, terkedilmekten dengesi bozulmuştu. İlk zamanlar eve, halılara çiş (bayağı bir kova su kadar), kaka yapıp, çocukların oyuncaklarını yiyip, tepemize zıplıyordu, keneleri vardı, çok kötü kokuyordu, vücudu yaralıydı ama en büyük yarası da kalbindeydi. Hepsini tedavi ettik, sabırla, sevgiyle.

11807116_10153629231681454_8619219692465780181_o

Kedi ise, parkta Poyraz’ın kucağına zıpladı, sarıldı ve inmedi. Poyraz parkta oynamak yerine, hiç kalkmadan, kardeşinin oyununun bitesini bekledi ve kediyi sevdi. Sonra da “o bana güvendi onu bırakamam, lütfen götürelim onu da” dedi. Gerçekten tam da bunu söyledi. Bu çocuğumuza ya da çocuğumuzun bize en büyük hayat dersiydi, nasıl bırakırdık kediyi? Aldık eve geldik. Arka bacaklarına tam basamıyordu. O da zamanla iyileşti.

Aman ne de harika bir tablo oldu, pırıl pırıl hayvanlar. Ama bu tablonun arka yüzünde üstlenilmiş olan çok büyük bir mesuliyet var. Mesela tatile gideceksiniz hayvancıklar ne olacak? Arkadaşınıza gidip geç saatte dönecek ve belki orada kalacaksınız ama köpişin gezdirilmesi ve ikisinin doyurulması lazım. Kılları dökülüyor, her gün ev süpürülecek. Taranacaklar, temizlenecekler, hastalanacaklar. Bazen hasta olduklarında evin her yerine kaka yapacaklar. Sabırla, sevgiyle yanlarında olmak gerekecek. Alerjim tavan yapmış durumda bazen nefes alamayacak hale geliyorum ama ilaç içip sarılıyorum onlara. Neyse bunlar normal geliyor bana, olması gereken bu, ama kolay değil.

Belki, tüm bunların yanı sıra, koruyucu aile olup, sonrasında çocuğumuzun var olan ailesi veya onlara geri dönmesi vs. gibi nedenlerle kendimizi çok fazla üzeceğimiz başka bir duruma da sokmuş olacağız. Varsın sokalım. Hayatın kontrolü hep elimizde mi ki? Hayatın kontrolünü bırakmak, ipleri gevşetmek, içimden gelen sesi dinlemek bana huzur veriyor. Zaten çoğu yerde kalıplara sokulup, o şekille var olmak zorundayken en azından kendi özelimizde, evimizde, sadece bize ait olan hayatımızda ipleri salalım, mutlu olalım, hayallerimizin peşinden gidelim, hayallerinin peşinden giden çocuklar yetiştirelim istiyorum.

IMG_6597

Evdeki ortaya karışık, çok türlü kalabalık bana öyle huzur veriyor ki demek ki ben buyum. İstediğin şeyi yaşıyorsan eğer, ne kadar zor olursa olsun mutlusun, çevrendekiler mutlu. Bizim ailemizin durumu da bu.

Nihal

2 yorum

  1. “Hayatın kontrolünü bırakmak, ipleri gevşetmek, içimden gelen sesi dinlemek bana huzur veriyor.” Evet bu cümle benim de cümlem olsun lütfen. Çünkü ipleri gevşetebilirsen eğer hayat sana fırsatlar çıkartır ya da hikayene süprizler katar. İpleri ne kadar sıkarsan o kadar kapatırsın bütün pencerelerini.

    İkinci çocuk için koruyucu ailelik bu aralar sıklıkla aklımdan geçiyor. Üstelik ben acaba kocam ne düşünür derken o da geçenlerde “aslında koruyucu aile olmak lazım, çocukların yurtlardaki şartları….” diye kendiliğinden konuyu açmaz mı 🙂 Hikayenizi büyük bir heyecan ve keyifle takip ediyorum. Şansınızın yolunda gitmemesi için hiçbir sebep yok. Bence çok tatlı bir 3. kardeş gelip sizi tamamlayacak ve bir gün yaşlandığınızda gururla izleyeceksiniz üzerinde bıraktığınız izleri.

  2. Hayata bakışınız o kadar yerinde ve doğru ki. Örnek alınası..
    Hayatlarımızın, hayatın bize getireceklerinin kontrolü zaten biz ne kadar uğraşsak da bizim elimizde değil, öyle olmuyor.
    O yüzden önümüze çıkana razı olup vardır bunda da bir hayır diyebilmek en büyük terapi. Böyle düşünebilince ne depresyon kalır ortada ne intihar ne mutsuzluk. Tabi insanız, zaman zaman taşar sabrımız ama özünde başımıza gelene razı olunca kalıcı mutsuzluk olmaz.
    Biliyormusunuz bu düşünce Allah katında da çok evlaymış.