5 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü, 37. Hafta

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

Yeni haftamızdan selamlar,

Bu haftalara ulaşmış olmaktan çok mutluyuz. Çok şükür ki tehlikeli zamanları geride bıraktık. Beklemediğimiz, başka bir aksaklık olmazsa artık her gebenin beklediği gibi son hafta(ları)mızı yaşıyoruz. Bugünlere gelmiş olmak, doğumun nasıl olacağını konuşmaya başlamış olmak, hastane seçimine karar aşamasına gelmiş olmak gibi olağan prosedürleri önümüze getirmeye başladı. Ne güzel şeymiş arkana yaslanıp doğal süreçlerden bahsediyor olmak.

Bu hafta kontrolümüz vardı. NST, kilo ve tansiyon kontrolü rutinlerinden sonra bebeğimizin ölçümleri yapıldı. Tüm detayları hamileliğin en başından beri sorgulamıyorum biliyorsunuz. Tek sorum oluyor; “herşey yolunda mı, bebeğim sağlıklı mı?” Cevap olumluydu çok şükür. Artık dikişleri almamızın gerektiği zamana geldik. Bu görüşmenin esas konusu bu oldu. “Dikişleri ne zaman alalım?” Dikişleri aldıktan sonra doğum hemen de başlayabilir, 10 gün sonra da…

1458026902937

Beni son günlerde bir telaş aldı. Bebeğimle tek vücut olduğumuz günlerin sonuna yaklaşırken, onunla geçirdiğim her an çok kıymetli olmaya başladı. Hormonların bir oyunu mu bu yoksa daha önce bebeklerimden kötü şekilde ayrılmış olmamın bende bırakmış olduğu etkisi mi bilmiyorum ama şu günlerde doğmasın, hep içimde kalsın istiyorum. Sağlıksız bir düşünce biliyorum ama önüne geçmekte zorlanıyorum. Sanki benden ayrılınca aramızdaki bağ zayıflayacakmış gibi geliyor. O bağ zayıflamaz değil mi?

Durum böyle olunca, aklımca doğum zamanını geciktirebilmek için dikişlerin alınış tarihini ertelemek için elimden geleni yaptım. Ama pek başarılı olamadım. Doktorum sakin sakin dikişlerin görevlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, daha fazla zorlamamamız gerektiğini, bebek ve suyun ağırlığı arttıkça dikişlerin zorlanması söz konusu olacağını anlattı. Bilim karşısında boynumuz kıldan ince, ne dersen kabulümüz dedik.

Bu noktada şuna değinmeden geçemeyeceğim; güvendiğin, inandığın bir doktorla bu yolda olmak ne kadar önemliymiş. Son günlerde o kadar çok şükrediyorum ki, doktorumuzun bizimle olması da en büyük şükür nedenlerimden biri. Önümüze çıkan her köstekte bize doğru yolu gösterdiği, bizimle ağlayıp bizimle güldüğü için iyi ki tanımışız diyorum. Ve güven gerektiren noktalarda koşulsuz güvenebileceğin bir doktorun elinden tutması o kadar önemli ki… 6 yıldır bizimle olduğu için ne kadar şükretsem, O’na ne kadar teşekkür etsem az biliyorum.

Önümüzdeki hafta dikişlerin alınmasına ve normal doğum sürecini beklemeye karar verdik. Normal, doğal doğumu istemek, beklemek ne kadar uç bir kavram olmuş toplumumuzda şimdi daha iyi anlıyorum.

Ben hep en azından kendi çevremdeki kadınların doğal süreç yanlısı olduğunu düşünürdüm nedense. Ama öyle değilmiş. Neden sezaryen istemediğime dair beyanatlar kabak tadı vermeye başladı bende. Neredeyse herkes çekilen onca sıkıntıdan sonra bebeğe daha “kolay” yoldan kavuşmanın daha mantıklı olduğunu düşünüyor ve hararetle savunuyor. Hemen hemen her gün benzer içerikli telefon konuşmaları ve yazışmalar yapmaktan da sıkıldım açıkçası. Bir aksilik olmazsa, her şey yolunda giderse bebeğimizi normal doğumla kucağıma almak istiyorum (nokta)

Bu kadar basit aslında, bir anne adayının kararına saygı duymak neden bu kadar zor ve neden herkes üstüne vazifeymiş gibi bu konuda fikirlerini, zorlama derecesinde dayatmak zorunda? İnsan ilişkilerinde anlam veremediğim çok nokta var, kişisel alanlara bu derece müdahaleyi kendinde hak görmek de bunların başında geliyor. Hormonsal dengem de bir savaş vermek için müsait olmadığından (!) ya sessiz kalıp soruları savuşturuyorum ya da kendimi anlatmaya çalışıp yine bir noktadan sonra pes edip kabuğuma çekilmeyi tercih ediyorum.

