4 Yorum

Ezgi’nin Gebelik Günlüğü, 34. Hafta

Yazar Hakkında

EZGİ BERK– Severek aldığı tarih eğitimi sonrası kendini eski çağlara ait kitaplar arasında çalışırken buldu. Hâlâ tarih kitapları arasında çalışmakta, satır aralarında insanların duygu ve davranışlarını aramaktadır. Aynı zamanda eğitim hayatının hangi evresinde kaybettiğini hatırlamadığı zengin hayalgücünü tekrar keşfetmek için çocuklarla çalışıyor. Bazen de çocuklar olmadan, çocuklar için çalışıyor. Çocuk edebiyatı tutkunu. 27 yaşında ve ejderhalara inanıyor.

Ezgi’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

Bugün de ölmedim sevgili gebelik günlüğüm. Bu hafta Ankara’daydım. Cuma günü İstanbul’dan arkadaşlarımız geldi. Cumartesi, günübirlik Ankara’ya gidip tekrar bize geleceklerdi. Ben de hem Ankara’yı hem de Ankara’daki arkadaşlarımı çok özlediğimden “hadi biz de gidelim!” dedim Barış’a ve düştük yollara. 2 yıl aradan sonra yeniden Kızılay’da Konur Sokak’ta, Aspava’da, Kuğulu Park’ta olmak nasıl da iyi gelmişti. Cumartesi akşamı döndük, Pazar günü de gırgır şamata gezdik, mis gibi dağ havası alacağımız yerlere gittik, akşam da bir güzel balık yiyip iki hamile kadın olarak bebelerimizi besledik. Besliyorduk ki Ankara’da patlama haberini aldık. Çok, çok üzüldük.

Çok üzüldüm. O kadar üzüldüm ki tıpkı 10 Ekim patlamasındaki gibi, tıpkı Tahir Elçi’nin öldürülmesindeki gibi, tıpkı daha üç gün önce Fırat’ın doğusunda çırılçıplak soyularak duvar dibine çömeltilmiş erkeklerin görüntüsünü bir an da olsa gördüğüm zamanki gibi, tıpkı bombaların düştüğü illerdeki evleri, solan yaşamları gördüğüm zamanki gibi, tıpkı bir evin bodrumunda yanan cesetleri duyduğumdaki gibi, tıpkı çocukların yanarak öldüklerinde kimlikleri tespit edilebilsin diye boyunlarına pirinç isimlikler taktığını okuduğumdaki gibi, tıpkı askerin evdekilere “istersem tecavüz etme yetkim var” dediği videoyu izlediğimdeki gibi, tıpkı Suruç gibi… Bunların hepsi ama hepsi 34 hafta içinde oldu.

Bir avuç kötülükten başka bir şey düşünmeyen sürünün devleti ele geçirip terör estirmesiyle oldu. Devlet terörü ve adaletsizliği el ele sivil terörü doğurdu. Rüzgâr ekip fırtına biçtiler. Fırat’ın doğusu savaş halindeyken batısının “hiçbir şey yokmuş gibi” hayatına devam edebilmesi mümkün müydü? Değil işte. Bu nedenle barış barış diyip duruyoruz ve terörist ilan ediliyoruz. Amerika Büyükelçiliği’nin patlamayı önceden duyurması ve bu bilgiyi Türkiye devletinden aldığını söylemesi de devletin bunu bildiği ve engellemediğini ayan beyan ortaya döktü. Demek ki devlet bunu istiyor. Birileri gelip başkentini patlatsın diye savaş açtığı bir halk var kendi topraklarında. Devlet terörü bitmediği sürece hiçbir vatandaş hiçbir yerde güvende değil. Barış istemekten başka bir çarem yok elimde. Herkes için hemen şimdi barış!

Toprak, böyle karanlık günlerden çıkıp da gelecek dünyaya. Ben ona buranın güvenli bir yer olduğunu anlatmaya çalışacağım, ama buralar güvenli değil. İyiden iyiye kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde bir yandan erkenden doğacakmış gibi hissediyorum, bir yandan doğmasın henüz istiyorum. Tüm duygularımı hissettiğini biliyorum ve kaygı dolu bir insan yarattığım için kendime kızıyorum. Ama hayır, suçlusu ben değilim. Bu süreçte hep barış istedim, elimden gelen tüm çabayı da bu yönde kullandım.

1458565980622

Uzun uzun yıllar sonra bir gün bugünleri sorarsa Toprak “senin hamileliğin bir direniş zamanıydı yavrum; alışmaya karşı, ölüme karşı bir barış mücadelesiydi.” diyeceğim.

Oysa ben bu hafta size Okulsuz Büyümek kitabından bahsedecektim. Güneşe Selam posterimden. Bebeğin iyice aşağıya baskı yapmasına azıcık telaşlandığımı anlatacaktım, sanki doğacakmış gibi hissettiğimden. Uzun uzun Ankara gezimi, arkadaşlarla gittiğimiz güzel mekânları anlatıp Düzce’ye özendirecektim sizi. Baharın açtırdığı çiçeklerden, mis gibi havadan bahsedecektim.

Ama yaşadığımız topraklarda vatandaşına savaş ilan etmiş bir devlet varken nasıl bahsedeyim bunlardan? Midem bulanıyor bunca adaletsizlik, haksızlık, ölüm ve vahşet içinde yaşamaktan. Azıcık yüzüm gülecek olsa kendimden utanıyorum. Eğer hamilelerin dilekleri kabul oluyorsa gerçekten hemen ölümlerin durmasını, savaşın bitmesini, barış ortamına geçmeyi ve koca ülkedeki her bir insanın tek tek içinin sevgi dolu olmasını diliyorum.

Ezgi

4 yorum

  1. Çok güzel dilekler Ezgi, çok güzel …..

    • Teşekkür ederim Ayten Hanım, benim hâlâ gerçekleşeceğine dair umudum var…

  2. Çok güzel yazmışsınız Ezgi Hanım. Ahhh ahh. Benim içimde artık umut yok ve en kötüsü de bu biliyorum. Ama kalmadı ne yapayım.

    Bir Toprak Annesi