3 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 36. Hafta

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Merhaba herkese,

Yeni bir haftayla yine buradayız. Artık herkes sanki 40 haftamız dolmuş ve bebek hala gelmemiş gibi davranıyor. Arayan “Hala doğurmadın mı?” diye başlayıp “Ne zaman geliyor?” diye bitiriyor. Geleceği zamanı, kimsenin önceden bilmek gibi bir yeteneğe sahip olduğunu sanmıyorum. Bunu her seferinde kibar bir dille anlatmakta zorlanıyorum. Bu durumu, evde çok uzun süre raporlu yatmamın ve yaklaşık 2 aydır her an her şey olabilir diye teyakkuzda bulunmamızdan dolayı, herkesin doğum gecikmiş olduğu düşüncesine kapılmasına bağlıyorum. Aslında daha 36.haftamızdayız ve normal süreçte 4 haftamız daha var önümüzde.

1457437135579

Tabii ki normal bir süreç yaşamadığımızın farkındayım ama insanların daha duyarlı olmasını beklemek de her zamanki gibi yanlış demek ki. Hamilelik sürecinde olsun, lohusalık sürecinde olsun insanların felaket tellallığı rolüne bürünmeye bayıldığını hepimiz biliyoruz aslında. Gerek kendi tecrübelerimiz gerekse etrafımızdan duyduklarımız, okuduklarımız bunun pek çok örneğiyle dolu. Neden böyleyiz diye çok sorguladığım bir dönemdeyim, neden negatif düşünceler saçıyoruz insanlara en ufacık iyi düşünceye ihtiyaçları oldukları anda? Bebekle ilk günlerin acemi bir anne olarak zor geçeceğini kabullenmek zorunda kalıyorum mesela.

Belki zor geçmeyecek. Belki senelerce özlemini çektiğim, yolunda ne zorluk ve acılarla savaştığım bebeğim yanımda olduğu sürece uykusuzluk ve acemilik yaşadıklarımın yanında solda sıfır kalacak. Belki onunla ilgili her zorluğu ben bir dervişin Hak yolunda yaşadığı sıkıntıları gördüğü gibi nimet gibi göreceğim. Neden karartıyorsunuz düşüncelerimi, neden ille de zorluk çekmemi istiyorsunuz? Bırakın o zorluğu çekersem ben yakınıyım yada yakınmama fırsat vermeyin “olur böyle şeyler” deyip beni sakinleştirin en iyisi.

Bu hafta biraz işin duygusal boyutundayım. Bebeğimle aynı bedende son günlerimiz artık biliyorum. Hep haftalar, aylar vardı önümüzde, artık günler var. Mutlu son yaklaştıkça bitmesin istiyorum bu günler. O tekmeler, sağdan sola ve soldan sağa dönmeler, küçük hıçkırıklar hiç bitmesin istiyorum içimde. Biraz bencilce bir düşünce farkındayım, içimdeyken yaşattığı inanılmaz mutluluğun kollarıma geldiğinde katlanacağının da farkındayım ama bugünlerde bende hava biraz dumanlı işte…

Daha fazla duygusallaşmadan, gözlerimin sulu sulu olmasının yerini yanağımdan süzülen yaşlara bırakmadan konuyu daha somut odaklara çeviriyim en iyisi. Bu hafta doktor kontrolümüz vardı. İlk defa NST’ye bağlandım bu hafta. Bağlı ve sırt üstü yatar durumda olmak pek güzel olmasa da bebeğimizin kalp atışları eşliğinde 20 dk geçirmek hamileliğin ilk zamanlarındaki hayalimdi. Hareketleri hissetmediğim o dönem kontrollerdeki kalp atışını duyduğum anlarım en kıymetli olduğu zamanlardı. Neyse ki şimdi içerdeki partiyi hissedebiliyorum.

Kontrolümüz iyi geçti. Büyümesi haftasına uyumlu devam ediyor. Başı dikişlere yaslanmış olarak yolumuza devam ediyoruz ve suyumuz miktar olarak üst sınıra yakın devam ediyor. Son iki haftada kilo almamış olmak güzeldi. Sonuna kadar da aynı hassasiyetle devam edip bu kiloda kapatabilirsek çok güzel olacak. +11 kg ‘dayız ve ben almasam da bebeğimiz kilo almaya devam ediyor. Bu sevindiriciydi. Bu haftalardaki çoğu gebenin aksine benim iştahımda kesilme yok. Hala çok iştahlıyım, o nedenle yemeği dizginlemek biraz zor olsa da elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Kasılmalarım bu hafta oldukça arttı. Hem ağır hem de hantal hissediyorum artık kendimi. Kasılmalar arttığı için tedirgin de oluyorum. Fark etmediğim bir şeyler olmasın diye sürekli bedenimi dinliyormuşum gibi geliyor. Doğum anında çok net sinyaller geldiğini bildiğim ve daha önce yaşamış olduğum halde hamilelik kuruntuları yakamı bırakmıyor.

Bu hafta annemi kaybedişimizin 2.yılı doldu. Zaman ne kadar çabuk geçiyor, acılar ilk günkü alevini kaybetse de o kor derinlerde bir yeri yakmaya devam ediyor. Hayatımda nasıl bir boşluk bırakıp gittiğini, hamileliğimin bugünlerinde daha iyi anlıyorum. O olsa her şey ne kadar daha keyifli, daha tamamlanmış olurdu, şimdi sanki bir yanım hep eksik…

Bu haftanın en güzel yanı iş arkadaşlarımın ziyaretiydi. Hem farklı konulardan konuşmak hem de ev ahalisi dışında insanlar görmek iyi geldi. Dağhan’la ikimizin çok da güzel fotoğrafları oldu bu vesileyle. Pozitif enerjileriyle, güleryüzleriyle çok iyi geldiler bana. Böylesi arkadaşlar, dostlar iyi ki varlar… Kapıyı çalmayı bırak telefonla aramaya bile vakit bulamayanlara inat çat kapı gelen dostlar candır…

Önümüzdeki hafta kontrolümüz var yine. Kontroller 10 günde bire düştü. Güzel haberlerle buluşmak dileğiyle…

Sevgiler,
Ayşenur

3 yorum

  1. Aysenur sen 38 haftayi tamamlarsin bu bebeyi de dogal dogumla dogurur misler gibi ilk.gunleri de gecirirsin..evet zorluyor ama hepsi geciyor bebek buyuyor sana tepkiler vermeye basliyor o zaman her sey unutuluyor..negatiflik yok pozitif dusun pozitif ol negatif insanlari takma lutfen..sevgiler

    • Sağol Melike:) Ne güzel moral verdin. 37’yi de bitirdik, söylediğin gibi sıra 38’de…

  2. Bir hafta önce dünyaya geldi ikinci bebeğim..hamileyken, hep takip ediyordum, hala merakla bakıyorum. Lütfen söylenen hiçbir negatif şeye kulak asma. Sen ne kadar pozitifsen, herşey o kadar yolunda gidiyor. Bebeğin nasıl olacağı, ilk günlerin ya da ilk ayların sana neler getireceğini de yaşamadan bilemezsin ama şimdiden de kendini negatif yüklemenin alemi yok. bence çoooook güzel günler geçireceksiniz birlikte..ne çok uzak yollardan geliyor o kıymetlin sana. bir gece uyumadığında “of neden uyumuyor” diye düşünmektense, “e o da yorgun, nerelerden geldi, ne zorluklar atlattı” diyorum..çok daha kolay oluyor böylesi..güzel doğumlar diliyorum..
    sevgiler,