0 Yorum

Gökçe M’nin Üçüncü Gebelik Günlüğü, 20. Hafta

Yazar Hakkında

GÖKÇE – Çilek kedisiyle ve kız kardeşiyle başına buyruk bir hayat sürerken iş yerinde Özgür’le tanışıp flörtün birinci yılında evlenen, ikinci yılında hamile kalan, üçüncü yılından sonra aileyi büyüttükçe mutluluğunu katlayarak çoğaltan 36 senelik profesyonel mutluluk arayışçısı. 9 yıllık evlilikleri boyunca işe yakın oturabilmek pahasına 6 ev değiştirdiler, şu anda iki kızları ve kedileriyle Şişli’de yaşıyorlar. İkisi de tekstil mühendisi, ikisi de sektörün sürekli şikayetlenen gönüllü kölelerinden. Bir gün bu esaretten kurtulduklarında ne yapacaklarını şaşırmamak için planlar yapıyorlar. Ablaları gibi sürprizle gelen üçüncü meleklerini arabanın neresine oturtacaklarını bilemiyorlar ama buna rağmen çok heyecanlı ve mutlular.

Merhabalar,

Bu hafta doktor randevumu en sonunda aldım ve tekrar gittim yeni doktorumuza. Bu hamileliğimin en pozitif hamileliğim olduğuna inandığım için mi işler yolunda gidiyor, yoksa gerçekten bizi melekler mi koruyor bilemiyorum. Doktoru doğru seçtiğimize bir kere daha kanaat getirdim.

Öncelikle testlerimi kontrol etti. “Hımm toksoplazma geçirmemişsin evde kedi yoktu değil mi?” dedi. “Var ama 2 de gebeliğim oldu, sorun çıkarmaz aşıları tam Çileğin” dedim. “Alakası yok onunla,” dedi “kumunu eldivenle maskeyle temizlesen iyi olur” dedi. Her ihtimale karşı tatlı bir dille uyarması hoşuma gidiyor. Çok sakin bir adam. Zorlamıyor, korkutmuyor.

Sorularımı telefona not almıştım, ilk gebeliğimden beri randevuda unutmamak için sorularımı ay boyunca not alırım. İlk gebeliğimdeki suratsız doktorumun bana öğrettiği tek faydalı şey bu olabilir. Mesela alt taraftan dikişlerim açılıyormuş gibi geliyordu, görüntüde kızarıklık var gibiydi, onu sordum ilk etapta. Baktı, hiçbir sorun yok iyi yapılmış bir sezaryen gibi duruyor dışarıdan dedi. Önceki hastanelerimi sordu. Onları not aldı. “Neden soruyorsunuz?” diye sorduğumda “sezaryenler nasıl yapılmıştır diye bir fikrim olsun isterim” dedi.

İleri düzey ultrason yaptırıp yaptırmayacağımı sordu. “Randevunu 2 hafta sonraya al istersen” dedi. Kendisiyle randevuma da ondan bir 4 hafta sonra geleceğimi söyledi. Sonra çıkınca ayrıntılı ultrason için doktoru aradık fakat randevu almak mümkün olmadı. Başka bir doktordan randevu aldım, haftaya da ona gideceğiz bakalım, şüpheli bir şey çıkarsa diğer doktoru tekrar zorlarım bir karar vermeden önce diyorum. Nasıl da korkuyoruz, nasıl da çağırıyoruz kötü ihtimalleri aslında, yaşımızdan dolayı mı, yaşadığımız dönemden dolayı mı, yediklerimizden içtiklerimizden midir? Daha sakin olmamız lazım, daha sakin olmalıyım.

1458716699427

Doktoru görmediğim 1 aylık süre zarfında sadece 1.5 kilo almışım. Vitamini bırakmak kilo açısından işime yaradı umarım bir şeyleri eksik yapmıyorumdur. Bebeğin eksiği kalmasın diye hiç sevmediğim balık ve sütü de alıyorum, daha ne yapayım?

Muayenemiz olumlu geçti, boncuk kızım bir hafta kadar önde çıktı, onun dışında da diğer bütün detaylar olumluydu. Çok da sormadım kaç kilo, kaç cm, suyum nasıl, plesantam nerede falan diye. Zaten 1 hafta sonra ileri düzey ultrasona gireceğim, orada her detayı göreceğiz hep beraber. Sadece top kafalı kızımın kafasına baktım bir ifadesini görmeye çalışarak. “Bana neden öyle vuruyorsun kızım” dedim. “Çok aşağılara vuruyorsun hep, az yukarı tekme at oralar daha az hassas” dedim.

“Sezaryen olursa ne kadar bekliyorsunuz” sorumu çok garip karşıladı doktorum. Bu beni çok mutlu etti. “Tabii ki miadını bekleriz neden beklemeyelim ki” gibi bir tepkiyle karşıladı. “Benim de istediğim buydu çok sevindim” dedim. Neden o kadar sevindiğime de şaşırdı. İkinci sezaryende 38 haftada aldıklarını ve çok küçük olduğu için ilk günler güzel ememediğini anlattım. Bunda son dakikaya kadar beklemek istediğimi belirttim. Sorun çıkmazsa onun için sorun olmadığını söyledi. Bakalım şimdilik yolunda gibi her şey.

İki haftadır genel olarak çok arabeskim, romantik komedi filmlerini yeniden izliyorum, şarkılar dinliyorum, bir rakı sofrası hayali kuruyorum/dum. Geçen hafta Özgür’le her zaman gittiğimiz meyhanemize gittik ben dayanamayınca. Soframızı kurduk, Özgür’ün rakısına çayla eşlik etmek tam hayal ettiğim gibi olmadı ama bir yandan da gerçekten rakının sofrasına aşeriyormuşum. Çok iyi geldi. Sohbet iyi geldi, sofrada topik görmek iyi geldi, rakının kokusu iyi geldi, kocamla 8 yaş üzeri konular konuşabilmek iyi geldi.

Sonra bu yorgun hamile iş çıkışı çok da dayanamadığı için çocuklar uyumadan eve yetişmeye çalışalım bari diyerek gerçek hayatımıza döndük. Tatlı, güneşli ve mutlu hayatımıza…

————

Ben bunu yazdıktan sonra Ankara’da yine bomba patladı. Bazen ne için uğraşıyoruz diyorum. Bazen de bebeklerim için dört elle sarılıyorum hayata. Bu hafta İzmir’e gidecektim, kalp krizi geçiren anneannemi görmeye. Sonra ağırlaşırsam da gidemezsem diye bu haftaya bilet almıştım. Ama şu anda ne yapacağımı bilemiyorum. Sürekli yeni bir bomba için tarih vererek yazılar geliyor mailden, whatsapptan, facebooktan vs. Ben çok korkuyorum.

Ben kendim için korkuyorum. Ben yokken çocuklarımın başına bir şey gelmesinden çok korkuyorum. Aynı şekilde kendi başıma bir şey gelmesinden de korkuyorum. Yalnız kalırlarsa diye. Bu dünyada yalnız kalırsak diye. Bencil olmayın diyenleri de anlayamıyorum. 4.5 kişi+1 kedilik küçük bir dünyam var, biçare bunu korumaya çalışıyorum. Nasıl bencil olmayayım. Hepimiz bencil olsak keşke. Keşke hepimiz kendi güvenli alanımızı koruyabilsek.

İyi haftalar,
Gökçe