Gelgitlerle dolu bir hafta oldu benim için diyebilirim. Gebeliğin son zamanları, herkeste mi böyle yoksa bana özel bir durum mu bilemedim. Bir yandan karnımda benden bir parça olmasına alıştığım bebeğim hep orda kalsın istiyorum, diğer yandan da O’nu artık kollarıma almak istiyorum. “Daha doğurmadın mı?” diye arayıp soranlara uçan tekme atmak istiyorum. Kimse aramazsa da neden kimse arayıp, sormuyor diye hayıflanıyorum! Böyle uçlar arasında dolaşıyorum.

Bu hafta en keyif aldığım şey; artık kucaklayabildiğim göbeğime sarılıp, sessiz bir yerde uzanıp, oğlumla ilgili hayaller kurarak uykuya dalmak… Hala vaktimiz varken bir süre daha bu anların tadını çıkarmak… Tek hedefim bu ara…

Sevgiler,
Ayşenur

5 yorum

  1. Ne güzel Aysenur sonuna geldin artik.sevgiyle saglikla kavus yavruna…Bak kavus diyoruz şuanda her ne kadar bebegin senin icinde olsada kavusmak icin dısari cıkması lazım.hormanal olarak boyle hissetmen normal çünkü korumak istiyorsun onu…Buna hazırlanmak icin oyuncak bir bebeği yada peluş yumusak bir seyi bebeğinmiş gibi omzuna al pış pışla ve sanki oglusünmuş gibi yap cok iße yarıyor.

  2. Aynı haftadayız sizinle, benim de yarın 37. Haftam doluyor. Hele ki yaşadıklarınızı okuduktan sonra her hafta merak eder oldum sizi, acaba yazdı mı diye yolunuzu gözlüyorum Bu hafta birebir aynı hislerdeyiz, ay ben bunu doğurmayayım burda kalsın içgüdüsel sanırım ve doğum yaklaştıkça da alevleniyor. Kişisel alan ve aman canım sezeryan olsun ne olacak insanları konusunda da kesinlikle size katılıyorum, hala sen doğurmadın mı tayfasına da ay ben çok memnunum hamile olmaktan keşke filler gibi olsaydık biz de 2 sene sürseydi hamileliğimiz diye dumur ediyor ve çok eğleniyorum Şaka bir yana herşeyin yolunda olmasına çok sevindim, dualarım sizinle

  3. Sizi bu blogla tanıştığım günden beri merakla ve heyecanla takip ediyorum. Yaşadıklarınızın yanında hiçbir şey ama ben de hamileliğim sırasında amniyosentez olmak durumunda kaldım , sizden yaklaşık bir hafta öndeydim ve ben de bir erkek annesi olacaktım bu sebeplerle sanırım sizi kendime çok yakın hissettim yazınızı bir hafta görmesem müthiş bir merak kapladı içimi. Ben 4 günlük bir anneyim artık tam 38. Hafta geldi bebeğim. Aynı sizin gibi onun içerde kalmasını istedim ama gelmesi bambaşka kokusu bambaşka sevgisi bambaşka. İnanılmaz bir sevgi bir an önce tatmanizi dilerim. İstediğiniz gibi bir doğum olsun. Kollarinizda olmasi bir harika kelimeler gercekten yetersiz kalıyor. Oğlunuzu sağlıklı olarak bir an önce kollarınıza almanız dileğiyle

  4. günaydın Ayşenur , çok sevindim bu haftalara gelenilmene dikişli bir hamile olarak , Ümit veriyorsun bana ve benim gibi olanlara , dikişlerini aldırmak için anestezi yaptırdın mı ? Yoksa direk o hiç sevmediğim koltuğa oturup alınmasını mı izledin ? 🙂 ben daha 26. Haftadayım inşaallah bende görürüm 37. Haftaları , havalar güzelleşince evde durmak zor oluyor , normal doğum yanlısı biri olarak inşaallah herşey yolunda gider ve bir avazda doğurursun :))

  5. Merhaba Ayşenur,
    Masal doğalı bir sene oluyor ben hala fırsatım olsa içime geri koysam diyorum Allah yardımcın olsun.Sevgiler